30 Kasım 2008 Pazar

fred

Madem konuyu Avustralya futbolundan açtık, ondan devam edelim. Geçtiğimiz yıl, Sydney'de yaşayan ve A-League'i takip eden bir arkadaşa sormuştum Melbourne Victory'nin bir önceki sezon ezerek şampiyon olurken neden ertesinde playoff bile yapamadığını. O da bana olayın Brezilyalı ortasaha oyuncusu Fred'de bittiğini söylemişti. Fred şampiyon olunan sezon sonrası yeni sözleşme için Victory ile anlaşamayınca MLS'in yolu tutmuş, D.C. United ile anlaşmıştı. Tabi onun ayrılışı takıma kötü şekilde yansıdı. Ve szon iğrebç geçti Victory için.
Melbourne Victory felaket geçen bir sezonun ardından bu yıl toparlanmıiş gibi. Normal sezonu ya lider kapatacaklar ya da ikinci. Orası kesin gibi. Victory ve Adelaide'ın yanı sıra ligin tek Yeni Zelandalı'sı Wellington Phoenix de iyi bir sezon geçiren takımlardan. Phoenix tarihinde ilk defa üç maç üstüste kazandı. Ligi ilk üç içerisinde bitirme ihtimali var. Muhtemelen de playoff'a kalacaklar. Söz konusu takımın 2007'de kurulduğunu ve ligde de ikinci sezonunu geçirdiklerini hatırlatmakta fayda var. Phoenix geçtiğimiz haftalarda akıllıca bir iş yaptı ve Victory'nin şampiyonluğunda büyük paya sahip olan Fred'i ilk etapta 6 maçlığına kiraladı. Playoff'a kalmaları halinde Brezilyalı forma giymeye devam edecek. Phoenix'in kazandığı son üç maçın ikisinde Fred sahadaydı. Üstelik son maçlarında, lider Melbourne Victory'i yenerken galibiyeti getiren golün asisti de ondan geldi. Victory ve Fred bahsini açmışken Brezilyalı'nın geri dönüşü konusunda Melbourne'un geveze teknik direktörü Ernie Merrick'in yorumu da oldukça ilginçti. Merrick iki sezon önce kazanılan şampiyonlukta Fred'i çok fazla fazla el üstünde tuttuklarını, bunun gereksiz olduğunu söyledi. Tabi şampiyonluktan sonraki berbat sezonu izah edemiyor Ernie Merrick, orası ayrı. Şimdilerde takım lider, playoff garanti olunca böyle bol keseden atmak kolay.
Fredli Wellington Phoenix'in yılın sürprizi olabilme ihtimali yüksek. Zaten geçtiğimiz sezon şampiyon Victory normal sezonda sürünüyordu bu yıl da Newcastle Jets. Son şampiyon açık ara son sırada playoff şansı da yok denecek kadar az. Bunun nedenleriyle ilgili de bir post yazarız elbet.

scocceros'lar hollandalılaşıyor

Avustralya futbolunda Hollandalı teknik adam modası 2006 Dünya Kupası öncesinde Guus Hiddink'in göreve getirilmesiyle başladı. Avustralya gruplarda elenmesinde karşın Hiddink'in performansından memnun kalmıştı Frank Lowy. Hiddink'ten sonra Dick Advocaat'ı istedi Socceros'un başına. Ama o, Zenith'te kalınca milli takımı farklı iki Hollandalı'ya, Pim Verbeek ve Henk Duut'a teslim etti. Geçtiğimiz yıl Verbeek'in ilk büyük sınavı Asya Kupası'nda başarısız bir performans çizmiş çeyrek finalde elenmişti takım. Fakat Lowy onu kovmadı, görevinin başında tuttu. Verdiği kararda da isabetli davranmış görünüyor. Dünya Kupası'nın Asya elemelerinde açık ara en iyi futbolu oynuyor Avustralya. Büyük ihtimalle de grup lideri olarak Güney Afrika vizesini alacaklar. Frank Lowy, bu performanstan memnun kalmış olacak ki emekliye ayrılan Robert Baan yerine bir başka Hollandalı Han Berger'i ulusal direktörlük görevine getirdi. Berger 98-00 arası Hollanda Olimpiyat Milli takımı'nı çalıştırmıştı. En son De Graafschap'ta futbol direktörü olarak görev yapıyordu. Avustralya'da ise yetenekli topçular için antrenman programları hazırlayacak. Performanstan memnuniyet halinde A-League takımlarında da Hollandalı teknik adamları görmeye başlarız. En azından Frank Lowy'nin aklında bu tip cin fikirlerin mevcut olduğunu düşünüyorum.

