güney afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güney afrika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2010 Salı

dünya kupasının ardından stadyumlar

Dünya kupasından önce de soruluyordu yeni yapılan ve yenilenen stadyumların turnuvanın ardından ne olacağı. Atıl bir tesis olarak çürüyecek mi yoksa kullanılabilecek mi? Bütün stadyumlar için olmasa da Soccer City'nin Güney Afrika ve Güney Afrikalıların oldukça işine yarayacak gibi görünüyor. Söz konusu stadyumlar içerisinde aylık sabit maliyetini karşılayabilecek tek stadyum Soccer City daha doğrusu FNB Stadyumu. Johannesburg'daki stadyum geçen haftadan beri FNB adıyla anılıyor. Bu durumun nedeni ise stadyumun isim haklarının 2014 yılına kadar First National Bank'a satılması. FIFA ile yapılan anlaşma nedeniyle stadyumların sponsorların adıyla anılamadığından turnuvadan üç ay öncesinden final maçının bir hafta sonrasına kadar "Soccer City" olarak anılacaktı. Soccer City ya da FNB'nin yönetimini üstlenen National Stadium Management şirketi mahkemeye başvurarak FNB adının kullanılmaması hakkında dava açtı. Mahkeme sonucunda ise şirketin bu talebi reddedildi.
Neyse biz yazının başında el aldığımız konuaya geri dönelim bu isim değişikliği hususuna değinmenin ardından. FNB Stadyumu'nun yıllık maliyeti 3 milyon 500 bin ile 4 milyon dolar arasında değişiyor. Fakat National Stadium Management SA Limited'den Barry Pollen'a göre söz konusu maliyet sorun değil yukarıda da dediğimiz gibi. Hâlihazırda bu yıl sonuna kadar 27 tane etkinlik düzenlenecek ki bunlardan hiç biri futbol maçı değil. Konferanslar, doğum günleri, ticari etkinlikler düzenleneceklerden birkaç tenesi. Bunun yanı sıra rugby maçları, konse, kilise ve kültürel etkinlikler de bu yılın sonuna kadar FNB'ın ajandasında bulunuyor. 
Diğer stadyumlar için ise kendini döndürme ve yıllık maliyeti karşılamak açısından bir sorun söz konusu olabilir.Her ay 275 bin dolarlık bir gelir gerekecek Orlando, Rand ve Dobsonville Stadyumları'nın sabit maliyetlerini karşılamak için. Bu stadyumlardan, Orlanda'yu Orlando Pirates,  Rands'i Kaizer Chiefs, Dobsonville'i de Moroka Swallows takımları kullanıyor. Bu stadyumları aylık maç gelirleri dışında farklı etkinliklerle de gelir oluşturması gerekiyor.
Bunun içinde farklı uygulamalara gidiliyor. Güney Afrika'da lig bu hafta sonu başlıyor. Sezonun açılışı cumartesi günü Cape Town'daki stadyumda oynanacak çift maçla yapılacak. Vasco da gama ile Orlando pirates, Ajax Cape Town da Bloemfontein Celtic ile oynayacak. Böylece stadyumların daha işlevsel  olması hedefleniyor. Bu çalışmanın ne kadar başarılı olacağı da tribünlere gelen seyirci rakamlarıyla belli olacak... 

12 Ağustos 2010 Perşembe

soccer city'den first national bank'a...

Dünya Kupası boyunca en fazla telaffuz edilen stadyumdu Soccer City. Kupanın final maçı da dahil olmak üzere sekiz karşılaşmanın oynandığı stadyumun ismi 2014 yılına kadar First National Bank ile anılacak. Stadyumun yapım aşaması sırasında isim hakları ülkedeki en büyük banka First National Bank'a satılmıştı. FIFA'nın kuralları gereği Dünya Kupası'nın başlamasına üç ay kala stadyumun ismi "Soccer City" olarak değiştirildi. Bu anlaşma dünya kupası finalinden bir hafta sonrasına kadar sürdü.
Stadyumun isminin Soccer City olarak kalmasını isteyen işletmeci kuruluş Stadium Management SA  mahkemeye başvurdu. Mahkeme ise nihai kararını dün verdi ve stadyumun isim haklarının 2014 yılına First National Bank'a ait olduğunu açıkladı.
Dünya Kupası boyunca Soccer City olarak anılan stadyum, önümüzdeki hafta başlayacak olan TriNations maçlarında "FNB" ismini kullanacak...

