20 Ocak 2009 Salı

answer 12

Allen Iverson, Reebok kendisi için ürettiği "Answer 12"yi ilk kez bu akşamki Memphis maçında giydi. Ayakkabı uğurlu mu geldi bilemem ama Detroit, 5 maçlık yenilgi serisine bu akşam nokta koydu. Iverson 11/18 şut isabeti ile 27 sayı, 2 assist ve 5 ribaund ile fena bir gece geçirmedi. Reebok Answer 12'nin All Star'da piyasaya sürülmesi bekleniyor. Sahip olmak isteyenlerin gözden çıkarması gereken meblağ ise 100 dolar... Fotoğraf: Joe Murphy/NBAE via Getty Images

tablo gibi anlar #2

Williams'ın test pilotu Nico Hulkenberg, Alverga'da -Portekiz- yeni otomobili test ediyor...

mohamed bin zayed stadyumu #1

Al Jazira'nın da maçlarını oynadığı Abu Dabi'deki Mohamed Bin Zayed Stadyumu önümüzdeki iki yıl boyunca FIFA Kulüpler Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak. 2007 yılına kadar 15 bin kişilik kapasiteye sahip olan stadyum 2007 yılında düzenlenen Körfez Kupası öncesinde modernize edilip, yeni haliyle hizmet vermeye başladı. İçerisinde iki adet rezidans da bulunan stadyumun klimalı da olduğunu söyleyelim...

zengin bench!

Elton Brand ölü sezonda satmasa ve 76'ers'e gitmese bu kadar kötü bir sezon geçirirler miydi bilemiyorum ama bir takımın geleneğinde başarısızlık kalıcıysa ne yapsanız, ne etseniz olmuyor. 3 yıl önceki masal gibi sezonu saymazsak Clippers ligin her daim sürünen takımlarından. Marcus Camby de, Baron Davis de bunu değiştiremedi. Bu kadar uyumsuz bir kadroyla da değiştirmeleri imkansız gibi. Mike Dunleavy'nin saçları bile dayanamadı bu durumu, artık, iyice seyreldi. Fotoğraf bu akşam ki Minnesota maçından. Takımın saha içerisinde ve benchte sahaya çıkacak çok sayıda oyuncusu olmayabilir ama Marcus Camby, Jason Hart, Chris Kaman, Mike Taylor, Baron Davis ve Ricky Davis'ten oluşan zengin bir takım elbiseli benche sahipler...
Fotoğraf: Noah Graham/NBAE via Getty Images

kızgın noel gallagher

“...Bring it on, I say. F**k morals. F**k Arsene Wenger and his socialist football nonsense...
F**k all that bollocks about the club losing its identity. What identity?? The fact that we've been skint for 30 years?...”
Noel Gallagher'ın oasisinet.com'da yer alan blogunda yazdığı son yazıdan..

philadelphia ismini arıyor

MLS'e 2010 yılında katılacak olan Philadelphia'nın "expansion" takımı için isim arama çalışmaları başladı. Philadelphia'nın yerel web sitesi philly.com üzerinden yapılan oylamada Philadelpia'nın başına ya da sonuna gelecek eki belirlemek için oy kullanıyorsunuz. Oylama için sunulan dört öneri; Philadelphia City, AC Philadelphia, Philadelphia SC ve Philadelphia Union. Eğer bu dört seçeneği de beğenmedim diyorsanız kendiniz de isim önerebiliyorsunuz. Benim oyum "Philadelphia City"e gitti. Üşenmeyip oy kullanırım diyorsunuz şurayı tıklamanız yeterli. Son not olarak oylamanın 2 Haziran'a kadar süreceğini de belirtelim.

19 Ocak 2009 Pazartesi

milano ayakta! - protesto

"Silvio, Kakamı satma"
"Maskaralık"
Fotoğraflar: DAMIEN MEYER/AFP/Getty Images

avst. açık: kızlar kızlar gelem mi?

Turnuvanın açılış maçına dakikalar kala, Avustralya Açık tahminlerime kızlarla başlamak isterim. Girişi şurada yapmış, blogumuzun kurucusu ulu sporsever Taha ise konuya şuracıkta dahil olmuştu.

