avustralya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avustralya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2011 Perşembe

stephanie rice'ın dönüşü

Hafta sonunun Avustralya’daki en önemli etkinliği Sydney’de sekiz gün sürecek olan Ulusal Yüzme Şampiyonası. Eylül ayında sağ omzundan ameliyat olan Stephanie Rice’ın da geçirdiği operasyonun ardından ilk kez mücadele edeceği şampiyona, Şanghay’daki Dünya Şampiyonası’nda mücadele edecek sporcuları da seçme niteliği taşıması açısından önemli.

Rice’ın antrenörü Michael Bohl da sporcusu hakkında iddialı konuşuyor. Birkaç yıl öncesine göre Rice’ın şu andaki formu çok iyi Bohl’a göre. Stephanie Rice’ın antrenörünün haklı çıkıp çıkmayacağını hafta sonundan itibaren görme şansımız olacak.

Sydney’de doping kuralı nedeniyle Ian Thorpe ve Libby Trickett yer alamayacak. Fakat bir sürü sağlam yarış bizi bekliyor. Geoff Huegill, Brenton Richard, Leisel Jones, Alicia Couuts, Jessicah Schipper, Emily Seebohn da Şanghay vizesi için yarışacaklar arasında. Commonwealth’te yer almayı tercih etmeyen Eamon Sullivan da Avustralya Ulusal Yüzme Şampiyonası’nda kendini göstermeye niyetli isimlerden.

Sekiz günlük organizasyonun en ilgi çekici yarışlarından biri kadınlar 100 kelebek olacak gibi görünüyor. Rice, Coutts, Seebohn, Schipper, Yolane Kukla ve Mariehe Guehrer hem ulusal şampiyonluk hem de dünya şampiyonası vizesi için mücadele edecekler.

Ara ara Avustralya Ulusal Yüzme Şampiyonasına dair postlar girmeyi planlıyoruz kısmetse…

26 Temmuz 2010 Pazartesi

2015 asya kupası üzerine...

2015 Asya Kupasına ev sahipliği yapacak ülke önümüzdeki yılın ocak ayında belli olacak. Daha doğrusu resmen açıklanacak. Avustralya dışında herhangi bir aday çıkmadığı için 2015 Asya Kupasına Okyanusyalılar ev sahipliği yapacak.
New South Wales, Victoria, Queensland ve Australian Capital Territory turnuvaya ev sahipliği yapan eyaletlerden biri olmak istiyor.
16 takımın katılacağı ve 23 gün sürecek turnuvanın Avustralya'nın iklim koşulları nedeniyle ocak ayında düzenlenmesi hedefleniyor.
2015 Asya Kupası için aday sekiz stadyumu bulunuyor;

Sdyney: ANZ, Sydney Football, Parramatta
Melbourne: Etihad ve AAMI Park
Brisbane: Suncorp
Gold Coast: Skilled
Canberra: Canberra

Turnuvanın final maçının ANZ Stadyumu'nda oynanması bekleniyor. AFC, turnuva için en az dört, en fazla beş stadyumum koşulunu şart koşuyor. Asya Kupası her geçen turnuva daha fazla ilgi gören bir turnuva.
Irak'ın şampiyon olduğu 2007'deki turnuvayı 650 milyon kişi televizyon izlemişti. Yine aynı turnuvada Avustralya'nın oynadığı maçları kümülatif olarak 2 milyon 500 bin "Şifreli kanal"dan takip etti. Japonya ile oynanan çeyrek final maçını ise izleyen seyirci sayısı 419 bindi. Ki bu şifreli -pay tv-  kanaldan yayımlanan bir futbol karşılaşması için rekor anlamına geliyor.
2015 Asya Kupası, Avustralya'nın 2022 Dünya Kupası ev sahipliği adaylığı için de önemli bir niyet göstergesi.  Geçen ay içerisinde  oylamada oy kullanacak FIFA yetkililerine, rüşvet niteliğinde hediye verildiği için Avustralya Adaylık Komitesi hakkında soruşturma açılmış, sonuçta da herhangi bir işlem yapılmaya gerek duyulmamıştı. Avustralya'nın dünya kupası adaylığı için iddiasını devam ettirebilmesi ve önemli bir futbol organizasyonun ev sahipliği üstlenebileceğini gösterebilmesi açısından 2015 Asya Kupasına özen gösteriyorlar. 

