bu ülkenin sporundan bir bok olmaz

Monday, November 16, 2009

10 bin kişi, bir Fenerbahçeli kadının ve çocuğun hareketiyle galeyana gelip ortalığı cehenneme çevirecek kadar tahammülsüzse spor müsabakası seyretmesinler götürün dağbaşında eğitip terbiye edin bu adamları. Böyle maçlardan sonra Başkanlar bu fotoğrafı verdiği sürece bu ülkenin sporundan bir bok olmaz...

Read more...

RIP Antonio de Nigris


1 de abril de 1978 — 15 de noviembre de 2009

Read more...

ofsayt golle play-off'a

Sunday, November 15, 2009


Le Buteur'un İnternet sitesinde yayınlamışlar fotoğrafı. Mısır'in 2. golünde 2 Mısırlı futbolcu ofsayt. Fakat hakem kararıyla yenik düşüyor Cezayir. Gerçi hakemin de bu golü ofsayt sayacak cesareti yoktu muhtemelen.
Senaryo 1989'a benzeyecek mi diyor Cezayirliler. İtalya'daki 1990 Dünya Kupası elemelerinde de 0-0 biten ilk maçın ardından Kahire'de Mısır bir şekilde tek golle Cezayir'i geçip kupaya katılmaya hak kazanmıştı. Çarşamba 19.30'u sabırsızlıkla beklemek için nedenler artıyor.
Maçla ilgili postlara devam edeceğiz...

Read more...

kahire uluslararası stadyumunda 2 saat!!!


Önceki postta değindiğimiz Cezayirlilerin çileden çıktığı 2 saatlik alıkonulmanın videosu da Youtube'a düşmüş...

Read more...

mısır lobisi


Fotoğraftan da belli oluyor maçın ne kadar gerimli geçtiği. Nacional'de top koşturan Rafik Halliche'nin savaştan çıkmış haline bakınca. Mısırlılar saha dışında oynanabilecek bütün oyunları oynadılar ve en azından seriyi play-off maçına götürmeyi başardılar. Üstelik play-off maçı da istedikleri gibi Sudan'da oynanacak. Ki Cezayirliler maçın Tunus'ta oynanmasını istiyordu.
Maça dair söylenecek şeyler belirli. Mısır 2. golü bulana kadar maç uzayacaktı. Hakem 2 dakika durmayan maçı 6 dakika uzatarak belli etmişti niyetini.
90+5'te de gol geldi. Böylesi daha hayırlı oldu Cezayir için. Maç 2-0 bittikten sonra yaşadıklarını düşününce, Güney Afrika vizesi almaları pek hayırlı olmazdı.

Maçın bitiminin ardından Cezayirli futbolcular ve kafilesinin stadyumdan çıkmasına 2 saat müsaade edilmedi. Ki görüntüleri de bir sonraki postta koyacağım. Cezayirli taraftarlar otobüslerle otellerine giderken Mısırlıların saldırısına uğradılar.
Anlayacağınız Mısırlılar maçtan sonra ellerinden geleni ardlarına koymadılar ve Cezayirlileri çarşamba öncesinde hem zihinsel hem de fiziksel olarak epeyce yıprattılar. Dağhan Irak'ın da dediği gibi "FIFA'nın kıtadaki en büyük iki stada sahip ülkeyi kolay kolay küstürmeye cesaret edebilmesi" pek de kolay değil. Üstelik de bu ülke 1990'dan sonra ilk kez dünya kupasına katılmaya bu kadar yaklaştıysa...
Son bir söz de Amr Zaki'ye söylemek lazım. Bu kardeşe futbolun tek kişilik bir oyun olmadığı, aldığı her topu kendisinin kullanmasının takımın yararına değil de zararına olduğunu izah etmeli...





Fotoğraflar: CRIS BOURONCLE/AFP/Getty Images - REUTERS/Zohra Bensemra - REUTERS/Asmaa Waguih

Read more...

campeonato brasileiro série a'da işler karışık

Friday, November 13, 2009


Bitime bu haftayla birlikte 4 hafta kala Campeonato Brasileiro Série A'da işler karıştı. Palmeiras güle oynaya giderken peşisıra puanları kaybetmeye başlayınca São Paulo zirveyi ele geçirdi. Arkadan dört nala gelen  Flamengo ve Atlético Mineiro'nun da sürpriz yapma şansı mevcut.
Palmeiras dün akşam kendi sahasında küme düşen Recife'ye az kalsın yenliyordu. 2-0'dan 2-2 beraberliği zor yakaladılar. Maç fazlasıyla liderler fakat ipler São Paulo'nun elinde. Palmeiras ile karşılaştırınca nispeten kolay bir fikstürleri var. Oynayacakları hiçbir maç ilk 10'da yer alan takımlarla değil.

Çaktırmadan gelen ve zirveden çok da fazla uzak olmayan Flamengolular da şampiyonluk heyecanı yaşıyor. En azından taraftarların gelecek hafta Maracana'da oynanacak Goiás maçına gösterdikleri ilgi şampiyonluktan umutlu, takımın performansından mutlu olduklarına işaret ediyor. Maçın biletleri satışa çıktığında uzun bilet kuyrukları oluştu. Sezonun en kalabalık maçları arasında yer alması bekleniyor halihazırda Flamengo - Goiás maçının.


