atletizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atletizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2010 Pazartesi

coe’dan rudisha’ya…

Dünya rekoru gelişimlerine göz atığınızda atletizmde orta ve uzun mesafelerde Dünya Rekoru geliştirmenin kolay olmadığına tanık olabilirsiniz. Sprint disiplinlerinde yani kısa mesafede patlayıcı güç ve saniyenin yüzde farklarıyla çok daha sık rekor kırmak mümkün. Lakin özellikle de 800 ve 1500 m gibi orta mesafe branşlarında dünya rekoruna şahit olduysanız kendinizi çok şanslı hissetmelisiniz. Şimdilerde 2012 Londra telaşıyla meşgul olan Lord Sebastian Coe, 800 metrede 1981 yılında dünya rekorunu 1.41.73 ile ikinci kez kırdıktan tam 16 yıl sonra rekoru ancak geliştirilebilmişti.

Zamanlar elektronik olarak belirlenmeye başladığından itibaren özellikle Kübalı efsane Alberto Juantorena ve Sebastian Coe rekoru ikişer kez geliştirmişti. Lakin 80’ler boyunca ve 90’ların başında 80 ve 84’ün Olimpiyat Şampiyonu Brezilyalı Joaquim Cruz, Kenyalı Sammy Koskei, Doğu Alman Olaf Beyer, bir diğer ünlü Britanyalı Steve Cram, Kenyalı Billy Konchellah, Britanyalı Peter Elliot, ABD’li Johnny Gray gibi önemli potansiyel atletler yarışmasına rağmen Dünya Rekoru’nu geliştiremediler. Ancak sonra 90’ların başında Wilson Kipketer ortaya çıktı. Tarihteki en önemli atletlerden biri olarak 10 yıllık dönemde 800 metreyi Olimpiyat Oyunları hariç domine eden Kipketer daha küçük yaşlardayken efsane Kip Keino tarafından keşfedilmişti. 1990’da ise değişim öğrencisi olarak gittiği soğuk Danimarka’ya çok ısındı ve bu ülke vatandaşlığına başvurdu. 1995, 1997 ve 1999 Dünya Şampiyonaları’nda altın madalya kazandı ancak o da Sebastian Coe gibi 800 metre Olimpiyat Şampiyonu olmayı başaramadı. Coe bunu iki 1500 metre altını ile telafi etmeyi başarmıştı. 1996’da en iyi olduğu zamanda Atlanta’ya IOC vatandaşlık değişmini onaylamadığı için gidemedi. Ancak ertesi yıl 1997 Temmuz’unda önce 16 yılık Coe rekorunu egale etti, bir ay sonra da Zürih’te 1.41.73’lük dereceyi 1.41.24 gibi bir yere çekip önemli bir eşiği atladı. Yetmedi 11 gün sonra Köln’de 1.41.11 ile ulaşılması zor bir seviyeye çekti rekoru. 2000 ve 2004 Olimpiyat Oyunları’nda ise gümüş ve bronz madalyalar ile yetinirken dünya rekoru sahibi olarak atletizme veda etti.
Ta ki 22 Ağustos 2010’a kadar da sürdürdü bu unvanını. Yani dün Kenyalı David Rudisha bir başka Almanya kenti Berlin’de 1.41.09 ile rekoru saniyenin yüzde ikisi ile kırana kadar. Geçen yıl Berlin’de düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda yarı finalden finale uzanamayan Rudisha o gün hava çok soğuktu diyerek açıklıyor durumu. Bir yıl sonrasında ise aynı pistte 50 bin kişinin doldurduğu Berlin Olimpiyat Stadyumu’nda Dünya Rekoru kırıyordu. Lakin bu rekorun rüzgarı kendisini daha önce hissettirmişti. Kipketer’den sonra Yuri Borzakovsky, Wilfred Bungei, Alfred Kirwa Yego, Mbulaeni Mulaudzi, Yusuf Said Kamel gibi isimler gelmesine rağmen hiç biri rekora yaklaşamamışlardı. Ancak David Rudisha farklılığını 2006 Dünya Gençler Şampiyonu olduğundan beri hissettiriyordu. 21 yaşındaki atlet bu yılın Haziran ayında Osla Diamond League buluşmasında 1.42.04 koşarak Sebastian Coe’nun 31 yıllık stadyum rekorunu da kırıyordu. İlk heyecanı orada yaratmıştı. Akabinde Belçika’nın Heusden – Zolder kentinde yapılan yarışta 1.41.51 koşarak Afrika Rekoru kırıyor ancak daha da önemlisi Kipketer’in Dünya Rekoru’ndan sonra tarihteki en iyi ikinci 800 metre derecesini koşuyordu. Ardından Afrika Şampiyonası’nda Nairobi’nin yüksek irtifasında gelen 1.42.84’lük şampiyona rekoruna tekabül eden derece ısıyı artırmıştı.