22 Mart 2010 Pazartesi

bu sefer sydney fc

A-League'de geçen yıllara göre uzun bir sezon geride kaldı. Sekiz takımlı lige iki takımın daha ilave olmasyla fikstür Mart ayı sonuna kadar sarktı. Normal sezon ve play-offların ardından beklendiği gibi, ligi ilk iki sırada tamamlayan Melbourne Victory ve Sydney FC finale yükseldi.
Normal sezonu ilk sırada tamamlayan Melbourne Victory, "Grand Final"a ev saipliği yapma hakkını da kazandı. Etihad Stadyumu'nda oynanan maç sonucunda lig tarihinde bir ilk de yaşandı. A-League'in beşinci yılı geride kalırken ilk kez bir takım penaltı atışları sonucunda şampiyon oldu.
Sydney FC  ile  Melbourne Victory'nin şampiyonluk sayısı da bu final maçının ardından eşitlendi. Her iki takımın da ikişer şampiyonluğu bulunuyor. İkisinin arasına ise Newcastle Jets girmiş durumda.
Ligin güney yarımküreye kurban giden fikstürü nedeniyle Melbourne ile Sydney FC, 2011 yılındaki Asya Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edebilecek.
A-League'de sezonun sona ermesiyle birlikte dünya kupasına gidecek Avustralya kadrosunda yer almak isteyen futbolcular K-League ve J-league'in yolunu tutmaya başladı. Simon Colosimo, Güney Afrika aşkına soluğu K-League'de alırken Jason Culina da beş hafta boyunca eski takımı PSV ile antrenmanlara çıkacak...





7 Şubat 2010 Pazar

south wales sular altında doğal olarak stadyumlar da...

South Wales nüfus açısından Avustralya'nın en kalabalık eyaleti. Herşeyden önce ülkenin en kalabalık şehri Sydney de dahil olmak üzere nüfus açısından en yoğun 10 şehirden altısı bu eyalette. A-league'de de birden fazla takım bulunduran eyaletlerden South Wales. Şu sıralar yaz mevsimini yaşamasına karşın son 4 gündür yoğun yağışla uğraşıyor sahil bölgeleri South Wales'in.
Yoğun yağış alan bölgelerden biri de Sydney'den 80 kilometre uzaktaki sahil şehri Gosford. Central Coast Mariners'a ev sahipliği yapan şehir, 20 derece sıcaklıklara karşın devamlı yağış altında.
Yoğun yağışın etkisiyle sahilden 100 metre uzaklıktaki Bluetongue Stadyumu da sulu bir tarlaya dönüştü. Bugün oynanması gereken Central Coast Mariners - Newcastle Jets karşılaşması da pazartesi akşamına ertelendi. Yalnız hava durumu pazartesi gününe kadar yağmurun etkisinin devam edeceğini gösteriyor. Şu haliyle futbol oynanamayacak olan stadyum iki gün daha yağış alırsa kendine kolay kolay gelemez gibi duruyor...

5 Ocak 2010 Salı

joel griffiths bilmecesi


Avustralya'da futbolun en önemli gündemi Joel Griffiths. Geçtiğimiz sezonu kiralık olarak Beijing Guoan'da geçiren Avustralyalı futbolcu ligin bitimiyle birlikte Avustralya'ya, Newcastle Jets'e geri döndü. Griffiths'in performansından memnun kalan Beijing Guoan önümüzdeki yıl Asya Şampiyonlar Ligi'nde de mücadele edecek olmasından dolayı Avustralyalı futbolcuyu kadroda tutmak ister. Futbolcunun 2011-2012 sezonuna kadar sözleşmesinin olduğu Newcastle Jets ise bu transfer teklifini önce kabul ediyor -bu iddia futbolcunun menajeri John Denison'a ait- Fakat takımın hücumdaki önemli ismi Fabio Vignaroli'nin sakatlanmasıyla beraber Griffiths'i satmaktan vazgeçiyor A-League ekibi.
Newcastle Jets cephesinde ise durum Çin takımının oynadığı bir oyun olarak nitelendiriliyor. Aynı zamanda futbolcunun imzaladığı sözleşmeye uymadığı ve antrenmanlara çıkmadığından dolayı kızgınlık söz konusu. Takımın en fazla para kazanan ismi olan Joel Griffiths, Pekin ekibine transfer olması halinde Avustralya'da kazandığı paranın iki katından daha fazlasını alacak. Zaten Avustralyalı futboılcunun da Çin'e transfer olmasını istemesindeki en büyük neden bu. Kendisi her ne kadar Dünya Kupası kadrosunda yer almak istediğini söylese ve transferin nedenini bu olarak gösterse de.

