29 Nisan 2008 Salı

yen ya da kümeye

Ligue 1'de sezonun sona ermesine üç maç kala Metz ve Strasbourg (büyük bir mucize olmazsa) küme düşen takımlar. Muhtemelen gelecek sezon yine Ligue 1'e yükselirler. Her ikisi de "asansör takım" sözcüğünü tam olarak karşılıyor. Küme düşecek son takım için ise üç büyük aday var; Paris SG, Lens ve Toulouse'un puanları eşit. NBA playofflarında serinin son maçı için yayıncı kuruluşlar "yen ya da evine dön" sloganını kullanırlar. Bu haftasonu da bu tarz bir maç var. Toulouse evinde Paris Saint Germain ile oynayacak. Bu maçı kaybedenin işi zor...

gol haberi gelince...

Gözler sahada, kulaklar diğer maçta. Championship'te Hull, Crystal Palace karşısında öne geçince, doğrudan Premier League'e çıkma şansını kaçıracak olan Stoke City taraftarı adam ve oğlu üzgün...

doğu'da playoff

"Burası play-off burada herşey olur" misali bu yılki playofflarda da kolay geçmesi beklenen serilerde favoriler için işler zor geçiyor. Herkes Boston ve Detroit için işlerin kolay geçeceğini söylüyordu, tahmin ediyordu. Fakat serilerde ilk dört maç geride kaldığında işlerin öyle olmadığı görüldü. Atlanta 10 sayı geriye düştüğü bu geceki maçın dördüncü çeyreğinde toparlanmayı ve iyi savunmasıyla kazanmayı bildi. Philadelphia da Detroit'i oldukça zorlayacağını hatta işin yedinci maçta bitebileceğinin sinyallerini veriyor. Orlanda ile Cleveland'ın, Toronto ve Washington serileri daha kolay aşmaları, Doğu'da Detroit-Boston finali öngörüsü gerçekleşmeyeceği konusunda beni umutlandırıyor. (Postun sahibinin isteği bir Boston-Orlando finalidir diye belirtelim...)

espn magazine 10. yıl kapakları - X

28 Nisan 2008 Pazartesi

geleneğin kayboluşu...

Dünkü Galatasaray-Efes Pilsen maçını seyredince bir kez daha Efes'in bu ligi ikinci sırada bitirmesini hayretle karşıladım. Daha doğrusu bu kadar kopuk basketbol oynayan bir takımın bu oyunana ters istikrarlı bir şekilde ligdeki konumunu sürdürebilmesini anlayamadım. Son 2,5 sezondur geçmiş yıllardakinden farklı bir Efes var sahada. Eskiden maçların başında yakaladıkları farkları, sert savunmalarıyla maç boyunca koruyabilen bir takımdı. -ki Efes Pilsen'in başarısının temelinde de bu yatıyordu- Şimdi ise 15 sayılık bir farkı 2 dakika içerisinde kapatmanız mümkün Efes Pilsen karşısında. Dün Galatasaray bunu yaptı, bir önceki hafta Darüşşafaka da 22 sayı geriden gelip Efes yeniyordu ki maçın süresi izin vermedi. Bu sezon bu kadar farklardan çok maç verdi Efes. Play-off'ta da muhtemelen gel-gitleri sıkça yaşayacaklar. Eskiden savunma yaparak maç kazanan o savunma sertliği artık yok olmuş. Efes Pilsen'in basketbol kültürüne ters olarak savunma yaparak değil, atarak kazanmaya çalışan bir takım var. Sezon başında kurulan takım ile birlikte çok atarak kazanmak isteyen bir kimya oluşturulmaya çalışılmış olabilir. Ama sadece atarak değil, savunma yapılması gerektiği gibi en basit kuralı es geçerek bir yerlere gelmek mümküğn değil. Efes Pilsen bu felsefe ile Türkiye Kupası'nda yarı finalde elendi, Euroleague'de son sekizi göremedi. Muhtemelen Türkiye liginde de benzer şeyler yaşanacak. Ülker'in yıllarca yaşadığı yeni kadrolarda her yıl başarıl elde etmeyi beklemek Efes Pilsen'in de kaderi olacak gibi. Tabii eğer başta doğru bir coach seçimiyle birlikte kendini en tepeden aşağı kadar yenilemezlerse...

27 Nisan 2008 Pazar

kurtuluş çin'de!

2000'li yılların başında oynanan CM oyunlarının favorisiydi Emmanuel Olisadabe. Polonya futbol tarihinde milli takımda oynayan ilk siyahi futbolcuydu. Zaten bu sayede de Polonya Milli Takımı'nın en dikkat çeken oyuncusuydu. Başarılı bir Polonya kariyeri onu PAO'ya transfer ettirdi. PAO'da başarılı bir 3 yılın ardından sakatlıklarla uğraşmaya başladı. Özellikle dizinden yaşadığı kronik sakatlık onu hem PAO'da hem de Polonya Milli Takımı'nda tercih edilmeyen yaptı. Bunun sonucunda da son 3 yılda toplam 12 maçta ve 4 değişik takımda forma giymek zorunda kaldı. Mart ayı başında Dalian Shide tarafından denendi fakat sizindeki sakatlık nedeniyle risk alıp sözleşme imzalamadılar. Fakat şansı yaver gitti ve bir başka Süper Lig takımı Henan Jianye ona bir şans verdi. O da ilk 3 maç geride kalırken attığı 2 golle bu şansı iyi kullanmış gözüküyor. Kim bilir atacağı goller ona tekrar Avrupa yolunu açacak...

tekrar ligue 1'de...

2006-2007'de değişik bir sezon yaşamışlardı. Sezon öncesinde iyi transferler yapıp, adam gibi bir kadro kurmuşlardı. Fakat işler istedikleri gibi gitmedi ve son üç içerisinde yer alıp, Ligue 1'e veda ettiler. Derken kulüp el değiştirdi. Polonyalı Waldemar Kita kulübün yeni sahibi oldu. Ligue 2'de sezona çok iyi başladılar. Hatta sezonun ilk yarısının tamamını lider götürdüler. Daha sonra zirveyi Le Havre'a kaptırdılarsalar da sezonun tamamında 2.likten aşağı düşmediler. Sezonun bitimine de 3 hafta kala Ligue 1'e geri dönmeyi garantilediler. Olympique Lyon'dan önceki son şampiyon bakalım gelecek sezon ne yapacak?

espn magazine 10. yıl kapakları - IX

muricy ramalho

Olay başta bizim olmak üzere dünyanın tüm ülkelerinde yaşanan bir klasik. Bir nevi Ömer Üründül'ün Zico takıntısının bir sonucu olarak her daim Brezilyalı hocayı eleştirmesinin bir benzeri. Sao Paulo teknik direktörü Muricy Ramalho, son iki yıldır Brezilya şampiyonu olmalarına, Libertadores'de final oynamalarına karşın devamlı olarak eleştirilmekten sıkılmış. Ailesiyle de konuşmuş, yurtdışında teknik direktörlük yapmayı düşünüyormuş. Buna neden olarak da "ağzı olan konuşuyor, teknik direktörlük yeteneği olmayan insanlar beni eleştiriyor" demiş. Geçen haftaki Palmeiras maçında yaşananlar da eklenince Ramalho'nun sigortaları atmış gibi. Brezilyalının bundan 10 yıl öncesinde bir Hong Kong tecrübesi bulunuyor. Uzakdoğu'da geçirdiği tek sezonda şampiyonluk sevinci de yaşamış. Ramalho'nun on 4 yılda hem Internacional hem de Sao Paulo'da yaptıkları ile Avrupa'da iş bulması güç değil...