Babası da 1968 Olimpiyat Oyunları’nda yarışmış bir 400 metreci olan Rudisha, baba mesleği 400 metre ile başladığı atletizme 800 metre ile devam etmenin ödülünü 1.41.09 ile kırdığı dünya rekoru ile elde ediyordu. İlk 400 metreyi 49.09 s ile ikincisini ise 52 s gibi bir paylaşımla alıyordu. İlk 600 metreyi de 1.14.54 ile koşmayı başardı ki, ilk 600 için 1.14.00 rekor için gerekliliği olan bir baraj olarak öngörülür.  Kipketer 1.41.11 ile rekoru kırdığında ise 49.3 s ilk, 51.8 s ikinci 400 metreyi koşmuştu. 800 metrede Dünya Rekoru için her zaman ilk 400 metreyi 49 saniye civarında koşmanın gerekliliği de ortaya çıkmış oluyor. 800 metre hız, fiziksel dayanıklılık, son patlayıcı sprint gibi çok farklı faktörleri birleştirdiği için çok özel bir branş olarak nitelenir. Hem sprint meydan okumasını yapabilmeli hem de orta mesafenin getirdiklerini ortaya koyabilmelisiniz. Bu bakımdan ikinci 400 metreyi 52 saniyenin altında koşmak neredeyse imkansıza yakın dersek Rudisha’nın ilk 400 metrede elde ettiği tempo, tavşan atlet Sammy Tangui’nin bu bölümü 48.65 saniye ile geçtiğini düşünürsek, çok kritik rol oynadı.

Analizin yanı sıra Peter Snell, Dave Wottle, Marcello Fiasconaro, Alberto Juantorena, Sebastian Coe, Steve Cram, Steve Ovett,Joaquim Cruz, Sammy Koskei, Wilson Kipketer, Yuri Borzakovsky gibilerden sonra özel bir atleti ve onun dünya rekoruna tanık olmanın keyfini çıkarmak lazım. Wilson Kipketer dahi geçen sene konuştuğu Rudisha’ya 800 metrenin gelecekteki yıldızı olduğunu ve kendi dünya rekorunu kıracağına inandığını söyleyerek görüneni ortaya koymuştu. Bir başka genç ve süper yetenek 21 yaşındaki Sudanlı Abubaker Kaki ile David Rudisha ile 800 metreyi çok daha ileriye taşıyacak gibi. Usain Bolt’un 100 metrede neredeyse 6 aya bir rekor sığdırdığı dönemde 13 yıllık rekorun kırılması çok önemli bir devrim. Üstelik kendisi bu ilk rekor denememdi diyerek geleceğin habercisi rolünü üstleniyor gibi. Zira Kenya'nın birçok ünlü atletinin yetiştiği yüksek irtifalı Rift Vadisi'nden çıkma Rudisha, rekoru geliştirmek için şimdiden bu yıl Rieti'deki yarışmayı gözüne kestirmiş durumda. Fakat ona mutlaka soğuk ve yağmurdan uzak bir atmosfer lazım

Bir diğer konu da, Rudisha bakalım iki nesildir devam eden 800 metre Olimpiyat Altını lanetini çözebilecek mi?... Ha bir de 400 metre dünya rekoru var tabii… Michael Johnson'ın rekoru için bekleyiş daha sürecek gibi...

15 Ağustos 2010 Pazar

asafa powell stamford bridge'te...

Chelsea Premier League sezonunu West Bromwich Albion'a yarım düzine gol atarak açarken Stamford Bridge tribünlerinde Jamaikalı sprinter Asafa Powell da vardı...

