16 Temmuz 2008 Çarşamba

guardiola'yla ilk antrenman

Barcelona'da yeni sezon başladı. Rijkaard'ın 2 lig, 1 şampiyonlar ligi şampiyonluğu getiren kadrosunun ana lokomotifleri Ronaldinho, Eto'o ve Deco, 2009 model Barcelona'da olmayacak. Guardiola ile birlikte başta ortasahası olmak üzere yepyeni bir Barca var. Guardiola'nın sezon boyunca rahat olmayacağı bir gerçek. Joan Laporta, Rijkaard'ın ilk sezonundaki rahata sahip değil, kredisi neredeyse hiç yok. Durum böyle olunca Guardiola'nın başarısı ya da başarısızlığı sadece kendisini değil, Laporta'nın da kaderini çizecek. Üstelik Ronaldinho'yu Milan'a neredeyse sudan ucuza sattılar.-City'nin teklifiyle karşılaştırınca- Barcelona için ilginç geçmeye aday sezonun ilk antrenmanından resimler ile postu sonlandıralım...



15 Temmuz 2008 Salı

olimpiyat öncesi pekin manzaraları #3

Oyunlar boyunca 21 bin basın mensubunun görev yapacağı tahmin edilen medya merkezi.

ilk maç: double-double

Chris Kaman, Almanya forması ile ilk resmi maçına Yeşilburun (Cape Verde) karşısında çıktı. Aldığı süreyle orantalı olarak fena bir maç çıkarmadı. Rakibinde zayıf olduğunu göz önüne almak lazım.

20 Dakika; 10 sayı, 1 asist, 10 ribaund, 3-5 ikilik, 4-4 serbest atış


Fotoğraf: AP

'futbolistas': futbol ve latin amerika

"Bu kitabı yazma fikri ortaya çıktığında, bu kadar büyük bir yankısı olacağını düşünememiştik. Birdenbire etrafı bu kitabın ateşi sardı adeta. Haber bir dalga gibi yayıldı ve çok sayıda solcu, kadın ve erkek, değişik yazı biçimleri, değişik konular ve futbola duyulan sempatiyle, 'Futbolistas'ta, yaşamda ikincil olmakla beraber bir o kadar da önemli olan yan unsurları bir arada topladılar. Avrupa ve Latin Amerika'dan eylemciler, gazeteciler, sendikacılar, müzisyenler, avukatlar, sinemacılar, tarihçiler, sosyal bilimciler ve kalkınma projelerinde aktif olarak yer alan kişiler, klasik futbolun neredeyse uzmanları olarak karşımıza çıktılar. Basın, futbolun sisteme dayalı yüzünü kitlelere sunup, savunmaya devam edip, FIFA da herkesi Coca Cola içme konusunda ikna etmeye devam ederken, 'Futbolistas' futbolun başka bir yüzünü ortaya koyacaktır. Maradona'nın bir zamanlar dediği gibi: 'Biz futbolcular, sürekli üzerimizde çok baskı olduğundan yakınırız. Baskı, ancak evlerine beş peso getirip çocuklarını geçindiremeyen insanların üzerinde olur. Binlerce dolar alıp, sahaya çıkıp oynuyoruz ve ağzımızı açınca stresten bahsediyoruz… Stres bu ülkede, sabahın altısında kalkanlar içindir, lanet olsun ki.'"
Dario Azzellini – Stefan Thimmel

Otonom Yayıncılık Dünyanın Yerlileri dizisi,

espn kapakları #1

04 Mayıs 1998

artık celtic'de

Galatasaray'daki II. Fatih Terim döneminin Felipe ile birlikte bahtsız iki oyuncusundan biriydi Gabriel Tamas. Özelinde Real Sociedad maçı, genelinde de bütün şampiyonlar ligi karşılaşmalarındaki performansı onun Türkiye kariyerinin 6 ayla sınırlı kalmasına neden olmuştu. Galatasaray tarafından Spartak Moskova'ya satıldı. Moskova'da Celta'ya, Celta'dan da Auxerre'e gitti. Auxerre'de geçirdiği sezonun ardından Gordon Strachan tarafından beğenilmiş olmalı ki sezonun 2. transferi olarak Glasgow'un yolunu tuttu. Farklı bir kariyer gelişimi söz konusu Tamas için. İskoçya'da göstereceği performans onu Ada'nın büyük ligine taşıyabilir...

