diğer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diğer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2010 Cuma

futbolun bahtsız "bedevisi": freddy adu

Henüz 12 yaşındayken "Harika çocuk" imajıyla tanıdık Freddy Adu'yu. Nike'ın 12'lik bir çocukla 90 milyon dolarlık anlaşma yapması büyük yankı uyandırmıştı. Lâkin Adu'nun kariyer gelişimi Nike'ın beklediği gibi olmadı. MLS'de D.C. United ve Real Salt Lake formaları ile öylesine ahım şahım bir futbol oynamadı. Takımını kurtaran genç çocuk imajından çok uzaktı. Fakat o kadar uzun zamandır konuşulduğuna göre bir keramet vardır diyen Benfica, Gana asıllı Amerikalı genç çocuğu Lizbon'a getirdi. Freddy Adu, Lizbon'daki ilk sezonunda aradığını bulamamıştı. Daha doğrusu Benfica onda aradığını bulamamış olmalı ki ertesi sezon Monaco'ya kiralandı.
Fransa liginin orta karar ekiplerinden birinde forma şansı çok daha kolay olacaktı Adu için diye düşünürken beklenen olmadı. Monaco'da koca sezon boyunca Ricardo Gomes tarafından sadece sekiz maçta şans bulabildi Amerikalı futbolcu. Sezonun sonunda beklenildiği gibi Lizbon'un yollarını tekrar aşındıran Adu, Jorge Jesus'un planlarında olmadığını öğrenince yine yeni yeniden top koşturmak için bir kulüp arayışına girdi. Bu sefer "Adu olursan da gel" diyen Aris'in teklifine kulak verdi ve soluğu Selanik'de aldı. Üstelik milli takımdan arkadaşı Eddie Johnson ile aynı ekipte oynayacaktı. Ya da o öyle düşünüyordu. Teknik direktör Hector Cuper, Adu ile geçen yarım sezonun ardından kiralaık sözleşmesinin geri kalan bir yılına kullanmayı düşünmediğini, Amerikalı futbolcunun planlarında yeri olmadığını söylemişti.
Adu için son üç yazdır alışkanlık haline getirdiği kulüp arama turları yine başlamıştı. Bu sefer şanslı gibi görünüyordu. Çünkü Sion ile antrenmanlara başlamıştı ve beğenilirse en sonunda istediği şansı bulabilecekti.
Di'li geçmiş zaman kullanıyoruz çünkü bu sefer de olmadı. İsviçre kulübü, resmi İnternet sitesinden yaptığı açıklamada Freddy Adu'nun takıma katılmayacağını çünkü istedikleri form düzeyinde olmadığını belirttiler. Sion'un Sportif Direktörü Frederic Chassot, "Freddy Adu kaliteli bir oyuncu fakat bizim aradığımız tarzda bir oyuncu değil. O, bizim aradığımız 9 numaraya uymuyor" diyerek Amerikalı futbolcu için "Kapı açık, arkanı dön ve çık" dedi.
Başarısız bir transfer macerasının ardından Selanik'e geri dönecek olan Adu, bir yandan Aris ile antrenmanlara çıkarken bir yandan da futbol oynayabileceği bir kulüp arayacak. Muhtemelen de ya İskandinav liglerinden birine gidecek ya da MLS'e 'Avrupa'da başarısız olmuş bir futbolcu' damgasıyla geri dönecek. 

29 Aralık 2009 Salı

yeni yazar

Benim gibi abuk subuk spor konularına meraklı bir arkadaşı transfer ettik bloga. Tarık Dağlı da çoğu zaman antin kuntin spor dallarında fikir beyan edecek. Kendisine hoşgeldin deyip, ilk yazısını az sonra fırına veriyoruz....

28 Aralık 2009 Pazartesi

nereden nereye...


Matti Nykanen kış sporlarının en büyük efsanelerinden biridir. Fin kayakla atlayıcı 1984'de Saraybosna'da düzenlenen Kış Olimpiyatları'nda olimpiyat şampiyonluğu ile tanıştı. Dört yıl sonra Calgary'de, kayakla atlamada üç altın madalya kazanarak, bunu başaran ilk sporcu olarak tarihe geçiyordu Matti Nykanen. Kariyerindeki dört olimpiyat şampiyonluğunun yanı sıra altı da dünya şampiyonluğu bulunuyor 1963 doğumlu Nykanen'in. Finlilerin efsane sporcuları arasında yer alan Matti Nykanen bugünlerde Finlandiya'nın en önemli gündem maddelerinden biri. Noel günü karısını öldürmeye teşebbüsten dolayı tutuklandı Nykanen.
Karısına önce bıçakla saldıran ardından da bormozun kemeriyle boğmaya çalışmış eski şampiyon. Karısının kedi gibi dokuz canı olsa gerek ki bu iki teşebbüsten de öbür tarafı boylamadan yaralı olarak kurtulmuş.
Matti Nykanen'in işi zor, 2005'te de birine bıçakla saldırı suçundan 26 ay hapis cezası yemiş. Dört ay hapiste yatarak kurtarmış. Fakat bu sefer dört ay falan olmaz, oldukça uzun bir süre parmaklıkların arkasında durur gibi gözüküyor.
Matti Nykanen'in hikayesi de nereden nereye dedirtenlerden tıpkı O.J Simpson ve Mike Tyson da olduğu gibi...