1 Ağustos 2010 Pazar

23 yıllık rekor & blanka vlasic, son gün & finaller

Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda son güne geldik. Dün akşam Nevin Yanıt'ın harika performansı ve kazandığı Avrupa şampiyonluğu ile turnuvanın en heyecanlı gününü geride bıraktık. Bugün is sadece finallerden oluşan bir gün izleyeceğiz her şampiyonanın son gününde olduğu gibi.
Akşamın merak edilen konularından biri Blanka Vlasic'in Stefka Kostadinova'nın 23 yıllık rekorunu geçip geçemeyeceği. Bulgar atlet 23 yıl önce, 1987'de Roma'daki Dünya Atletizm Şampiyonası'nda yüksek atlamada kırdığı 2.09 metrelik rekor bir türlü kıralamadı. Geçtiğimiz ekim ayında 2.08'i geçen Blasic'in Barcelona'da rekoru kırma ihtimali var. Bugünkü Observer'da Anna Kessel'a eğlenceli bir röportaj veren Hırvat atlet,  "Rekor günün birinde kırılacak, kıran ben mi olurum bilemiyorum. 2.08'den bir sonraki adım tabi ki rekor" diyor. Blanka Vlasic'in yarışacağı "Kadınlar yüksek atlama" finali Türkiye saati ile 20.30'da başlıyor. Bu finalde Burcu Ayhan'ın da yarışacağını unutmamak lazım.
Gecenin diğer önemli finali, tabi bizim açımızdan 5 bin metrede. Elvan Abeylegesse ve Alemitu Bekele'nin de yarışacağı 5 bin metre finalinde iki madalya birden kazanmamız mümkün.
Birbirinden güzel finalleri izleyeceğimiz Avrupa Atletizm Şampiyonası'nın final günü yarışlarının "timetable"ına şuradan ulaşmak mümkün...

28 Temmuz 2010 Çarşamba

800 metrede vukuat

Barcelona'da Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda ikinci günün sabah seansında en dikkat çekici yarış 800 metre elemelerinde gerçekleşti. Yarışın dikkat çekmesinin nedeni sportif bir performans değil. Aslında farklı bir sportif performans denilebilir fakat daha çok yarış içerisinde yaşanılan bir vukuat.
Hollandalı atlet Robert Lathouwers yarışta koşarken birden İrlandalı David McCarty'nin kol darbesine maruz kalıp dengesini kaybediyor. Lathouwers bu darbenimn ardından kulvarın dışına taşıyor, hızını alıyor daha sonrada kulvara tekrar geri geliyor ve McCarty'den rövanşı bir omuz darbesiyle alıp, rakibini de devre dışı bırakıyor. Kulvar dışından gelip aldığı hızla da serisini kazanıyor ve yarı finale kalıyordu. Daha doğrusu o öyle sanıyordu. Şevket Furkan Erbay'ın da yarışı anlatırken söylediği gibi kulvar dışında çıkıp tekrar kulvara girdiğinden Robert  Lathouwers diskalifiye edildi. Olayın videosunu da postun girişine astık...

27 Temmuz 2010 Salı

ilk altın emelyanov'un

Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda ilk altın madalya sahibini buldu. Şampiyonın ilk yarışı, "Erkekler 20 kilometre Yürüyüşü", Stanislav Emelyanov kazandı. 19 yaşındaki Rus atlet, yarışın başından sonuna kadar ilk iki sırada yer aldı. Sekizinci kilometresinde ise ele geçirdiği liderliği yarış sonuna kadar sürdürdü Emelyanov. Kariyerinin ilk büyükler yarışında 1:20:10'luk performansıyla altına ulaşan Stanislav Emelyanov'u, 1:20:38 ile İtalyan Alex Schwazer ve 1:20:49'luk derecesiyle Portekizli Joao Vieira takip etti. 
Hatırlatmak gerekirse Erkekler 20 Kilometre Yürüyüş Avrupa rekoru, Vladimir Kanaykin'e ait. Rus atlet Avrupa rekorunu 27 Temmuz 2007'de 1:17:16'lık derecesiyle elde etmişti. 
Bu arada Avrupa Atletizm Şampiyonası'nın resmi İnternet sitesi süs niyetine yapıldığı için Stanislac Emelyanov'un yarıştaki karelerinden birini postun başına ekleyemedik. Canlı skor ve start listelerini yayımlayamayan bir İnternet sitesinin yarıştan fotoğrafları da kısa süre içerisinde koymasını beklemek büyük bir iyimserlik olsa gerek...