"major lig" dedikleri

Futbolun yeni kıtalardaki gelişimiyle pek işimiz olmadığından, arada sırada oralarla ilgili haberler yapıldığında, söz konusu haberlerde absürdlüklere rastlayabiliyoruz. Örneğin yukarıya koyduğumuz Hürriyet'in bugünkü Hakan Şükür haberi gibi. Haberi yapan arkadaş, ligin adını bir çırpıda "Major Lig" olarak çevirmiş. Hani anladım Major Soccer League olarak yazmak gavurcu oluyor. En azından "ABD Futbol Ligi" benzeri adam gibi birşey yaz. Bunu geçtik yazıdaki bir başka yanlışlığa takıldık. MLS'de grup değil, konferans uygulaması söz konusu. Hani ha grup, ha konferans ne farkı var denilebilir. Önceden konferanslar kendi içerisinde gruplara ayrıldığından, "Doğu grubu" tanımlaması en kötüsünden bir anlatım bozukluğunu ifade ediyor.

Takıldıklarım arasında Radikal'den Efkan Bucak'ın "LA Galaxy ve David Beckham" eksenli bugünkü yazısı da bulunuyor. Bucak yazısının sonunu ligin genel klasmanına bağlayarak doğu takımlarından birinin şampiyon olacağını düşünerek bitirmiş. Efkan Bucak'ın düşüncesine bir itirazım yok. Yalnızca playoff sisteminin şampiyonu belirlediği bir ligde -ki üstelik şampiyon tek bir final maçı ile belirleniyor- genel klasmanda lider olmanın çok da önemli bir avantajı yok. Bucak'ın bu sistemi bilmediğini düşünmüyorum. O zaman neden böyle bir yargıya varmış onu anlayabilmiş değilim. Gerçi konuları yüzeysel geçerek sonuçlara varmayı çok seviyoruz. Uğur Meleke'nin dünkü yazısında Salary Cap'dan bahsederken Avustralya ligini örnek vermesi gibi. Meleke, Avustralya ligini örnek vermesine veriyor ama salary cap nedeniyle yaşanılan zorlukları da yazmadan geçebiliyor. Neyse böyle devam edersek bu post bitmez. Biz aptal okuyucu olarak yazılanlara "he" deyip geçelim...

olimpiyat topu

yeşil sahadan kiliseye

Chase Hilgenbrinck'in ismini bu sabaha kadar bilmiyordum. MLS sitelerini turlarken karşıma çıktı onun ilginç hikayesi. 82 doğumlu bu Illinoisli arkadaş, Clemson Üniversitesi'ni bitirdikten sonra MLS Draftında kendine yer bulmayınca radikal bir karar ile futbol hayatını Şili'de sürdürmeye karar verir. 2004 yılında Club Deportivo Huachipato ile sözleşme imzaladıktan sonra ikinci lig ekiplerinden Deportes Naval'a kiralanır. Orada bir sezon geçirdikten sonra Club Deportivo Huachipato'ya geri döner. 2 yıllık bu maceranın ardından bir başka Şili kulübü, Club de Deportes Ñublense'ya transfer olur. Orada da geçen 2 yılın ardından Hilgenbrinck ülkesine dönmeye karar verir. Colorado Rapids'in sezon öncesi hazırlıklarına katılır. Fakat buradaki ömrü fazla uzun olmaz. Salary Cap'teki sıkışıklık nedeniyle serbest bırakılır. Mart ayının sonuna doğru, ligin başlamasına az bir zaman kala New England Revolution ile anlaşır. Defansta yer alan Chris Albright, Michael Parkhurst gibi isimleri kesmek zor olduğundan tahmin edileceği gibi 11'in değişmez elemanı değildir. Arada sırada 11'de yer alır. Daha doğrusu 4 lig, 2'de kupa maçında sahaya çıkar. Takımın olmazsa olmazları arasında yer almayan bu adam, dün itibariyle aktif futbol yaşantısını bıraktığını açıkladı. Futbolu bırakmasının nedeni sakatlık ya da ailevi sebebler değil. Chase Hilgenbrinck'in futbolu bırakma sebebi rahip olmak istemesi. Maryland'de alacağı eğitim sonrasında katolik rahip olacak Hilgenbrinck'in bu kararında Şili'de geçirdiği dönemin de etkili olduğunu düşünüyorum. Bilenler bilir Güney Amerikalıların dinlerine karşı büyük bir ilgileri söz konusu. Böyle bir ortamda 4 yıl geçiren genç bir Amerikalının da etkilenmemesi kolay değildir herhalde. Kendisi yakın zamanda Larry King Show çıkar, durumu da açıklar diyerek posta noktayı koyuyorum.

Fotoğraf: Keith Nordstrom/The Associated Press

olimpiyat öncesi pekin manzaraları #2