Küme düşecek takımlar hususunda da son dört ekibin işi zor. Fluminense geçtiğimiz sezon mucize eseri küme düşmemişti. Ama bu sezon çekirge misali sıçrayabildikleri adım sayısı sınırlı kaldı. Fluminenseli taraftarlar için iyi haber; takımın küme düşmesi büyük ihtimalle Başkan Roberto Horcades'in koltuğunu kaybetmesi anlamına gelecek. Geninho her sezon olduğu gibi bu sezon da küme düşmeye aday takımları çalıştırmaya devam etti. Geçtiğimiz sezonlardan farkı, bu sezon başına geçtiği takımı kurtaramadı. Náutico'nun zorlu fikstür ile 6 puan geriden gelmesi imkansız gibi. Son 3 sezondur olduğu gibi bu sezon da Brezilya futbolunun bir büyüğü küme düşüyor. Geçtiğimiz sezon Vasco'ydu bu takım. 2009'da ise belirttiğimiz gibi Fluminense....

Read more...

san siro'da rugby zamanı


Milanoluların futboldan sonra sevdikleri ikinci spor rugby olsa gerek. Yarın öğlen saat 4'te İtalyanlar, hazırlık maçında Yeni Zelanda'yı konuk edecekler. Maçın biletleri 1 ay öncesinden tükendi. 77 bin satılan biletin yanı sıra sponsorlara verilen biletlerle birlikte 80 bin kişinin San Siro'da olması bekleniyor.
Maçın favorisi dünya sıralamasında da 2. sırada bulunan konuk Yeni Zelanda. İtalyanlar ise ilk 10'da bile değil. Zaten haziran ayında Christchurch'te (bu kadar dini motifli bir şehir adı da zor bulunur) oynanan maçı Yeni Zelanda 27-6 kazanmıştı. Anlayacağınız İtalyanların sahadan sürpriz bir sonuçla ayrılması hakikaten de sürpriz olur.
İtalya'da rugby heyecanı ay boyunca devam edecek. Ayın 21'in de Udine'de dünyanın en iyi takımı olarak kabul edilen Güney Afrika konuk olacak. Ayın sonu, 28'inde de Samoa Adaları, Ascoli'ye gelecek. Lâkin bu maçlara ilgi San Siro'daki Yeni Zelanda maçına gösterilen ilginin yarısını bile bulmuyor. Bu saptamalar işin sırrının San Siro ve Milanolular da olduğunu gösteriyor...

Read more...

kahire'de izdiham


Günün postları Kahire'den geliyor. haftasonunun en sağlam maçı demiştik Mısır - Cezayir karşılaşması için. Cezayirlilere yapılan saldırıya yukarıdaki resmi eklersek, Mısırlıların da maça nasıl motive olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Fotoğraf yarınki maçın bilet satış kuyruğundan. Bu kargaşada birinin ezilmemesi ya da yaralanmaması bir mucize olsa gerek...
Mısır - Cezayir maçını seyretme sebepleri gitgide artıyor. "Bu maç kaçmaz" konumuna geldi şimdiden...

Read more...

kahire'den çıkmak zor...


Cezayirlerin işi zor. 2 Gün önce yazmıştık Kahire'den dünya kupası vizesi almaları durumunda 70 bin kişilik stadyumdan çıkmaları zor diye... Dün akşam Kahire'ye geldiğinde Cezayirlileri pek de hoş olmayan bir sürpriz karşılamış. Otele giderken otobüse saldırılmış ve sayı konusunda net olmamakla birlikte 4 - 5 futbolcu yaralanmış.
Cezayirlilerin canını sıkan polisin olaylar yaşanırken hiçbir müdahalede bulunmaması. Yaşanılan olay kötü olmasına karşın FIFA'nın Mısır'ı uyarması gibi de Cezayirlerin işine yarayan bir sonuç doğurmuş.
Kahire'de yarın ki maç öncesi gerilim had safhada. FIFA, puanların eşitliği halinde Mısır ile Cezayir arasında Sudan'da bir play-off maçı oynanacağını açıkladı. Mısır'ın bu kadar gerildiği ve kazanmak olduğu bir maç da ibre Cezayir'den yana görünüyor. Tabi Kahire'den maç kazanıp, dünya kupası vizesi alıp geri dönmek kolay olmayacak gibi...

Read more...

duvar yıkılalı...

Wednesday, November 11, 2009



9 Kasım 1989 insanlık tarihi için önemli bir dönüm noktasıdır. II. Dünya savaşından sonra Dünya'yı etkisi altına alan Soğuk Savaş Berlin duvarının yıkılmasıyla bu tarihte sembolik olarak son bulur.
Berlin Duvarı'nın yıkılması spor dünyası açısından da önemli bir kilometre taşıdır. 89 yılından sonra yaşananları en iyi anlatan isim ise Hristo Stoichkov. Bulgarların gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu o dönemde 23 yaşında ve CSKA Sofya'nın yıldız golcüsü. Gerisini onun ağzından dinleyelim :
- "1966 yılında dünyaya geldim. Bu tarih Berlin duvarının inşaasından birkaç sene sonrasına denk geliyor. Yani duvar öncesini bilmiyorum. Bulgaristan'dan ayrılışım ise 1990 yılında gerçekleşti. Bu iki tarihin hayatımda çok önemli bir yeri vardır."


Barcelona ve Bulgaristan Milli Takımının başarısı için ter döken Hristo Stoichkov şu aralar 2010'da Dünya Kupasının düzenleneceği Güney Afrika'da Mamelodi Sundowns takımını çalıştırıyor.
Stoichkov gibi birçok Bulgar futbolcu Berlin duvarının yıkılmasıyla uluslararası bir kariyere sahip olma şansına ulaştılar. Eğer Berlin duvarı yerinde duruyor olsaydı Kostadinov, Balakov, Letchkov gibi isimleri izleme şansına ulaşamayacaktık.
Bu tarih sadece futbolu etkilemedi. Berlin duvarının yıkılması Atletizm, Boks, Jimnastik, Patinaj gibi sporlarda Rusya, Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerden birçok şampiyonun çıkmasını sağladı.