Öncelikle, bahisçilerin şampiyonluğuna 1'e 20 civarında para verdiği sürpriz şampiyonluk adayımı söyleyeyim. Danimarka Krallığı'ndaki çürümeyen az sayıda şeyden biri olan, genç kardeşimiz Carolina Wozniacki'den (resimdeki kızımız) söz ediyorum. Ben bu Carolina'nın yalnızca birkaç maçını seyrettim ayıptır söylemesi, gelin görün ki istikrarlı performansını ve Tarık Daşgün'ünkini andırmayan yükselişini uzun zamandır takip ediyorum. Şansı yaver giderse, Yunanistan'ın Avrupa şampiyonu, Güney Kore'nin dünya dördüncüsü olabildiği şu ölümlü dünyada bizim Carolina'nın şampiyon olması da kimseyi şaşırtmaz. Pek acar bir backhandi var ve maşallah tavşan gibi sekiyor kortun dört bir yanında, ihtiyar ablalarını fena yoracak. İddaa yorumcusu jargonuyla söyleyeyim: Geniş kuponlar için düşünülebilir. Şimdi WTA dünya sıralamasında listenin tepesini parselleyen kızlarımıza tek tek bakalım, ileri geri konuşalım haklarında: 1. Yelena Yankoviç: Kendi uydurduğu atasözleriyle tarihe geçmeyi uman bir büyüğümüzün deyişiyle, sonu 'oviç' olduktan sonra hepsi Yugoslavdır bize. İşte bu Yugoslav kızımız zerre Grand Slam kazanmadan listenin tepesine çıkarak önemli bir işi başardı zaten. Ayrıca güzel de kura çekti haspa, finale kadar belalısı olan Williams kardeşlerden biriyle karşılaşmayacak. Gel gör ki, geri çizginin iki metre gerisinden sağa solla salladığı toplarla maç kazanıp şampiyon olacaksa, file kavramıyla yegane rabıtası mini eteğinin altına giydiği çorap vasıtasıyla olacaksa Yankoviç başarısız olmaya devam etsin derim ben. Netice: En fazla yarı final görür. 2. Serena Wilyıms: Serena işin sırrını çözdü. Yıl boyunca Afgan tazısı gibi turnuvadan turnuvaya koşturmaktansa, birkaç sene önce bir ara verip, zevksizlik konusunda Uygur Kardeşler'i bile kıskandıracak dizaynlarıyla moda işine falan girip kafayı dağıttı ve yenilenerek geri döndü. Görünüş itibarıyla manda kasa Mersedesleri andıran bu bayan, kortta nasıl öyle oynaklaşıyor, sağdan sola nasıl seyirtiyor şaşıyorum. Gücü kuvveti de yerinde maşallah, tek sorunu istikrar. Canı isterse dağıtır. Netice: Son Grand Slam turnuvasının galibinden söz ediyoruz arkadaş, az biraz ilerleyeceği muhakkak. Yarı finalde ablasına takılır. (Eminim Venüs evde bulaşıkları yıkıyordur, bu da sağda solda sürtüyordur aşağıdaki fotoğrafın çekildiği yıllarda.)