26 Temmuz 2010 Pazartesi

dünya kupası'nın değiştirdiği afrika

Güney Afrika'nın dünya kupasına ev sahipliği yapması ve organizasyonu başarılı bir şekilde gerçekleştirmesi, diğer büyük spor organizasyonları için Afrika'yı cesaretlendirdi.
Fas, 2017 Dünya Atletizm Şampiyonası'na ev sahipliği yapmak için başvurmaya hazırlanıyor. 2015 yılındaki şampiyona için de aday olmayı deneyen Kuzey Afrika ülkesinin 2017 için şansı büyük olabilir.
2011 Dünya Atletizm Şampiyonası'na Güney Kore'nin Daegu, 2013'e ise Moskova ev sahipliği yapacak. 2105 Dünya Atletizm Şampiyonası için ise Londra ve Pekin iddialı. Kıtasal dağilımları göz önünde bulundurulması halinde 2017 Dünya Atletizm Şampiyonası'nın Fas'a gitmesi hiç de düşük bir olasılık değil.
Konu, Afrika ve organizasyonlardan açılmışken gelecek yıl ilk kez düzenlenecek olan Afrika Cross Country Şampiyonası'na da Güney Afrika ev sahipliği yapacak..

gülleci aktör

Münih'te düzenlenen 2002 Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda altın madalyayı kazanmıştı Manuel Martinez. 2004 Atina Yaz Olimpiyatları'nda ise dördüncü olmuştu İspanyol atlet.
Martinez, kariyeri spordan ibaret olan atletlerden değil, o aynı zamanda bir sinema oyuncusu. İlk beyazperde tecrübesinde "Stigmati" adlı filmde Goliath'ı oynadı. Filmin prömiyeri de 54 Valladolid Uluslarası Film Haftası'nda yapıldı. İlk aktörlük tecrübesinde sergilediği performansın beğeni kazanması üzerine yeni bir proje için gelen teklifi kabul etti İspanyol atlet. 
Yarın Barcelona'da başlayacak Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda İspanya takımının kaptanlığını da üstlenen 35 yaşındaki Manuel Martinez, yeni filmi için şampiyona sonrası kamera karşısına geçeceğini de söyledi.

barcelona'da ilk günün programı

Avrupa Atletizm Şampiyonası yarın sabah Barcelona'da başlıyor. 6 gün sürecek şampiyona günde ortalama 12 saatlik yayınlarla Eurosport'tan yayınlanacak. Ki bu yayının yaklaşık 9 saati canlı olacak. Organizasyon boyunca hergün günlük şampiyona akışını bloga asacağız. Aşağıda yarının programını görmek mümkündür...

09:05 Erkekler 20 kilometre Yürüyüş  
10:30 Erkekler Çekiç Atma - Elemeler
11:00 Kadınlar 400 Metre Engelli - Antrenman
11:30 Kadınlar Gülle Atma - Elemeler
11:30 Kadınlar Gülle Atma - Finaller
11:40 Erkekler 400 Metre - Antrenman
12:30 Kadınlar 800 Metre - Antrenman
13:15 Erkekler 1500 Metre - Antrenman
13:30 Kadınlar Uzun Atlama - Elemeler
13:45 Kadınlar Disk Atma - Elemeler
20:05 Kadınlar Cirit Atma - Elemeler
20:10 Erkekler Yüksek Atlama - Elemeler
20:15 Erkekler 100 Metre - Antrenman
21:10 Kadınlar 400 Metre - Antrenman
21:20 Erkekler Üç Adım Atlama - Elemeler
22:05 Erkekler 10 Bin Metre