Read more...

güney afrika hazırlıkları

Tuesday, November 10, 2009


Bir yandan Güney Afrika 2010'un son yolcuları belirlenirken diğer yandan da kupa vizesini alan takımlar haziran ayına yönelik hazırlıklarını yapıyorlar.
Bu hazırlıklardan bir tanesi de Güny Afrika'da giyilecek formaların tanıtımı. Bu hafta içerisinde Japonya, Meksika ve Almanya Milli Takımları turnuvada giyecekleri formaların tanıtımlarını yaptılar.
İlerleyen haftalarda daha fazla ülkenin turnuvada giyecekleri resmi formalar ile boy göstermesini bekliyoruz...

Read more...

museo river I



River Plate'de 2 yıldır saha içerisinde işler iyi gitmese de kurumsal kimlikle ilgili güzel işlere imza atılıyor. Kurumsal açıdan yapılan güzel işlerden biri Museo River. Dün akşam resmi açılışı yapıldı River Plate'in görkemli müzesinin. River Plate ve Arjantin futboluna dair önermli hatıraların yer aldığı müzede en ilgi çekecek bölümlerden biri "zaman tüneli".
Taraftarlara ve furbolseverler gezmek için 25 Kasım'ı beklemek zorunda. Ziyaretçilere kapısı o tarihte açılacak Museo River'ın....
Buenos Aires'e yolu düşen futbolseverlerin mutlaka uğraması gereken mekanlar arasında yer alacaktır Museo River. Ara ara müzeden resimleri post olarak ekleyeceğiz bloga....

Read more...

mısır mı cezayir mi?


Bu hafta Güney Afrika 2010 vizesi alacak son takımların belirleneceği hafta. Cumartesi ve çarşamba günü oynanacak maçların ardından Dünya Kupası'nın 32 takımı birden belli olacak.
Cumartesi gününün en önemli maçı Mısır ile Cezayir arasında Kahire Uluslararası Stadyumu'nda oynanacak. Mısır ya da Cezayir'den biri 20 yıl sonra dünya kupasında mücadele edecek. Cezayir'in Kahire'de kaybetmemesi Güney Afrika vizesi alması için yeterli. Mısır'ın ise Cezayir'i mutlaka yenmesi gerekiyor ki 1990 İtalya'dan sonra kupa heyecanını yaşasın.
Cezayir'in son dünya kupası tecrübesi Meksika 1986. Maç ölüm kalım misali bir karşılaşma olunca Cezayirliler de aradaki mesafeye bakmadan Kahire'nin yolunu tutmak üzere maç ve uçak biletlerini almış durumdalar. Kuzey Afrikalılar biletlerini almışlar almalarına ama Mısır'ın istediği sonucu alamaması halinde 74 bin kişilik stadyumdaki Cezayirli taraftarların işi pek kolay olmayacaktır...

Read more...

W.A.D.A


WADA deyince Türkiye'de ilk akıllara gelen Yapı Kredi'nin reklamında yer alan mor yaratıklar olur herhalde...
Ama WADA aslında sporda dopinge karşı açılan organize mücadelenin ismidir. World Anti Doping Agency yani Dünya Anti Doping Ajansı bugün 10 yaşına bastı...
1999 öncesinde yaşanan doping skandallarını hatırlamak gerekirse Festina ve Ben Johnson isimleri listenin ilk sırasında yer alır...
WADA sonrasında doping yapılmadı mı? Tabi ki yapıldı... Ama hiç olmazsa her gün gelişen ve ilerleyen doping yöntemlerine karşı daha ciddi bir şekilde savaşılmaya başlandı...
Aslına bakılırsa WADA'nın yaptığı çaresiz bir şekilde savaşmak... Doping her zaman devam edecek... Ve WADA bu yöntemleri hep geriden takip edecek... Bu bağlamda sporu tamamen temizlemek mümkün mü?
Ne olursa olsun WADA yetkililerini tebrik etmek gerekir....

Read more...

rosenborg'un iskandinav triosu

Monday, November 9, 2009


Tippeligaen'de sezon sona erdi. Rosenborg 2006'dan sonra ilk kez şampiyonluğa ulaşırken çok da fazla zorlanmadı. Trondheim ekibi sezonu ikinci Molde'ye 13 puan fark atarak tamamladı. Sezon sona ermesiyle birlikte "En İyi 11" ve "Yılın Futbolcusu" ödülleri de sahiplerini buldu. Molde'nin Senegalli ortasaha oyuncusu Makhtar Thioune "Yılın Futbolcusu" seçilirken "Yılın 11"inde de 5 Rosenborglu kendine yer buldu.
Yılın defans dörtlüsünden üçünün Rosenborglu olması dikkat çekici bir noktalardan biri. Sağ bek İsveçli Mikael Lustig, stoperler Riga doğumlu Vadim Semidov ve Danimarkalı Kris Stadsgaard'ın sezon boyunca sadece 22 gol yenmesinde rolü büyük.
Bu üçlüden en genci İsveçli Lustig. Sağbek oynamasına karşın sezon boyuna 5 gole imza atan İsveçli'nin yaptığı asistlerin sayısı ise bir elin parmağından fazla. Letonyalı asıllı Demidov'un babası Sovyetler Birliği forması giymiş bir hentbolcu. Demidov, Letonya Milli Takımı yerine büyüdüğü Norveç'in formasını giymeyi tercih etmiş. Üçlünün en yaşlısı Danimarkalı Kris Stadsgaard'ın babası Knud da hakem.
Rosenborg'un İskandinav triosunun gelecek yaz özellikle Ada & Benelux takımlarının dikkatini çekmesi muhtemel....

