uefa europa league etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uefa europa league etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2010 Cuma

juventus'a u2 engeli

Juventus Europea League 3. Ön Eleme Turu'nda Shamrock Rovers ile eşleşti. İlk maçı Dublin'de oynayacak Juventus'un 6 Ağustos'taki rövanş maçını Torino'da oynaması, U2'nun "360" turuna takıldı.
Aynı tarihte İrlandalı grup Torino Olimpiyat Stadyumu'nda konser vereceğinden ve bunu aylar öncesinden ayarladığından dolayı Juventus'a deplasman yollarını göründü. Maçı, Torino'dan 300 kilometre uzaklıkta bulunan Modena'da oynayacak siyah-beyazlılar konser nedeniyle ceza yiyen ilk takım oldu...

4 Aralık 2009 Cuma

değişen bir şeyler var mı?


Bu sezon başlayan UEFA Avrupa Ligi grubunda, oynadığı 5 maçta dağıtılan 15 puanın 13’ünü toplayan, dahası grubun Şampiyonlar Ligi ayarındaki takımı olan PAO’yu 2 maçta da mağlup eden Galatasaray’ın Avrupa koşusunu alkışlayarak başlayalım yazıya.

Derseniz ki, Galatasaray’ın Turkcell Süper Lig’de son haftalarda ortaya koyduğu kötü performans, son iki maçta kaybedilen 5 puan; bu kötü yazgı bu maçla beraber terse dönmüş müdür? O kadar da değil. Olumlu gelişmeler var elbet ama topyekün bir çözümden bahsetmek olası değil. Peki nelerdir düzelenler, onları açalım biraz.

Galatasaray’ın sezon başı olağanüstü performans sergilediği dönemde, ofans anlamında ekstra katkıyı yapan iki oyuncu vardı; Arda Turan ve Abdulkadir Keita. Arda, Estonya-Bosna maçları milli kampı dönüşünde tükeniverdi. Hadisenin adını sadece kronolojik bir anımsama için vermiyorum, Arda Turan’ın yaşadıklarında o kampta kulağına söylenenlerin de etkisi olduğundan fazlası ile kuşku duyduğum için kağıda döküyorum. Arda orda koptu, arkasından H1N1, özel hayat mevzuları, nedensiz alınganlıklar, isteksiz tavırlar vs vs vs. Geleneksel yıldız ancak olgun olmayan futbolcu tavırları, kelimenin tam anlamı ile “basit” tepkiler. İnsan Galatasaray’ın evladı, kaptanı ve yıldızından daha derinlikli tepkiler bekliyor, üzücü olan bu. Arda Turan’ın düşüşü ve beklenenin aksine Elano’nun da onun yerini dolduramayışı Galatasaray’ın ofansif anlamda çuvallamasının en önemli etkenlerinden biriydi.

Diğeri, Galatasaray hücumlarına dinamizm, sürat, estetik ve heyecan katan Keita. Onun da Roberto Carlos’a vurduğu yumruk, aldığı ceza, hocanın alışılmışın ötesinde öfkesini hissetmesi kopuşuna yol açtı.
Arda ve Keita’yı çıkardığınız anda, kalanlar birbirine paralel, Elano ve Kewell. Harry Kewell’a haksızlık etmeyelim, çok faydalı bir oyuncu. Galatasaray’a katkısı büyük. Ancak ekstra hamlesi fazla yok. Arda gibi 3 rakip arasından asist yapabilecek kıvraklıkta değil, Keita kadar da sıkı sprinter değil. Görev adamı, ceza kesici; bu görevlerini de yerine getiriyor zaten. Ama ondan lokomotif olmasını beklemek haksızlık olur, mevcut fiziki koşulları çerçevesinde.

Elano, peşinen söyleyelim yanlış transfer değil. Büyük kabiliyet. Brezilya milli takımının önemli pasörlerinden biri. Ve önemli olan, uyum sorunu yaşıyor. Ve daha da önemlisi, özgüveni bitik. Rİjkaard da bunun farkında, “özgüven” kelimesini bilinçli olarak kullanıyor basın toplantısında. Santrafor arkası oynayan Elano, tek bir pozisyonda dahi 18 içinde gol koklar halde değil. Hücum edilirken neredeyse önlibero pozisyonu alarak ne o tutukluk aşılabilir, ne forma garanti altına alınır. Elano’nun sorumluluk alması lazım ve yılmadan oynatılması lazım. Ancak o zaman onu gerçek halinde görebiliriz.

Maçın sağlık yönünden üzücü, taktik yönden çözücü hamlesi Gökhan Zan’ın sakatlığı sonrası Barış Özbek’in tercih edilmesi oldu. Mehmet Topal’ın çok başarılı bir stoper performansı sergilemesi, Barış’ın ise orta alana dinamizm ve direnç katması, Galatasaray’ın işini kolaylaştıran gelişmelerdi.

Rijkaard’ın önünde kritik seçimler var; oyuncu isimleri, mevkileri konusunda. Ancak, asıl yapılması gereken öncelikli konu, takımın konsantrasyonunu asgari Panathinaikos maçı seviyesinde tutmak, buradan yukarı çekmektir. Bu ise ancak arzu edilen futbolun ortaya konması ile mümkündür. Tam da bu noktada, verim alınması gereken oyuncular listesinin başında Keita, Arda ve Elano gelmektedir.

by Nurullah Bakır

18 Eylül 2009 Cuma

süper başlangıç


Bu bir grup mücadelesi ise, gruptaki rakiplerinden birini deplasmanda mağlup ederek turnuvaya başlamak, güzel iştir. Galatasaray’ın etkili oyunculardan kurulu hücum hattı, rakipleri baskı altında tutuyor ve kimi yerde hataya zorluyor. Beşiktaş maçından sonra, Panathinaikos maçında da görülen buydu.

Yine Beşiktaş maçına benzer, çok erken gelen gol, maçın kimyasını değiştirdi. İlk golde aslan payı, müthiş bir çalımla pozisyonu hazırlayan Milan Baros’a aitti. Ve hakkını yemeyelim, bir de Panathinaikos stoperinin goldeki olağanüstü katkısının.

Stoper sıkıntısı, Galatasarayda bolluk ya da yokluk çizgisinde yaşanıyor her seferinde. Biri sakat ya da hasta olursa, kalanlar da peşpeşe ortadan kayboluveriyorlar. Son hadise de bunun örneği; Gökhan yok, Servet hasta, Emre sakatlanıyor. Hakan Balta ne kadar sol bek olmak istiyorsa, kaderi onu iki misli stopere doğru itiyor.

Galatasaray teknik heyeti dün bazı kritik kararlar verdi, onları tartışalım:

1. Arda’nın maça yedek başlaması: Bosna ve Beşiktaş maçlarında gördüğümüz Arda’nın Atina deplasmanında kenarda oturması, futbol adına tartışılabilecek bir karardı. Ancak Arda’nın kafasında olduğunu düşündüğümüz, vücut diline yansıyan, sıkıntıları üzerinden atması, bir nebze olsaun rahatlaması için de doğru bir karar. Teknik kadronun kararını destekliyorum. Kaldı ki yerine oynayan adamlar Harry Kewell ve Elano idi.

2. Emre Güngör’ün sakatlığı sonrası Uğur Uçar tercihi: Sert geçeceği düşünülen bir maçta, henüz oyunun başlarında ve skor 1-0 gibi kritik bir halde iken, elinizdeki stoperler de yukarıda özetlediğimiz gibi tükenmişken, Hakan Balta’yı içeri çektiğinizde elinizde üç alternatif bulunuyordu; iki yedek sol bek (Alparslan ve Caner) ve bir yedek sağ bek (Uğur). Alparslan’ın yetersiz, Caner’in ise uyumsuz olabileceğini düşünerek kritik bir kararla Uğur’u tercih etti Rijkaard. Alışık olmadığı pozisyonda zaman zaman ofsayt uygulamalarını bozsa da, Uğur’un savunma katkısı beklendiği gibi oldu.

3. M.Sarp-M.Topal ikilisi: Bunu ben yazmaktan bıkmayacağım. Bu oyuncular, birbirlerine alternatiftir, partner değil. Ayhan’ın yokluğunda alternatifi Barış Özbek olmalıdır. Eğer Barış Özbek bu görev için hazır değil ise, samimiyetle bunun nedenleri araştırılmalıdır. Barış Özbek, yaşı, potansiyeli ile Galatasaray geleceği için önemli bir değer ve sanki bu sezon olması gerekenden az kullanılıyor. Rijkaard ve ekibinin forma dağıtma adaletinden şüphem yok, bu sebeple sorun her neyse çözümü için çaba sarfedilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir de kişisel performansını mercek altına almamız gereken Elano Blummer var, maçı ikisi de kısmetli iki gol ve bir şahane asist ile bitiren oyuncu. Elano, bugüne kadar ortaya koyduğu performans ile bana bir “temiz ve basit futbol” kralı izlenimi yaratıyor. Zaman zaman ekstra estetik işler yapsa da, uzmanlık alanı oyunu açmak. Hücumda en önemli, en zor bulunan meziyet. Çapraza attığı 30-40 metrelik topların hayranıyım. Ama bir küçük not; dün oyundan çıkarılışından hiç memnun olmadı. Açıkçası ben de memnun olmadım. Elano ve Arda’yı alternatif yapmaktan çok, birlikte oynama alışkanlığı edindirmeye ihtiyacı var Galatasaray’ın.

Ve skor 3-0 iken bir hayli bunaldı Galatasaray. Deplasmandasınız, 3-0 galipsiniz, ne yaparsanız yapın bunun bir rehaveti var. Rakip de kendi seyricisinin baskısında ve hücum etmek mecburiyetinde. Ve Ayhan gibi bu anlarda orta alanda nefes aldıracak paslarınızı yapabilen bir adamınızdan yoksunsunuz. Bir kez daha Leo Franco’yu test etme imkanı olmuştur bu maç ve test yine başarıyla geçmiştir. Ve etkin özelliği hücum etmek olan Galatasaray takımı, ne yaparsa yapsın zaman zaman bu baskıları yaşayacaktır. İşte orda kritik olan önliberolar, savunmacılar ve kalecinin katkısıdır.

Son not; Beşiktaş ve Panathinaikos maçlarının 2’de 2 ile geçilmesi, sahası diğer takımlardan farklı, kendisi can derdindeki Kasımpaşa maçı için tehlike yaratmaktadır. Rakibin durumunun Galatasaray takımında ve teknik heyetinde rehavet yaratmaması lazım, aksi takdirde sezonun ilk mağlubiyetini almak çok sürpriz bir maça denk gelebilir.

by Nurullah Bakır


2 Haziran 2009 Salı

europa league'te + 2 hakem

Uefa Bahama'da yaptığı olağan toplantısında gelecek sezon Uefa Avrupa Ligleri maçlarında 5 hakem uygulamasının başlamasına karar verdi. Türkiye'den Trabzonspor, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın bu kupada mücadele edeceklerini hatırlatalım. Türkiye'de 3 hakeme itiraz konusunda rekor bir noktaya geldik, hızlarını alamayan oyuncular ceza sahasında bulunacak diğer iki hakeme itiraz ettikleri zaman ortaya çok ilginç görüntüler çıkacak.

23 Aralık 2008 Salı

europa league'in uzun maratonu

UEFA, UEFA Kupası'nın yerini alacak olan Europa League'in fikstürünü açıkladı. Birinci eleme turunundan başlayacak olan ekiplerin gruplar aşamasına kalması için 8 maç yapması gerekiyor. Tabi hangi ülkelerin hangi turdan katılacakları da önemli Europa League'e. Fikstüre bakıldığında final çıkan takım olmak için bayağı ter dökmek gerekeek gibi görünüyor...
Birinci eleme turu, ilk maç - 02.07.2009 Birinci eleme turu, rövanş - 09.07.2009 İkinci eleme turu, ilk maç - 16.07.2009 İkinci eleme turu, rövanş - 23.07.2009 Üçüncü eleme turu, ilk maç - 30.07.2009 Üçüncü eleme turu, rövanş - 06.08.2009 Play-off turu, ilk maç - 20.08.2009 Play-off turu, rövanş - 27.08.2009 Gruplar, 1. Maç - 17.09.2009 Gruplar, 2. Maç - 01.10.2009 Gruplar, 3. Maç - 22.10.2009 Gruplar, 4. Maç - 05.11.2009 Gruplar, 5. Maç - 02/03.12.2009 Gruplar, 6. Maç - 16/17.12.2009 Son 32, ilk maç - 18.02.2010 Son 32, rövanş - 25.02.2010 Son 16, ilk maç- 11.03.201 Son 16, rövanş - 18.03.2010 Çeyrek final, ilk maç - 01.04.2010 Çeyrek final, rövanş - 08.04.2010 Yarı final, ilk maç - 22.04.2010 Yarı final, rövanş - 29.04.2010 Final (Arena Hamburg) - 12.05.2010