3. Dinara Safina:Ağabeyi gibi sağı solu hiç belli olmayan Tatar kızının ilk WTA zaferini kendi gözlerimle gördüm, kendi ellerimle alkışladım. Ama hiçbir zaman güvenemem kendisine. âlemde kaç tenisçi var ki ilk setini 6-0 verdiği maçın kalan setlerini 6-1 ve 6-0 alarak maç kazansın. Rus tenisinin Hasan Şaş'a cevabı. Netice: Öyle bir tenisçi ki bu canı isterse şampiyon bile olabilir. Türk milli takımı gibi. 4. Elena Dementiyeva: Sevgili Elena, Yıllar yılı senin için, 'yok servisi çok kötü, yok istikrarsız, yok efendim saçları röfleliymiş, yok şöyle, yok böyle' dediler. Ama sen yılmadın, bunlara kulak asmadın, tıpkı Genç Semih gibi kendini küllerinden yarattın. Sıkıcı ve savunmacı oyun stiline rağmen, sen Olimpiyat şampiyonu olunca evimizde bir bayram havası oluştu, annem ve ağabeyimle birlikte evin salonunda delicesine halay çektik. Yaklaşan Avustralya Açık'ta da aynı sıkıcı ve bıktırıcı çapraz kort forehandlerinle çeyrek finale kadar çıkacağını ve sonra Venüs'e kaybedeceğini biliyor, tenis hayatında sana başarılar diliyoruz. Öptüm. Netice: Yukarıda var. 5. Ana İvanoviç: Erkek dergilerinin kapağında görünmeye başlamışsa bir kadın sporcu, ondan umudu keseceksin. Ana'nın bundan sonra varıp varabileceği yer, bundan bir beş sene sonra Sırp devlet televizyonunda pilates programı yapıp, ara sıra da birinci turunda, dünya sıralamasında 376. sırada yer alan Özbekistanlı bir tenisçiye kaybedeceği dandik turnuvalarda boy göstermektir. (Bir zamanlar Anastasia Myskina vardı kortlarda fırtına gibi esen, çıplak pozlarından sonra ne oldu bu ablamıza sorarım size İvanoviç hayranları.) Netice: Çeyrek finali görürse öpsün başına koysun. Biz de koyarız. Başımıza... 6. Venüs Wilyıms Venüs'ü severim arkadaş. Nasıl ki zamanında Dunga'yı, şimdilerde Xavi'yi ya da Larry Richard'ı ya da ne bileyim Justine Henin'i çok sevmişsem. Efendi gibi sporunu yapar. Kort dışında fazla görünmez, maymunluk yapmaz. Mücadelenin, hırsın, asla pes etmemenin sembolüdür. Ayrıca oynadığı tenis de gayet varyetelidir, öyle çizgi gerisinden orta yere top sallayıp rakibinin hata yapmasını bekleyen mıymıntılara benzemez. Yakın zamanda bir turnuvada Yankoviç'i hacamat edişini izledim ve kararımı verdim. Netice: Wozniacki sürprizi gerçekleşmeze, Venüs şampiyon olur. 7. Vera Zuvonareva Hem Nazım Hikmet'in şiirinden, hem Pink Floyd'un şarkısından, hem de okuduğum Rus romanlarından Vera ismine karşı bir sempatim vardır. Bu ablaya yönelik başka söyleyecek bir şeyim de yoktur. Hep ilk 10'da olacak ama hiçbir zaman Grand Slam kazanamayacak bir isimmiş gibi gelir bana. Tenis kortlarının AZ Alkmaar'ı. Netice: Çeyrek final diyelim. 8. Svetlana Kuznetsova Adı güzel Svetlana hâlâ 2004'te kazandığı Amerika Açık'ın kaymağını yiyor, Afyon kaymağıymış mübarek yala yala bitmedi dolaptaki pekmez misali. Daha ne kadar gider bilemem ama o cüssesiyle korta çıktığında bütün Melbourne zangırdayacakmış gibi gelir bana. Serena'yla ikisi karşılaşırsa, çevredeki apartmanlar boşaltılacakmış diyorlar. Netice: Çeyrek göremeden Radwanska'ya elenecek. 9. Mariya Şarapova Şarapçıoğulları'ndan Mariya da, Ana'yla aynı yolun yolcusu. Hatta daha ziyade vatandaşı Anna Kurnikova'yı hatırlatıyor. Teniste onun kadar başarısız değil ama bu sakatlık hikâyeleri böyle giderse; Mariya ileride tenisi bırakır ve onunla tek bağlantımız, Milliyet'in web sitesinde göreceğimiz "Ünlü tenisçi fena yakalandı" ya da "Eski sporcu AGD oldu" gibi başlıklardan ibaret olur gibime geliyor. O zaman da şimdi yaptığımız gibi seksi fotoğraflarına tıklar, torunlarımıza da, "Bir zamanlar tenis kortlarını orgazm çığlıklarıyla inleten Rus bir sporcu vardı, sonradan AGD olup Çin 2. ligine kadar düştü evladım," diye anlatırız. (Aşağıya koydum bi tane seksi fotoğraf, geleneği bozmayalım.) Netice: Sakat, katılmıyor.

10. Agniyezka Radvanska Ben olsam bu isimle diplomat falan olur, Polonya'yı Birleşmiş Milletler'de ya da Danone Kupası'nda falan temsil ederdim. Radvanska iyi tenisçidir. Suratı asıktır, işini iyi yapar, yenince kemik bulmuş köpek gibi sağa sola saldırmaz, yenilince efendi gibi 'kaderimiz buymuş' deyip kenara çekilir. Şimdilik umut vaat eden bir arkadaş konumunda. Ama sabık Real Madrid başkanı Calderon'un Guti için, "Adam 30 yaşına bastı, hâlâ umut vaat eden topçu diye geçiniyor," dediğini de hatırlatayım. Netice: Çeyrek final iyidir. NETİCE: Şu halde kıymetli tenisseverler, tahminlerimiz şu şekildir: Yarı Final: Jankovic - Wozniacki V.Williams - S.Williams Final: V.Williams - Wozniacki Şampiyonu da söylemeyeyim artık, bana kalsın. Geniş kuponlarda bulundurur, gerektiğinde bozdurup harcarsınız.

18 Ocak 2009 Pazar

montevideo & futbol terörü #2

Montevideo polisi, dün akşam oynanan Penarol-Nacional maçı sonrası çıkan olaylar karşısında etkinliğini ancak güç kullanarak gösterebilmiş...
Brezilya'da havalar sıcak, güneş futbolcuları bunaltıyor. Bunaltmakla da kalmıyor, yakıyor. Bu durumdan korunmak için çeşit çeşit çözümler mevcut. En basit çözüm güneş kremi sürmek tabi ki. Internacionalli futbolcuların uyguladıkları yöntem de bu. En azından Talles Cunha, güneşin kendisini yakmasından yüzüne ve kollarına sürdüğü güneş kremi ile kurtulmaya çalışıyor.