10 Ağustos 2010 Salı

soccer city'nin dolu günleri...

Haftasonu Güney Afrika futbolunun lig başlamadan gelenekselleşen etkinliklerinden, "Telkom Charity Cup" vardı. Her yıl, sezon öncesinde İnternet üzerinden yapılan oylamayla en fazla oyu alan dört Premier Soccer League ekibi, aynı gün içerisinde tek maç üzerinden birbirleri ile yarı final ve final maçında karşılaşıyor. Sabah 10'da başlayan etkinlik, gece 12'ye kadar sürüyor. Bu yıl, Orlando Pirates, AmaZulu, Kaizer Chiefs ve Mamelodi Sundows'un katıldığı turnuva Soccer City'de yapıldı. Dünya Kupası finalinden bu yana Soccer City'de düzenlenen bu ilk organizasyonu 87 bin kişi izledi. fiyatları 7 ile 10 dolar arasında değişen biletlerden 80 bin adet satıldı, 7 bin bilet de ücretsiz olarak çeşitlli promosyonlarla dağıtıldı. Böylece dünya kupası stadyumlarının kupanın ardından dolmayacağı ve atıl kalacağı tezi de en azından bu turnuva ile şimdilik çürütülmüş oldu.
Soccer City'nin bir sonraki ev sahipliği bir rugby maçı için olacak. TriNations çerçevesinde 21 Ağustos'ta Güney Afrika ile Yeni Zelanda karşı karşıya gelecek. Maçın satışa sunulan 88 bin 791 biletinin tamamı şimdiden tükendi... 

22 Temmuz 2010 Perşembe

bafana bafana'ya elveda...

Güney Afrika Milli Takımı yakın bir zamanda lakapları "Bafana Bafana" kullanmaktan vazgeçebilir. Bunun nedeni ise yerel bir işadamının uyanıklığı. 1994 yılında "Bafana Bafana"nın isim haklarını satın alan bu işadamı ile anlaşmaya çalışan Güney Afrika Futbol Federasyonu uzlaşmaya varamadı. Sadece Dünya Kupası'nda 10 milyon dolar kazanan işadamının isim haklarının vazgeçmesini de beklemek "Enayilik" olurdu.
Güney Arika Futbol Federasyonu sorunu "Ulusal" düzeyde çözmeye çalışıyor. Eğer istedikleri sonucu alamazlarsa Güney Afrika Milli Takımı için yeni bir lakap ufukta gözükebilir...

21 Temmuz 2010 Çarşamba

springboks'lara kötü sürpriz

Güney Afrika rugby takımı keyifsiz bir dönem geçiriyor. Springboks'ların Tri Nations'ta ilk iki maçını kaybetmesinin ardından, takımın 2004 yılından beri sponsorluğunu üstlenen "Sasol" adlı şirket sene sonunda sona erecek sponsorluk anlaşmasını yenilemeyeceğini açıkladı. Johannesburg merkezli şirket, enerji ve kimya sektöründe faaliyet gösteriyor. Sasol, yıllık 2 milyon 500 bin sterlin ödüyordu sponsorluk anlaşmasının gereği olarak Güney Afrika Rugby League'e. 
Güney Afrika, 2011'de Yeni Zelanda'da yapılacak olan Rugby Dünya Kupası'nda arka arkaya şampiyon olan ilk ülke olmayı hedefliyor. Rugby League Yönetimi gelecek yıl Eylül ayındaki turnuvaya kadar yeni bir sponsor bulunacağından emin. Haksız da sayılmazlar son dünya şampiyonu takımın sponsor açısından zorlanması pek söz konusu değil... 