32'sinde kariyer rekoru

32'sinde kariyer rekoru kırmak ilginç olsa gerek. En azından Rodrigo de la Fuente için. 10 yıllık Barcelona kariyerinin ardından İtalya yolunu tutmuştu de la Fuente. Geçen sezon Treviso'daydı bu sezon ise Roma'da. Jasmin Repesa ilginç bir şekilde onu ilk 5 başlatmakla kalmıyor Barcelona'da iyi döneminde bile almadığı dakikalarla oynatıyor Katalan'ı. Geçen haftaki Fenerbahçe Ülker maçında Rodrigo de la Fuente'nin kariyer rekoruna imza attı. 39 dakikada 2'si hücum 9'u savunma olmak üzere toplam 11 ribaunt alan de la Fuente, 11. Euroleague sezonunda -172. maçı- ribaunt kategorisinde kariyer rekoruna imza attı. Ki bahsettiğimiz adamın boyu da 2 metre. Gerçi haksızlık yapmayalım de la Fuente içerde, pota altında kapışmayı sevmeyen dışarıdan şu atarak oynayan bir uzun. Bu durum her ne kadar potadan seken toplarla pek işi olmamasına neden olsa da kardeşim 11 sezonda da insan 11 ribaundun üstüne çıkmaz mı dedirtiyor adama...

thiago silva

Fluminenseli Thiago Silva, ocak ayının en gözde isimlerinden biri. Başta Milan olmak üzere çok sayıda Avrupa ekibi Brezilyalı stoperin peşinde. Porto ve Dinamo Moskova ile kötü iki sezonun ardından ülkesine geri dönmüştü Silva. Thiago Silva sadece Avrupalı büyüklerin değil, Fluminense taraftarlarının da gözdesi...

heart'ın kalbi...

3 yıl önce Serencebey'e yazmıştım Heart of Midlothian'ın sürpriz çıkışını "Heart'ın kalbi dayanacak mı?" başlıklı bir yazıyla. Sezona fırtına gibi başlayan Edinburg ekibinin sezonu başladığı gibi tamamlayıp tamamlayamayacağını irdelemiştim. Sezon ilerleyince beklenen oldu Heart'ın kalbi şampiyonluk yarışına yetmedi, Celtic 17 puan önde şampiyon oldu. Aradan geçen 3 sezon sonunda Heart her geçen gün kulübün Litvanyalı sahibi Vladimir Romanov'un oyuncağı oldu. Romanov'un histeri krizlerinin kurbanıydı 134 yıllık kulüp. Temsil misal takım kaptanı Steven Pressley, Romanov'un bir krizinin sonucunda kulüpten ayrılmak zorunda kalıyordu 2006 yılında. Heart bu sezon geride kalan 2 sezona göre daha iyi. Celtic'in 14 puan gerisinde olsa da 3. sırada yer alıyor. Saha içerisinde işler fena gitmiyor ama saha dışında sorunlar söz konusu. Cuma günü yatması gereken futbolcuların ve teknik heyetin maaşı hesaplara yatmadı. Yatmama nedeni belirsiz. Paraların pazartesi gübü hesaplara yatırılacağı açıklanırken bu durum beraberinde bir sorunu da getiriyor. Geçtiğimiz Eylül ayında da benzer bir durum yaşanmış, maaşlar 1 hafta geç yatmıştı. Bu durumun ikince kez yaşanması bir soruşturma anlamına gelebilir. Futbolcular ya da teknik ekipten biri lig yönetimine başvurması halinde lig yönetimi de konuyla ilgili soruşturma açma hakkına sahip. Gerçi başvuruyu yapan futbolcu ya da teknik adam kendini kapının önünde de bulur. Vladimir Romanov'un ne kadar acımasız olduğunu biliyoruz...

lebron james & charles barkley

"O ahmak. Bütün söyleyebileceğim bu."
Lebron James'in kendisini Cleveland taraftarına saygı göstermemekle suçlayan Charles Barkley'e dün gece oynanan Golden State Warriors maçından sonra verdiği cevap...