31 Ekim 2009 Cumartesi

turizm elçisi rafael nadal


Rafael Nadal bu kez kortta değil, bir restoranda poz veriyor. Mallorca'yı da içine alan Balear Adaları'nın tanıtımına yönelik bir katalogun çekimi için poz vermiş Rafa. Bölgenin yerlisi olunca İspanyolu ikna etmekte pek de zorlanmamışlardır muhtemelen. Resim için ise yorum yapmamak en iyisi...

21 Ekim 2009 Çarşamba

yılın golü


FIFA'nın "Dünyada Yılın Futbolcusu" ödülünün galasında vereceğini açıkladığı yeni bir ödül, "Ferenc Puskás Yılın En Güzel Golü" ödülü. Sepp Blatter'in açıklamasına göre online oylama sistemine göre bu ödül sahibi bulacak. Fikir hoş da; Oylamalaya katılacak olan gollerin belirlenmesi işi ile uğraşacaklar epey yorulacak.  Bütün yıl atılan gollerden hakikaten güzel olup da gözden kaçan çıkarsa insanın canı sıkılır...

15 Ekim 2009 Perşembe

son 4 bilet...

Beşiktaş - Kasımpaşa maçına numaralı tribün bileti kazanan 4 kişi daha belli oldu. "Tuttukları takımlarla futbolla bir şekilde ilgilenen 5 NBA oyuncusu & aktör" sorusuna doğru cevap veren ilk 4 kişi; Lappapzade,  stiglitz, oneblood, ve Arkhne biletin sahibi oldular. İki alttaki postta dediğimiz gibi biletleri almak için yarın -cuma- günü Türk Telekom'un Büyükdere Caddesi Bülent Tarcan Sokak No:1 Mecidiyeköy İstanbul adresinde ikamet eden Genel Müdürlüğünün danışmasına uğrayarak isimlerini söylemeleri yeterli. Bunun için de arkadaşların gerçek isimlerini e-mail ya da yorum bırakarak bana iletmeleri gerekiyor... 

14 Ekim 2009 Çarşamba

bilet beşiktaş numaralı kasımpaşa soru...

Dün Beşiktaş - Kasımpaşa maçına numaralı tribün için ilk bileti vermiştik. Sorduğumuz sorunun cevabı 1959-1960 sezonunda oynanan ve 0-0 berabere biten ile 1-0 Beşiktaş'ın üstünlüğüyle sonuçlanan maçlardı. Doğru cevabın sahibi Twilo'yu tebrik edip keyifli bir maç diliyoruz.
Her ne kadar futbolun endüstriyel tarafına bir şekilde destek olmakla suçlansak da futbol bloglarına verilen emeği bir şekilde desteklemeye çalışan Avea'yı teşekkür etmek gerektiğine inanıyorum. Bugünün futbolunda endüstriyel aktörlerin vazgeçilmez olduğu öğeler olduğunu zor da olsa kabul etmek gerekiyor.
Bugünki bilet için tuhaf sorumuz ise; "Tuttukları takımlarla futbolla bir şekilde ilgilenen 5 NBA oyuncusu & aktör" soruyoruz. 5 isimden kaçının aktör ya da basketbol oyuncusu olacağı önemli değil. 4 aktör & 1 basketbol oyuncusu olabileceği gibi, 3 basketbol -nba- oyuncusu & 2 aktör de söz konusu olabilir.
Yanıtları mail olarak değil de yorum olarak alırsak seviniriz. Soruyu bilen arkadaş biletini Türk Telekom'un Büyükdere Caddesi Bülent Tarcan Sokak No:1 Mecidiyeköy İstanbul adresinde ikamet eden Genel Müdürlüğünün danışmasından alabilir...

6 Ekim 2009 Salı

lambaeau field'e geri dönüş


Kabul edelim biz de böyle bir geri dönüş beklemiyorduk. Brett Favrelı Minnesota sezona sağlam başladı ve aradan geçen 1 ayın sonunda yenilmezlik serilerini 40’lık QuarterBack’in 15 yıl formasını giydiği Green Bay Packers deplasmanında da sürdürdü.
Green Bay Packers karşılaşmasını özel olarak bir kenara koymak gerekiyor. Gren Bay Packers taraftarı stadyuma gelirken bu maçın anlamını bildiğini Brett Favre için yaptıkları özel hazırlıkları ile gösterdiler.
Favre’ın üst düzey bir QuarterBack olduğundan bahsediyorsak bunu Green Bay’de gösterdiği performansa borçlu. En basitinden 2003’te babasının ölümünden 1 gün sonra Oakland’da sahaya çıktığında 4 touch down pası 399 yard ile maçı tamamlıyordu.
Her ne kadar sakatlıklar sonrasında kafalarda soru işaretleri olsa da; Favre ikinci “geri dönüşünde” de 40 yaşına rağmen oyunun kaderiyle oynayabilecek bir adam olduğunu Lambeau Field’da maç boyunca yaptırdığı 3 touch down pası ve 271 yard ile bir kere daha ispatladı.
Normal sezon ve eğer kalınırsa playofflarda da ilk 1 aylık performansın devamı Minnesota Vikings’i sezonun sürprizlerinden biri yapabilir, bizim de ağzımızı açık bırakabilir.

3 Ekim 2009 Cumartesi

comeback


20 ay önce bu bloga açarken bu işi belirli bir süre yapıp sonra bırakmak değildi. Günde keyfe göre en az 1 post girmeyi düşünüyordum. 3 ay öncesine kadar da keyfe keder, hergün birşeyler karalamayı başarmıştım.
Tabi insanın hayatı blogla sınırlı değil. Biz de keyifsiz - hüzünlü geçirdiğimiz bir döneme denk geldik. Ki kolay kolay toparlanamayacak bir durumdan "comeback" yaparak yavaş yavaş toparlamaya çalışıyoruz.
Arada boşladığımız bloga geri dönemin vakti. Bundan böyle eskisi gibi çoğu "abdürd" post ile buralarda olmaya çalışacağız eğer hayatın bize oynadığı oyunlar şimdilik bu kadarsa...

26 Ağustos 2009 Çarşamba

life in mono


the stranger sang a theme
from someone else's dream
the leaves began to fall
and no one spoke at all
but i can't seem to recall
when you came along
ingenue

ingenue
i just don't know what to do

the tree-lined avenue
begins to fade from view
drowning past regrets
in tea and cigarettes
but i can't seem to forget
when you came along
ingenue

ingenue
i just don't know what to do

ingenue

16 Ağustos 2009 Pazar

nurullah bakır

Bu blogun özelliklerinden biridir anlamadığı konulara burnunu sokmamak. Futbolun tekniğinden taktiğinden pek fazla hazetmediğimdem ve kafa da yormaya çalışmadığımdan çoğu zaman maç yazısı yazmayız. Arada sırada belki kafamıza takılan noktalara değinmek dışında.Tabi bizim bu konudan anlamamız, anlayan adamların yazılarını koymayacağız anlamına da gelmiyor.
Nurullah Bakır yıllardır hem Verkaç hem de ntvmsnbc ve ntvspor'da Galatasaray ağırlıklı yazılarıyla yer alıyordu. Nurullah'ın yazılarını/postlarını bundan böyle gol atan kaleye'de görmek mümkün olacak. Haberdar edelim dedik...

28 Temmuz 2009 Salı

tour de france & caner

Tour de France'ın bisiklette tepişen adamlar olduğunu düşünen insanların bulunduğu bir ülkede saatler boyunca ekrandaki keyifli anlatımıyla bizi Tour'a bağladığı için Caner'e koca bir teşekkür boynumuzun borcuydu. Bunu, arkadaşım ve bu blogun yazarlarından biri olduğu için değil, zor bir işi bu kadar keyifli başardığı için yapmak gerekiyordu. Fakat bizden önce Hıncal Uluç yapılması gerekeni yapmış ve Caner'in başarılı spikerliğinin hakkını teslim etmiş.
Beni ve birçok kişiyi 21 gün boyunca ekrana bağladığından dolayı Caner ve Aydan Çelik'e bir kere daha teşekkür ediyorum.
Bu arada Caner'in insan olduğuna dair şüphelerimin de olduğunu belirtmek isterim. Bir insan da herşeyi bilmez ki. Hocam tamam anladım da Avustralya - Bahreyn Dünya Kupası eleme grubu maçını anlatırken de Avustralya'daki spor altyapısının sistematiğinden ve gelişiminden kim bahsedebilir ki :)

10 Temmuz 2009 Cuma

güzele bakmak sevaptır!

Reuters fotoğrafçısını tebrik etmek lazım, iyi yakalamış...

26 Haziran 2009 Cuma

jacko albümleri kapış kapış

Michael Jackson'ın ölüm haberiyle albümleri de albümleri de kapış kapış satılıyor. Amazon.com'un en çok indirilen albümler listesinin ilk 14 sırasının tamamı Jackson'ın albümlerine ait. Eğer piyasa sürülürse pazar akşamı İngiltere albümler, perşembe akşamı da Billboard albümler listesinin zirvesinde ve diğer sıralarında MJ'in olacağı kesin. Yalnız hangi albümü listeye 1 numaradan girecek ya da Atlantik'in her iki yakasında da aynı albüm mü en fazla satışı yapacak gibi soruların cevabı için pazar ve perşembe akşamlarını beklemek gerekiyor.

hey gidi jacko hey...

"Maykılcaksın, hayır maykılmayacaksın" esprilileriyle büyüyen bir nesil için üzücü bir haber Michael Jackson'ın ölümü. Çocukluğumuzun neredeyse tamamı onun şarkılarını dinlemekle geçti. Umarım NTV 1999'dan 2000'e geçtiğimiz yılbaşında yayınladığı "Müzik Tarihi" belgeselinde ki MJ ile ilgili bölümü tekrar ekranlara getirir de onun müzik tarihinin en önemli dönüm noktasını olduğunu bir kere daha anlarız...

15 Haziran 2009 Pazartesi

piknikte dömivole

Artık sadece burada değil "Yan komşu"da da yazacağız.
Bülent Gürsoy yazmış Piknikte Dömivole için. Bizim ayrıca laf söylememizin bir anlamı yok...

"Piknikte dömivole... Futbolla düşüp kalkan ama bunu ortalama futbolseverden hayli farklı biçimde yapan, takıntılı insanlar. Kimisi ücradaki bir takıma veya uzak diyarlarda oynanan topa dikmiş gözünü, kimisi istatistiğe, kimisi "futbol folklörü" dediğimiz şeye veya olmadık bir teferruata... Karşılaşmamızın ilk ayağı böylesi cümlelerle başlamıştı galiba. Şimdi bir ikinci maça çıkıyoruz kalabalık -ve de daha da kalabalıklaşacağını umduğumuz- bir kadroyla yine...
Sahada oynanan oyun her yerde aynı kurallar ve benzer şartlarla oynansa da, hiçbir futbol karşılaşması bir diğerinin aynısı değildir kuşkusuz. Kitaptaki gibi futbol sevgisine verilen emekle dolu olacağını umduğumuz bu futbol günlüğü, yine kitapla atılan ilk adımın bir devamı niteliğinde olmasına karşın benzer farklılıklar içerecektir sanıyoruz... ve de umuyoruz."

31 Mayıs 2009 Pazar

britain's got talent

Son 2 aydır kaçırmadığımız programların başında geliyordu Britain's Got Talent. Paul Potts ve George Sampson gibi isimleri ortaya çıkaran yarışmanın 3. sezonunda Susan Boyle'ın kazanmasını bekliyorduk. En azından yaratılan hava böyleydi. Kadıncağız daha finale kalmadan bir ünlünün kariyerinde zor görebileceği bütün show programlarına çıkmıştı. Hatta bahis şirketleri bile onun kazanması üzerine kurmuştu bütün işleri. Fakat dün akşam yapılan finalde herkesi büyük bir sürpriz bekliyordu. Yarışmanın en sağlam performansını gösteren dans grubu "Diversity" bu yılki yarışmanın birincisi oldu. Herkes Susan Boyle'ın yarışmayı kazanmasına o kadar alıştırmış ki; Diversity'nin kendisi de birinci olmalarına çok şaşırdı. Zaten grubun kareografilerini de üstlenen Ashley Banjo da verdiği tepkiyle bu şaşkınlığı gösterdi.
Geçmişlerinde Ulusal Sokak Dansı Şampiyonası birinciliği de bulunan Kuzey Londralı grup 100 bin £ ve Kraliyet ailesi önünde gösteri yapmak iki birbirinden değerli iki ödülün de sahibi oldu. Diversity işleri güçleri dans etmek olan çocuklardan kurulu değil. Bu onların performansını daha değerli kılıyor belki de. İçlerinde master yapan adamdan fizik mühendisine, IT çözümleri üreten bilgi işlemcilere kadar çok değişik çocuklar mevcut.
Bu arada Britain's Got Talent'ın ne kadar popüler belki de bir fenomen haline geldiğini anlatmak için en iyi örneklerden biri yarışmanın final saatinde sadece William Hill'in İnternet sitesi üzerinden 3 milyon £'lik bahis oynandığı verisidir. Postu sona erdirirken Diversity'e yarışmayı kazandıran performanslarının videosunun da postun başında yer aldığını hatırlatalım.