16 Temmuz 2010 Cuma

Dünya kupasına ev sahipliği nedeniyle çok sayıda yeni ve yüksek seyirci kapasiteli stadyuma kavuşan Güney Afrika, bu yeni stadyumlar vesilesiyle kriket sporunda da yeni bir ülke rekoruna imza atmaya hazırlanıyor. Hintlilerin Güney Afrika'ya gelişinin 150. yılına denk gelen  9 Ocak'ta Hindistan ile Güney Afrika arasında Twenty20 maçı oynanacak. Son anda bir değişiklik olmazsa karşılaşma, İspanya ile Almanya arasında oynanan yarı final maçı da dâhil olmak üzere yedi maça ev sahipliği yapan Durban'daki Moses Mabhida Stadyumu'nda oynanacak. 70 bin kişi kapasiteli Moses Mabhida Stadyumu böylece Güney Afrika kriket tarihinin en kabalık maçına da ev sahipliği yapacak. Ülkenin en büyük kriket stadyumu 34 bin kişilik Wanderers. 
Dünyanın en büyük kriket stadyumu ise 100 bin kişilik Melbourne Kriket Stadyumu.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

empire state building'e ispanyol damgası

Caner Eler keşfetti sağolsun. Empire State Building renkten renge bürünüyormuş. İspanya'nın Dünya Kupasını kazanmasıyla birlikte kulenin tepesi de İspanyol bayrağı renklerine bürünmüş. Bununla da sınırlı değil Esmpire State Building'in renk değiştirmesi. Özel günler için farklı renklere bürünebiliyor ayrıntılar için şuraya tıklamak yeterli....

5 Temmuz 2010 Pazartesi

finali kimle kim oynar?

Brezilya'nın elenmesine gerçekten şaşırdım.
"Yıllarca çok güzel, çok artistik oynuyorlar, ama işin şovundalar, defansı düşünmüyorlar, rakipler
işi onlardan daha ciddiye alıyor, o yüzden de sonunu getiremiyorlar" dedik, durduk. Pereira onlara zamanında, nihayet "önce defansı sağlam tutma"yı da öğretti diye sevinmiştik. Golü zaten her hâlukarda atıyorlar...

Bu sefer defansları gerçekten taş gibiydi. İtalya'da defans yapmanın ilmini yapmış adamlardan kurulu defansları portakal yağmuruna tutulunca 10 dakika içinde çöküverdi.