Newcastle Jets bütün bu olanlara karşın futbolcunun sezon sonuna Beijing Guoan'a satılabileceğini söylüyor. Fakat Çin takımının bu transferi 11 Ocak'a kadar tamamlayamaması halinde bir anlamı kalmıyor. Çünkü o tarih, takımların Asya Şampiyonlar Ligi'nde forma giyecek futbolcuları bildirecekleri son gün.
Durum böyle karışık bir hal alınca Joel Griffiths ve menajeri John Denison Avustralya Futbol Federasyonu'na başvurdu. Federasyonun yarın ya da perşembe günü konu hakkında karar vermesi bekleniyor. Denison kararın kendileri lehine olma ihtimalinin yüzde 50 olduğunu söylüyor. Newcastle Jets'in sahibi ve aynı zamanda başkanı olan Con Constantine ise Avustralya Futbol Federasyonu'nun kararını futbolcu lehine vermesi halinde ülkede bir kaosa sebep olacağına inanıyor. Hiçbir futbolcunun sözleşmesine saygı göstermeyip, istediğini zaman başka bir kulübe çekip gitmeye kalkışacağını ve bunun da ligin ve Avustralya'daki futbolun gelişimine darbe vuracağını söylüyor ki bunda da haksız sayılmaz Constantine.
A-League'de salary cap (ücret tavanı) uygulaması söz konusu olduğu için futbolculara belirli bir rakamın üstünde maaş verilemiyor. Bu durumda da Avustralyalı futbolcular için Kore, Çin ya da Japon takımlarının yaptıkları yüksek ücretli transfer teklifleri de çekici geliyor.
Bu nedenle Avustralya Futbol Federasyonu'nun Joel Griffiths konusunda vereceği karar Avustralya ve Uzakdoğu Asya takımlarının transfer stratejilerinde önemli değişikliklere neden olabilir...

19 Aralık 2009 Cumartesi

partizan'ın yeni yıldızı aleks maric

Partizan'ın her sezon Avrupa basketboluna bir uzun armağanı bu yıl da devam ediyor. İki sezon önce Pekovic, geçtiğimiz sezon da Veličković parlamıştı Euroleague performansları ile. Her ikisi de harika geçen sezonların ardından Avrupa'nın büyük kulüplerinin yolunu tuttu.
Partizan'ın bu sezon parlattığı isim ise Aleks Maric. Avustralyalı\Sırp pivot, Pekovic ve Veličković kadar genç değil, 25'inde. Fakat Avrupa basketbolunun ilgisini Euroleague'de oynamaya başlayınca çekti. Bu sezon iki defa haftanın oyuncusu seçildi Euroleague'de. Ki bunlardan birinde Efes Pilsen'e karşı sergilemiş olduğu 34 sayı ve 16 ribaundluk performansla haftanın oyuncusu seçilmesini sağladı.
Alesk Maric'in ilginc bir hikayesi var. Ailesi 1970'lerde Avustralya'ya yerleştiği için o da Sydney'de doğmuş. Neredeyse her Avustralyalı sporcu gibi spora spor enstitüsünde başlamış. Australian Institute of Sport'un ardından lise öğrenimi için Birleşik Devletler'e gitmiş. Daha sonra Nebraska Üniversite'sinde 4 yıl oynadıktan sonra İspanya'ya gelmeye karar vermiş. Üniversite performansı hiç de fena değildi. hem 2007'de hem de 2008'de Big 12'in en iyi ikinci beşine seçildi. Kansas State'e 41 sayı, Missouri'e karşı 31 sayı-19 ribaund, Iowa State'e 36 sayı-12 ribaundluk performanslar gösterdi. Fakat atletik özelliklerinin çok çok sınırlı olması nedeniyle NBA şansı söz konusu olamadı Maric'in.

ACB'de de kötü bir sezon geçirdi. Granada'da çok fazla süre bulamadı. Coach Trifón Poch onu 12 dakika ortalama ile oynatınca istatistikleri de göz doldurmadı doğal olarak.
Sezon başında Partizan'dan gelen teklifi değerlendirdi ve doğru bir iş yaptı. İspanya'da aldığının neredeyse 2.5 katı kadar bir süre alıyor Maric. Bunun sonucunda da Euroleague'de yüzde 72 2'lik yüzdesiyle 18 sayı 10 ribaund ortalamaları ile oynuyor. Maric'in bu performansına şaşırmamak lazım. Basketbolun daha teknik oynandığı Avrupa basketbolunda yüzü dönük şutu olan, her iki elini de kullanabilen bir pivotun iş yapmaması çok zor kendisi istemediği sürece.
Aleks Maric Europleague'de normal sezonun 8 haftası geride kalırken en değerli oyuncu sıralamasında birinci, sayı ve ribaund kategorilerinde de ikinci sırada. Avustralyalı/Sırp oyuncunun bu performansında Duško Vujošević'in de hakkını yememek lazım.

