23 Mart 2009 Pazartesi

taraftarın darbesi...

Henri Michel, Afrika kıtasındaki en tecrübeli teknik adamlarından biri. Ekim ayında Mamelodi Sundowns'un başına gelmişti. Başlangıçta işler de yolunda gitmiş takım lider SuperSport United'ın 4-5 puan gerisinde şampiyonluk yarışını sürdürüyordu.
Fakat son haftalarda işler istenildiği gibi gitmedi puan farkı 8'e kadar çıktı, ligde de 5. sıraya geriledi Sundowns. Geçtiğimiz perşembe lider SuperSport ile Pretorya derbisi oynandı. Maç kazanılsaydı puan farkı 5'e düşecekti. Mamelodi Sundowns maçtan mağlup ayrıldı hem 4-1 gibi farklı bir skorla. Üstelik de alınan bu mağlubiyet kendi evindeydi Sundowns'un. Maç sonunda puan farkı 11'e çıkmış şampiyonluk yarışına havlu atılmıştı. Mamelodi Sundowns taraftarları arasında homurtular başlamıştı.
Ligde amaçsız geçecek sezon Nedbank Kupası kazanılarak kurtarılabilinirdi. Kupada son 16 mücadelesinde rakip son lig maçında 6 gol yiyen Platinum Stars'tı. Mamelodi Sundowns'un evi Super Stadyum'da oynanan maçta herkes ev sahibinin kazanmasını beklerken rakip Platinum Stars uzatmalarda attığı golle çeyrek finale kalmayı başardı.
Kimsenin beklemediği bu skor sonucunda Mamelodi Sundowns taraftarlarının tepesi attı. Deyim yerindeyse Henri Michel'in kellesini isteniyordu. Fransız teknik adam arabasıyla stadyumundan çıkmaya çalışırken taraftarlar Michel'in arabasının etrafını sarıp hesap sormak istediler. Polis panzeri Henri Michel'in yardımına yetişti ve Fransız teknik adam taraftar barikatını aşarak bir linç girişiminden kurtuldu.
Fransız'ın dün yaşanılanlardan gözü korkmuş olacak ki Mamelodi Sundowns'un resmi İnternet sitesinde Henri Michel ile yolların ayrıldığı açıklandı. Böylece taraftarın yaptığı darbe olarak Henri Michel olayı da Güney Afrika futbol tarihine geçti.


Fotoğraflar: Lefty Shivambu / Gallo Images

o artık doktor!

Jose Mourinho hayatının en önemli günlerinden birini yaşadı. Lizbon Teknik Üniversitesi Dekanı Fernando Ribeiro, Portekizli teknik adamı futbola yaptığı hizmetlerinden dolayı "fahri doktora" ile ödüllendirdi. Jose Mourinho'nun objektiflere yansıyan yüz ifadesine dikkat...

Fotoğraf: FRANCISCO LEONG/AFP/Getty Images

world soccer & bulent uygun

World Soccer'ın Nisan sayısı bugün elime ulaştı. Dergiyi şöyle bir karıştırırken yandaki sayfaya denk geldim. Derginin yazarlarından Nick Bidwell, bu ayki "Six of the best" köşesi için teknik direktörlük becerisi ile parlayan 6 ismi seçmiş. Nec Nijmegen'den Mario Been, Tigre'den Diego Cagna, Bayer Leverkusen'den Bruno Labbadia, Genoa'dan Gian Piero Gasperini ve Valencia'dan Unai Emery'nin de olduğu 6'lının isimlerinden biri de Bülent Uygun.
Gerçi bu tür listelere rağbet etmek mi gerek yoksa boşverip geçmek mi bilemiyorum. 2 yıl önce Champions'ta da Avrupa'nın gelecerk vaadeden 20 teknik adamı arasında Ertuğrul Sağlam da yer almıştı. Sağlam'ın o günden bugüne sergilediği performans ve katettiği yol ortada.
Bülent Uygun'un teknik direktörlük performansına saygı duymakla beraber Sivas dışında bir takımda da benzer bir performans göstermesi gerektiğini düşünüyorum.
Yazıyı okumak isteyenler için resme tıklamak yeterli...

