Cosmin Olaroiu'nun başına gelenler dünya üzerinde herhangi başka bir teknik direktörün başına gelmemiştir muhtemelen. Romen teknik adam, Suudi Arabistan'ın Al Hilal takımını Kral Kupası'nda şampiyon yapmasının üzerinden 24 saat geçmedem kendini kapı önünde buldu ve ülkeyi terk etmesi istendi. Al Hilal kupanın final maçında Al Shabab'ı 1-0 yener. Cosmin Olaroui takımıyla birlikte podyuma çıkmak ister fakat güvenlik buna izin vermez. Sinirlenen Romen teknik adam maç sonrasında kupanın kazanılması üzerine giyilen ve üzerinde Sultan bin Abdül Aziz'in resminin bulunduğu tşörtü çıkartır terli yüzünü sildikten sonra yere atar. Tabi bu Suudi Arabistan'da yapılmaması gereken bir hatadır.
Televizyona yansıyan görüntülerin sonunda Suudi Arabistan Futbol Federasyonu, Cosmin Olaroiu'nun görevine son verildiğini ve 24 saat içerisinde ülkeyi terk etmesi gerektiğini açıkladı. Olaroiu yaşadıklarının şaşkınlığıyla özür dilese de değişen birşey olmadı ve böylece çok farklı bir sebepten görevine son verilen teknik direktörlerden biri olarak da futbol tarihine geçti. Olayın videosu izlemek isteyenler için bir tık ötede. 1 Mart 2009 Pazar
yapılmaması gereken hata!
Cosmin Olaroiu'nun başına gelenler dünya üzerinde herhangi başka bir teknik direktörün başına gelmemiştir muhtemelen. Romen teknik adam, Suudi Arabistan'ın Al Hilal takımını Kral Kupası'nda şampiyon yapmasının üzerinden 24 saat geçmedem kendini kapı önünde buldu ve ülkeyi terk etmesi istendi. Al Hilal kupanın final maçında Al Shabab'ı 1-0 yener. Cosmin Olaroui takımıyla birlikte podyuma çıkmak ister fakat güvenlik buna izin vermez. Sinirlenen Romen teknik adam maç sonrasında kupanın kazanılması üzerine giyilen ve üzerinde Sultan bin Abdül Aziz'in resminin bulunduğu tşörtü çıkartır terli yüzünü sildikten sonra yere atar. Tabi bu Suudi Arabistan'da yapılmaması gereken bir hatadır.
Televizyona yansıyan görüntülerin sonunda Suudi Arabistan Futbol Federasyonu, Cosmin Olaroiu'nun görevine son verildiğini ve 24 saat içerisinde ülkeyi terk etmesi gerektiğini açıkladı. Olaroiu yaşadıklarının şaşkınlığıyla özür dilese de değişen birşey olmadı ve böylece çok farklı bir sebepten görevine son verilen teknik direktörlerden biri olarak da futbol tarihine geçti. Olayın videosu izlemek isteyenler için bir tık ötede. laf arısı #7
FB-Sivas maçının devre arasında hakem odasına inen Aziz Yıldırım hakem Hüseyin Göçek'e, "sizden adaletli yönetim bekliyoruz; gördüğünü çal yeter. Ayrıcalık istemiyoruz" demiş.
Göçek de "Sayın Başkan elimizden geleni yapıyoruz" yanıtını vermiş.
Nitekim, maçın ikinci yarısında Alex'in Sivasspor'dan İbrahim Dağaşan'a taban girerek yaptığı faulde "kırmızı" gerekirken "sarı" bile gösteremeyen Göçek "elinden geleni" fazlasıyla yapmıştır.
by taytayşarap misali..
