laf arisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
laf arisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2009 Salı

laf arısı #12

Yıldırım Demirören Adnan Polat'ın "tezgah var" sözlerine sert çıkmış ve "bu kelimeyi kullanmak Türk Futbolu'na zarar verir" demiş. Geçen hafta da yönetim ve futbolculara basına demeç verme yasağı koymuştu.
Yıldırım Bey, BJK'nin puan cetvelindeki yerinden fazlasıyla memnun olmalı...
Dileyelim de BJK şampiyonluk ipini göğüslesin; aksi taktirde Sayın Demirören'in birbiriyle çelişen açıklamalarına bir yenisi daha eklenecektir, şüpheniz olmasın !

by taytay

20 Nisan 2009 Pazartesi

laf arısı #11

Beşiktaş başkanı Demirören Bursa maçını kızı ve oğlu ile tribünde izlemiş, arkasındaki yöneticiler ise uğur olsun diye sürekli yer değiştirmişler...
Doğaldır... Çünkü yöneticiler de biliyorlar ki, Beşiktaş bu sezon da şampiyon olamazsa, başkanlarıyla birlikte temelli yer değiştirmek zorunda kalacaklar !

by taytay

15 Nisan 2009 Çarşamba

futbolcularımızı rahat bırakın !

Olaylı derbi biteli üç gün oldu hâlâ herkes bir şeyler yazıp çiziyor, anlatıp duruyor... Doğrusu hayretle izliyorum. Çünkü çelişikler diz boyu! Ne dizi, gırtlağımıza dayanmış durumda!

Bir kere, “derbi”ye bakış açımızdan başlıyor çarpıklık. İşimize gelince, GS-FB maçlarının dünyanın en ünlü ve büyük derbileri sıralamasında “ilk 3”te olmasından övgüyle söz ediyoruz, sonra da bu bakımdan mercek altında olduğumuz için, çıkan olaylardan dolayı dünyaya rezil olduğumuzu söylüyoruz. Bizim GS-FB maçımızı dünyanın derbileri sıralamasında “ilk 3”e sokan özellik neydi ki? Herhalde sportmenliğimiz, tarafların birbirilerine centilmence yaklaşımı ve olaysız, güllük gülistanlık geçen 90 dakikalar değildi! Gerçi, aynı şehirin büyük takımları arasında oynanan oyuna “derbi” dendiği halde TS-GS veya BJK-TS maçlarına da derbi diyen bir spor kültürümüz var. Yakında bu tanım hatasına Sivas-Trabzon maçlarını da sokarsak şaşmam.

Maç bitmiş, oturduğu koltuktan ve 12 değişik kameradan alınmış görüntülere (filmi dilediği kadar geri sardırarak) bakıp, bakıp beşinci-altıncı izleyişte ancak karar verebilen “ulema” o atmosfer içerisinde ve gördüğü salisede karar verip düdük çalması gereken hakemi (eski meslekdaşını) kararlarından dolayı yerden yere vurabiliyor. Hele bir de kart göstermeyip adam eksiltmeden maçı sürdürme çabasına yüklenmiyor(lar) mı? İllet olmamak elde değil. Ey ulema! Çok değil, bir yıl kadar önce aynı iki takım aynı sahada bir kupa derbisine çıktıklarında o zamanki hakem (C.Çakır) “kartlık” olarak gördüğü her harekete çekinmeden kart gösterdi diye onu da "oyunu katletti" diye yerden yere vuran kimdi ki?

Maçtan önce kulüp başkanları verecekleri birkaç kelimelik demeçte dahi kendi camialarında oluşabilecek tepkinin kaygısını taşıyorsa, maç bitiminde biri çıkıp da “önce bizim futbolcumuz başlattı” diyemiyorsa, üstüne üstlük doğru dürüst bir gol pozisyonuna dahi giremeyen takımı için sanki attığı gol(ler) maçın hakemi tarafından sayılmamış gibi “federasyon bizi devre dışı bırakmakta kararlı” yorumu yapabiliyorsa, dahası, biri zamanında “maçlar sahada kazanılmıyormuş, anladım” diyebiliyor diğeri de tribünlerin karşısına geçip mikrofonla “saat kaç” amigoluğu yapabiliyorsa siz o kulübün futbolcusu olarak böyle bir derbiye çıksanız nasıl oynardınız? Futbolcu olarak sahada centilmence davranmaya çalışsanız neredeyse “kulübü sattı” damgası yemekten çekinmez misiniz? (Bakınız Lincoln-Carlos diyaloğuna verilen tepki- oysa aynı Lincoln 2 maç evvel Volkan’la kapıştı diye de eleştirilmişti!)