euroleague çeyrek final #1: cska moskova - partizan

Euroleague'de Berlin yolcularını belirleyecek olan çeyrek final serileri yarın başlıyor. ULEB'in bu yıl yaptığı bir yenilikle çeyrek final serileri 3 maç üzerinden değil, 5 maç üzerinden oynanacak. Serilerin ilk 2 maçları grupları lider bitiren takımların sahasında, 3. ve 4. maçlar ise diğer takımın sahasında oynanacak. 2-2'lik eşitlik halinde ise seriyi kazanan takımı belirleyecek maç yine grup liderinin sahasında oynanacak.
Çeyrek finalin en keyifli serilerinden birinin CSKA Moskova ile Partizan arasında geçmesini umuyoruz. Yanda duran resim bu serinin belirleyici faktörünü göstermesi açısından önemli. Partizan'ın CSKA pota altını ne kadar domine edebileceği daha doğrusu pota altında etkili olabileceği serinin kısa mı yoksa uzun mu süreceğini gösterecek.
Bu iki takım ilk grup maçlarında da karşı karşıya gelmiş. Belgrad'da oynanan maçı 63-62 CSKA kazanmıştı. O maçta Partizan CSKA'ya ribauntlarda 45-29 üstünlük sağlamıştı. Ki bu ribauntlardan 21'i hücumdu. CSKA'nın maç boyunca aldığı hücum ribaundu sayısı 7'ydi. Bu ribaund dezavantajı aynı zamanda Partizan'ın Ruslar'dan 10 daha fazla hücum yapmasına da olanakj sağladı. Bu iki önemli dezavantaja karşın CSKA'nın Belgrad'da galip gelmesini sağlayan top kayıplarındaki 15'e 8'lik üstünlüğüydü.
Moskova'da oynanan CSKA - Partizan maçında da deplasman takımı 66-63'lük üstünlük sağlamıştı. Ki bu maçta ribauntlarda çok da büyük fark yoktu. Hücum ribauntları birbirine eşit, hücum sayısı da aynıydı. Hatt top kayıplarında Partizan Ruslardan 5 top kaybı daha fazla yapmıştı. Buna karşın şut yüzdelerindeki isabet oranı Sırplara Moskova'dan galibiyetle ayrılmayı sağladı.
Serinin seyrini pota altı mücadelesinin belirleyeceğini söylemek mümkün. Savrasenko'ya yol verilmesinin ardından CSKA pota altı Morris, Lorbek ve Smodis üçlü emanet. Bu üçlü maç başına 30.5 sayı, 14.2 ribaunt üretiyor. Partizan maçlarında da genel ortalamayı yakalar bir şekilde 25.5 sayı 13.5 ribaunt ortalamalarını elde etmişler. Partizan'ın pota altı ise Lasme, Vranjes, Rakocevic ve Velickovic dörtlüsünden ulaşıyor. Bu dört oyuncudan Lasme ile Velickovic 26, Vranjes ile Rakocevic ise 14'er dakika ortalamaya sahip. Euroleague'de 31.2 sayı, 20.3 ribaunt ortalamasıyla oynayan Partizan pota altı CSKA maçlarında skorun da düşük olması nedeniyle 23.5 sayı ve 21 ribaunt ortalamasını tutturmuşlar. İstatistikler Partizan pota altının CSKA'dan 7.5 daha fazla ribaunt aldığını gösteriyor. Bu farkın minimum bu seviyede kalması Partizan için olmazsa olmazlardan. Yine Partizan için maçın formüllerinden biri 16.1 olan top kaybı sayısını 1 civarınd tutmak. CSKA'nın bu kategorideki ortalaması 11.2. Partizan dış savunucularının CSKA'nın yüzde 44'lük 3 sayı yüzdesini düşürmesi için iyi savunma ile zor şutlara zorlaması serinin kazanılması için önemli noktalardan.
karşıdaki rakip CSKA Moskova olunca bunlarıyapmak çok da kolay değil. Maç başına 15 assit, 6.7 top çalma ile oynayan Avrupa'nın en iyi antrenörüne ve kadrosuna sahip takımından bahsediyoruz. Bütün bu istatisklerin yanı sıra bir de saha avantajına sahip Ruslar.
CSKA'nın Belgrad'da oynayacağı -ki eğer Beograd Arena'da oynanırsa daha da zor- maçlarda işi çok zor. Partizan CSKA'nın 20'de 1'i bütçe ile kendisinden beklenilen üzerinde iş yaptı. Genç Sırp takımı bu nedenle seriye rahat çıkan taraf. Eğer Moskova'dan bir galibiyetle dönerlerse 1992'de İstanbul'da katıldıkları final-four'da 17 yıl sonra tekrar mücadele edebilirler.
Gerçekçi olmak gerekirse CSKA'nın Berlin'e gidememesi Avrupa'da yılın basketbol olayı olur. Bunun da çok ufak bir ihtimal olduğunu kabul etmemiz gerek.

Tahmin: CSKA Moskova 3-2 seriyi alır...

60 dakikalık maç!

Geçtiğimiz hafta NBA TV'de 3 uzatmaya giden Miami Heat - Utah Jazz maçını izlemiştik. Bu haftasonu benzer bir olay ACB'de yaşandı. Ricoh Manresa 4 uzatmaya giden maçta Barcelona'yı 122-117 ile geçti. Maçın normal süresinde takımlar 71'e sayı kaydederken, uzatmalardaki skor 51-46 Manresa lehineydi. 60 dakikalık maçta en fazla süre alan oyuncu 50 dakika 59 saniye ile Barcalı Fran Vázquez oldu. 28 sayı (13/14 isabet) 16 ribaunt ile maçı tamamlayan Vázquez'in ardından en fazla süre alan isim 46 dakika 47 saniye oyunda kalan Juan Carlos Navarro'ydu.
Manresa coachu Jaume Ponsarnau oyuncularını daha ekonomik kullanmış. En fazla süre alan oyuncu 44' 28" ile Javi Rodriguez olmuş. 40 dakikanın üzerinde süren alan diğer isimse Sege Ibaka.
Maçın süresi 60 dakika olunca 5 faulle oyun dışı kalan isimlerde normalin üzerinde olmuş. Barcelona'da 5, Ricoh Manresa'da ise 4 oyuncu maçı faul sorunu nedeniyle tamamlayamadı.
Barcelona için bu maçın Tau ile oynayacakları Euroleague çeyrek final serisinden 2 gün önce oynanması büyük talihsizlik. Coach Xavier Pascual belki de o seriyi düşünerek oyuncuların sürelerini ayarlayarak oynattı. Lakovic, Ersan, Barton gibi isimler nispeten daha az süre aldı Manresa maçında. Barcelona bu kadar zorlu bir mücadele verirken Tau ise haftayı rahat bir Badalona galibiyetiyle kapattı.

respect

"Respect" İngiltere Futbol Federasyonu The FA'in kampanyalarından bir tanesi. Saha içerisinde ve dışında oyuna, hakeme ve oyunculara saygı duyulmasını hedefliyor. Fotoğraf The FA'in İnternet sitesinin açılış sayfasından. Kampanyanın en son videosu da burada.

finali kaybedince!

Atina'da AEK, PAO ve Olympiakos üçlüsünün birbirleriyle karşılaşmadığı bir haftada Olimpiyat Stadyumu'nun dışında bu görüntüleri görünce insan şaşırıyor ne oldu yine! diye. Yunan basınını araştırınca anladık olayın iç yüzünü. Dün voleybolda CEV Kupası dörtlü finali vardı Atina'da. Ev sahibi Panathinaikos finalde Rus takımı Lokomotiv-Belogorie Belgorod 3-1 yenildi. Bu yenilgiden dolayı çıldıran PAO taraftarı da salondan ayrılıp Olimpiyat Stadı'nın önünden geçerken AEK - Levadiakos maçını izlemeye gelen AEK taraftarına saldırmaya başlamış. Bir nevi yenilginin acısını çıkartma çalışması yapılmış PAO taraftarları. Sonrasında resimlerde gördüğümüz hareketlenmeler yaşanmış stadyumun dışında. Olaylar sonunda yaralanan kimse olmamasını bardağın dolu tarafı olarak algılamak mümkün...

sezonun ilk şampiyonu olympiakos

Hiç görülmüş müdür bir ligde nisan ayı gelmeden şampiyon belli olsun. Tuhaf birşey kardeşim bu. Mayıs'ı geçtim nisan bile değil Olympiakos'un son 13 sezondaki 12. şampiyonluğunu ilan ettiği gün takvim yapraklarının gösterdiği tarih.
Avrupa'nın belki de en kötü ligine sahip Yunanistan. Çoğu zaman heyecan yok. Üstelik lig 16 takım olduğundan sezon biraz kısa sürüyor. Bunun sıkıntısını biraz olsun gidermek için Şampiyonlar Ligi'ne gidecek ikinci takımı playoff ile belirleme yoluna gidiliyor. Ama o da ayrı bir skandal. Sezon boyunca açık ara 2. sırada yer alan bir takımın 30 haftadaki emeğini yemiş oluyorsunuz.
Olympiakos hadisesine geri dönersek 37. lig şampiyonluğuna bir diğer Atina takımı Panionios'u 3-2 yenerek ulaştı Pire ekibi. Şampiyonluk kutlamalarını ancak 3 hafta sonra gerçekleştirebilecek. Fikstürün azizliği Olympiakos önümüzdeki hafta Levadiakos deplasmanında mücadele edecek. 12 Nisan'daki Larissa maçında Karaiskakis'te son 13 sezonda 12 kez izlediğimiz tabloyu yeniden göreceğiz. Oldukça heyacan verici!
Bu arada Playoff'a kalan 4 takımdan 3'ü de belli oldu Yunanistan'da. Panathinaikos, PAOK ve AEK şampiyonlar ligi mücadelesi verecek. Bu 3 takıma büyük bir mucize olmazsa Larissa katılacak.

22 Mart 2009 Pazar

são paulo derbisi öncesi

Brezilya'da haftanın maçı Paulista Şampiyonası'ndan. İki São Paulolu karşı karşiıya geliyor şu sıralar. Corinthians, Santos'u konuk ediyor Pacaembu'da. Corinthianslılar maçtan saatler önce sokaklara dökülmüşlerdi derbi için. Corinthians'ta Ronaldo, Santos'ta da Neymar 11'de sahaya çıktı.

Bu maç için Corinthians 35 kişilik Pacaembu'nun yüzde 6'sını Santoslulara ayırdı. Derbi maçı toplam 2100 Santoslu izleyebilecek. Tam bizdeki gibi bir uygulama. Koca stattan küçük bir dilimi ayır rakip taraftara. Hani derbinin taraftarlar açısından keyfi nerede...

Corinthinas yönetimi Santoslu taraftarların güvenliğini ön planda tutmak istemiş olmalı ki Santoslu taraftarların stadyumda kendilerine ayrılan bölüme sağ salim ulaşmaları için brandalar ile örtmüşler etrafı.

oynatmama hakkı

Adetimiz değildir pek bu tür değerlendirmeler yapmak. Ama bu sefer dayanamadım. 10 kişi kalmış bir rakibe karşı neden takımın teknik açıdan en üst düzey oyuncusu yedek kulübesinde tutulur anlamak kolay değil. Takımın pozisyona giremediği bir maçta Lincoln oyuna sokulmuyorsa artık lig sonuna kadar Bülent Korkmaz'ın Brezilyalı'yı maç kadrosuna bile almaması gerekiyor. Olympique Lyon'da gitmek istediğini bas bas bağıran Fred neredeyse 1.5 sezon boyunca bu tavrına karşı kadroya alındı ve oynatıldı, gollerini de attı. Ki bahsettiğimiz kulübün başkanı Michael Aulas gibi tahammülsüz bir insan.
Bu tür benzer örnekler daha çok var. Eğer Galatasaray teknik direktörü ya da yönetimi için Lincoln defteri kapanmışsa sezon sonuna kadar alınabilecek fayda alınır sezon sonunda da "herkes kendi yoluna" denir ve parayı veren kulübe satılır. Yok eğer bunu yapmaktan aciz isen ve herşeyin sorumluluğunu bir adama yıkarak kurtarmak istiyorsan bu da senin acizliğini gösterir...