Serie C2 (amatör lig) takımlarından Ages Derthona Basket'te oynuyormuş kendisi. Oynuyor dediysek öyle kıyısından köşesinden değil, harbiden oynuyor Naumoski. 35.5 dakika sahada kalıp 30 sayı, 4.8 ribaund ve 4 asist ortalamaları tutturuyor. Bunları yaparken %61.3 2'lik, %49.3 3'lük, %87.2'de faul artışı istastiklerini da yakalıyor. Gerektiğinde Micahel Jordan misali 47 sayı yollayabiliyor potaya Makedon oyun kurucu. Naumoski'nin takımı ligde 18 maçta mağlubiyet görmeden emin adımlarla yoluna devam ediyor. Şarap misali adam desek abartmış olmayız onun için....
28 Şubat 2009 Cumartesi
partizan'ın son saniye sürprizi
Dünya üzerindeki futbol yoğun haftasonunda Belgrad derbisini unutmamak gerekiyordu. Partizana'da 20 bin kişi Sırp futbolunun en üst düzey rekabeti için tribünde yerini almıştı. Siyasi motifler görmeye alışık olduğumuz Sırp tribünlerinde bu sefer Radovan Karadzic'in dev resmi açıldı. Maçla ilgili notlara gelirsek; Kızılyıldız sezona kötü başlamıştı fakat son haftalarda yakaladığı seri ile toparlanmıştı. Partizana'da alınacak 3 puan lider ile arasındaki puan farkının 4'e inmesi anlamına geliyordu. Maça iyi de başladılar. Özellikle duran toplarda etkili oldular. Zaten 33'te Tutorić'in kafası Kızılyıldız'ı öne de geçirdi. Lâkin 2. yarı neredeyse Kızılyıldız'ı sahasına hapsetti Partizan. İnanılmaz goller kaçırdılar, bir topları içeriden çevrildi. Maç bu skorla biter derken futbolun adaleti kendini gösterdi. 90+7'de kaleci Božović ileriye oynadı, Diara kafası ile Moreira'nın önüne indirdi. Portekizli ceza sahasının yayından mükemmel bir plase ile topu 90'a yolladı. Zaten golle birlikte maç da sona erdi. Kızılyıldız bu kadar çok yaklaştığı galibiyeti sadece birkaç saniye ile elinden kaçırdı.Partizan 37, Vojvodina 34 ve Kızılyıldız 31 puan ile zirve yarışını sürdürüyorlar.
zafer "victory"nin
Futbol açısından ilginç bir haftasonunu yaşıyoruz. 3 farklı kıtada 3 farklı final maçı oynandı/oynanacak bu 48 saatlik dilimde. Önce Asya kıtasında J-League'de sezona 1 hafta kala Süper Kupa sahibini buldu. Kashima Antlers Gamba Osaka'yı 3-0 ile geçerek çifte kupanın sahibi oldu geride kalan sezonda. Ardında Avustralya'da Melbourne'de A-League'in "Grand Final"i oynandı. Ayrıntılara değineceğiz. Haftanın kapanışı ise Ada'da. Tottenham ile Manchester United Lig Kupası için mücadele edecekler. Asya doğan final günüşü Okyanusya'ya uğradıktan sonra Wembley'de batacak.
Melbourneluler için keyifli bir cumartesi akşamı geride kaldı. Southern Cross'ta indikten sonra ulaştıkları Telstra Dome'da Melbourne Victory'nin 2 yıl aradan sonra 2. şampiyonluğuu kutladı 55 bin 273 kişi.
Allah için Avustralya Futbol Federasyonu güzel bir organizasyon hazırlmaıştı "ver çoşkuyu" cinsinden. Maç öncesinde Başbakan Kevin Ruud bile bir konulma yaptı. Ülkedeki haftasonun en büyük spor etkinliğine ilgi iyi çekilmişti. Tribünler muazzamdı. Zaten Melbourne taraftarını ayrı bir yere koymak lazım. Futbolu iyi biliyorlar, sahayı ve futbolcuları da etkileyebiliyorlar. En azından bizim bilgisayar başında seyrettiğimiz kadarıyla gördüğümüz bu. Neyse biz maça geçelim. İki yıl öncesinden bahsetmiştik hafta başındaki "preview" yazısında. İki yıl önceki finale benzer bir maç oldu bazı açılardan. Kazanan yine Melbourne'du. Adelaide maçı yine 11 kişi tamamlayamadı 2 yıl öncesinde olduğu gibi. Ernie Merrick kazanılan 11 bozulmaz kuralına uymuş, ay başında oynanan ve 4-0 kazanılan maçın 11'i ile sahaya çıkmıştı. Aurelio Vidmar ise 4-0'lık maçtaki 11'den Alemao ve Cassio yerine Salley ve Barbiero'yu tercih etmişti. Aslında bu 11 önceki hafta oynanan Quennsland karşısında maça başlamıştı oldukça da iyi bir performans göstermişti.