Read more...

Pedro Ledesma


Barcelona son dönemlerde yakaladığı başarıyı altyapıdan yetişen starlarına borçlu...
Katalan ekibi geçen sezon Manchester United'a karşı Şampiyonlar Ligini kazanırken final maçında ilk 11'de oynayan Valdes, Pique, Puyol, Xavi, İniesta, Busquets ve Messi altyapından gelen futbolcular olarak dikkat çekiyordu...
Bu sezon bu isimlere yeni bir tanesi daha eklendi... Pedro Ledesma. Geçen sezon bazı maçlarda görev alan 22 yaşındaki golcü ilk olarak Ağustos ayında Stade Louis II'de Barcelona'ya Süper Kupa'yı getiren golü kaydederek dikkatleri üzerine çekmişti...bu golde Messi'nin akıl dolu pasını unutmamak gerek...
O günden beri Pedro sık sık forma şansı buldu Barcelona'da. Genç oyuncu 7'si ilk 11'de olmak üzere toplam 11 maçta görev aldı ve 8 gol attı. Pedro, Barcelona'ya bu sezon başında gelen Zlatan İbrahimoviç ile aynı gol sayısına sahip...
Şampiyonlar Ligi'nde ilk golüne 29 Eylül'de Dinamo Kiev'e karşı atan Pedro adından çok söz ettireceği benziyor...
İspanyol basınında çıkan haberlerde Robinho'yu transfer etmek isteyen Barcelona'nın Pedro'nun performansından sonra bu transferden vazgeçtiği ifade ediliyor...

Read more...

kool shen'in şansı


Dün maçı seyrederken fark etmemiştim. Bugün konuyla ilgili haberi okuyunca dikkatimi çekti Fransız rapçi Kool Shen'in Olympique Lyon'un forma reklamı olması. Olympique Lyon, BetClick ve Universal Music arasındaki yapılan anlaşmayla Kool Shen'in 2 Kasım'da piyasaya sürülen "Crise de conscience" albümünün reklamı Olympique Marsilya maçında ev sahibi takımın formalarında yer aldı.
Kool Shen ne kadar şanslı bir adamdır ki çoğu futbolseverin arşivinde yer alacak/alması gereken bir maçta Olympique Lyon formasının göğsünde ismi yazıyor. Aynı zamanda bu tür bir akımın da başlangıcına imza atmış oluyor.
Diğer müzik şirketleri de Universal Music ve Kool Shen'in attığı adımın bir benzerini atarlarsa şaşırmamak lazım...
Postu sonlandırırken Kool Shen'in albümden çıkan ilk single'ı C'est bouillant'i de ekledik.

Read more...

peyton manning...


NFL'de inanılmaz bir rekor daha kırıldı...
Dün gece oynanan Indianapolis Colt - Houston Texans maçında önemli anlar yaşandı. İlk olarak ev sahibi Indianapolis Houston'u 20-17 mağlup etti ve bu sezon ardarda 17. galibiyetini aldı. Indianapolis bu başarıyı yakalayan 4. takım oldu.
Daha önemli bir başarı daha vardı dün gece Lukas Oil stadyumda. Colt'un oyun kurucusu Peyton Manning mücadeleyi 318 yardla tamamladı. Bu performansı onu 10 yılda 40 bin yarda ulaşan ilk oyun kurucu yaptı.
Bu başarının altını çizmek gerekirse, 90'lı yılların efsanesi Dan Marino 33,508 yard, 80'li yılların en büyük isimlerinden Joe Montana ise 10 yılda sadece 30,958 yarda ulaşabilmişti.
Congratulations...

Read more...

5-5'in ardından...


Read more...

hedefi vurmak


Hyundai A-League'de haftasonu oynanan maçlardandı Melbourne Victory - Central Coast Mariners karşılaşması. Maçın en ilginç anı Victory'den Carlos Hernandez'in  Marinerslı John Hutchinson'ı top zannetmesiydi...

Read more...

galibiyet yeterli


Diyarbakırspor deplasmanında, kısıtlı fiziki koşullar altında, motive ve demotive olmayı aynı anda yaşayan kafası karışmış, ekonomisi alabildiğine bozulmuş, antrenörü sürekli kulübe yerine tribünde olan bir rakibe karşı şiir gibi futbol bekleyeniniz var idiyse, baştan yanılıyordu. Tüm bu koşullar altında aslolan Galatasaray’ın kazanabilmiş olmasıdır. Tek başına bu hadise bir başarıdır.

Türk futbolunda çok ciddi yapısal arızalar var. Oy ya da menfaat uğruna, UEFA kriterleri diye de adlandırılan, sporcu, izleyici ve federasyonlar için koşulları düzenleyen kurallar bu ülkede gözardı ediliyor. Borçlu takımlar, ilave borçlanarak üst liglere yürüyorlar; oradaki mevcudiyetlerini daha da fazla borçlanarak sürdürmeye çalışıyorlar. Elinde olan topçunun maaşının yarısını bile ödeyememişken, gelirleri temlik ve haciz altındayken, yeni futbolcu transfer edebiliyor, aynı senaryoyu rol alan sayısı artarak sarmal halinde baştan oynuyorlar. Sonuç; biten kulüpler, mağdur sporcular, kaçan futbol keyfi. Kocaelispor’un mevcut hali bunun bir örneği. Diyarbakırspor ise daha farklı formatı.