Son söz de “aynı futbolcular daha bir hafta önce milli takım kampında birlikte yiyip içtiler, ter döktüler... Çok ayıp!” geyiğine... Hatta o geyiği “Terim gibi agresif bir hoca başlarında varken, bu oyuncuların sakin olması mümkün mü?” gibi boynuzlu geyik haline getirenlere... Dürüst olalım ve şu iki soruya cevap verelim:

1) Türkiye iki İspanya maçından 4 puan hatta 2 puan almış olsaydı aynı Terim’e kaçımızın “gık”ı çıkardı?
2) Hangimiz 90+3’te saha karıştığında kavgayı izlerken tuttuğumuz takımın oyuncusuna yine tuttuğumuz başka bir takımın (milli takımın) oyuncusu vurdu, itti-kaktı diye ilk tuttuğumuz takımın oyuncusu ona layıkıyla karşılık verdiğinde içimizden de olsa “oh olsun” demedik ki?

İki soruya birden cevabınız “hiçbirimiz” değilse lütfen susun ve futbolcularımızı rahat bırakın.

by taytay

3 Nisan 2009 Cuma

imparator'a sorular!

İspanya maçı sonrasında soyunma odasında patlamış ve Nihat'ı "sen kendini İspanya kralı mı sanıyorsun, biz can derdindeyiz, sen piyasa" diyerek haşlamışsınız...
- Yıllardır Nihat ve arkadaşları "amansız" tekmeleri, küfürleri yerken siz kameralar size her döndüğünde şov yaparken "piyasa" derdinde değil de ne derdindeydiniz?
- İspanya'dan daha iyi bir takım olduğumuza inandığınız için mi hem deplasmanda hem içeride onlara karşı aynı 11'le çıkıyoruz sahaya yoksa "amansız" inadınız yüzünden mi?
- Mutlak galip gelmemiz ve berabere giden bir maçta Nihat, Arda ve Semih'in yedekleri Batuhan, Sabri ve Nuri Şahin midir?

by taytay

1 Nisan 2009 Çarşamba

laf arısı #10

Seçim sonrası CHP Başkanı Sayın Baykal AKP'nin aldığı sonucu değerlendirerek "ay tutulması baslamıştır" demiş.

Bir partili çıkıp "Sayın Başkan sizin yüzünüzden bizde yıllardır oy tutulması var" ona ne demeli ?" diye sorsa ya... Soramaz(lar) tabi, çünkü sormaya kalkanın partiden ihraç edilme riski var!

by taytay

11 Mart 2009 Çarşamba

laf arısı #9

Emre Belözoğlu Pazar akşamı oynanan Kayserispor maçında yaptığı "boğaz kesme" hareketleriyle ilgili açıklamada bulunmuş: "Benim sorunum Cangele'yle"
Emin misin Emre? Senin asıl sorunun, sana daha yakın birileriyle, mesela içindeki senle olmasın!

by taytay

8 Mart 2009 Pazar

bülent uygun da, bu tarz "uygun" mu peki?

Bülent Uygun 08 Mart 2009 tarihli Milliyet'e demeç veriyor:
"Balili evladım gibi, iki ay içinde Türk vatandaşı olacak, soyadı da "uygun" olacak..."
Aynı gün Sivasspor-Ankaraspor maçı oynanıyor. 1-1 biten maç sonrasında Bülent Uygun hakemin üzerine yürüyor ve arkasından yere tükürüp "şerefsiz" diye bağırıyor. Oldu mu, hiç "uygun" kaçtı mı? Baba bunu yaparsa evlatları ne yapmaz..?

by taytay

1 Mart 2009 Pazar

laf arısı #7

FB-Sivas maçının devre arasında hakem odasına inen Aziz Yıldırım hakem Hüseyin Göçek'e, "sizden adaletli yönetim bekliyoruz; gördüğünü çal yeter. Ayrıcalık istemiyoruz" demiş.
Göçek de "Sayın Başkan elimizden geleni yapıyoruz" yanıtını vermiş.
Nitekim, maçın ikinci yarısında Alex'in Sivasspor'dan İbrahim Dağaşan'a taban girerek yaptığı faulde "kırmızı" gerekirken "sarı" bile gösteremeyen Göçek "elinden geleni" fazlasıyla yapmıştır.

by taytay

24 Şubat 2009 Salı

laf arısı #6


Kayahan'ın şarkılarından...
Yılandan korkmam, yalandan korktuğum kadar!

Takımın ağırlığını genç Skibbe kaldıramıyormuş
Bundesliga'da "en genç" teknik direktör olma unvanına erişmiş Skibbe'nin kaldıramadığını
Genç Korkmaz nasıl kaldıracak?