Maric'in bu olağanüstü performansı farklı bir konuyu da gündeme getiriyor. Partizanlı basketbolcu hem Avustralya hem de Sırbistan vatandaşı. Hatta Avustralya'nın şampiyon olduğu 2003 yılındaki FIBA 19 Yaşaltı Dünya Şampiyonası'ndaki kadroda yer alan isimlerden biriydi. 2005'teki 21 Yaşaltı Dünya Şampiyonası'nda da Avustralya Milli Takımı'nda yer alıyordu.
Normal koşullarda Avustralya Milli Takımı'nda oynaması bekleniyor Maric'in. Fakat bu haftaiçi Sırbıstan antrenörü Dusan İvkovic, Maric gibi kaliteli bir oyuncunun Sırbistan Milli takımı'nda yer almasını her antrenörün isteyeceğini belirtti. Ardından Sırbistan Basketbol Federasyonu Başkanı Dragan Kapicic de bu konuyla ilgili olarak Avustralyalılar ile görüşeceklerini söyledi.
Avustralya cephesinde ise Maric'in İstanbul'da milli takım forması giyeceğinden emin olduğu açıklaması yapıldı. Partizanlı basketbolcunun tercihinin ne olacağı şimdilik belli değil. Avustralyalıların, Maric'in kendilerine milli takımda yer alacağını söylediğine dair açıklamaları olsa da.
Son 6 aydır Belgrad'da yaşayan ve Vlade Divac'a olan hayranlığı nedeniyle 21 numaralı formayı giyen bir basketbolcuya Sırbistan Mill Takımı'nda oynaması için teklif yapıldığında bu teklifi reddetmesi oldukça zor görünüyor.
Ki Neven Subotić ve Milorad Čavić gibi örnekleri de unutmamak gerekiyor. Aleks Maric'in Sırbistan adına oynamak istediğini belirtmesi halinde bile Avustralya'nın bunun için izin vermesi gerekiyor. Aksi takdirde Maric'in Sırbistan forması giymesi mümkün değil. Postu sonlandırırken hatırlatmakta fayda var Türkiye'deki Dünya Şampiyonası'nda Sırbistan ile Avustralya aynı grupta mücadele edecek.

26 Haziran 2009 Cuma

pim verbeek'ten avustralya marşı

Pim Verbeek, Avustralya'nın Dünya Kupası elemelerini geçmesi halinde televizyonda milli marşı söyleyeceğine dair söz vermişti. Fox Sports'a verdiği röportajda sözünü tuttuğunu gösterdi Hollandalı teknik adam. Sözünü yerine getirirken de oldukça sempatikti üstelik. Pim Verbeek yaklaşık 3 yıldır Avustralya Milli Takımı'nın başında. Bu 3 yıllık sürede Avustralya kültürünü özümsediğini, ülkeye uyum sağladığını hatta onlardan biri olduğunu verdiği sözünü tutarak Avustralya gösterdi.
Bizim ülkemizden o kadar yabancı teknik adam geçti -ki bazıları uzun sayılabilecek yıllar görev yaptı- bırakın İstiklal Marşını, 2-3 cümle kurduğunu bile göremedik. Gün gelir belki Pim Verbeek tarzı bir teknik adam da bu ülkede çalışır...

21 Haziran 2009 Pazar

2010 aşkına...

Josh Kennedy fiziğiyle dikkat çeken futbolculardan. 1.94'lük boyuyla hem Avustralya Milli Takımı'nda hem de Karlsruhe'de kritik gollere imza attı. Malum Karlsruhe küme düştü, Kennedy'nin de sözleşmesi sona erdi.
Avustralyalı futbolcu Ada'da top koşturmak istediğini söylese ve Premier League'den talipleri çıksa da ilginç bir tercihle J-League takımlarından Nagoya Grampus ile anlaştı. Kennedy'nin bu tercihinin nedeni kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Avustralyalı Güney Afrika 2010'a 1 yıl kala devamlı olarak 11'de yer alacağı ve Pim Verbeek'in dikkatini çekebileceği bir takımda oynamayı daha doğru buldu. Premier League'de hangi takımda forma giyerse giysin 11 garantisine sahip olmayacaktı. Fakat Japon takımında hem sürekli 11'de yer alacak hem de ülkesine iki adım uzaklıkta olacaktı. Ayrıca Asya'nın kulüpler düzeyindeki en önemli turnuvası Şampiyonlar Ligi'nde de çeyrek final maçlarında oynayabilecek. Umarım Kennedy'nin bu tercihi boşa gitmez de 2010'un 23 kişilik kadrosunda yer alır...

avustralya 2018 - 2022

Bundan 10 gün önce düzenlenen ve Başbakan Kevin Rudd'un da bulunduğu bir törenle Avustralya Futbol Federasyonu 2018 ve 2022 Dünya Kupası için adaylık kampanyasını resmen başlattı.
Bu tür tanıtım işleri ve kampanyalarında başarılı bir ülke Avustralya. "Come Play!" adını verdikleri kampanyanın tanıtım filmi de çok başarılı. Harry Kewell'dan Kevin Rudd'a ülkenin önemli kişileri filmde oynamış, Avustralya'nın çok kültürlülüğü de vurgulanmış...