Ayaktopunun topu dalga geçti benimle, daha doğrusu beklentilerimle. "taş gibi" dediğimiz defans kendi kalesine golü atıverdi; defans taş kesildi Hollanda'lılar uyanık, "demek bu defans, golü böyle yiyor!" diye düşünürek birkaç dakika sonra aynı pozisyondan bu sefer kendileri atıp öne geçtiler. Brezilya ilk yarı kaçırdıklarını atmış olsaydı, Hollanda şimdi Uruguay maçına değil, Uruguay'ın Brezilya ile oynayacağı maçı seyretmeye hazırlanıyor olurdu.
Geçelim Almanya Arjantin maçına. Almanlar daha çok güven veriyordu ve Arjantin bu maça kadar dişlileri iyi çalışan, makine gibi oynayan "dişli" bir takımla henüz karşılaşmamıştı. Oysa, Almanya geride kalan 4 maçının ikisini 4'er golle geçmişti. Maradona'anın saha kenarı tutumu ne kadar şov gibi duruyorsa, Löw'ün duruşu da bir o kadar disiplin kokuyordu. Hatta "ne suratsız!" bile dedirtiyordu.
Sonunda Almanya Arjantin'i de (yani son 5 maçın üçünde rakipleri '4'leyerek) hakladı. Ertesi gün gazetelerdeki haberlerden en çok şu başlık hoşuma gitti. "Don't cry 4 me Argentina!" Doğrusu maç sonu demeçlerde daha doğal olan bu kez Löw değil, Maradona'ydı. Löw, "Arjantin her zaman ciddiye alınması gereken bir takım" diye adeta tevazuda ters manyel atarken Maradona "suratıma tekme yemiş gibiyim, bütün enerjim bitmiş durumda" diyebilecek kadar mütevazıydı.
Millet "Maradona süper bir futbolcuydu ama iyi bir hoca değil" diyedursun (mesela Ömer Üründül bunu aynı maçta 3 kere söyledi) Arjantin Türkiye ile oynamadıktan sonra yenmiş, yenilmiş bana ne! Maradona sonuna kadar sahada olsun, o kupayı kaldırsın o bana yeterdi. Çünkü onun bulunduğu 'bench'e doğru taca çıkan toplar bile beni maç içinde kaleye çekilen şutlardan daha çok heyecanlandırıyordu, "acaba şimdi fantastik bir hareket çeker de görür müyüz?" diye...
Maradona'nın hocalığına laf edip takım oyunundan dem vuran Ömer Üründül'e fırsatım olsa ben de şunu sorardım: Siz, spikerlerin yanında maça yorum katarken futbola, futbolu seyir zevkimize ne kadar katkı sağlıyorsunuz acep? Değişik bir şeyler söyleme ümidinizi siz de yitirdiğiniz için mi, arada bir mesela "Lahm çok zeki bir oyuncu" gibi toptan bağımsız bir yorum yapınca bunu çeyrek saat içinde üç-dört kere tekrarlıyorsunuz?
Klose bir maç cezalı olmasına rağmen tüm zamanların en skorer Dünya Kupası golcüsü olma unvanını yakalamak üzere. 1 gol daha atarsa egale edecek, 2 gol atarsa rekoru kıracak. Hem de "kötü bir sezon geçirdi, milli takıma neden çağrıldı?" diye Löw'e hesap soranlara inat! Messi ise harika bir sezon geçir(miş)di sanki de n'oldu? Görünen o ki, "Baby Face" hatta artık "Crying Baby Face" Messi, bizi mavi beyaz çubuklu forma altında değil, lacivert kırmızı çubuklu forma altında mest etmeye devam edecek.
Son 16 takımın 7'si Amerika kıtasındandı, Bu yüzden Brezilya/Arjantin'den birinin finale kalacağından daha da emindim. Kim bilebilirdi ki, son dörde gelindiğinde bu 7 takımdan kala kala geriye bir tek Uruguay kalacak!
Top yuvarlak(tır) da ondan, di mi Ömer Bey?
(Tenis topu da yuvarlak ama, Nadal sürekli kazanıyor Ömer Beyciğim!)
Sonracığıma, biz eskiden Avrupa'ya muz, portakal, narenciye ihraç eder, karşılığında buzdolabı, çamaşır makinesi alırmışız... Amerika Avrupa'ya sürekli futbolcu ihraç ediyor, karşılığında modern futbol, takım oyunu vs. alsa ya!
Finali kimle kim (mi) oynar?
Bana ne!
Che imajlı, tespihli, siyah-beyaz sakalına, gri takım elbisesine, at nalı gibi kocaman siyah kol saatine rağmen renkli ve tespihli Maradona artık yok ya, gerisi boş!
Suratsız Löw'ün karşısına biri (muhtemelen Hollanda) çıkar, Almanlar kupayı alamasa da biz medyaca ve milletçe Özil'in finalde bir geri pasından dahi fazlasıyla mesut olmasını biliriz.

26 Haziran 2010 Cumartesi

yaz, yaz, yaz... futbol dolu bir yaz


Yirmi gündür futbolla yat, futbolla kalk
Ev hayatı, sosyal yaşam hafiften allak bullak.

Dünya Kupası’na biz Türkler gidemedik,
Kupa bize (bol) geldi, tanıdıkların oynamasıyla yetindik

Hatta tanıdıklarımız “90 dakika forma giydi”lerse
Biz giymişiz gibi (ben diyeyim “ezik” siz deyin) “pek bir sevindik”

İlk başlarda şu “geyik”e tutunduk, durduk
“Takımları görünce, biz bu kupada kesin iş yapardık!”

Teyzemin bıyıkları olsa, amcam olurdu...
Fransa, İtalya gidince, Almanya, İngiltere, İspanya direkten dönünce utandık, sustuk

Sevimsiz Morinho birkaç ay önce İtalyan’ı ŞL şampiyonu yaptı
Her takım bu şampiyonaya Morinho taktiğiyle başladı

Ama sevimsiz ve “son şampiyon” İtalya, unvanını daha ilk turda bıraktı
Zidane’ın İtalyandan yediği kafa geldi aklıma, kim bilir ne sevinmiştir ama

Yeni Zellanda’nın kalecisini çok beğendim ama iyi kaleci dediğin gidip gol de atmalı
Çünkü Yeni Zellanda, yenilmeyen Zellanda, yenilmeden kupaya veda etti Zellanda,

Kaleciler yeni topa, “non-African” seyirciler de vuvuzelaya alışamadı
Gerçi vuvuzela sayesinde hiçbir maçı izlerken uyuya kal(a)madık, fena mı?