23 Temmuz 2010 Cuma

50'sinde hâlâ pistte

Salı günü başlayacak Avrupa Atletizm Şampiyonası vesilesiyle bir rekora da tanıklık edeceğiz. Şampiyonanın son gününde -pazar- 4 x 100 kadınlar yarışında Slovenya Milli Takımı'nda yer alacak Merlene Ottey tarihe geçecek.
50 yaşındaki Ottey, "Avrupa Atletizm Şampiyonaları tarihinde yarışan en yaşlı kadın atlet" unvanını ele geçirecek. Merlene Ottey'in ele geçireceği rekor, hâlihazırda 1998'de Budapeşte'de 47 yaşında yarışan Fransız atlet Nicole Brakebusch - Leveque'ye ait.
Kariyerinde 29 madalya kazanan Ottey, bu madalyalardan 14'ünü dünya şampiyonalarından elde etti.
Merlene Ottey dünya şampiyonası ve olimpiyat oyunlarında da "Yaş rekorlarını" bünyesinde bulunduruyor. Ottey, 1995'te Göteborg'da düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası'nda -35'inde- 200 metrede altın madalyayı kazanmış ve "Dünya Şampiyonası'nda altın madalya kazanan en yaşlı kadın atlet" olmuştu. 2000 Sydney Yaz Olimpiyat'larında da 4 x 100 yarışında Jamaika takımıyla gümüş madalya kazanarak, "Olimpiyatlarda madalya kazanan en yaşlı kadın atlet" unvanını ele geçirdi. 

16 Nisan 2010 Cuma

isinbayeva'nin ara verdi mi?

Geçen hafta içerisinde Yelena Isinbayeva spora bir süre ara vereceğini açıkladı. En azından ajanslara düşen haberler bu yöndeydi. Rus atletin bu yaz Barcelona’da yapılacak olan Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda da yer almayacağı da yazıldı. Isinbayeva’nın antrenörü Vitaly Petrov geçen gün Rus gazetesi Sovetskiy Sport’a verdiği röportaj da çoğu konuya açıklık getirdi. Biz de Petrov’un bu röportajından ilginç bulduğumuz bölümleri bloga taşıyalım dedik.

Isinbayeva’nın son durumu ve ne olduğu konusu sorulduğunda Vitaly Petrov, her şeyin normal olduğunu söylüyor. Rus antrenör, Isinbayeva’nın antrenmanlarına devam ettiğini, zaten antrenmanları da bırakması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, aksi takdirde Yelena Isinbayeva’nın formunu kaybedeceğini belirtiyor ve ekliyor Barcelona’daki Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda Rus atlet yer alacak. Hatta sadece Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda değil, Ağustos sonunda yapılacak –ki muhtemel Zürih’e denk gelecek- IAAF Diamond League’in son ayağında da mücadele edecek Isinbayeva.

Yelena Isinbayeva’nın doğal olarak çeşitli sponsorları bulunuyor. Rus atletin bu sponsorlara karşı herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olup olmadığını sorusuna Vitaly Petrov, Isinbayeva’nın Diamond League ve Çinli spor malzemeleri üreticisi Li Ning anlaşması olduğunu fakat Rus atletin sağlığının her şeyden önemli olduğunu vurguluyor. Yelena Isinbayeva’nın dinlenmeye ihtiyacı olduğu söylüyor ve ekliyor Petrov, “Bazen uzun bir tatil, bütün başarılar ve rekorlardan daha değerlidir”.

Yelena Isinbayeva’nın bu arayı daha önce vermesi gerekmiyor muydu sorusuna “Evet” diyor Vitaly Petrov, “2008 Yaz Olimpiyatları’nın ardından böyle ara vermemiz gerekirdi. 2009’da yarışmayıp, 2010’a dinlenmiş bir şekilde başlayabilirdik. Fakat 2008’e baktığımızda böyle bir kararı almak çok zordu ve biz bunu yapmadık. Bu nedenle de sezonun ikinci yarısı ve kışın Yelena çok yorgundu”. Petrov, Rus atletin Berlin ve Doha’da aldığı kötü sonuçların birbirleriyle karşılaştırılmaması gerektiğini söylüyor.