5 Mayıs 2009 Salı

efsane olmak

Futbolu bıraktıktan sonra efsane olunur da futbolu bırakmadan önce efsane olmak apayrı bir keyif olsa gerek. Harry Kewell henüz 31'ini devirse de Avustralya futbolunun efsaneleri arasında olduğunu gösterdi. Avustralya Futbol Federasyonu'nun "Yılın Futbolcusu" ödülü için aday gösterdiği 12 futbolcu arasında Kewell da bulunuyor. Yılın futbolcusu için A-League'de oynayan ve Okyanusya dışında top koşturan 300 profesyonel futbolcunun oyuna başvurulacak. Yılın Futbolcusu ödülü ise Bahreyn maçının ertesinde 11 Haziran'da sahibini bulacak.
Harry Kewell yılın futbolcusu adayı olsa da onu "efsane" konumuna getirecek şey; Kewell adını taşıyan ve 23 yaş altı Avustralya'da yılın futbolcusu seçilecek oyuncuya verilecek madalya. "Harry Kewell Madalyası" bu yıldan itibaren her yıl Avustralya'da yılın futbolcusu ödülü ile sahibini bulacak. Harry Kewell madalyası için de 12 aday bulunuyor. En fazla oyu alacak futbolcu Kewell'ın elinden yılın 23 yaş altı futbolcusu ödülüne sahip olacak.
Harry Kewell'in daha emekli olmadan böyle bir onura erişmesi ülke futboluna da yaptığı katkıyı/etkiyi gösteriyor.
Sydney'deki geceye en fazla katılım Gençlerbirliği'nden olacak gibi görünüyor. Her iki kategoride de üç Gençlerbirliği oyuncusu bulunuyor. Mile Jedinak yılın futbolcusu, James Trosi ve Bruce Djite ise 23 yaş altı kategorisinde aday isimler.
Postun sonuna her iki kategoride de aday olan isimleri ekledik. Benim favorilerim Scott McDonald, Sasa Ognenovski ve Harry Kewell. Diğer kategori için ise açık ara Nikita Rukavytsya...

PFA Yılın Futbolcusu Ödülü Adayları
Tim Cahill, Travis Dodd, Eugene Galekovic, Mile Jedinak, Harry Kewell, Scott McDonald, Craig Moore, Kevin Muscat, Lucas Neill, Sasa Ognenovski, Mark Schwarzer Shane Smeltz.

Harry Kewell Madalyası Adayları
Billy Celeski, Bruce Djite, Tarek Elrich, Adam Federici, Scott Jamieson, James Troisi, Mitch Nichols, Nikita Rukavytsya, Matt Simon, Matthew Spiranovic, Michael Zullo.

3 Nisan 2009 Cuma

verbeek'ten moyes'e sağlam taş...

Pim Verbeek tuhaf bir adam. Elinde belki de dünyanın en alternatifli 5-6 kadrosundan biri olmasına karşın oldukça muhafazakar bir tavır sergiliyor. Hiçbir maçta 2 forvet oynatmıyor, 4-3-2-1'den şaşmıyor. Bazen bu inadı pahalıya da mal olabiliyor. Çarşamba günü Özbekistan maçında kadroyu görünce Canerle birlikte bu adam neden Josh Kennedy'i oynatmaz dedik yayında. 60'a kadar gol olmayınca Hollandalı, Kennedy'i oyuna soktu ve 4 dakika ardından da Kennedy'nin golü geldi. Bu Verbeek'in tuhaflıklarından sadece bir tanesi. 10 postluk malzeme vardır elimizde.
Neyse bu postun konusu Verbeek'in Avustralya'ya uygulattığı taktik tercihler değil. Evertonlı Tim Cahill Özbekistan maçı için çağrıldığı Milli Takıma sakat gelmiş. Aradan geçen 10 günde yapılan tedavi ile Cahill sakatlığını atlatmış. Pim Verbeek bu konuya dikkat çekmek istemiş ve basına "David Moyes bize ne kadar teşekkür etse azdır" mahiyetinde bir laf söylemiş ardından da devam etmiş "Bu adam bizim takıma geldiğinde yürüyemiyordu 10 günde bizim sağlık ekibi adamı turp gibi yaptı" diye lafı koymuş. Söyledikleri bununla da bitmemiş "Normalde pek mutlu olmazlar ama bu sefer onu Milli Takıma yolladıkları için mutlu olmalılar" cümlesiyle finali yapmış sağlam bir taş atmış Moyes'e.
Önümüzdeki aylarda Everton'ın Pim Verbeek ile ilgili şikayetlerini duyarsak şaşırmamak gerek. Avustralya bir mucize ötesi durum olmazsa DK 2010 vizesini aldı. Buna karşın Pim Verbeek son 2 maçta da esas kadroyu oynatmayı düşünüyor. Tabi bu tutum başta Everton olmak üzere Avrupalı kulüpleri pek de memnun etmeyecek gibi...