Afrika’nın güneyinde bunlar olurken, ülkemizin kuzey batısında neler oluyordu?
8 bavulla Almanya’ya giden Daum, bir ay sonra tek bavulla dönüyordu.

Dönmesi gerekiyor muydu?
Evet çünkü FB yeteri kadar “dünya kulübü” değil(dir) henüz.

Her yaz, transfer haberleri gazetelerimizi/rüyalarımızı süsler sonra hepsi fos çıkardı
Bu yaz, BJK gerçekten bizi yanılttı, transferde piyasanın tozunu attı

Quaresma’yı yirmibirbinküsur taraftar karşılamış, iyi, güzel, ne hoş...
Giderken 21 kişi yolcu edecek mi, ben ona bakarım; gerisi boş!

GS paraları geçen sene harcadı, Rijkard’ın arsızlığına para kalmadı.
El elden üstün, Sezgin de Üstünel’den....  Kaşla göz arası Sezgin Haldun’u hakladı.

FB, bolca hayal kırıklığı Stoch’ladı, bir tek GS’yi çalımladı
Polat yetişemediği ciğeri yine mundar edip “Arda’nın yedeği” yaptı

En akıllı davranan (şimdilik) Trabzon mu ne?
Gözler Bursa’da, hem Bursalılar, hem de biz beklemede...

Kutlayalım “bu sene şampiyon Anadolu’dan” dedirteni
Fakat Bursa, Maramara Bölgesi’nden Anadolu’ya ne zaman taşındı, birileri söylemeli

Başlasın ikinci tur maçları, gelsin hem güzel hem de komik goller
Ben Messi’ye, Ronaldo’ya hatta Japonlara daha doyamadım

Doysun vız vız vız...  (İmdat!) Vuvuzelacılar
Hüsnü bile denemiş, çalamamış, çalsın dursun kara topraklar

6 Mayıs 2010 Perşembe

gol başına 132 bin dolar

Dünya kupasının ev sahibi Güney Afrika, turnuvada başarılı bir performans göstermek istiyor. Şu ana kadar oynadığı hazırlık maçlarında kupaya ilişkin çok fazla umut vermese de Bafana Bafana’da futbolcular farklı yollardan motive edilmeye çalışılıyor. Güney Afrika Futbol Federasyonu, futbolcuları motive etmek için turnuvada atılan her gol için 132 bin dolar prim vereceğini açıkladı. Söz konusu takım Güney Afrika olunca bu primin kazanılması biraz zor gibi görünüyor. 1992’den beri 250 uluslararası maça çıkan Bafana Bafana, maç başına 1.1 gol ortalamasına sahip. Bu, gol açısından kısır durumu evlerinde düzenlenecek turnuvada çözebilirler mi bilinmez ama Dünya Kupası başlayana kadar Güney Afrikalı futbolcuların motivasyonunu sağlamaya yönelik çalışmalar devam edecek gibi görünüyor.

havuz isteriz havuz!