Berlin’de fiziksel olarak herhangi bir sorunun olmadığını, psikolojik açıdan Isinbayeva’nin sorunları olduğunu belirten Petrov, birkaç gün aradan sonra Zürih’te kırılan dünya rekorunu hatırlatıyor. “Bu sezon Doha’daki Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda ise Yelena Isinbayeva, fiziksel olarak hazır değildi” diyen Vitaly Petrov’a neden dünya şampiyonasına katıldıkları sorulduğunda ise, kış sezonuna başladıklarında her şeyin planladıkları gibi gittiğini; Moskova’da 4.85 metrelik atlayışı yaptıklarını hatırlatıyor. “Onun yavaş yavaş formunu yakaladığını gördüm. Fakat sponsor için fotoğraf çekimine Hong Kong’a gitti ve orada bir hafta kaldı. Bu durum Yelena’yı olumsuz etkiledi. Çünkü Moskova’da -20 dereceden Hong Kong’da 33 derecelik bir havayla karşılaştı. Bu durum onun bünyesini olumsuz etkilemekle kalmadı, üç kilo verdi ve tendonundan sorunlar yaşamaya başladı. Donetsk’te 6 Mart’taki yarışlarda 4.85’i rahat geçti fakat onun normal tekniğiyle sıçrayamadığını gördüm. Dürüst olmam gerekirse de Doha’da derecesini geliştirmesini beklemiyordum. Yelena’nın yeni bir dünya rekoru kırmaya hazır olmadığını biliyordum. 4.85-4.90’ı atlayabileceğini düşündüm. Bu da kazanmak için yeterliydi. Fakat o, psikolojik açıdan çok yorgundu” diye açıklıyor Vitaly Petrov Yelena Isinbayeva’nın son dönemdeki düşüşünü.

Vitaly Petrov’un bu açıklamaları Yelena Isinbayeva hakkında çıkan çoğu söylentiyi de kesecek gibi görünüyor…

23 Aralık 2009 Çarşamba

atletizm 2009...


Atletizmseverler adına 2009 keyifli bir yıldı. Berlin’deki Dünya Şampiyonası vesilesiyle Olimpiyat Stadyumu çok sayıda rekora şahitlik yaparken, unutulmaz anlara da tanıklık etti. 2008 Yaz Olimpiyatları’nda hem 100 hem de 200 metrede dünya rekorunu eline geçiren Usain Bolt, Berlin’de 100 ve 200 metrede bir yıl önce kırdığı rekorları geliştiriyordu. 9.58 ve 19.19’luk dereceler kitaplara geçerken, Tyson Gay’in 9.71 ile tüm zamanların en iyi üçüncü derecesini yapmasına karşın Jamaikalı’nın gölgesinde kalıyordu.

Berlin'de gözler Usain Bolt'un üzerinde olsa da tarih yazan başka bir isim daha vardı. Kenenisa Bekele 2003 Paris'ten beri devam ettirdiği geleneğini Berlin'de de sürdürdü. Berlin’e kadar katıldığı bütün 10 bin metre yarışlarını kazanan Bekele, Berlin’de de rakiplerini çok rahat geride bıraktı. Etiyopyalı, üst üste dördüncü dünya şampiyonluğunu elde ederken üstelik 2003'te Paris'te kırdığı şampiyona rekorunu 3 saniye daha geliştirdi Bekele. Yarışın ikincisi Eritreli Tadese; "O koşmaya başlayınca, yapabileceğiniz hiçbir şey yok" cümlesiyle 10 bin metre finalini özetlerken Bekele'nin rakipsizliğini de anlatıyordu. 5 gün sonra koşulan 5 bin finalinde de tek başına altın madalyaya ulaştı. Usain Bolt kadar fazla ön plana çıkmaması Kenenisa Bekele'nin uzun mesafede dünyanın en iyisi olduğu gerçeğini değiştiremeyecek...

Berlin’e giderken herkesin favorisiydi Rus güzeli Elena Isinbayeva. Herkes onun, yeni dünya rekorunun derecesinin kaç olacağını konuşurken, o şampiyonanın en büyük sürprizini gerçekleştirdi. 4.75 ve 4.80’deki haklarında başarılı olamayarak Polonyalı Anna Rogowska’nin dünya şampiyonu olmasını sağladı. Yarışmalar sona erdiğinde Polonyalı atlet şampiyon olduğuna inanmakta güçlük çekiyordu.
Isinbayeva, Berlin'de yaşadığı hayal kırıklığını Eylül ayında Golden League'in Zürih ayağında 5.06 ile kırdığı dünya rekoruyla bir ölçüde olsun üzerinden atıyordu.

Berlin’in Britanyalılar için farklı bir anlamı olacak 2009 denildiğinde. İki İngiliz sporcu dünya şampiyonu olurken atletizmde Britanyalılar’ın da iyi işler yapabileceğini tekrardan hatırladık. Jessica Ennis heptatlonda, Phillips Idowu’da üç adım atlamada dünya şampiyonu olurken rekor kırmayı da ihmal etmediler. Hırvat Blanka Vlasic yüksek atlamada geçilmez olduğunu Berlin’de bir kere daha hatırlatırken, Shelly-Ann Fraser 100 metre bayanlar yarışının 100 metre erkeklerdeki kadar heyecanla izlememizi sağlıyordu. 10.73’lük dünya rekoru 100 metrenin Jamaikalılardan sorulacağının belgesiydi adeta. Pekin’de Liu Xiang sakatlanmıştı Berlin’de ise Daylon Robles. 110 metrede şampiyon olmak yaramıyordu atletlere.

Takım yarışlarında Amerikalılar 4x400’de hem erkeklerde hem bayanlarda dünya rekorunu kırarken 100 metredeki bayraklarına sahip çıkamayarak yaşattıkları şaşkınlığı üzerlerinden atıyorlardı. Dünya Atletizm Şampiyonası’nın gölgesinde kalan Golden League’de 2009’un kazananları Berlin’in hayal kırıklığı Elena Isinbayeva; Sanya Richards ve Kenenisa Bekele 1 milyon dolarlık para ödülünü paylaştılar.

20 Ağustos 2009 Perşembe

caster semenya

Berlin'de 800 metre bayanlar finalini Güney Afrika'lı atlet Caster Semenya kazandı. Ancak bu isim üzerinde ilginç bir tartışma yaşanıyor. Uluslararası atletizm federasyonları birliği IAAF Güney Afrikalı atletin ülkesinde ve Berlin'de cinsiyetinin belirlenmesi için teste tabi tutulduğunu açıkladı. Bu durumun Semenya için ne kadar zor olabileceğini siz düşünün. Tamam belki olağanüstü bir güzelliği yok Semenya'nın ancak bu nedenle testlerden geçmek zorunda kalması çok ilginç. Yapılan testler sonucunda Semenya'nın bayan çıkması halinde acaba IAAF genç atletin psikolojik sıkıntılarını tazmin edecek mi ?

Bu konuyla ilgili Caner'den daha detaylı bir yazı bekliyoruz :) ( yeni sezonun ilk pası )

büyüksün bekele

Berlin'de gözler Usain Bolt'un üzerinde olsa da tarih yazan başka bir isim daha var. Kenenisa Bekele 2003 Paris'ten beri devam ettirdiği geleneğini Berlin'de de sürdürdü. Şimdiya kadar katıldığı bütün 10 bin metre yarışlarını kazanan Bekele, salı günü koşulan 10 bin metre finalinde de Zersenay Tadese ve Moses Ndiema Masai'yi çok rahat geride bıraktı. Etiyopyalı, üstüste dördüncü dünya şampiyonluğunu elde etti. Üstelik 2003'te Paris'te kırdığı şampiyona rekorunu 3 saniye daha geliştirdi Bekele. Yarışın ikincisi Eritreli Tadese; "O koşmaya başlayınca, yapabileceğiniz hiçbir şey yok" cümlesiyle 10 bin metre finalini özetlerken Bekele'nin rakipsizliğini de anlatıyordu.
Pazar günü koşulacak 5 bin finalinin de en büyük favorisi Bekele. 10 bin metrede şampiyona rekorunu geliştirdi, acaba 5 bin metrede de bir rekora imza atacak mı Etiyopyalı.
Usain Bolt kadar etkileyeci bir performans sergilese de Kenenisa Bekele'nin Jamaikalı kadar ilgi görmemesi sporcunun menajeri Jos Hermens'i sinirlendiriyor. Hermens'in sinirlenmesini anlıyoruz fakat Bekele'nin Bolt kadar medyaya malzeme olabilecek bir kişiliğe sahip olmamasının Etiyopyalı'nın başarılarının daha arka planda kalmasına neden olduğunu kabullenmeli Hollandalı.
Söz konusu durumun da Bekele'yi Hermens kadar rahatsız etmediği de ortada. Bekele'ye göre 100 metre insanların daha çok ilgisini çekiyor. Hızlı bir adamsanız eğer doğal olarak daha fazla ön plana çıkacaksınız.
Medyada fazla ön plana çıkmaması Kenenisa Bekele'nin uzun mesafede dünyanın en iyisi olduğu gerçeğini değiştiremeyecek...