Bozulan psikolojiler sahaya da, tribüne de, yönetime de, kulübeye de; her yere yansıyor. Bir keyif ve eğlence oyunu olan futbol, stres ve sinir aracı olarak ortaya çıkıyor.

Halbuki bir Pazar akşamı için bundan daha güzel bir eğlence olabilir mi; Diyarbakır vilayetinde. Ben 4 sene Kayseri’de üniversite okurken en büyük eğlencemiz o devir Basketbol 1.Ligi’nde oynayan Meysuspor ve asansör takım hüviyetindeki Kayserispor’du. Kewell, Arda, Elano gibi futbolcular geliyor şehrinize, keyiftir bu. Yaşatılsa keşke. Ancak işin özü sakat ülkemizde; maalesef.

Büyüğünden küçüğüne, futbol içinde yer alan tüm organizasyonların, bağımsız birileri tarafından, ciddiyetle, kararlılıkla incelenmesi ve sonuçlarının korkusuzca ortaya konması gerek. Üzerine kum ata ata, çok uzun sürmez, bu ülkede ligler oynanmaz hale gelecektir.

Derin mevzuulara daldık, maçı hatırlayalım biraz da. Zor iki deplasmanından kazasız döndü Galatasaray. Diyarbakır önünde, bir de mağlup duruma düştükten sonra, maçı zihinlerde kaybetmemiş olmak, kazanma arzusunu devam ettirmek; son derece önemliydi. Galatasaray’ın Eskişehir, Graz, Ankaragücü ve Fenerbahçe maçlarında yaşadığı “gol ye ve oyundan kop” travmasının tekrarlanmamasından bahsediyorum.

Rakibin fiziki yetersizliği, bir Ziya Doğan takımına yakışmayacak kadar kötü fizik kaliteye sahip oluşu, Galatasaray’ın da maça tutunmuş olması; skoru getiren unsurlardı. Diyarbakırspor’un iyi oyuncuları olduğu bir gerçek ancak biraz bahsetmeye çalıştığımız koşullar, anlaşıldığı kadarı ile takım olmalarına engel teşkil ediyor. Biraz da takım kimyasında arızalar var, ekleyelim; bu kadar çok orta seviye eski şöhret bir takım için fazla. Çimento görevi görmesi gereken Abdullah, Barış gibi oyuncuların adedinin artması lazım.

Rijkaard 4-3-3’te ısrar ediyor. Elano, mevcut hali ile ilk 11’i zorlayamadığı için Diyarbakır önünde şaşılacak bir durum olmadı. Ancak, Keita sürekli yedek kalacak oyuncu değil. Keita dönünce Kewell, Arda ikilisinden hangisi kenara gelir, oynamayan oyuncu(lar)ın takım bütünlüğüne olumsuz etkisi olur mu, bu soruların tekrar altını çizelim. Mevcut koşullar altında 4-3-3 ideal diziliştir ve Rijkaard doğruyu yapıyor. Ancak önümüzdeki günler bazı değişiklikleri mecbur kılabilir. Bekleyip göreceğiz. İki adamın dikkat çeken performansı aynen devam ediyor; Sabri ve Kewell. Sabri ilk goldeki vuruşu, Kewell’ın da ikinci goldeki yaratıcılığı çok iyiydi.

Güzel de, bu alakasız 15 günlük ara neyin nesidir? Milli takım hadisesi sizce de biraz fazla zaman almıyor mu? Basketboldaki uygulama futbolda da kullanılamaz mı? Milli maç yok, heyecan yok, kasımın göbeğinde bu ara gereksiz değil mi?

by Nurullah Bakır

Read more...

vasco'nun dönüşü


Zamanın çok hızlı geçiyor. Ağlayan Vasco taraftaları ve Edmundo'yla ilgili postun üzerinden neredeyse 1 yıl geçmiş. Geçtiğimiz Aralık ayında Campeonato Brasileiro Série A'ya veda etmesinin üzerinden sadece 1 sezon geçtikten sonra lige geri döndü Vasco da Gama. Gerçi Segunda Divisão'ya yolu düşen her büyük takım bir sonraki sezon açık ara rahat bir şekilde lige geri dönüyor. Geçtiğimiz sezon Corinthians ve 2003'te Palmeiras'ın yaptığı gibi.

Vasco'nun bu sezon gösterdiği performans Segunda Divisão -Campeonato Brasileiro Série B-   tarihindeki toplanan puanlar açısından en iyi 3. yüzde olarak da tarihe geçti. Geçen sezon Corinthians yüzde 74.6, 2003'te de Palmeiras yüzde 74.3'lük yüzdeler ile sezonu tamamlamışlardı. Bitime 4 hafta kala Vasco yüzde 68.8'yı yakalamış vaziyette. Kalan 4 maçlarını da kazanmaları halinde  yüzde 70'in üzerine çıkan 3 takımdan biri olacak Rio de Janeiro ekibi.
Vasco da Gama'nın Campeonato Brasileiro Série B'ye geri dönüşünün ardından yönetim yeni formaları piyasya sürmeye hazırlanıyor. Herhangi bir resmi açıklama yapılmamasına karşın söz konusu formalar internete düşmüş. Şampiyonluğun ilan edilmesi ile birlikte resmi açıklamanın da haftaiçi yapılması ve satışa çıkarılması bekleniyor...

Read more...

yankees şehir turunda

Saturday, November 7, 2009


Geçen gün yazmıştık Bronx'taki kavga vesilesiyle MLB'deki "Dünya Serisi" hadisesini. New York Yankees serinin 6. maçında Philadelphia Phillies'i yenerek seriyi 4-2'ye getirdi ve toplamda 27. şampiyonluğuna ulaştı.  Yankees'in 2000 yılından beri kazandığı ilk "Dünya Serisi" şampiyonluğunun şehir turu da oldukça görkemli oldu.
Yankees'in topladığı bu kalabalıktan daha fazlası ancak New York Knicks şampiyon olursa toplanır...