28 Mart 2009 Cumartesi

march-ford'dan 40 yıl sonra...

Belki de Formula 1 tarihinin en heyecan verici hikayesine tanık olacağımız bir sezonun başındayız. Brawn GP'nin yaptığını en son 1970 sezonunda yarışan March-Ford takımı başarmış. O takımda Brawn GP gibi bir ingiliz takımıymış. 1970 Güney Afrika Grand Prix'iyle Formula 1'e girmiş March-Ford. Jackie Stewart'ın kullandığı otomobil ilk yarışında pole pozisyonu kazanmış. Yarışta da 3. sırada yer almış ve ilk yarışında podyuma çıkmayı başarmış. Ki o takımın sahipleri arasında Max Mosley'de bulunuyormuş.
Ross Brawn'ın takımı 40 yıl sonra Mosley'nin takımından daha iyi bir derece elde edebilecek mi bunu yarın göreceğiz. Tek bir sponsor ve 1 ay öncesine kadar varolan olmayan bir takımın yarış kazanması Formula 1'in ezberini bozacak gibi görünüyor. Kendi adıma konuşayım 2005-06 sezonları dışında yıllardır süren McLaren - Ferrari çekişmesini izlemekten sıkılmıştım. Yarş dayanıklılığını bilemediğimiz Brawn GP olağanüstü performansını yarın ve sonraki yarışlarda sürdürürse Nick Fry ve Ross Brawn'ın ne kadar büyük adamlar olduğunu bir kere daha anlayacağız.

melbourne'de cumartesinin seyri

İlk antrenman turlarının üzerinden 24 saat geçti. İki altta yazdığımız posttan değişen birşey olmadı. İkinci antrenman turları ve cumartesinin antrenman turlarında da Nico Rosberg ilk sırada yer aldı. Hatta bugünkü antrenman turlarında Rosberg, Trulli ve Button'ın 1:25'e indiğini söylemekte fayda var. Tabi çoğu kişi Williams, Toyota ve Brawn GP'nin bu kadar süratli olmasını ve bunun ardındaki tartışmayı biliyor. Konudan haberdar olmayanlar için ise diffuser hadisesini anlatılabilecek en yalın haliyle yazan Ezeli Rakip Ebedi Dost'tan Sinan Kolat'un postunu okumalarını öneririz.
Melbourne'deki 3 antrenman turunu bakınca sıralama turlarının galibi Nico Rosberg olacak, Toyota ve Brawn GP pilotlarının ilk 8'de olması kesin gibi. McLarenler ilk 10'da kendilerine yer bulursa öpüp başlarına koysunlar.
Ayrıntı bir sıralama turları postu da günün ilerleyen saatlerinde burada olur tabi fırsat bulursak. Bugün havanın güzel olacağı belli oluyor İstanbul'da. İnsan bu güzel havada bilgisayar başında oturmak gibi bir ahmalık da yapmamalı...

27 Mart 2009 Cuma

melbourne'de antrenman turları - ı

Sezon ilk antrenman turları az önce tamamlandı. Sadece 3 araç 1:26'nın altına inebildi. Bunlardan ikisinin Williams olması ilginç. Brwan GP'ler test sürüşlerinde olduğu gibi antrenman turlarında da pistin en hızlı araçlarından olmayı başardılar. Ross Brawn'ın takımının Mercedes motorunu iyi kullandığını ve hızlı olduklarını anladık. Şimdi akıllardaki soru araçlarının ne kadar dayanıklı olduğu.
Adrian Sutil'in ilk 10 yer bulması Force India adına sevindirici. Red Bulllar için ise ilk antrenmanlar felaketti. Vettel & Webber ikilisi toplam 11 tur atabildiler otomobilleriyle. Lewis Hamilton ilk antrenman turlarına pek takılmadı bakalım ikincisinde ne yapacak. Bizim saatle 7.30'da ikinci antrenman turları başlıyor. Ofise vardığımızda onunla da ilgili birşeyler karalarız.

26 Mart 2009 Perşembe

mclarenciler kriket öğreniyor

Melbourne etkinlik rehberimiz devam ediyor. Kangurular diyarından gelen son haberler McLarenciler'in yoğun bir program içerisinde oldukları yönünde. Heikki Kovalainen ve Lewis Hamilton önce yangın felaketinde yaralananları hastanede ziyaret etti. Daha sonra ise Avustralya'nın kriketteki efsane isimlerinden Shane Warne'den nasıl kriket oynanır dersi aldılar.
Hadi Hamilton İngiliz, onun kanlarında vardır kriket oynamaya yeteneği her Commonwealthli gibi. Ama ben daha önce kriket oynayan bir Fin görmemiştir. Herhalde Kovalainen kriket oynayan daha doğrusu oynamayı deneye ilk Fin olarak bir yerlere not düşülecektir.
Bu arada aldığımız duyumlar RedBullcılar'ın da plajda kumdan kale yaptıkları yönünde. Konuyla ilgili belgeler elimize geçer geçmez buralara düşeriz postunu...

Fotoğraf: WILLIAM WEST/AFP/Getty Images

25 Mart 2009 Çarşamba

fernando alonso top peşinde


Formula 1'de yeni sezon bu haftasonu Melbourne'de başlayacak. Takımlar hafta başında itibaren Avustralya'nın yolunu tuttu.
Pilotlar perşembeye kadar sosyal etkinliklerle vakit geçiriyorlar. Renault Pilotu Fernando Alonso'nun futbolla haşır neşir olduğunu Ali Sami Yen'de görmüştük. Melbourne'de de basın mensuplarına bir gösteri yapmayı ihmal etmemiş. Bu gösteri de ona Victory'den Danny Allsopp eşlik etmiş.
Allsopp İspanyola bir tane de Victory forması hediye etmiş. Alonso'da artık Melbourne Victory taraftarı..
Görünen o ki bu sezon Formula 1'i Türk televizyonları yayınlamayacak. Allahtan RTL var da sezonu onlardan rahatça takip edebileceğiz...

Fotoğraf: WILLIAM WEST/AFP/Getty Images

17 Mart 2009 Salı

tazmanya'ya arap sermayesi

Bir aksilik olmazsa önümüzdeki 2-3 sezon içerisinde A-League'e katılacak takımlardan biri Tasmania United FC. Tabi ismi duyunca akla hemen "Tazmanya Canavarı" geliyor. Bilenler bilir Tazmanya Avustralya'nın güneydoğusunda bulunan bir ada. Tasmania United FC ise 2007'de kurulan ve adanın futbola olan ilgisini toplayan yegana takım.
Gelelim resimde ortada yer alan göbekli amcaya. İsmi Mohammed Hussein Ali Al Amoudi. Annesi Etiyopyalı, babası Yemenli, kendisi ise 1965 yılından bu yana Suudi Arabistan vatandaşı. Forbes'un en zenginler listesinde 9 milyar dolarlık serveti ile 43. sırada yer alıyor. Bu serveti nereden yaptığını merak edenler olur diye söyleyelim; Müteahhitlik ve emlak işlerinden iyi para kazanmış gidip İsveç ve Fas'ta petrol rafineleri almış. Eh bu yatırımlar da ona 9 milyar dolarlık serveti sağlamış. Amca bu servetinin yanı sıra futbola da meraklıymış. Geçtiğimiz hafta içerisinde de Tasmania United'ın Futbol Direktörü Ken Morton ile görüştüğü dedikoduları çıkınca söylentiler de yayılmaya başladı. Morton söz konusu görüşmeyi yalanlamadı, isim vermese de Al Amoudi'yi işaret etti.
Suudi iş adamı akıllı davranarak servetinin binde 1'ini harcayacağı bir işe giriyor. Doğru yönlendirmelere ile bu işi yaparsa A-League hatta Asya şampiyonluğunu bile getirebilir canavarı ile bildiğimiz Tazmanya Adası'na...

