barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2012 Cumartesi

Guardiola'nın Kupaları


Guardian okurlarına yaptığı hizmete bir yenisini eklemiş ve Pep Guardiola'nın Barcelona'da kazandığı 13 kupayı ayrıntılarıyla özet geçmiş... 

27 Nisan 2012 Cuma

Barcelona'nın Teknik Direktörleri


Telegraph, Barcelona'nın en başarılı teknik direktörlerini çıkarmış...

27 Haziran 2011 Pazartesi

21 günde 21 bin 852 kilometre...

Barcelona'nın yeni sezon hazırlıkları 18 Temmuz'da başlayacak. 18 Temmuz'dan itibaren 21 gün boyunca 21 bin 852 kilometre yol katedecek. Sport'un yayınladığı haritada Katalanların rotası gösterilmiş. Bizde bloga taşıyalım dedik...

29 Mayıs 2011 Pazar

pique tarzı kutlama

Söz konusu insan Pique olunca tuhaf şeyler yapmasını doğal karşılamak gerek. Dün akşam Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu Wembley'de en faklı şekilde kutlayan futbolcu Pique'ydi. Basketbolcuların şampiyonluğun ardından pota filesini kesmesine özenen Barcelonalı futbolcu, kalelerden birinin ağını kesip sonra da yüklendi. Muhtemelen evinin bir köşesinde de saklayacaktır.

Söz Pique'den açılmışken devam edelim. Malum kendisi Shakira'nın da sevgilisi ve twitter hesabından yazdığı tivite göre Barcelona şampiyonluğu, bu akşam Barcelona Olimpiyat Stadyumu'ndaki Shakira konserinde kutlayacakmış. Akşama video ve fotoğraflar düşer konser ve kutlamalara dair...

27 Temmuz 2010 Salı

ilk altın emelyanov'un

Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda ilk altın madalya sahibini buldu. Şampiyonın ilk yarışı, "Erkekler 20 kilometre Yürüyüşü", Stanislav Emelyanov kazandı. 19 yaşındaki Rus atlet, yarışın başından sonuna kadar ilk iki sırada yer aldı. Sekizinci kilometresinde ise ele geçirdiği liderliği yarış sonuna kadar sürdürdü Emelyanov. Kariyerinin ilk büyükler yarışında 1:20:10'luk performansıyla altına ulaşan Stanislav Emelyanov'u, 1:20:38 ile İtalyan Alex Schwazer ve 1:20:49'luk derecesiyle Portekizli Joao Vieira takip etti. 
Hatırlatmak gerekirse Erkekler 20 Kilometre Yürüyüş Avrupa rekoru, Vladimir Kanaykin'e ait. Rus atlet Avrupa rekorunu 27 Temmuz 2007'de 1:17:16'lık derecesiyle elde etmişti. 
Bu arada Avrupa Atletizm Şampiyonası'nın resmi İnternet sitesi süs niyetine yapıldığı için Stanislac Emelyanov'un yarıştaki karelerinden birini postun başına ekleyemedik. Canlı skor ve start listelerini yayımlayamayan bir İnternet sitesinin yarıştan fotoğrafları da kısa süre içerisinde koymasını beklemek büyük bir iyimserlik olsa gerek...

18 Temmuz 2010 Pazar

busquetsler aynı takımda

Carles Busquets -Sergio'nun babası- 1988 ile 1998 arasında Barcelona'nın kalecilerinden biriydi. Çoğu zaman yedek kulübesine çakılıydı ve B takımının maçlarında forma giyebiliyordu ancak. 1994-95 ve 1995-96 sezonunda bazı maçlarda forma giyme şansını yakalamıştı. O maçlarda da "İyi bir kaleci"olmadığını ıspatlamak istercesine performanslar göstermişti. En azından benim aklımda kalan "Carles Busquets" figürü böyleydi.
Şimdi bütün bu Carles Bussquets hikayesini boşa anlatmakdık. Barcelona'nın kaleci antrenörü Juan Carlos Unzue Numacia'ya teknik direktör oldu. Onun gidişiyle de boşalan kaleci antrenörlüğüne Carles Busquets getirildi. Böylece baba-oğul Busquetsler aynı takımda yer alma ve antrenman yapma şansı yakaladı. Sergio'ya babasının kaleci antrenörü olmasıyla ilgili düşünceleri sorulmuş Barcelona'nın yerel radyolarından Rac1 tarafından. O da, "O takımın antrenörlerinden biri olacak. Juan Carlosla olan ilişkimden farklı bir ilişki olmayacak babamla. Saha içerisinde ben Sergio Busquets, o da antrenör olarak profesyonel bir ilişki içerisinde olacağız" demiş...

9 Nisan 2009 Perşembe

vurmayın, adam öldü!

Kendimi bildim bileli futbol seyrediyorum, Bayern Münih'in böylesine rezil olduğu, kendini kaybettiği, İstanbul'a "puan ya da puanlar" almaya gelmiş Anadolu takımı kadar bile direniş gösteremediği bir maç daha görmedim. Barcelona çıplak ayaklarıyla üzüm ezer gibi ezdi Bayern'i, pestilini çıkardı, pekmez yaptı, posasını bile ziyan etmedi.


Schadenfreude
Peki ben bu duruma üzüldüm mü? Elbette hayır!

Aklı başında her futbolsever gibi, Bayern denen makinayla benim de aram yoktur. Dünya dillerine Alamanlar'ın kattığı schadenfreude (başkasının acısından mutlu olma) hissiyatına en çok da Bayern Münih kaybettiği zamanlar kapılır, gizliden gizliye halaylar çeker, kolbastılardan kolbastı beğenirim. Tabii Barça'nın yaptığı biraz işin bokunu çıkarmak oldu ama aynı Bayern'in bir önceki turda zavallı Sporting'e 12 (yazıyla on iki) gol attığını da unutmayalım. Etme bulma dünyası.

Kenardaki sarışın
Bayern'in madara olmasını istememin bir başka nedeni de ne yazık ki kenardaki sarışındır. Matthaus ya da Effenberg'in aksine, buldozer Alaman imajından uzak, şık, artistik bir golcü olarak severdim aslında Klinsi'yi futbolculuğu zamanında. Uzun saçlarıyla, fuleli adımlarıyla, delişmen deparlarıyla bir başka Alman portresi çizerdi. (94'te Güney Kore'ye sol ayakla attığı yarım vole unutulur mu?) Gel gör ki, biz büyüdük ve kirlendi Klinsi. Bir de baktık, bizim fırıncının oğlu Amerikalar'a gitmiş, oralarda ne idüğü belirsiz Amerikan işi motivasyon tekniklerine bulaşmış, ayaklı kişisel gelişim kitabı olarak tahsilini tamamladıktan sonra memlekete kesin dönüş yapmış. 2006 yılında yanında Löw'üyle, topçuların anasını ağlatan kondüsyoneriyle ve Amerikan işi gazlamalarıyla umutsuz Almanya'ya yarı final oynatınca ben de alkışladım bu yavrukurdu, yalan yok. Ama nereye kadar be Klinsi?

Sağa sola Buda heykeli koydurmakla, tesisleri 'beşkardeşler yoga ve bezik salonu' şeklinde döşetmekle, 'pozitif düşünün lan' diye cep mesajları atmakla olmuyormuş bu işler. Gerçi çok da haksızlık etmeyeyim, sakatlıklar yüzünden savunma göbeğinde, rio sahillerinde hula hop çevirirken 'abi defansta adamımız eksik, oynar mısın?' denilerek kadroya katılmış olan Breno'yu oynatmak zorunda kalması, elâlemin vuduyla bile durduramadığı Messi'nin karşısına Ali Eren Beşerler'i bile 'ben de futbola geri dönüyorum arkadaş' diye isyana sevk etme potansiyeli taşıyan Lell'i koymak zorunda kalması ve diğer sakatlıklar onun şanssızlığıydı.

Ama ne olursa olsun, Bayern iki maçta dokuz kere santra yapmışsa, Klinsmann'ın projesi de ha çöktü ha çökecek demektir. Bayern'in kodamanlarının en fazla sezon sonuna kadar sabredeceğini sanıyorum. Olur da sezon sonunda Bayern şampiyon olursa ne olacağını ise bana değil, Rummenige'yle Beckenbauer'e soracaksınız.

Bu arada Barcelona ne top oynuyor be arkadaş. Şiir gibi vallaha, İslam Çupi ölmeseydi keşke, şu maçın üstüne iki duble rakı atıp sabaha kadar güzelleseydi Guardiola'nın şoparlarını.

by Rehavet