Read more...

raikkonen'in tercihleri

Friday, November 6, 2009


Geçtiğimiz sezonun en fazla kazanan Formula 1 pilotuydu Kimi Raikkonen. İtalyan takımı Alonso ile anlaşıp Finli de boşa çıkınca önünde farklı seçenekler oluştu. Raikkonen için en ciddi söylenti McLaren ile anlaşacağı yönünde. İngiliz takımı Finli pilota bir sezon için 5 milyon € öneriyormuş Alman basınında yazılanlara göre.
Raikkonen'in Ferrari ile yaptığı anlaşmaya göre ise gelecek sezon yarışmaması halinde 17 milyon €'luk bir kazancı söz konusu. Eğer McLaren ya da bir başka takımla anlaşarak yarışması durumunda ise İtalyanların ödeyeceği para 10 milyon €. Kaba bir hesapla geçtiğimiz sezon sadece Ferrari'den 20 milyon € kazanan Finli pilotun  McLarenle anlaşması halinde önümüzdeki sezon alacağı para bir önceki sezondan 5 milyon € daha düşük.
Kimi Raikkonen'in menajerleri Steve ve David Robertson, İngiliz takımı ile anlaşmanın detayları üzerine çalışa dursun, McLaren'in Finli pilot ile ilgili sorun çıkması halinde "B planı" olarak Nick Heidfeld'i yedekte tutuyor.

Read more...

sven göran eriksson & kleenex

Read more...

türkiye'de kaleci mi yetişmiyor golcü mü??


Hep söylenen şudur: Türkiye'de kaleci yetişmiyor.
Süperlig'deki takımlarımızın çoğunun kalesini yabancıların koruması, yerli kalecilerin yıllarca yedek bekliyor olması.

Volkan, Rüştü, Ömer, Hakan, Serdar... Saymaya kalkınca milii takım kalesini emanet edecek 10 tane kaleci sayarsınız, hatta ligin ilk 10 haftasında en az gol yiyen ilk 3 takımın ikisini Türk kalecileri koruyor.

Dolayısyla kaleci yetişmiyor geyiğini bir kernara bırakıyorum asıl sıkıntı forvette olmasın sakın!

Süperlig'deki golcülerimizin durumuna hiç dikkat ettiniz mi?

Asıl sorun gol yollarında "yerli malı" yoksunluğunda olmasın?
Süperlig'in ilk 10 haftasında gol krallığı listesinin aşağıya aktarıyorum; göz atınca ne demek istediğimi daha net anlaşılacaktır:

SÜPERLİG 10.HAFTA GOL KRALLIĞI
1) Makukula - Kayserispor 6
2) Nonda - Galatasaray 6
3) Souza - Gaziantepspor 6
4) Alex - Fenerbahçe 5
5) Baros - Galatasaray 5
6) ColmanTrabzonspor 5
7) Kahe - Gençlerbirliği 5
8) Güiza - Fenerbahçe 4
9) Isaac - Manisaspor 4
10) Kewell - Galatasaray 4

by taytay

Read more...

seçimler ve muhtemel sorunlar


Dinamo önünde, Keita ve Elano’nun cezaları tamamlanmış olduğu halde, Rijkaard’ın nasıl bir 11 ve sistem tercih edeceği merak konusuydu. Hoca Sivasspor önündeki sistemini de, 11’ini de değiştirmedi. Peki bunun için bir B planı denebilir mi? Kesinlikle hayır, zira göreve başladığında, misal Tobol deplasmanında ve oynanan birçok hazırlık maçında, öncelikle tercih ettiği diziliş tam olarak bu idi.

Akabinde, takımın hücum silahlarının fazlalığı Rijkaard ve ekibini ofansta 4-2-3-1 uyarlaması bir sisteme itmiş, bol gollü galibiyetler ile bu tercih alkış almıştı. Biz de alkışlayanlar arasındaydık. Ancak, ekstra ofansif bu diziliş, zaten yeterlilikleri tartışmalı olan Galatasaray defans hattını, Ankaragücü ve Fenerbahçe maçlarında alınan mağlubiyetlerle eleştirilerin hedefi haline getirince Sivasspor önünde bir değişiklik yaşandı.

Bu, kritik bir karar, önce onu söyleyelim. Rijkaard’ın Galatasaray’da en fazla zorlandığı konular arasında bence en üst sırada, ofans hattındaki yıldızların 11 çıktıkları ve çıkmadıkları maçlar, aldıkları dakikalar, memnuniyet ve memnuniyetsizlikleri geliyor. Şöyle ki, hangi teknik adama verseniz Elano, Keita, Kewell, Arda, Baros, Nonda’dan müteşekkil bir hücum hattını, istisnasız hepsi farklı bir kombinasyon tercih ettiğini söyleyecektir. Hadi Nonda ve Baros birbirlerinin alternatifi ve Baros’un sakatlığı buradaki konuyu rafa kaldırdı diyelim; santraforun arkasında oynayacak 2 kişi için 4 eşdeğer ve yıldız alternatifiniz var ise, bu formayı dağıtma konusunda sıkıntı yaşarsınız. 4-2-3-1 oynarken tek kişinin yedeklik ya da rotasyon nazını çekerken, şimdi bu iki kişiye çıkıyor. Ve bu adamların hepsi maliyetli, yıldız, ülkelerinin milli takımlarında direk oyuncu pozisyonunda. Sivas ve Dinamo maçlarındaki, defansif güvenliği biraz daha sigortalı 4-3-3’ün devamı, yıldızların memnuniyetsizliği sonucu doğruacaktır, bizden söylemesi.

