6 Ekim 2008 Pazartesi

farklı olmak...

Fotoğraflar haftasonu koşulan Budapeşte Maratonu'ndan. Farklı olmak bu olsa gerek...

marcelo gallardo & d.c. united

MLS'in en pahalı oyuncularından biri yıllık 1 milyon 900 bin dolarlık kazancıyla Marcelo Gallardo. Üstelik bu miktarın da garanti para olduğunu söylemek lazım. Diz sakatlığı nedeniyle D.C. United'ın normal sezonda kalan 3 maçında da oynayamayacak, yani kısacası sezonu kapattı. Sezon içerisinde de çokça sakatlanmıştı Arjantinli. MLS'de ilk sezonu geride kalırken toplam 15 maçta forma giydi. Ki bunların 14'ün de 11'de yer aldı. Maç başına 77.5 dakika sahada kaldı. Bunun karşılığında 4 gol attı 3 de asist yaptı. Takımın toplam attığı golün 41 olduğunu düşünürsek takımın hücum gücüne katkısı da yüzde 17-18 civarında olmuş. En önemlisi de takımı 3 maç kala konferasnında sondan ikinci. Verimsiz geçen bir sezonun ardından Gallardo ile devam edilecek mi? Bu sorunun yanıtını aralık, ocak gibi alırız...

teselli oktoberfest'te

willie solomon

wnba'de şampiyon detroit shock, mvp katie smith

Hem Detroit organizasyonundan hem de Bill Laimbeer'den pek hazetmem. O ndenle bu post için başlık yeter de artar bile...

belgrad derbisi'nin "incileri"

Haftasonu Belgrad derbisi daha doğrusu Sırbistan derbisi oynandı. Partizan, Kızılyıldız deplasmanından 2. yarıda bulduğu 2 gol ve 2-0'lık galibiyetle döndü. Partizan sezona açık ara formda başlamış, 6'da 6 yapmıştı. Kızılyıldız ise falaket bir başlangıçla ancak 2 galibiyet alabilmişti. Bu açıdan bakıldığında sonuç normal, Partizan'ın bu formuyla Kızılyıldız'a yenilmesi sürpriz olurdu, olmadı... Maçın en ilginç anlarından biri Kızılyıldızlı Edgar ile Partizan'ın Portekizlisi Moreira'nın kapışmasıydı. Kendi evinde ezeli rakibine yeniliyorsun, rakibin de vakitten çalmaya çalışıyor tabi sinir bozucu birşey. Edgar da "hştt, zaman çalma" der misali gidip dayılanmış sahadaki diğer siyahi futbolcuya. Tabi racona uymayan bir durum söz konusu. Resimlerden de anlaşılacağı gibi Edgar kardeşimize Allah bir boy vermiş, Moreira ise boy fakiri. 1.91'lik Edgar'ın 1.67'lik Moreira'ya kafayı çakması için biraz alçaktan uçuş yapması gerekiyor. Kafayı çakmış mı yoksa çakmamış mı bilemem ama Portekizli bundan iyi fırsat olmaz demiş olmalı ki kendini yer bırakmış. Kızılyıldız kalecisi Božović'in değişik yerden kaldırma teknikleri bile işe yaramamış...

5 Ekim 2008 Pazar

mls'de playofflar yaklaşıyor...

"başkan ne iş?!"

Vasco de Gama'da kötü gidiş sürüyor. Onlar gibi son sıralarda bulunana Figueirense ile evlerinde oynadılar. 6 puanlık maçtan 4 gollü mağlubiyetle ayrılınca taraftarlar tribünde gördükleri Başkan Roberto Dinamite'ye "başkan ne iş, yolumuz Serie B mi" demişler. Vascoluların saygısı var Dinamite'ye. Kulüp tarihinin en fazla forma giyen ve en çok gol atan futbolcusu Roberto Dinamite. Bizim kulüp başkanları gibi "param var, herşeyi yaparım, kulübün de içine ederim" tarzında biri değil. Gerçi haksızlık etmeyelim bizim 3 büyüklerden sadece birinde bu tür; futboldan anlamayan, hem kulübün değerlerini mahveden hem de "ben çekip gitmem o kadar para saydım" diyen bir başkan bulunuyor. Bu nedenle tribünde bu tip bir dialog da pek mümkün değil. Hani siz sinirli bir taraftar olarak bu ne iş deseniz muhtemelen size ana, avrat düz giden bir kulüp yöneticisi ya da başkan ile muhattap oluruz. En azından bu duruma örnek geçtiğimiz sezondan bir Beşiktaş maçı mevcut. Neyse biz konumuza dönelim; Vasco'da gidiş iyi değil ligde sonuncular, Campeonato Brasileiro'nun da bitmesine 10 hafta kaldı. Serie B'ye düşmek istemiyorlarsa toparlanmaları gerek. Bardağın dolu tarafı son on sıradaki takımlar arasında 8 puan fark bulunuyor. Üstelik her takım da birbirini yenebiliyor. Böyle olunca da köprünün altından çok sular akar diyebiliriz...

acb'de sezon başladı...

3 Ekim 2008 Cuma

brezilya'da teknik direktörlük...

Campeonato Brasileiro'ya teknik direktörler konusunda bir sınırlama koymak gerekiyor herhalde. En azından bir teknik direktörün bir yılda en fazla 2 takım çalıştırması kuralı koyulmalı. Tabi böyle bir giriş tuhaf oldu şimdi. Hayırdır olay ne derseniz şöyle ifade edeyim: Geçtiğimiz yılın dördüncüsü Fluminense, Temmuz ayında Copa Libertadores finalini kaybettikten sonraki yokuş aşağı gidişini sürdürüyor. Ligin bitimine 10 hafta kala sondan ikinci sıradalar. Başkan Roberto Horcades Ağustos ayında teknik direktör Renato Gaucho'ya yol verip Stival Cuca'yı göreve getirmişti. Cuca'nın da Fluminense'deki ömrü 9 haftayla sınırlı kaldı. 2 galibiyet, 2 beraberlik ve 5 mağlubiyet onun görevine son verilmesinin nedeni. Dün açıklandığı üzere Rio kulübünde sezonun üçüncü teknik direktörü de Renê Simões oldu. Simões, Jamaika futbol tarihinin en önemli isimlerinden biri. Jamaika'yı 1998 Dünya Kupası'na taşımıştı kendisi. 10 yıl sonra bu yılın başında yine aynı işi yapar mı diye göreve getirdiler fakat Honduras'a 3-0 yenilince milli takımdaki görevine son verildi. Şimdi daha zor bir işe kalkışıyor, yokuş aşağı giden Fluminense'yi düzlüğe çıkarmak için uğraşacak. Bu arada sezona Fluminense'de başlayan Renato Gaucho da son sıarda yer alan diğer bir Rio takımı Vasco De Gama'nın başına geçti. Gerçi buna şaşırmamak lazım. Bu bir Brezilya geleneği. Misal Geninho sezona Atletico Minerio'da başladıktan sonra yaz dönemini Botafogo'da geçirdikten sonra Eylül başında Atletico Paranaense ile anlaştı. 10-15 teknik adamın ve sabırsız kulüp başkanlarının olduğu bir ortamda bu tür kısrı döngü daha çok devam eder...