24 Kasım 2008 Pazartesi

crew şampiyon

Sezonun açık ara en iyi takımıydı Columbus Crew. Sigi Schmid'in geçtiğimiz sezon takımı devralmasıyla birlikte Crew'un kaydettiği aşama da inanılmaz. İki sezonun önce ligin en kötü takımıydı Schmid'in takımı. Önce, geçtiğimiz sezon en azından playoff'a kalabilecek bir takım oldu Crew. Zaten son hafta kaybetmişlerdi playoff biletini. Bu sezona ise güçlü girdiler, sezonun tamamında da düşüş yaşamadılar ve ligi lider olarak tamamladılar. Playofflarda da zorlandıklarını söyleyemeyiz.
Finalin diğer takımı ise NY Red Bull, son hafta yakaladığı playoff'ta MLS tarihinin en büyük sürprizlerinden biri oluyordu az kalsın. Bu sezon ligin "yılın futbolcusu" ve "teknik adamına" sahip bir takıma karşı, üstelik de final maçında 90 dakika konsanstrasyon gerekiyordu, bunu sadece ilk 20 dakika başarıp, 70 dakika başaramayınca oyuna da fazla tutunamadılar. Guillermo Barros Schelottoo'nun oyun içindeki işleyişini kesmediğiniz sürece Columbus Crew'u oyundan düşürmek imkansız gibi. Final maçında da böyle oldu. Arjantinli oyunu istediği gibi yönlendirdi, 3 golde de asisti yaptı. Buna karşılık Red Bull'un defansının en önemli ismi Diego Jiminez de felaket bir maç çıkartınca beklenen sonuç sahaya yansıdı 3-1 Columbus Crew. NY Red Bull gerçi ilk 20 dakikadaki baskısının sonucu bir golle alabilseydi belki de skor daha farklı olacaktı. Red Bull'un bir başka şanssızlığı da beraberlik golünden sadece 2 dakika sonra 2. golü yemeleriydi. Ki bir takım bir köşe vuruşunda ancak bu kadar kötü adam paylaşabilir...
MLS'in kurulduğu tarihten bu yana yer alan iki organizasyonun oynadıkları ilk finaldi California, Carson'daki maç. Seyircinin de ilgisinin muazzam olduğunu söylemek lazım. - Geçen yıl JFK'de oynanan finali düşününce- Son bir not Frenkie Hejduk da mağara adamına dönüşmüş, hani akşam yolda karşıma çıksa korkarım doğrusu....

23 Kasım 2008 Pazar

seyirci

Brezilyalılar'ın futbola olan ilgisi erkek futbolu ile sınırlı. Vitória ile Grêmio arasında oynanan bayanların Campeonato Brasileiro maçında tribünlerdeki seyirci sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Sahadaki futbolcular için oldukça zor olsa gerek böyle bir destekle iyi futbol oynamak!

kartpostal

AZ Alkmaar, Ajax'ı 2-0 yenip lider olurken maça dair üstteki resim de tam kartpostallık...

dizayn harikalari...

soyunma odasında hesap-kitap işleri..

dortmund'un genel kurulu

Bugün Borussia Dortmund'un yıllık olağan genel kurulu vardı. Toplantıya üç Brezilyalı Dede, Tinga ve Santana'da katılmış. Hani Dede neredeyse 10 yıldır Almanya'da yaşıyor, Almancası vardır da Tinga ile Santana için eziyet olmuştur bu toplantı. Zavallılar, yönetim tarafından görevlendirilmiş olsalar gerek. Ki bir futbolcu -hele ki yabancıysa- tatil gününü neden kulübün olağan yıllık genel kurulunda geçirsin ki. Fotoğrafı görünce bizim yabancı topçular yıllık olağan kurul ya da mali kongreye katılsalar ne olurlardı diye düşündüm, gülmekten kendimi alamadım...

paris'in geri dönüşü

Bizim için büyük talihsizlikti Inter-Juventus ve PSG-Olympique Lyon maçlarının çakışması. Akşam risk alıp daha az çekici görünen PSG-Lyon maçını seyrettim. Oldukça zevkli bir maçtı. Paris Saint Germain yönetiminin 1.5 sezondur Paul Le Guen'e verdiği kredinin meyvelerini yavaş yavaş topluyor Saint Germain. Guily, Rothen ve Makalele gibi veteran ismleri bir kenara bırakırsak takımın sadece iki tane "alımlı" ismi bulunuyor: Sessegnon ile Hoarau. Fakat oynadıkları futbol zevk veriyor ve Olympique Lyon'un patlama yaptığı ilk zamanları hatırlatıyor. Lyon'da ise bir çözülme var. Geçtiğimiz yıllarda her maçta rakibini ezerdi fakat bu sezon kazandıkları maçlarda bile rakibi ezdiklerini söylemek mümkün değil. Aranın açılmaması durumunda Olympique Lyon'un 7 yıl sonra hüsran yaşaması mümkün... Saint Germain için ise tempolarını arttırmaya devam ederlerse geçtiğimiz sezon Bordeaux'nun atamadığı son dakika golünü atabilirler.

craig moore'un azmi

Craig Moore'u Rangers'ın defans hattından hatırlarız. Rangers tarihinin en devamlılık arz eden yabancı futbolcularından biridir. İskoçya'da geçen yılların ardından önce Mönchengladbach sonra da Newcastle United'ta yop koşturdu. Son iki sezondur ise ülkesinde Queensland Roar forması giyiyor. Geçtiğimiz aya kadar Craig Moore'un kariyerini normal bir şekilde devam ediyordu. Aslında halen devam ediyor ama Avustralyalı futbolcunun bir içerisinde geçirdiği ilginç sürece dikkat çekmek gerek. Geçtiğimiz ay Moore'ın "testis kanseri" olduğu ortaya çıktı. Moore zaman geçirmeden operasyonun yapılmasına karar verdi ve 11 Kasım'da ameliyat oldu. Aradan geçen 12 günün ardından Craig Moore bugün oynanan Queensland Roar - Perth Glory maçında sahaya takım kaptanı olarak çıktı. Bir insan hafif bir soğuk algınlığı geçirdiğinde bile en azından 4-5 günde kendisine gelirken, kanser ameliyatı olmuş birinin 12 gün sonra tekrar profesyonel hayata dönmesi... üstelik Craig Moore'un 33 yaşında olduğunu da belirtmek gerek. Moore'un azmine şapka çıkartmak gerekiyor...

alımlı...

Fotoğraf: Shaun Botterill/Getty Images

dünyanın en tehlikeli şehri

Biz 1990'lı yıllarda dünyanın en tehlikeli şehri olarak "Medellin"i bilirdik. Kolombiya uyuşturcunun merkeziydi, Medellin de uyuşturucunun Kolombaya'daki merkezi. Bugünlerde ise Meksika'nın Amerika sınırındaki şehri "Ciudad Juarez" dünyanın en tehlikeli şehri olarak anılıyor ki bu unvanı da hak ediyor. Meksika uyuşturucu mafyasının iç savaşının yaşandığı şehirde ölüm haberinin olmadığı gün olmuyor. Misal dün 30 kişi ölü bulunmuş Ciudad Juarez de. Polis ve güvenlik güçleri bile bu işe çare olamıyor...