Maçın nasıl geçeceğini anlayacağımız dakikalara gelemeden maçın tüm kurgusunu değiştiecek bir karar geldi hakem Matthew Breeze'den. Daha doğrusu onu uyaran yardımcısından. Adelaidelı Cristiano ile Melbournelu Rodrigo Vargas kafayı çıkmış yere inerken Vargas'ın kafası kanlar içinde kalmıştı. Bu hareket sonucunda da Cristiano daha 10. dakikada kırmızı ile oyundan atıldı. Poziyonun tekrarını izleyince Vargas'ın kafasının kanaması bir talihsizlik ama Cristiano'nun pek de fazla suçu yokmuş diye gördük. Yani Vargas'ın kafasının yarılmasına kurban gitti Brezilyalı. Bu kırmızı maçı izleyen herkesin aklına 2 yıl önceki finali getirdi. O finalde de Ross Aloisi 2. sarı karttan ilk yarının ortasında oyun dişi kalmıştı. Tabi daha 10. dakikada Adeilade 10 kişi kalınca maç bitti dedim kendi kendime. Vidmar'ın bir nevi deplasmanda oynadıkları final maçında oyunu 80/ belki de 110 dakika tutmalarının pek ihtimali yoktu.
Gerçi yanıldım Adelaide oyunu 60. dakikaya kadar tutumayı başardı. 60'da ise Tom Pondeljak'ın ceza sahasının dışından mükemmel plasesi ile Eugene Galekovic'ı izledik. Ki tam oyun Victory'e iyice döndü diyecek olduk, 65'te Danny Allsopp gereksiz bir kırmızı ile oyunun tekrar dengeye gelmesini -en azından sahadaki futbolcu sayısı açısından- sağladı. Fakat Adelaide geride kalan 55 dakika boyunca sarf ettiği enerjiden dolayı oyundan düştü. Bunun sonucunda da Aloisi oyuna gidese de hücum yollarında beklediğimiz etkinliği bir türlü gösteremedi.
90 dakika tamamladığında Victory A-League tarihinde 2. kez şampiyon olan ilk takım unvanını da ele geçiriyordu. Ernie Merrick de A-League tarihinin en başarılı teknik adamı olarak Avustralya futbol atrihinde kendine bir yer bulmuştur. Adelaide United için üzücü bir sezon oldu. Hem Asya Şampiyonlar Ligi'nde hem de A-League'de final oynamayı başardılar. Fakat her iki finalden de mağlup ayrılarak sezonu kupasız kapadılar. Üstelik Asya Şampiyonlar Ligi'e ancak 2010'da katılabilecekler.
Yeri gelmişken Avustralya'da fikstürün azizliğinden de bahsetmek gerekiyor. Grand Final'a yükselen takımlar Asya Şampiyonlar Ligi'nde ancak bir ertesi yıl mücadele edebiliyor. Lig şubat ayında sona erdiği kupa da Mart'ta başaldığı için böyle tuhaf bir uygulama söz konusu. Örneğin bu yıl geçtiğimiz yılın şampiyonu ama bu sezonun lig sonuncusu Newcastle Jets ile Central Coast Mariners, Asya Şampiyonlar Ligi'ndeki A-League temsilcileri olacak.
MELBOURNE 1 ADELAIDE UNITED 0
SCORER: Pondeljak (60)
LINE-UPS — MELBOURNE: Michael Theoklitos, Matthew Kemp, Kevin Muscat (c), Rodrigo Vargas, Sebastian Ryall, Carlos Hernandez, Billy Celeski, Nick Ward (Evan Berger 56', Jose Luis Lopez 89'), Tom Pondeljak (Grant Brebner 83'), Archie Thompson, Danny Allsopp (red card 65'). Subs not used: Mitchell Langerak (gk), Ney Fabiano.
