eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2010 Salı

böyle ben de antrenörlük yaparım!

Hadi beni geçin, ama Yılmaz Vural, Ertuğrul Sağlam, Tolunay Kafkas, Hikmet Karaman ve diğerleri ne düşünüyordur acaba..?

Dünya Kupası haberleri suyunu çekince medyamızda da meydan boşaldı, transfer haberleri gani gani... Bazı hocaların, özellikle Schuster ve Rijkaard'ın da adeta iştahları kabardı, ar damarları çatladı sanki.

Gün geçmiyor ki, yeni bir oyuncu (daha) istediklerini okumayalım gazetelerden...

Dünya çapında ün yapmış veya en azından Avrupa'da iyi takımları çalıştırmış hocaların buraya gelmekle, takımlarımıza sağlayacakları faydalar arasında elbette ki, düne kadar Türkiye'ye gelmeyi hiç düşünmeyecek bazı "Star" oyuncuların bu hocalar sayesinde bizim takımlarımızın formalarını giymeyi artık daha kolay düşünmeleri de var. Yani Schuster olmasa Guti'yi (henüz gelmedi ama geldi gelecek... Eskiden olsa inanmazdık bu habere, Schuster sayesinde inanır olduk, mesela), Raul'u (onun da karısı "Not Turkey, but USA" demiş bile. Olabilir... "Star"lık başka şey, "kazak"lık başka...), Rijkaard olmasa, Elano'yu falan zor görürdük belki buralarda...

Ancak bu havalı futbolcular artık Türkiye'ye gelebiliyorlar diye bedavaya da gelmiyorlar ya..!

Veya Schuster'le Rijkaard, Beşiktaş ve Galatasaray kulüplerine sıfırdan bir futbol takımı kursunlar diye çağrılmadılar ki!

Son olarak, Schuster'in şu dört ismi "gönderin" demiş olması tüylerimi diken diken yapıyor doğrusu: Holosko, Delgado, Tello, Ferrari!

-Ki bunlarda biri bugün itibariyle takımdan da gitti.-

Pes!

Bunlardan hangisi iki uyduruk hazırlık maçında üzeri silinecek kalitesizlikte, sorarım!

Belki bir tek Delgado ile ilgili karar, geçen sezonu boş geçtiği için makul karşılanabilir ki, onu da hazırlık maçlarında oynatan ben değil, Schuster! Yani sakat olduğu için değil, oyun sistemine uymayacağından veya performansından dolayı (mı) gönderiliyor.

Ferrari değil miydi, geçen sezon kimi maçlarda dökülen Beşiktaş defansında tek başına ayakta kalan isim?

Tello birden fazla maçı Beşiktaş'ın lehine çevirmeyi başarmış bir oyuncu değil miydi son iki sezondur?

Holosko'yu izlerken bir İngiliz tayı izler gibi keyiflenen ben mi çok abartıyorum bu sprinter golcünün kalitesini? Lineker'e benzetmekle simasını, stilini belki abartıyor olabilirim ama Holsoko'yu tek kalemde gözden çıkartmak başka bir şeyleri abartmak değil de ne?

Tekrar sayıyorum: Delgado, Ferrari, Tello ve Holosko...

Verin bu dört kaliteli adamı bir arada Yılmaz Hoca'ya veya Ertuğrul Sağlam'a, Tolunay'a... Bakın "3 Büyükler"e nasıl da karekök söktürüyorlar! (Kök mü? Onu zaten söktürüyorlar!)

Rijkaard efendi, Uğur'u, Emre'yi, Franco'yu, Caner'i tek kalemde sildi, Servet'i de silecek, sadece para kazanarak silmeyi becermeye çalışıyorlar...

Kimse (öncelikle de okuyucu) kusura bakmasın ama böyle, ben de antrenörlük yaparım. Beşiktaş veya Galatsaray bir Real Madrid veya Barcelona mıdır? Ya da, bu iki takımımızın şu anki mali yapıları, kadrodan (sadece 2-3 sezon önce ve büyük paralara alınmış) dört as oyuncuyu birden tek kalemde silme lüksüne sahip midir?

Yılların kurt hocası Mustafa Denizli ile yılların Schuster'i, kuralları ve prensipleri başka başka olan oyunların hocaları mıdır? Biri Tabata'yı kesti durdu ama bugün gönderileceklerin arasında Tabata'nın ismi yok! Tello'nunki var. Holosko'nun var, Ferrari'nin var..!

Hocanın iyisi, markalısı "benden başarı istiyorsanız kardeşim, kadroyu da adeta sil baştan, yeniden yaratacaksınız" diyeni midir? Yoksa, elindeki malzemeyi bir iki transferle kuvvetlendirip en iyi şekilde değerlendiren midir?

Giderayak bir soru da, Schuster'i Beşiktaş'a getirmeye ikna etmeye çalışan ve başardım diye övünen yönetici ağabeyilerimize soruyor olayım: Flaşlar eşliğinde tam da sözleşmeye imza attırırken, hoca eline mikrofonu alıp "Ein Moment! Ein Moment! Yalnız ben Delgado, Holosko, Tello ve Ferrari'yi istemem. Hepsini göndereceksiniz/kovacaksınız, ona göre..!" demiş olsaydı, yine de böbürlene böbürlene imzalatır mıydınız Schuster'e o kontratı?

Ondan sonra, Yılmaz Hoca çıkıp da, birkaç laf edince "çok konuşuyor" oluyor..!