Ancak aslolan takımın kazanması ve daha sağlıklı bir futbol ortaya konması ise, teknik adamın da adı Frank Rijkaard ise, kadro kimyasındaki dengeyi korumak da onun görevi ise; 4-3-3 bugünün şartlarında Galatasaray için daha doğru bir seçimdir.

Buradaki sıkıntıyı aşma yolunda dün bir tercih daha yaptı Rijkaard ve Mustafa Sarp’ı Elano ile değiştirdi. Doğrudur, Elano ülkesinin milli takımında buna yakın bir pozisyonda tercih ediliyor ancak Galatasaray’da o pozisyondan beklenen asgari mücadele gücünü gösterecek midir, kısa vadede; emin değilim.

Elano özelinden devam edelim, Deivid de Souza’nın ilk sezonunu andıran bir dönem yaşıyoruz. Genel olarak Elano konusunda memnuniyetsizlik olduğu bir gerçek. Ancak bazı oyuncuların uyum sürecini diğerlerine göre daha uzun sürede atlattıkları da bir diğer gerçek. Kaldı ki Elano ummadığı ölçüde ciddi bir forma rekabeti buldu karşısında, gelir gelmez. Havaalanındaki karşılamada muhtemeldir ki elini kolunu sallaya sallaya oynayacağı bir takıma geldiğini düşünmüştü ama işin aslı o değil.

Galatasaray’ı uçuracak olan da, hatta uçuran da, düşürecek olan ve zaman zaman düşüren de, esasen bu hücum hattındaki rotasyon, doğru ve adaletli forma dağıtımı, bu adaleti futbolcuların da bünyelerinde kabul etmeleridir. Rijkaard masaya yumruk vuran tarzda bir teknik adam değil, tüm bu çalışmasını ikna yolu ile yapmaya çalışıyor. İyi niyetli çabasının karşılığında aynı paralelde cevap bulması dileğimizdir.

Maç hakkında çok fazla birşey söylemeye gerek yok. Barış-Topal-Sarp üçlüsü, buraya katılacak Linderoth ve Ayhan takviyesi ile, Galatasaray stoperlerini defansif anlamda, beklerini ise ofansa çıkış anlamında rahatlatırlar. Son iki maç da bunu birazcık işaret etti. Kewell fark yaratıyor ve rotasyonda kesinlikle en öne çıkmış durumda, ki sezon öncesi herkes onun en sonra kalacağını düşünüyordu. Mehmet Topal’ın golü ise tek kelime ile muhteşemdi...

by Nurullah Bakır

Read more...

şampiyonlar....

Wednesday, November 4, 2009






Sporda efsane isimler vardır. Mesela futbol denince Pele, Maradona, Di Stefano gibileri gelir ilk insanın aklına, teniste McEnroe, Borg, Formula 1'de Senna, Prost, Bisiklette Eddy Merckx gibi örnekleri çoğaltabiliriz...
Bu isimlerin hiçbirisini canlı bir şekilde izleme imkanım olmadı, ben 1982 doğumluyum, spor için aklımın erdiği dönemlerden hatırladığım ilk organizasyon 1988 Avrupa futbol şampiyonası o da hayal meyal...
Ama bugüne kadar izlediğim şampiyonların listesini yaparsam kendimi oldukça şanslı hissediyorum...Mesela futbolda Ronaldo, Zidane, Baggio, Van Basten, Lineker, Romario, Stoichkov gibi efsaneleri görme şansım oldu...
Basketbolda akla ilk gelen isim tabi ki Michael Jordan olur. Benim neslimdeki tüm insanların ilk tuttuğu veya duyduğu basketbol takımı herhalde Chicago Bulls'dur..LeBron James ve Kobe Bryant'ta izlemekten keyif aldığım oyuncular...
Formula 1'de bakacak olursak tartışmasız Michael Schumacher demek gerekir...bu sporun gelmiş geçmiş en büyük ismi...Akranlarım sokakta oynarken ben Pazar günleri televizyon başında onun yarışlarını izlerdim...
Bisiklet konusunda beni en çok etkileyen isim ise İspanyol Miguel İndurain olmuştur...Fransa Bisiklet turunda tartışmasız hakimeyeti çok etkileyiciydi. Tour'daki son patron benim için İndurain'dir...Armstrong falan hikaye....
Golf eşittir Tiger Woods...Bir spor bu kadar da domine edilmezki...Bir zencinin basketbol, futbol veya atletizm dışında başarılı olduğunu ispatlayan isimdir...
Atletizm deyince akıllara son dönemlerin fenomeni Usain Bolt geliyor, ancak kariyerinin sonlarına doğru olsa da Carl Lewis'i izleyebilmiş olmak büyük bir şanstı...
Yüzme de tabi ki Phelps krallık tahtına oturur ancak Van den Hoogenband, Ian Thorpe çekişmesini de büyük heyecanla takip ettim...
Amerikan futbolunda aklıma gelen ilk isim Brett Favre...dünyanın en ünlü 4 numarası sihirli pasları ile uykusuz gecelerde büyüledi beni...
Boks'ta Mike Tyson ne olursa olsun her zaman boks kelimesinin anlamıdır benim için....Onun tahtından indirebilecek birisi yok...
Tenis'te Roger Federer gibi bir efsaneyi izlemek büyük bir şans olsa da Agassi - Sampras çekişmesinin tadı artık hiçbir maçta yok...
Daha birçok sporda birçok ismi unutmuşumdur...onları da sizin yorumlarınız da bekliyorum...
Bütün bu şampiyonları izleme imkanına sahip olduğumuz için şanslı değil miyiz?