17 Ağustos 2009 Pazartesi

usain bolt ya da rüzgarın oğlu

Aslına bakılırsa söyleyecek pek bir şey yok... İzlediğim anda ağzım açık kaldı, Bolt'un kendisine ait rekoru kıracağını tahmin ediyordum ancak 9,60'ın altına ineceğini tahmin edemezdim... Geçenlerde Bolt 9,64 koşabilirim demiş ve Berlin hedefini belirlemişti...
Yarış Bolt ve diğerleri şeklinde gerçekleşti... Anlatmaya gerek yok bugün herhangi bir gazeteyi alıp spor sayfasını okumanız yeterli...
Merak ettiğim konu Bolt'un daha ne kadar hızlı koşabileceği... 9,72 ile başladığı rekoru 9,58'e indirdi... 1912'de kırılan ilk rekorun 10,6 olduğunu düşünürsek teknoloji ve antrenman metotlarının ne kadar ilerlediğini görebiliriz.
Bio kimya mühendisleri bir insanın 100 metreyi en hızlı 9,54'te koşabileceğini iddia etmişler... 9,54 ile 9,58 arasında çok az bir fark var... Eğer Bolt bu barajı da aşarsa insan dışı birisi mi olacak ?...
Bolt daha 23 yaşında zamanla göreceğiz ...
Ama şu kesin, Muhammed Ali veya Michael Jordan neyse benim için Bolt'ta artık o değerde....
Bir spor efsanesi...

16 Temmuz 2009 Perşembe

ayaküstü united...

Yarın Golden League'in Paris ayağı koşulacak. Usain Bolt da hem 100 hem de 200 metrede yarışacak. Jamaikalı bu nedenle Paris'te. Stade de France gezisi sırasında ayakizi alınan ünlüler kervanına katılmış Bolt. Stadyum gezisi sırasında sadece ayak izi vermekle yetinmemiş, basın mensuplarının da sorularını cevaplamış.
Cristiano Ronaldo ile yaptığı özel çalışma sayesinde Usain Bolt'un Manchester Unitedlı olduğunu öğrenmiştik. Basın mensuplarından biri Bolt'a Ronaldo'nun Real Madrid'e transferi sormuş. O da Portekizli gittiği için üzüldüğünü, onu izlemekten zevk aldığını ve Ronaldo'nun iyi bir futbolcu olduğunu söylemiş. Buna karşın Alex Ferguson ve takımdan eminmiş Bolt, bu yıl da başarılı olacaklarını düşünüyormuş. Carlos Tevez'in Manchester City'e transferi konusunda da umursamaz davranmış, takımın ortasahasının yeterince güçlü olduğunu söylemiş de bunun Tevezle bağlantısını çözemedim ben. United'ın ortasahasında oynayan Tevez değil ki Ronaldo'ydu. Usain Bot'un aklı karışmış olmalı herhalde...

1 Temmuz 2009 Çarşamba

irina mikitenko bochum idmaninda

Irina Mikitenko, Almanların uzun mesafedeki -özellikle de maratondaki- en önemli atletlerinden biri. Aslında Kazak olan Mikitenko, 16 yaşında babasıyla birlikte Almanya'ya iltica ediyor ve o günden sonra Almanya adına yarışmaya başlıyor.
Sydney 2000'de 5 bin metrede 5. olarak olimpiyat kariyerindeki en önemli başarıyı elde eden Mikitenko, Berlin Maratonu'nun ise en başarılı isimlerinden. Şimdi durup dururken Irina Mikitenko hakkında bilgi vermedik. Pazartesi günü Bochum yeni sezonu açtı. Futbolcular toplandı ve ilk antrenman yapıldı. Antrenmanın konuklarından biri de tahmin edebileceğiniz gibi Mikitenko.
Futbolcular ile 20 dakika birlikte koşan Mikitenko, tempolu koşuyla ilgili olarak da tüyo vermekten geri kalmamış. Sabah 20 km koştuktan sonra gelip antrenmanda futbolculara katıldığını da söylemek lazım Alman atletin.
Cristiano Ronaldo ile Usain Boltla başlayan futbolcu & atlet işbirliği bir akım şeklinde devam ederse şaşırmamak gerekiyor.