13 Ağustos 2008 Çarşamba

"dünya yıldızı" guroviç

Galatasaray, Milan Guroviç ile anlaşarak sezonun en iyi transferlerinden birini yaptı. Guroviç bundan 5-6 yıl öncesine kadar maça takılmak istediğinde bir takıma maç kazandırabilecek özelliğe sahipti. Bugün 32 yaşında doğal olarak bazı özellikleriniş kaybetse de hâlâ iyi bir şutör. Guroviç'in sporcu kimliği yanında siyasi kimliği de her gittiği ülkede ön plana çıkıyor. Galatasaray'a transfer olduğunun açıklanmasının ardından bu yönüyle ilgili yazılar, haberler yayınlandı. Bu haberler üzerine de dün kulübün resmi sitesinde basketbol şubesinden sorunlu yönetici Ahmet Dedehayır'ın bir demeci yayınlanmış. Ben demeci bugün gördüm. İçerikten ziyade bir noktaya takıldım. Dedehayır, Guroviç'i bir "dünya yıldızı" olarak nitelendirmiş. Hani Guroviç'in geçmişinde böyle bir unvan olsa anlayacağım. Galatasaray'ın yaptığı büyük iş kabul ediyorum. Ama Guroviç'i dünya yıldızı olarak nitelendirirsek Kobe Braynt'ı ve diğer süper yıldızları geçiyorum Carlos Navarro, Sarunas Jasikevicus, Theodolos Papaloukas gibi oyunları ne sınıfına koyacağız? Onlar için de "gezegen dışı yıldız" sınıflandırmasına gitmek gerek herhalde. Guroviç'in geriye dönüp de kariyerine baktığımızda bir Euroleague şampiyonluğu bile bulunmuyor. Oyununun devamlılığından da söz etmek mümkün değil. Tamam, Milan Guroviç iyi bir şutör ve normalin üzerinde de bir basketbolcu. Ama dünya yıldızı değil. İllaki birşeyleri zorlayıp, tuhaf durumlara düşmek mi gerekiyor...

10 Nisan 2008 Perşembe

bez bebek tv!

Beterin beteri varmış hakikaten de. Zamanında TV8 tarafından yapılan Premier League yayınına burun kıvıran biri olarak, Bez Bebek TV'de pardon Fox'da yapılan Premier League yayınını ne kadar haksızlık ettiğimi anlıyorum. Her tarafta yeterince eleştiri yer alıyor Fox'un muhteşem maç spikerleri hakkında. O konuya girmeye gerek yok. Benim takıldığım kanalın yayın politikasının nasıl belirlendiği. Ne zaman hasper kader televizyon Fox'u çevirsem karşıma fantastik dizi Bez Bebek çıkıyor. Öyle böyle değil, vitamin misali sabah, öğle, akşam aç veya tok fark etmiyor, bünyeye büyük zarar veriyor. Bugün artık üşenmedim ve Fox'un internet sitesinden yayın akışını inceledim. Kanalın haftalık yayın akışının yüzde 25'ini neredeyse bu dizi işgal ediyor. Bir hafta boyunca toplam 28 saat 30 dakika gösterilen dizinin haftasonu yayını ise daha müthiş. Cumartesi 5 saat 30, Pazar günü ise 6 saat 30 dakika Bez Bebek'e ait. Hal böyle olunca anlamadığımız bir nedenden dolayı Arsenal-Liverpool gibi maçlar yerine Bez Bebek'i izlemek durumunda kalıyoruz. Sen git yurtdışında o kadar para ver bir kanal al sadece bir dizi için. Başka bir şey demeye gerek yok. Çok yaşa Bez Bebek pardon Fox TV!

8 Nisan 2008 Salı

kalli ne zaman yaşlandı?

Sormak lazım yönetimdeki ulemaya soruları bir-bir...
Kalli'yle 10 yıl önce mi anlaştınız
ki, bu arada yaşlandığını farkettiniz?
Bu biir.

Kalli madem yaşlı ve inatçıydı
bunu ligin bitimine 5, kupa finaline 1
maç kala mı anladınız?
Bu da iki...

Üçüncü sorum daha da mı gerets pardon gerer ortamı?
Gerets'e getirsem yani lafı..!
Onu da "inatçı" diyerek gönderdiniz de ne oldu?
Gerets'in eline bu kadroyu ve 3. bir seneyi
vermiş olsaydınız eğer
daha mı kötü oynardı sanki
yaz-boz tahtasına çevirdiğiniz takım, ey efendiler!

Kötü futbol, bunak adam, inatçı hoca
Sayarsınız bahaneleri ha-babam, de-babam bolca
Size hoca dayanmaz, bize de futbolcu
Kalli'den sonra bakalım kim yolcu!

22 Mart 2008 Cumartesi

ntvspor

Bir süredir test yayınını sürdüren NTVSpor geçtiğimiz hafta başında programlı yayınına başladı. Kendileri henüz kablolu TV'ye girmedikleri için herhangi bir eleştiride bulunamayacağız. Yalnız aklımıza takılan bir husus var. Spor televizyonculuğu bu ülkeye girdiğinden beri, kimse eurosport'un yaptığını -spor karşılaşmalarından daha ziyade "event" ya da şampiyona yayını yapılması- başaramadı ve temelini spor karşılaşmalarının aldığı yayın anlayışı tercih edildi. Umarız NTVSpor, spor karşılaşmaları eksenli olmaz ve çeşitli spor dallarından canlı yayınlara da yer verirler. Bir dipnotla bu konuya noktayı koyalım; eurosport Türkiye'nin en başarılı spikerlerinden Mehmet Sevinç de NTVSpor'un bünyesine katılmış. Kanal yetkililerini tebrik edelim doğru bir iş yapmışlar...