Read more...

bronx'ta taraftar kavgası

Tuesday, November 3, 2009


MLB'de şampiyonun belli olacağı Dünya Serisi'nde   New York Yankees ile Philadelphia Phillies karşılaşıyor. Seride Yankees'in 3-2 üstünlüğü var. New Yorklular bu gece oynayacakları maçı kazanmaları halinde tarihlerinde 27. kez Dünya Serisi'nde şampiyonluğa ulaşacaklar.
Phillies'in maçı alması halinde ise serinin galibini Yankee Stadyumu'nda oynanacak son maç belirleyecek.
Yukarıdaki görüntüler geçtiğimi perşembe oynanan serinin ilk maçından bir kaç saat önce çekilmiş. Bronx'ta Yankees taraftarları ile Philliesliler birbirlerine girmiş. Kavga serinin ilk maçıyla sınırlı kalmış, gerisi gelmemiş...

Read more...

kaka san siro'da...


Read more...

kraliçe teftişte


Londra 2012 için geri sayım başladı. En azından geçtiğimiz hafta 1000 gün kalması kutlandı. Artık 1000 günden daha az kaldı organizasyonun başlamasına.
Çalışmalarda  2012'nin başına yetişecek şekilde devam ediyor. 1000 günden az kalması şerefine Kraliçe II. Elizabeth de Olimpiyat Stadyumu'nun son durumunu görmek istemiş, 83 yaşında olmasına bakmaksızın çalışmaları yerinde izlemiş...

Read more...

tataristan'da soğunda antrenman

Barcelona yarın akşam Kazan deplasmanında Rubin ile karşılaşacak. Tataristan'ın başkentinde hava koşulları Katalanları özellikle de Guardiola'yı zorluyor gibi. barcelona teknik direktörü zorlanmakta da haksız sayılmaz. gece -13'e kadar düşen sıcaklık gündüz saatlerinde -2'ye kadar yükseliyor.
Yarın akşam maç saatinde -8 olması bekleniyor. Guardiola'nın kendisi bir yana sahadaki futbolcularının işi pek kolay olmayacak Rubin Kazan karşısında.

Read more...

öğütücü makinası bulgarlar


Avrupa'nın bu sezon en fazla teknik direktör öğüten ülkesi Bulgaristan. Komşuda sezon başlayalı 2.5 ay olmasına karşın şimdiden 13 teknik direktör koltuğundan oldu.
En son bu haftasonu 3 teknik direktör daha görevine veda etti. Velizar Popov Cherno More Varna'daki , Ivan Marinov Lokomotiv Plovdiv'daki ve Diyan Petkov da Slive'deki görevlerinden alınan kötü sonuçlar nedeniyle istifa ettiler.
Bulgaristan futbolunda haftanın teknik direktör kovulmalarıyla birlikte bir diğer gündem maddesi de CSKA Sofya'nın 9 oyuncusunun birden Luboslav Penev'in isteğiyle yönetim tarafından kadro dışı bırakılması. Söz konusu 9 futbolcunun maç ertesinde gece kulübünde sabahladıkları ortaya çıkınca Penev bu eğlenceli gecenin cezasını fena kesti.
Futbolcuların ne kadar kadro dışı kalacağı ise belli değil. Anlaşılan Bulgaristan futbolundaki hareketli günler bir süre daha devam edecek.

Read more...

nba biletleri düşüşte


İllinois merkezli spor araştırmaları şirketi  Team Marketing Report bir araştırma yapmış. Araştırmanın sonuçlarına göre NBA biletlerinin bu sezonki fiyatları yüzde 2.8 düşüş kaydetmiş. En son NBA biletlerinin bir önceki yıla göre düşüş kaydettiği sezon 2001-2002'ymiş. O sezon yaşanılan düşüşün ortalaması ise yüzde 2.3. Bu sezon herhangi bir NBA maçının ortalama fiyatı 48.90 dolarmış.
Araştırmaya göre NBA dşındaki profesyonel liglerde bilet fiyatlarında artış söz konusu. Bilet fiyatları NHL'de yüzde 0.1, NFL'de yüzde 3.9, MLB'de ise yüzde 0.5  oranında artış kaydetmiş. Tabi MLB'deki artışın en önemli nedeni iki New York takımı Mets ve Yankees'in yeni stadyumları.

Read more...

serena'nın haftası


Serena Williams için çok keyifli bir hafta geride kaldı. Doha'daki Sony Ericsson Şampiyonası'nda ablasını yenerek şampiyon oldu. Bu şampiyonluk aynı zamanda onun dünya sıralamasında ilk sıraya yükselmesini sağladı. Dinara Safina'yı geride bırakan Serena büyük olasıklıkla da yılı dünyanın 1 numarası olarak tamamlayacak.
Serena Williams için haftanın olumlu haberleri bununla sınırlı değil. Bu sezon turnuvalardan kazandığı toplam para ödülü 6 milyon 545 bin 586 dolara ulaştı. Bu, bir bayan tenisçinin bir sezonda kazandığı en yüksek para ödülü anlamına geliyor. Yani anlayacağımız Serena bu alanda rekorun sahibi oldu.
Son olarak haftanın keyifli geçmesini sağlayan bir diğer not Serena Williams'ın kendi otobiyografisini yayınlaması. Bir hafta bir insan için ancak bu kadar keyifli geçebilir. Postun başlığında "Serena'nın haftası" derken abartmadığımızı anlamışsınızdır.

Read more...

  © Free Blogger Templates Columnus by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP