politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ekim 2010 Pazartesi
onlar şimdi milletvekili
Brezilya'da dün yapılan seçimlerde aralarında Romario ve Bebeto'nun da bulunduğun beş eski futbolcu eyalet ve federal meclise seçildi. 146 bin 859 oy olan Romario, Sosyalist Parti'den federal meclise girmeyi başardı. Seçimlerde 28 bin 328 oy alan Bebeto ise eyalet meclisinde milletvekili oldu. Dokuz eski futbolcunun aday olduğu seçimlerde en fazla oyu, 173 bin 878 ile 1993-2003 yılları arasında Gremio kalesini koruyan Danrlei aldı. Marcelinho Carioca, Vampeta ve Tulio gibi 1990'lı yıllarda Brezilya futbolunda kendinden bahsettiren isimler ise aday olmalarına karşın gerekli oyu alamayarak milletvekili seçilemediler. Gerçi şaşırmamak lazım, söz konusu isimlerden özellikle Tulio ve Vampeta'nın sempatiklik seviyesi oldukça düşük. Haliyle de milletvekili seçilmeleri zor...
4 Aralık 2009 Cuma
amir sayoud'un başına gelenler...
Şu sıralar dünya üzerindeki en bahtsız insanlar Mısır'da yaşayan Cezayirliler ve Cezayir'de yaşayan Mısırlılar. Mısır ile Cezayir arasında oynanan dünya kupası eleme maçlarına ilişkin yaşanan hadiseler her iki ülke arasındaki ilişkilerin gerilmesine neden oldu.
Bu gerilimli ilişkiden en fazla etkilenen isimlerden biri de Amir Sayoud. Haziran ayında Al Ahly ile 5 yıllık sözleşme imzalarken 6 ay sonra arkasına bakmadan Kahire'den ayrılacağını düşünmüyordu elbette 20 yaşındaki Cezayirli futbolcu.
Lâkin Mısır'da yaşayan Cezayirlilere yönelik öfkeden Sayoud da nasibini aldı. Çok sayıda ölüm tehdidi alan Cezayirli futbolcuyu bazı takım arkadaşları bile taciz etmiş. Amir Sayoud hangi Al Ahlyli futbolcuların kendisini tehdit ettiğini ettiğini söylemese de yaşanılan bu son olaylar nedeniyle sözleşmesini feshetmek istediğini kulüp yöneticilerine söyleyip, Cezayir'e döndü.
Yaşanılan bu son gelişmelerin ardından Al Ahlyli yöneticilerin de Amir Sayoud'a zorluk çıkartmaması bekleniyor. Ki takım içerisinde bu sorunun daha fazla büyümesi ihtimaline karşın yapılacak en doğru iş de bu...
21 Kasım 2009 Cumartesi
medya & futbol savaş çıkartabilir mi?
Mısır ile Cezayir arasında yaşanılan olayların seyri ciddiye biniyor. Maçın üzerinden 2 gün geçmesine karşın Mısırlıların öfkesi geçmiyor. Mısır'daki Cezayir Büyükelçiliğine saldırılmaması için Kahire polisi 24 saat boyunca güvenlik önlemi aldı.
Buna karşın gösteriler devam ediyor. Mısırlılar Cezayir bayraklarını yakıyor. Hatta bu tepkiler sadece gösterilerle de sınırlı kalmıyor. Polisle girilen çatışma da 11 polis yaralanmış, 15 araç da kullanılmz hale gelmiş. Bu rakamları Mısır İçişleri Bakanlığı veriyor. Ki bu da bu sayıların daha yüksek olma ihtimali olduğunu söylüyor bize.
Mısırlıların ne kadar öfkeli! olduğunu gösteren resimlerden biri yukarıdaki olsa gerek. Arabayla Cezayir Büyükelçiliği önünden geçen bir Mısırlı üşenmeyip ayağındaki ayakkabının bir tekinin candan dışarı çıkartabiliyor.
Olayların bu boyuta gelmesinde hem Cezayir hem de Mısır medyasının rolü büyük. Geçtiğimiz cumartesi akşamı Kahire'de yaşanılanların ardından özellikle Le Buteur aşırı milliyetçi yayınlar ile Cezayirlileri galeyana getirmişti. Yapılan yayınlar, yazılan yazılar ve kullanılan resimler Cezayirli olmayan birinin bile Mısırlıların aleyhine döndürebilirdi.
Haftasonu Cezayir medyasında gördüğümüz yayın anlayışının bir benzeri çarşamba akşamından itibaren Mısır medyasında görülmeye başlandı.
Özellikle özel televizyonlar -ki Al Hayat ve Dream TV bunların başında geliyor- zaten Arap dünyasının en vatansever ulusu olarak bilinen Mısırlıları sokağa dökecek kadar sert yayınlara imza atıyor. Maç sonrası Mısır kafilesinin uğradığı iddia edilen saldırının görüntüleri yayınlandı önce. Ardından kafiledeki kişilerin yaşadıkları anlattırıldı. Hatta Hüsnü Mübarek'in oğlu Alaa Mübarek'in de saldıraya uğradığı ileri sürüldü.
Mısır televizyonlarındaki bu yayın belirli bir süre de devam etmedi. Görüntüler tekrar tekrar yayınlandı. Böyle olunca halkın da bu durumdan etkilenmemesi imkansızdı.
Gerçi sırf halk etkilenmiyor bu yayınlardan. Kahire Belesiye Meclisi, "Cezayir" olan caddenin ismini "Hasan Shabata" olarak değiştirmek üzere. Facebook'ta da Kahire'nin güneyinde Maadi'de yer alan "Cezayir Meydanı"nın isminin değiştirilmesi için kampanya başlatılmış durumda.
Medyanın bu yayınından futbolcular da nasibini alıyor. Farkında olmadan medyanın oyununa gelenlerden biri Mohamed Zidan.
Mısırlı futbolcu maçtan önce ve sonra hem kendisine hem de kaleci El Hadary'e yönelik ölüm tehditleri içeren mesajların olduğunu söyledi. Ki bu mesajlar Cezayirlilerden gelmiş. Zidan ayrıca maç içerisinde de Cezayirli futbolcuların kendilerini taciz ettiğini, Cezayir'in golünü atan Antar Yahia'yı ise anlayamadığını söylemiş ve eklemiş; "Bochum ile Borussia Dortmund arasındaki maçın ardından kucaklaşıp, formalarımızı değiştirmiştik. Fakat ona ne olduğunu anlayamadım. Maç boyunca anneme küfür edip durdu".
Bu tür yayınlar zaten gergin olan ortamı daha da germekten başka bir işe yaramıyor. Her iki medyasının yaptığı yayınlardan rahatsız olan Arap dünyası da bir basın konseyinin kurulmasını gerektiğine inanıyor. Yoksa söz konusu yayınların sona ereceği yok.
İki ülke arasındaki gerginlik 10-31 Ocak tarihleri arasında Angola'da yapılacak Afrika Uluslar Kupası'nın kura çekimine bile yansıdı. Luanda'da dün akşam yapılan kura çekiminde Mısır ile Cezayir final maçından önce birbiriyle eşleşemeyecek şekilde gruplara düşürüldü. Bu bilinçli mi yoksa tesadüfi bir şekilde mi yapıldı bir fikrim yok. Yalnız son bir hafta içerisinde yaşanılanların ardından insanın aklına soru işareti takılmıyor değil.
Arap dünyası bu yaşananlara müdahele eder mi bilinmez ama ülke medyalarının körüklediği futbolun merkezde yer aldığı bir savaşa doğru ilerliyoruz gibi görünüyor dileğimiz bu olmasa da....
Fotoğraflar: CRIS BOURONCLE/AFP/Getty Images
Mısırlı futbolcu maçtan önce ve sonra hem kendisine hem de kaleci El Hadary'e yönelik ölüm tehditleri içeren mesajların olduğunu söyledi. Ki bu mesajlar Cezayirlilerden gelmiş. Zidan ayrıca maç içerisinde de Cezayirli futbolcuların kendilerini taciz ettiğini, Cezayir'in golünü atan Antar Yahia'yı ise anlayamadığını söylemiş ve eklemiş; "Bochum ile Borussia Dortmund arasındaki maçın ardından kucaklaşıp, formalarımızı değiştirmiştik. Fakat ona ne olduğunu anlayamadım. Maç boyunca anneme küfür edip durdu".
Bu tür yayınlar zaten gergin olan ortamı daha da germekten başka bir işe yaramıyor. Her iki medyasının yaptığı yayınlardan rahatsız olan Arap dünyası da bir basın konseyinin kurulmasını gerektiğine inanıyor. Yoksa söz konusu yayınların sona ereceği yok.
İki ülke arasındaki gerginlik 10-31 Ocak tarihleri arasında Angola'da yapılacak Afrika Uluslar Kupası'nın kura çekimine bile yansıdı. Luanda'da dün akşam yapılan kura çekiminde Mısır ile Cezayir final maçından önce birbiriyle eşleşemeyecek şekilde gruplara düşürüldü. Bu bilinçli mi yoksa tesadüfi bir şekilde mi yapıldı bir fikrim yok. Yalnız son bir hafta içerisinde yaşanılanların ardından insanın aklına soru işareti takılmıyor değil.
Arap dünyası bu yaşananlara müdahele eder mi bilinmez ama ülke medyalarının körüklediği futbolun merkezde yer aldığı bir savaşa doğru ilerliyoruz gibi görünüyor dileğimiz bu olmasa da....
Fotoğraflar: CRIS BOURONCLE/AFP/Getty Images
20 Kasım 2009 Cuma
bir maçtan daha fazlası...
Garip bir 5 gün geçti Mısır ile Cezayir arasında. 5 gün önce cumartesi akşamı Mısırlılar sevinirken, Cezayirliler hem üzgün hem de öfkeliydi. Çarşamba akşamı ise Cezayirliler sevinirken, Mısırlılar kızgın ve üzüntülüydü.
Aslında çok da fazla şaşırmamak gerekiyor iki ülke arasında yaşanılanlara. 1989’dakine benzer bir süreç yaşanıyor şu anda. 1989’da Mısır ile Cezayir arasındaki eşleşmede gülen taraf Mısır olmasına karşın Lakhdar Belloumi’nin otel lobisinde karıştığı kavga sonrasında Mısır Milli takım teknik direktörünün gözünü kaybetmesi futbolcu hakkında Interpol’un tutuklama kararı çıkarmasına kadar uzayan bir olaylar zincirine neden olmuştu. Hatta Mısır, 1990’da Cezayir’de düzenlenen Afrika Uluslar Kupası’na da evsahibi ülkeyi protesto ederek katılmamıştı. 1989’da yaşanılan bu olay sonucunda Belloumi hakkındaki karar ancak bu yıl Nisan ayında kaldırılmıştı.
Şimdi de Mısır, hem Cezayir’deki Mısır şirketlerine hem de Hartum’da maç sonrası yaşanılan olaylar nedeniyle Cezayir ile olan ilişkilerini yeniden gözden geçiriyor.
Mısır’ın Cezayir’de petrol ve gaz sektörü dışındaki sektörlerdeki en büyük dış yatırımcı olması işlerin biraz daha karışabilme ihtimalini doğuruyor.
Mısır ilk etapta Cezayir’deki büyükelçisini geri çekti. Sudan’ı maçtan sonra yaşanılan olaylarla ilgili olarak gerekli güvenlik önlemlerini almamakla suçladı. Sudanlı yetkililer ise Hartum tercihinin Mısır’ın kendi istediği olduğunu hatırlatarak 15 bin güvenlik görevlisi ile güvenliğin sağlandığını söylediler. Gerçi Mısır Hartum tercihini yaparken Sudan’da yaşayan çok sayıda Mısırlı işçinin olacağından yola çıkmıştı. Fakat cumartesi günü Kahire’de yaşanılanlar Cezayirlilerin müthiş bir organizasyon ile Sudan’a akmasına neden oldu. 41 kişilik stadyumda 50 bin kişi bulunuyordu. 5 bin Cezayirli de stadyum dışındaydı. En azında Eurosport yayınında Dağhan ile benim kulaklarımıza söylenen bilgi bu yöndeydi. Yayında da belirtmiştik. Kapıların yerel saatte 15.30’da açılıp 18.30’da kapanması bir yığılma meydana getirmişti. Taraftarların stadyum çıkışlarında da maçın galibi Cezayirliler 3 saat kadar stadyumda kalacaktı. Lâkin dışarıda 5 bin Cezayirli’nin olması Mısırlılar’ın çıkışını zorlaştıracaktı.
İlginç bir şekilde maçın bitişine dair Hartum’dan düşen görüntülerin sadece Cezayirlilerin sevinç gösterileriyle sınırlı kalması insanın aklımda “Mısırlılara ne oldu stadyum” çıkışında düşüncesini getiriyor ki. Mısır Futbol Federasyonu da sağolsun dün gece yaptığı açıklamayla maçtan Mısırlılar dayak yediye getirmiş olayı.
“Egyptian fans officials and players put their lives at risk before and after the game under threat from weapons knives swords and flares” açıklamasına dair benim gördüğüm kareler maçtan önce Sudanlı askerlerin Cezayirlileri kovalamasıydı.
Üstelik maçtan sonra kılıç! ya da bıçak darbesi alan Mısırlı da göremedik. Mısır Futbol Federasyonu açıklamasının sonunda 2 yıl boyunca organizasyonlara da katılmayacağını da belirtmiş. Bu durumda bugün Luanda’da yapılacak Afrika Uluslar Kupası kura çekiminde Mısır’ın durumunun ne olacağı sorusu da insanın aklına takılmıyor değil.
Mısır’da halk 20 yıl sonra dünya kupası şansının kaçması nedeniyle öfkeli. Bu öfkeyi de Kahire’deki Cezayir Büyükelçiliğine saldırarak gösteriyor. Mısırlıların bu tepkisi elbette Cezayir’de de benzer olaylara neden olabilir. Cezayirliler Mısırların tavrının dünya kupasına katılmanın verdiği sevinç gösterileri ile pek sallamasa da olayların devamı misilleme hareketine neden olacaktır. Ki bunu cumartesi akşamı yaşanılan olayların ardından gördük.
Mısır ile Cezayir arasında yaşanılan bu gerginliğe farklı bir açıdan bakmak mümkün. Tunus, Fas ya da körfez ülkelerinden birinin katılamadığı dünya kupasında çarşamba günkü maçı kazanan Cezayir, Arap dünyasını Güney Afrika’da temsil edecek tek takım olmayı başardı. Ki Inside Egypt adlı kitabında John R. Bradley, Mısırlıları Arap dünyasındaki en vatansever millet olarak tanımlıyordu. Bu vatanseverliklerini de her alanda göstermeye oldukça meraklılar. Ki Mısır’daki Mübarek yönetiminin halkı futbola kanalize etmesi bu duyguların açık şekilde tribünlerde ortaya çıkartıyor. Sudan’da oynanan maçın ardından yaşanılan durumu en iyi özetleyen yaklaşım bu olsa gerek.
Tabi Mısırlıların FIFA’dan sağlam bir ceza alması gerçeğine karşın kendi savunma mekanizmalarını da geliştiriyorlar. Cumartesi günü Kahire’de yaşanılanlar Mısırların ceza almadan kurtamayacakları gerçeğini değiştirmiyor.
Buraya kadar hep Mısırlılardan bahsettik. Peki Cezayir’de durum ne. Resimlerden de anlayacağınız üzere Cezayir Milli Takımı dünya kupasını kazanmış misali sevinç gösterileri ile karşılandı. Cumhurbaşkanı Abdelaziz Bouteflika, futbolcuları kabul etti. Ayrıca Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’e de teşekkür mektubu yolladı. –ki şu yazının bir yerinde değinmesem içim rahat etmezdi. Maçın başındaki takımların milli marş seremonisinde duran çocukların giydiği t-shirtlerin üzerindeki asker selamı veren Beşir resmi saha içerisine siyaset nasıl girebilirin en iyi örneğidir- İşler Cezayir tarafında güllük gülistanlık. Bu ne kadar sürer Mısır’a ne zaman bir misillime yapılır bunun için uzun süre beklemek gerekmeyecek gibi.
Cezayir’in aşırı milliyetçi basını halkı bir şekilde dolduruşa getirirse şaşırmamak lazım.
Arada unutmadan Marsilya ve Paris’te de maç sonrası sevinç gösterileri nedeniyle olayların çıktığını, hatta Marsilya’da 6 geminin yakıldığını da belirtmeden geçmeyelim.
Cezayir ile Mısır arasında bir hafta içerisinde oynanan iki maçın futbolun bir spordan daha fazlası olduğunu göstermek için en iyi örneklerden biri olarak tarihte yerini alacaktır.
21 Ekim 2009 Çarşamba
koleksiyona son ekleme
Brezilya Devlet Başkanı Lula'nın forma koleksiyonu her geçen gün daha da genişliyor. Şili'de 13 Aralık'ta devlet başkanlığı seçimleri yapılacak. Başkanlık seçimlerindeki adaylardan bir tanesi de Marco-Enriquez Ominame. Ominame, başkent Brezilya'ya Lula'yı ziyarete giderken onun forma koleksiyonuna düşkünlüğünü biliyor olsa gerek Şili Milli Takım formasını da yanında getirmiş.
Lula'nın koleksiyondaki forma sayısı artarken artık sahip olduğu koleksiyonun tamamını birarada gösterse hiç de fena olmaz.
21 Ağustos 2009 Cuma
kapı gibi devlet başkanı
Arjantin'deki futbol kaosunun sona ermesinde başrolü oynayanlardan biri Devlet Başkanı Cristina Fernandez de Kirchner. Futbol Federasyonu Başkanı Julio Grondona ile kafa kafaya verip yaptıkları müzakelelerin ardından 155 milyon dolarlık yayın anlaşmasına imza attı futbol federasyonunun Ezeiza'da bulunan merkezinde. Söz konusu Arjantin futbolunun geleceğine dair bir anlaşma olunca, atılan imzalar sırasında Maradona da yerini aldı. Hatta Grondona ile birlikte Cristina Fernandez de Kirchner'e bir de Arjantin forması hediye ettiler.
Koca postun özeti Arjantin futbolu kurtuluşunu resimdeki kadına borçlu... 10 Ağustos 2009 Pazartesi
güvenlik dedikleri...
Dünya üzerindeki her şehir, spor tesisleri ve güvenlik açısından aynı koşullara sahip değil. Avrupa kıtasında katıldığınız bir turnuva/şampiyona ile Asya kıtasında katıldığını< turnuva birbirinden büyük farklılıklar gösterebiliyor. Dünya Badminton Şampiyonası bundan 2 yıl önce Kuala Lumpur'da düzenlenirken postun içerisinde yer alan fotoğrafların benzeri görüntüler söz konusu değildi.
Dünya Badminton Şampiyonası'nın 17.'si bu yıl Hindistan'ın sorunlu şehirlerinden birinde, Haydarabad'da düzenleniyor. Fotoğraflardan da anlayacağınız gibi güvenlik üst düzeyde. Hatta bir spor etkinliğine gölge düşürebilecek kadar üst düzeyde. Kör göze parmak misali güvenlik önlemleri de hem sporcuları hem de kafileleri rahatsız ediyor. Olimpiyatlardan sonra badminton da dünyanın en önemli organizasyonuna katılmayanlar olabiliyor. İngiltere, Haydarabad'ın "güvenlik" sorununda endişe ettiği için bu yıl ki şampiyonaya katılmıyor.
Daha önce organizasyonu Jakarta, Kopenhag, Birmingham, Madrid gibi şehirlere veren Dünya Badminton Federasyonu da Haydarabad kararından pişmanlık dutmuış olacak ki, sonraki iki dünya şampiyonası organizasyonu önce Paris'e sonra da Londra'ya vermiş.
Irkçılık ya da ayrımcılığa elbet karşıyız. Fakat sporcuların ve ülkelerin güvenlik sorunları nedeniyle katılmama ihtimalleri yüksek olan şehirlere neden önemli organizasyonu düzenleme şansı verilir anlayabilmiş değilim. Eğer organizasyon bu tür bir şehirde düzenlenmeye karar verildiyse de her ülkenin katılması zorunlu kılınmalı, katılmayan ülkelerin cezalandırılmalı. Aksi takdirde anlamsız bir organizasyon söz konusu oluyor. 17 Temmuz 2009 Cuma
lula'nın koleksiyonunun yeni parçaları
Ayda en az bir defa Brezilya Devlet Başkanı Lula'nın forma koleksiyonuna yeni katılan ürünler hakkında bir post yazıyoruz. Adamın koleksiyoncu olduğunu bilenler ziyaretleri sırasında yanlarında forma getirmeyi ihmal etmiyor Portugal Telecom Zeinal Bava'nın yaptığı gibi. Bava hem sponsoru oldukları Benfica hem de Cristiano Ronaldo'nun 9 numaralı yeni formasını hediye etmiş Lula'ya. Bu hediyeler karşısında Lula'nın memnuniyeti yüzünden okunuyor...14 Temmuz 2009 Salı
columbus crew beyaz saray'da...
Birleşik Devletler'de her ligde sezonu şampiyon olarak tamamlayan takımın Beyaz Saray'da başkanı ziyaret etmesi bir gelenektir. Gerçi bugüne kadar bir MLS şampiyonunun Beyaz Saray'da kabul edildiğini de hatırlamıyorum. Barack Obama'nın Birleşik Devletler'in 44. başkanı olmasıyla birlikte MLS şampiyonları da Washington D.C.'ye adım attı.
Geçtiğimiz yılın şampiyonu Columbus Crew, Başkanı ziyaret ederken 44 numaralı forma ile imzalı bir top da hediye ettiler. Benim açımdan törenin en ilginç kareleri yukarıdadır. Frankie Hejduk'un neredeyse dibinden Barack Obama'nın fotoğrafını çekmesi ve Obama'nın hediye edilen topu kafasında sektirmesi. Olayın videosu ise hem şurada hem de postun sonunda mevcuttur.
10 Temmuz 2009 Cuma
9 Temmuz 2009 Perşembe
20 Haziran 2009 Cumartesi
zagreb'den belgrad'a
Sırbistan spor basını için bugünler oldukça hareketli geçiyor. İlginç transfer haberleri düşüyor Fran Paskvalin gibi. Fran Paskvalin dünyanın en iyi sutopu oyuncularından. Hırvatistan'ın Mladost Zagreb takımında oynuyordu. Oynuyordu diyoruz çünkü herhangi bir sorunun çıkmaması halinde 1 Temmuz'dan sonra Partizan Belgrad için mücadele edecek Hırvat sutopçu. Böylece kendisi de bir Sırp takımına transfer olan ilk Hırvat sporcu olarak dünya spor tarihine geçecek.
Fran Paskvalin bu transfere gayet doğal olarak bakıyor. Partizan'ın üst düzey bir kulüp olduğunu ve kendisini istemesinin bu transfer için yeterli olduğunu düşünüyor. Bu transfer kararı alırken de haksız sayılmaz. Çünkü Mladost Zagreb'te pivot pozisyonunda dünyanın en iyi oyuncusu olarak gösterilen Igor Hanic ile süreleri paylaşmak durumunda. Bu da çoğu zaman yedek olarak maçlara başlamak anlamına geliyor Hırvat oyuncu için.
Paskvalin, politikanın ya da siyasetin umrunda olmadığı Belgrad'da yaşamanın sorun olmayacağını düşünüyor. Sırp gazetesi Blic'e verdiği röportajda Belgrad'tan daha çok Zagreb'de zor anlar yaşayacağını, Hırvat milliyetçilerin aldığı karardan memnun olmayacağını tahmin ediyor. O böyle söylüyor söylemesine ama Partizan'ın aşırı taraftarlarının da Hırvat bir oyuncuyu kolaylıkla kabul etmeleri pek mümkün görünmüyor. En azından bizim tahminimiz o yönde. Fran Paskvalin hadisesini takip etmeye, gelişmeleri de bloga yazmaya devam edeceğiz. Sutopu ülke olarak çok ilgi alanımıza girmese de Fran Paskvalin'in transferi bu yazın en önemli spor olaylarından biri...10 Mayıs 2009 Pazar
24 Nisan 2009 Cuma
lula'nın koleksiyonu genişliyor
Brezilya Devlet Başkanı Lula'nın forma koleksiyonculuğu merakı biliniyor. Daha önce de yazmıştık onun bu konuda merakını. En son Arjantin ziyareti sırasında Devlet Başkanı Cristina Kirchner futbolcuların imzaladığı bir Boca formasını Brezilya Devlet Başkanına hediye etmiş. Bayan Kirchner kocası gibi Racing'e değil, Boca'ya gönül vermiş olmalı ki Lula'ya Boca forması hediye etmiş. Tabi bu da Lula'nın özel isteği değilse. Hatırlanacağı üzere Lula, G20 toplantıları için Londra'da bulunduğu sıralarda David Beckham'dan imzali İngiltere Milli Takımı forması istemişti. Onun bu istediği de yerine getirilmişti.
lula & forma koleksiyonu I
lula & forma koleksiyonu II20 Nisan 2009 Pazartesi
downing street 10 numaranın yolları...
Özellikle Afrika'da her yıl milyonlarca kişinin ölümüne neden olan "sıtma hastalığı" için İngiliz spor dünyasının 3 önemli isminin yolu Downing Street'teki başbakanlık konutuna düşmüş. Andy Murray ile David Beckham yanlarına İngiltere'ye heptatlonda olimpiyat madalyası kazandıran Denise Lewis'i de alarak Başbakan Gordon Brown'u ziyaret etmiş. Brown bu üçlüden sıtma hastalığına yönelik kampanyaya yardım etmelerini istemiş. Onlar da yardım edecekleri sözünü vermişve kampanyanın resmi elçileri olmuşlar. Ziyarete gitmişken Gordon Brown ile fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmemiş bu üçlü...13 Nisan 2009 Pazartesi
15 yıl önce bu hafta
12-18 Nisan 1994 oldukça hareketli bir haftaymış hem Türkiye'de hem dünyada. O haftanın bizim ilgimizi çeken bazı notlarını aşağıya topladık...
- İngiltere'de Take That fırtınası Everything Changes ile sürüyormuş. Grup 4. haftalarında İngiltere Single listesinde zirvedeymiş.
- RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan partisinin meclis grubunda yaptığı konuşmada, "Adil düzen gelmeden, Türkiye'de huzur olmaz" görüşünü savunarak, 'Türkiye 27 Mart yerel seçimlerinden bu yana huzursuz, herkes tedirginlik içinde. Şimdi Türkiye'de iki taraf arasında bir mücadele yaşanıyor. Bir yanda taklitçi siyasi iktidar, diğer yanda huzuru, adil düzeni savunan halk ve RP var. Türkiye adil düzene geçmek için karar vermeli. Adil düzene mutlaka geçilecektir. Geçiş dönemi sert mi olacak yumuşak mı, kanlı mı olacak kansız mı? Biz bu geçiş yumuşak olsun, tatlı olsun, kansız olsun diyoruz" demiş.
- Amerika Boxoffice listesinde 4 milyon 162 bin 489 dolarlık hasılatıyla "4 Nikah 1 Cenaze" ilk sıradaymış. Televizyonlarda 100'den fazla gösterilmiştir filmin kendisi. Filmi bir bütün olarak izlemememe rağmen arada denk geldiğin zamanları toplarsam bütün filmi seyretmişimdir herhalde. Film kadar soundtrackinde bulunan Wet Wet Wet'in "Love Is All Around"u da ses getirmişti.
- Sırp haber ajansı Sırna'nın bildirdiğine göre, Bosna Sırp Kuvvetleri Komutanı General Ratku Mladiç, Sırp Birlikleri'ne, NATO uçaklarını vurma emri vermiş. Bu arada Sırpların Gorazde'ye yeniden top ateşi açtıkları bildirilmiş. BM Mülteciler Komiserliği (UNHCR) sözcüsü Lyndall Sachs, Gorazde'ye 7 top mermisi düştüğünü ve sürekli silah seslerinin duyulduğunu söylemiş. BM Koruma Gücü sözcüsü Rob Annink, bölgenin güneybatısında yeniden hareketlenen Sırpların Drina nehri yakınlarında Boşnak mevzilerine yaklaştıklarını belirterek durumu "Vahim" olarak nitelendirmiş. Bosnalı Sırpların lideri Radovan Karadziç'in, Rusya özel temsilcisi Vitali Çurkin ile birlikte Gorazde'ye geldiği bildirilmiş.
- Liste hadiselerine devam edelim. Bilnboard Hot 100 Single'ın zirvesinde R Kelly vardı. Pek hazzetmediğim şarkılardan biri olan "Bump n' Grand" Amerikalıların o hafta en fazla satın aldığı cd'ymiş.
- O haftanın spora dair haberlerinden biri 1976 Innsbruck Kış Olimpiyatları ve Göteborg'da düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda altın madalya kazanan İngiliz buz patencisi John Curry'nin AIDS'e bağlı kalp krizinden ölmesiydi. 25 yaşında ölen Curry'nin ilginç de bir hikayesi vardı. 1976'da Dünya Şampiyonu olmasının ardından Alman tabloid gazetesi Bild-Zeitung, Curry'nin eşcinsel olduğunu açıklamıştı. Curry bu açıklamayı yalanlamadı fakat özellikle basın tarafından bu açıklama gözardı edildi. Ölümünün ardından aktör Alan Bates, Curry ile 2 yıllık bir lişki yaşadığını ve onun kendi kollarından öldüğünü açıklamıştı.
- 13'ncü Uluslararası İstanbul Festivali sona ermiş. Uluslararası festivalin Altın Lale Ödülü, yönetmenliğini Erden Kıral'ın yaptığı "Mavi Sürgün" adlı filme verilmiş.
- EuroChart Hot 100'ın zirvesinde bir soundtrack çalışması bulunuyordu. Oscar ödüllü Philadelphia filminin Oscar ödüllü şarkısı Streets of Philadelphia ile Bruce Springsteen, Avrupalılar'ın o hafta satın almayı tercih ettiği singledı.
- O sezonun Premier League şampiyonu Manchester United aynı zamanda tribünlere topladığı ortalama seyircide de ilk sıradaydı. United'ın evlerinde oynadığı maçları 44 bin 244 taraftar izliyormuş...
10 Nisan 2009 Cuma
7 Nisan 2009 Salı
başlangıç atışı bush'tan!
Dünyaya yaşattığı 8 yıllık eziyetin ardından George W Bush hayatının keyfini sürüyor. ABD tarihinin en zeki başkanı! Texas Rangers ile Cleveland Indians arasındaki MLB maçının açılış atışını yapmış. Şimdi adam üstüne Rangers montu giymiş bu nasıl iş demeyin. 1989 yılında kulübün yarısının ortağıymış Bush. Tabi sevgisi kulübün ortaklığını bırakınca azalmamış.
Bush'un sportif faaliyetlerinin sadece beyzbolla sınırlı kalmasını istemiyoruz. Ondan beklediğimiz bir sonraki hareket ise Aceto Balsamico'da çıkan şu posta ithafen bir Dallas maçında basket ya da basketler girişiminde bulunmasıdır. 6 Nisan 2009 Pazartesi
lula'nın forma koleksiyonu

Brezilya Devlet Başkanı Lula herhalde dünya üzerinde en sağlam forma koleksiyonuna sahip politikacı olsa gerek. Zaman zaman buraya taşıdık Brezilyalı politikacının formalarda verdiği pozları. Benim hatırladıklarım arasında Hollanda, Brezilya ve Internacional formaları bulunuyor ki biraz daha fazla zorlasam hafızamı daha çok sayıda takımın ismini telaffuz etmem mümkün olur.
Geçtiğimiz hafta G20 toplantısı için Londra'da bulunan Lula koleksiyonuna David Beckham'ın 7 numaralı İngiltere Milli Takım formasını daktmış. Üstelik Beckham formanın üzerine Lula'ya özel bir not yazıp imzasını da atmış. Hani öylesine bir forma değil, David Beckham'ın ona özel olarak imzaladığı formayı kapmış Lula. Tabi burada hatırlatmak fayda var Lula'nın özel isteğiymiş David Beckham forması. İngiltere Başbakanı Gordon Brown da "Fotoğraf çekiliyor beden bulunayım" diyerek objektiflere poz vermiş Lula'yla birlikte.
1 Nisan 2009 Çarşamba
laf arısı #10
Seçim sonrası CHP Başkanı Sayın Baykal AKP'nin aldığı sonucu değerlendirerek "ay tutulması baslamıştır" demiş.
Bir partili çıkıp "Sayın Başkan sizin yüzünüzden bizde yıllardır oy tutulması var" ona ne demeli ?" diye sorsa ya... Soramaz(lar) tabi, çünkü sormaya kalkanın partiden ihraç edilme riski var!
by taytay
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