ADELAIDE UNITED: Eugene Galekovic, Scott Jamieson (Cassio 73'), Robert Cornthwaite, Sasa Ognenovski, Daniel Mullen, Jonas Salley, Fabian Barbiero, Paul Reid, Lucas Pantelis (Paul Agostino 63'), Travis Dodd (c), Cristiano (red card 10'). Subs not used: Mark Birghitti (gk), Rostyn Griffiths, Michael Marrone.
YELLOW CARDS — ADELAIDE UNITED: Ognenovski (37), Jamieson (56), Barbiero (64), Cornthwaite (81), Dodd (90).
RED CARD — Cristiano (10)
barack obama verizon center'da...
Barack Obama'nın basketbol ve Chicago Bulls fanatiği olduğuna dair geyikler dolaşıyordu seçim dönemi ve sonrasında. Bu gece söz konusu "geyiğin", gerçek olduğunu gördük. Chicago Bulls, Washington Wizards ile oynamak için D.C.'ye gelince Obama'da Verizon Center'ın yolunu tutmuş. Önce Wizards'ın sahibi Abe Pollin'i locasında ziyaret etmiş. Ardından kendisine 44 numaralı Wizards forması hediye edilmiş. Bol bol imza dağıtmış. Maçın sonunda Bulls'un attığı 3'lüğe sevinmiş. Lâkin Bulls ligin en kötü galibiyet/mağlubiyet yüzdesine sahip takımına 113-90 yenilmekten kurtulamamış. Hani klasik tabirle "Başkan uğurlu gelmemiş..." Fotoğraflar: Ned Dishman/NBAE via Getty Images - Michael Reynolds-Pool/Getty Images
fifty dead men walking - trailer
İngiliz sinemasından çıkan çoğu siyasi ve polisiye filmi sevmişimdir, sonuna kadar izleyebilmişimdir en azından. Hollywood'a göre daha gerçekçi ve "cool" bir tarzları var İngilizlerin. Bu da beni cezp etmeye yetiyor.
"Fifty Dead Men Walking" de bu tür filmlerden biri. Hikaye IRA'nın eski üyelerinden Martin McGartland'ın 1997'de yazdığı aynı adla otobiyografisinden uyarlama. Film 1987-1991 dönemi ele alıyor.
Filmin yönetmeni Kari Skogland, oyuncular ise Jim Sturgess, Rose McGowan, Ben Kingsley ve Kevin Zegers.
Film ilk kez geçtiğimiz Eylül'de Toronto Uluslararası Film Festivali'nde izleyicilerin beğenisine sunuldu. Bu yıl içerisinde de vizyona girecek. Biz gelir mi, biz de gösterime girer mi göreceğiz. Postu bitirirken filmin trailer'ını da ekledik.27 Şubat 2009 Cuma
kobe byrant & george bush
Kobe Byrant ile George Bush'un ortak bir istatistikte buluştuklarını ESPN'de okuyunca öğrendim. Byrant, George Bush'un 8 yıllık başkanlık döneminde potalara 17 bin 340 sayı bırakarak bir başkanlık döneminde en fazla sayı atan basketbolcular sıralamasında 2. sırada yer almış.
Rekorun sahibi ise 1980-90 yılları arasında Denver Nuggets forması giyen Alex English. English, Ronald Reagan'ın başkan olduğu 1981-1989 yılları arasında 17 bin 423 sayı atmış rakip potalara. -bu deyimi de çok severim- Anlayacağımız Kobe 83 sayı daha fazla atsa Alex English'in sahip olduğu bu tuhaf rekoru eline geçirebilecekti. Ki bu tür rekorların kırılması da oldukça zordur. Görünen o ki Alex English daha uzun bir süre söz konusu rekoru elinde bulunduracak gibi...