Dünya Kupasına neredeyse 30 gün kaldı. Kupada mücadele edecek takımların hazırlıkları hızlanıyor. Takımlar bir taraftan ön hazırlık kampı kadrolarını açıklarken bir taraftan da Güney Afrika’da kalacakları otelleri kesinleştirme çabası içerisinde. Hafta içerisinde Nijerya Futbol Federasyonu, takımım kupa boyunca kamp yapacağı oteli beğenmemiş ve yaptığı otel değişikliği nedeniyle de FIFA’dan 125 bin dolar para cezası yemişti.
Dünya Kupası’nda mücadele edecek takımlardan Uruguay, Cape Town’dan 800 kilometre uzaklıkta bulunana Kimberley’de kamp yapacak. Milli takım yetkilileri, takımın kamp yapacağı Protea Oteli’nin incelemişler ve otel yetkililerinden yüzme havuzunun iyileştirilmesi talebinde bulunmuşlar. Ayrıca otel yetkililerinin bu isteğe olumlu cevap vermemesi halinde de kalacakları oteli değiştireceklerine dair kibar bir mesaj da vermeyi ihmal etmemişler.
Uruguaylıların tek şikayeti otel havuzu değil. Takımın antrenman yapacağı GWK Stadyumu’nda saha zeminin iyi olmadığını, çimlere bakım yapılması gerektiğini de not düşmüşler Organizasyon Komitesi’ne...
Güney Afrikalı yetkililerin işi oldukça zor. 32 takımı birden memnun etmek gibi başarılması neredeyse imkansız bir görevi yerine getirmek zorundalar…

30 Nisan 2010 Cuma

dünya kupası yaklaşırken 34. cadde'nin köşesi...

Dünya Kupasına 43 gün kala turnuvaya katılacak ülkelerde Güney Afrika’ya yönelik reklamlar başladı. New York’ta 34. Cadde ile Yedinci Cadde’nin kesiştiği köşede Clint Dempsey’in billboardları şehir sakinlerini selamlamaya başladı. “Play to be Remembered” sloganıyla Amerikalılara da yavaş yavaş kupa hatırlatılmaya çalışılıyor. Ne kadar başarılı olunduğunu anlamak için kupanın televizyondaki izlenme oranına bakmak gerekecek...

15 Nisan 2010 Perşembe

güney afrikalıların fendi fifa'nın kurallarını yendi...


FIFA’nın Dünya Kupası bilet satışları ev sahibi ülkeye ayırdığı kontenjanlar için istediği rakamı yakalayamadı. Bu durumun kaynağının yerel halkın online ya da belirtilen banka şubelerindeki satış merkezlerinden bilet almaya ilgi göstermemesi olarak ifade ediliyordu. Ki online satış da işlemlerin çok karmaşık olması bilet almak isteyen ve azimli olan insanları bile vazgeçirmişti. Turnuvanın başlamasına 60 günden az bir süre kala FIFA satılamayan 500 bin bileti de göz önüne alınarak kendi kurallarını çiğnedi ve süpermarket ile alışveriş merkezlerinde FIFA’nın bilet satış noktalarının kurulmasına izin verdi. Güney Afrikalılar, Dünya Kupası biletlerini kurulan bu satış noktalarında satılmaya başlandı.
Güney Afrikalılar da bu kararı bekliyor olsalar gerek ki sadece Cape Town’da binlerce kişilik kuyruklar oluştu. Bir Güney Afrikalı, en son bu tür bir kuyruğu Nelson Mandela’nın hapisten çıktıktan sonra katıldığı ilk seçim olan 1994’te gördüğünü söylemiş BBC muhabirine.
Biletlerin süpermarket ve alışveriş merkezlerinde satışa çıkmasına karşın sorunlar yaşanmaya devam ediyor. 64 yaşındaki bir futbolsever bilet satış kuyruğunda beklerken geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Yine satış sırasında çıkan teknik aksaklıklar nedeniyle ilk gün 3.5 saat boyunca sadece 32 kişi bilet satın alma şansına erişebildi. Bu da zaman zaman gerginliklerin çıkmasına neden oldu. Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen gösterilen ilgi, biletlerin turnuva başlayana kadar satılacağına işaret ediyor.

13 Nisan 2010 Salı

dunya kupası bileti

Dünya Kupası bileti bize uzak olsa da FIFA, resmi İnternet sitesinde bilet ile ilgili ayrıntıları uygulamalı olarak yayımlamış. Biz de bloga koyalım dedik meraklıları için...

9 Ocak 2010 Cumartesi

cezayir pasaportum olsa...


Julien Faubert'in geniş kitleler tarafından tanınması geçen Ocak'ta ortada fal yok yumurta yokken Real Madrid tarafından kiralanmasıyla olmuştu. Koca 6 ay boyunca 1-2 maç dışında Real Madrid'in yedekler kulübesinde boy göstermekle geçirdi La Liga tecrübesini Fransız futbolcu. Sezonun sonunda ise Londra'ya, West Ham'a geri döndü.
Julien Faubert bugünlerde yine haber olarak düşmeyi başardı L'equipe vasıtasıyla ajanslara. Karısı Cezayirli olan Faubert, Fransa Milli Takımı forması giymekten umudu kesince Kuzey Afrika ülkesinin pasaportunu alıp, Güney Afrika'da mücadele etme derdine düşmüş. Bu kadar kısa sürede Cezayir vatandaşı olsa bile Güney Afrika'da yer alacak Cezayir kadrosuna dahil olmak prosedür olarak neredeyse imkansız gibi. Kim aklını çelmiş Fransız'ın da böyle boş umutlara bağlamış kendisini merak ediyorum...

19 Aralık 2009 Cumartesi

güney afrika yolları tuzlu!


Güney Afrika yolculuk için hem ters hem de masraflı bir yer. Futbolseverin dünya kupasını izlewyebilmesi için cebinde sağlam miktarda parayı çıkarması gerekecek maç biletleri dışında.
Arjantin'de Güney Afrika yolcuğu için bir sivil toplum örgütü kuruluyor. Fikrin babası resimdeki işadamı Marcelo Malla adındaki iş adamı. Kurulacak sivil toplum örgütü aracılığıyla yardım toplanacak. Ve böylece Arjantinli taraftarların Güney Afrika'ya takımlarını desteklemek için gerekli para tedarik edilmniş olacak. Planın ne kadar işeleyeceğini görebilmek için Haziran ayını beklemek gerekecek.

4 Aralık 2009 Cuma

cape town'da kulis peşindekiler


Cape Town dünya kupası kura çekiminin yarı sıra 2018 ve 2022 dünya kupasına evsahipliği yapmak isteyen ülkelerin adaylık yarışına ev sahipliği yapıyor. Aday ülkeler ellerindeki en ünlü isimleri kullanma peşinde. İngilizler David Beckham ile işleri yürütmeye çalışırken, İspanya/Portekiz ortak adaylığı için Luis Figo kulis peşinde koşturuyor. Avustralyalılar Nicole Kidman'ın güzelliğinden yararlanıyor. Karda yürüyüp izini belli etmeyen Rusların komitesinde ise Alexei Smertin bulunuyor. Katarlılar ülkede top koşturmuş ünlü isimlere teklif götürüdüler ve bu planlarında da başarılı oldular. Gabriel Batistuta ve Ronald De Boer, Katar'ın 2022 adaylığı için kulis yapan isimler arasında.

moneyball


Dünya Kupası'nın grup kuraları çekileceği gün ajanslara düşen haberler de dünya kupası ağırlıklı oluyor. Bu haberlerden biri turnuvada dağıtılacak para ödülleriyle ilgili.
FIFA, Güney Afrika 2010'a katılan ülkelere toplam 420 milyon dolar para ödülü dağıtacak. Bu, Almanya'da düzenlenen bir önceki dünya kupasına göre yüzde 60'lık bir artışı ifade ediyor.
Turnuvaya katılan her takıma yaptığı harcamalar için 1 milyon dolara verilecek. Turnuvaya ilk turda veda ekiplerin alacağı para ödülü 8 milyon dolar. Son 16'ya kalan takımlar 9 milyon dolar, çeyrek finali gören ülkeler ise 18 milyon dolarlık para ödülünün sahibi olacak.
Yarı finale kalan ülkeler için verilecek para ödülü 20 milyon doları bulurken, finalist üllke 24 milyon, dünya kupasını kaldıran ülke ise 30 milyon dolarlık para ödülünün sahibi olacak.
FIFA'nın dağıttığı bu para ödülleri sonucunda sadece ayak bastı parası olarak 9 milyon dolar alacak ülkelerin futbol federasyonları. Bu meblağ, Avrupa ya da gelişmiş ülke federasyonları için önemli olmasa da Afrika ülkelerinin federasyonları için muazzam bir para sayılabilir.
FIFA ayrıca sigorta payı olarak 40 milyon dolarlık bir para ayırmış turnuvada olası bir sakatlık durumunda söz konusu futbolcunun kulübüne ödemek için...