11 Mart 2009 Çarşamba

griffith 3'ü bir arada

Asya Şampiyonlar Ligi'nde gruplardaki ilk maçlar geride kaldı. Organizasyonda bizi en çok ilgilendiren takım Şenol Güneş bağlantısından dolayı FC Seoul. İlk maçında grupların en zayıf ekiplerinden Sriwijaya FC ile karşılaştı. Güneş'in ekibi Endonezya deplasmanından 4-2'lik galibiyetle döndü. Asya Şampiyonlar Ligi ile ilgili olarak ayrı bir değerlendirme yapmak lazım.
İlk haftanın maçlarından biri Beijing Guoan ile Newcastle Jets arasındaydı. Jets geçtiğimiz sezonun şampiyonu olarak kupaya katılıyor. Pekin'de işleri istedikleri gibi gitmedi ve Guoan'a 2-0 yenildi. Maçın skorundan ziyade ilgi çekici olan sahada 3 kardeşin birden yer almasıydı. Newcastle Jets'ten Adam, Beijing Guoan'dan ise Ryan ve Joel Griffith ayrı takımlarda oynayan 3 kardeş olarak Asya Şampiyonlar Ligi tarihine geçtiler.
İlginç bir tesadüf ki maçın gollerini de Ryan ve Joel Griffith kaydetti. Griffith kardeşlerin 3'ü de Newcastle Jets altyapısından yetişme. Ryan, Avrupa'da geçirdiği dömenin ardından son 2 sezondur Çin Süper Ligi'nde top oynuyor. Joel ise oldukça tartışmalı bir sürecin ardından Jets'ten Guoan'a transfer oldu. 3 kardeşin sahada yer aldığı maçın ardından Avustralyalı futbolcuların performanslarından bir kişi hariç herkes memnundu. Çin ekibinin Koreli teknik direktörü "Demir Yüz" Lee Jong-soo Ryan ve Joel'in performanslarının tamamını sahaya yansıtmadıklarını, yapmaları gerekenin bu olduğunu söyledi. Adamlar gollerini atmışlar, galibiyeti getirmişler arkadan bu açıklama yapılmış. Koreli de çok insafsızmış doğrusu.
Joel ve Ryan Griffith için Newcastle deplasmanında oynanacak maç pek kolay geçmeyecek gibi. Jets taraftarlarının onlara iyi mi yoksa kötü gözle mi bakacaklarını kendileri gibi biz de merak ediyoruz...

13 Ocak 2009 Salı

cavcav'ın son gözdesi

Avustralya basınında son birkaç gündür Gençlerbirliği'nin Hyundai A-League'in gol kralı Shane Smeltz'i transfer etmek istediği yazılıp, çiziliyor. Bu sezon oynadığı Wellington Phoenix formasıyla 19 maçta 12 gol attı Yeni Zelandalı forvet. Ki takımın attığı toplam gol sayısı 22. Phoenix'in gollerinin yarısındna fazlası Smeltz'e ait. Zaten son iki sezonda da 36 maçta 21 gol atmış. Gol istatistikleri fena değil. Çok kolay adam geçebiliyor, bitirici vuruşlarda da fena değil standartın üstünde demek mümkün. Üstelik alt liglerde de olsa 3 yıllık bir Ada tecrübesi de mevcut. Hani Avrupa'da görmüş bir adam, transfer edilmesi akıllıca olur. Avustralya basınında transfer haberlerinin çıkmasıyla birlikte ligin yeni takımı Gold Coast United'ın da tepesi attı. Ligin "expansion"ı bu sezon sonundan geçerli olmak üzere Shane Smeltz'e 3 yıllık sözleşme imzalattırdı. Yani anlayacağımız Smeltz'in önümüzdeki 3 yıl nerede oynayacağı belli. Belli de belli olmasına Avrupa'da bir kulüpten, üstelik de bünyesinde 3 tane de Okyanusyalı bulunduran bir kulüpten teklif gelince Smeltz'in kafası karışabilir. United Başkanı Clive Palmer bu durumdan korkmuş olmalı ki "Kim takar Türkleri, o bizim sözleşmeli oyuncumuz" türünde bir laf etmiş. Palmer'a göre zaten Shane de yapılan teklifle ilgilenmiyormuş. -Açıklamayı yapan adamın Queensland'in en zengini olması da ilginç bir not.- Bu transfer ile ilgili ne Smeltz'den ne de Gençlerbirliği'nden bir ses yok. Hani doğru da değil mi onu da bilmiyoruz. Yalnız görünen o, İlhan Cavcav çok fena sarmış bu Okyanusyalı oyunculara. Keşke biraz daha erken düşünseydi de Premier League ya da Serie A'ya gidenlerden birkaç tanesini getirseydi bizim memlekete.

10 Ocak 2009 Cumartesi

tablo gibi anlar

Central Coast Mariners - Queensland Roar, Hyundai A-League, Bluetongue Stadyumu, Gosford
Fotoğraf: Cameron Spencer/Getty Images