tura 1 kala

São Paulo'nun şampiyonluk turu atması için sadece 1 gün kaldı. Fluminense'yi yenerlerse, Gremio'nun ne yaptığına bakmaksızın turu atacaklar. Yok Fluminense sürpriz yaparsa Ipatanga deplasmanından gelecek sonuca bakacaklar. Gerçi yenilmeleri halinde bile son hafta Goiás deplasmanında alacakları galibiyet onlar için yeterli. Durum böyle olunca antrenmanlar da keyifli geçiyor. Fotoğrafa bakınca kulübün ne kadar zevkli olduğunu bir kere daha gördük. São Paulo'nun antrenman formaları bile insan da giyme isteği oluşturuyor. LG'nin reklamı da çok yakışmış. Umarız yakında bizim kıtada da LG'nin reklamıyla sahaya çıkan bir takım görebiliriz. Bu arada São Paulo demişken aklıma bu haftaki Hürriyet Spor, pardon Hürriyet Futbol geldi. Adil Demirçubuk bir vesile ile São Paulo'ya gitmiş. Oradayken de São Paulo'nun bir maçına gitmiş ve maç izlenimi yazmış. İzlemim yazısı ara başlıklar halinde verilmiş. Herhalde insanlar okusun diye de bir ara başlığı "kadınlar mini şortla maça geliyorlar" tarzında koymuşlar. Kendi adıma okuyunca ayıp dedim. O kadar yol gidip de yazılan izlenim yazısında insan daha farklı ayrıntılar bekliyor. Yoksa biz de biliyoruz Dünya Kupası'nda gögüslerine Brezilya bayrağı ile maç seyreden sarışınları konu etmeyi. Ama olay ya da amaç bu olmamalı. O kadar yolu gitmişken adam gibi bir izlenim yazısı bekliyor insan. Ama biraz fazla iyi niyetliyiz herhalde...

şükran günü

David Beckham, Şükran Günü'nü ailesiyle birlikte New York'ta Tom Cruise & Kate Holmes ile birlikte geçirmiş. Hatta Central Park'ta gezip, Manhattan'da da sirke gitmişler. Bu adamın 1 aydır antrenman yapmadığını, en faydalı hareketinin Lakers maçlarına gitmek olduğunu düşünürsek Milan'da forma bulması mucize gibi. En azından Carlo Ancelotti'nin ona, forma şansını verecek güveni sağlaması gerekiyor. Ben Ancelotti'nin yerinde olsam boş dönemi formda kalmak yerine gezmekle geçiren bir adamı yedek bile soyundurmam. Aksi halde takımdaki diğer oyunculara haksızlık etmiş olurum. Gerçi onun da ne yapacağını görmemiz için 1 ay daha var...

global kriz #9

hava'nın muhalefeti!

Ligue 1'de 16. hafta maçları oynanıyor bu haftasonu. Tabi hava koşulları izin verirse. Sezonun sürprizi Nice'in Grenoble ile oynayacağı maç sahanın daha çok bir göleti andırması nedeniyle ertelendi. Nice, bu maç oynandığı ve kazandığı takdirde Olympique Lyon ile olan puan farkını 3'e indirecek. Sağolsun Canal + haftalık yayın akışını o kadar adilane bir şekilde yapıyor ki bütün takımların maçlarını en az bir kere seyretme şansına sahip oluyoruz. Frédéric Antonetti'nin 3 yıldır Nice'te yaptığı işleri takdir etmek gerekiyor. Her sezon takımın en önemli isminin transfer döneminde başka takıma gitmesine karşın Antonetti, Nice'in oynadığı futbolun ivmesini yukarıya taşımaya devam ediyor. Üstelik bunu dengeli bir hücum futbolu ile başarıyor. Nice öncesi Saint Etienne tecrübesinde de aynı şeyi yapmaya çalışmıştı fakat istediğini tam anlamıyla başaramamıştı. Tabi Nice ile Saint Etienne'i aynı kefeye koyamıyoruz doğal olarak. Nice'te onun için koşullar daha elverişli. Bir nevi rahat bir laboratuar ortamı hakim Côte d'Azur'da. Şansları yaver giderse gelecek sezon Avrupa'nın ünlülerini Şampiyonlar Ligi maçları için Fransız Rivierası'nda görmek mümkün. Floransa deplasmanında aldığı galibiyet ile Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kalmayı garantilemişti Lyon. Onlar da bir nevi hava muhalefetinin kurbanı oldular. Valenciennes deplasmanında rakip dışında zeminle de mücadele ettiler. Ancak 1 puanı alabildiler. Geçtiğimiz hafta da yazmıştık Lyon'un bu sezon ki sorununu. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi deplasmanların hâkimi değiller. Lyon'un deplasmanda puan kaybetmesi sürpriz sayılmıyor artık. Bu yıl şampiyonu belirleyecek en önemli nokta da bu Fransa'da. Olympique Lyon'un deplasmanlarda ne kadar puan kaybedeceği. Şampiyonlar Ligi'nde Nisan'ı ya da Mayıs başına görürlerse yaşayacakları konsantrasyon problemi ile beklediklerinden daha fazlasını da yitirebilirler. Daha net konuşmak için Şubat ayına beklemek lazım galiba...