Bülent'ten korkmam, tutarsızlıktan korktuğum kadar!

by taytay

22 Şubat 2009 Pazar

laf arısı #5

FB Asbaşkanı Ali Koç'tan Gençlerbirliği maçı sonrasında açıklama geldi: "Tünelin ucunda ışık azalıyor, radikal önlemler alabiliriz; Aragones ile ilgili kararımız Mayıs'ta! "

Üç gün önce Aragones ile iki yıl daha birlikteyiz diyen Sayın Koç da doğru yolda(!) olduğunu gösterdi. O da Türk taraftarı ve medyası gibi, skora göre yorum yapmaya başladığına göre yakında hedef yükseltip kulüp başkanlığına adaylığını da açıklayabilir.
by taytay

20 Şubat 2009 Cuma

laf arısı #4

Skibbe Bordeaux maçı sonrasında "0-0'ı sevmedim" demiş.
Hoca kusura bakmasın ama biz de onun taktik anlayışını sevmedik. Çeyrek yıldır maç oynamayan Harry Kewell'i ilk 11'de sahaya sürmek ne kadar doğruydu? En formda zamanında bile sol kanatta daha verimli oynayan Kewell, 60 dakika boyunca sahada ve sağda kalmakla ne yaptı? En azından rakip yorulduğunda, mesela son yarım saatte oyuna alınsaydı daha faydalı olmaz mıydı?
by taytay

16 Şubat 2009 Pazartesi

laf arısı #3

Antalya - Galatasaray 14/02/09
Şut : Ant. 7 - GS 17
İsabetli Şut: Ant. 3 - GS 6
Ofsayt: Ant. 0 - GS 3
Gol Pozisyonu: Ant. 2 - GS 5
Topa sahip olma: Ant.%43 - GS %57

Galatasaray maç boyunca istatistik tarafından alenen aldatılmıştır, sarı kırmızı camia her iki Adnan'dan birinden (tercihen Polat'tan) şiddetli bir kınama duyurusu daha beklemektedir.

by taytay

10 Şubat 2009 Salı

laf arısı #3

#Adnan Polat Kayseri maçından sonra hakemlere ve federasyona yüklenerek "baltalar topraktan çıktı" demiş. Sayın Polat çıkardığını söylediği o baltaları son maçlarda çenesi hiç durmayan Sabri ile Baros'un dilleri veya hakemin formasına kan bulaştıracak kadar ileri giden Baros'un eli için kullansa çok daha iyi olabilir.
__________________________________________________________________________________

#İstanbul Büyükşehir Belediye maçında yenilen 2. golden sonra yedek kulübesini terk eden Alex ve Guiza için Aragones "gittiklerini görmedim" demiş... Koskoca Fenerbahçe'nin bu oyun anlayışıyla nereye gittiğini dahi göremedikten sonra, iki futbolcunun gidişini görememesi çok doğal!

by taytay

8 Şubat 2009 Pazar

laf arısı #2

Galatasaray - Kayserispor maçının devre arasında seyirciler hakem Selçuk Dereli'ye "Kaç para aldın Selçuk, kaç para?" diye bağırmışlar...
Oysa hesabı sorulacak bir para varsa o da Selçuk Dereli'nin değil, Lincoln'ün şimdiye kadar aldığı para olmalı. Hem haftalardır takımını yalnız bırak, hem de 5 dakika önce sarı kart görmüşken, ikinci sarıyı hak eden o hareketi yap! Lincoln'ün takıma verdiği zarar Selçuk Dereli'ninkine kıyasla çok daha fazla oldu.
by taytay

4 Şubat 2009 Çarşamba

laf arısı #1

Dün maçtan sonra Sivaslı futbolcuların bazıları bu maç için hazırladıkları tişörtleri giymişler. Üzerinde de "Hiçbir başarı tesadüf değildir" yazıyor... Bu mesajla Sivas bir taşla iki kuş vurduğunun farkında mı? Dünkü rakibinin bir zamanlar UEFA'da kaldırdığı kupa ve o dönem yakalanan başarının "tesadüf" olduğunu eden bazı başkanlar var da.
_________________________________________
TS kaptanı Hüseyin Çimşir "Yönetimimiz çok akıllı bir taktik yapıyor; bizi şampiyonluk stresinden uzak tutuyor" demiş ve ardından patlatmış: 5. şampiyon çıkmaz ! Biraz da kaptan akıllı taktik yapıp demeçleriyle bu yarıştaki en büyük rakiplerini tahrik etmese ya!
by taytay