7 Kasım 2009 Cumartesi

yankees şehir turunda


Geçen gün yazmıştık Bronx'taki kavga vesilesiyle MLB'deki "Dünya Serisi" hadisesini. New York Yankees serinin 6. maçında Philadelphia Phillies'i yenerek seriyi 4-2'ye getirdi ve toplamda 27. şampiyonluğuna ulaştı.  Yankees'in 2000 yılından beri kazandığı ilk "Dünya Serisi" şampiyonluğunun şehir turu da oldukça görkemli oldu.
Yankees'in topladığı bu kalabalıktan daha fazlası ancak New York Knicks şampiyon olursa toplanır...

6 Kasım 2009 Cuma

raikkonen'in tercihleri


Geçtiğimiz sezonun en fazla kazanan Formula 1 pilotuydu Kimi Raikkonen. İtalyan takımı Alonso ile anlaşıp Finli de boşa çıkınca önünde farklı seçenekler oluştu. Raikkonen için en ciddi söylenti McLaren ile anlaşacağı yönünde. İngiliz takımı Finli pilota bir sezon için 5 milyon € öneriyormuş Alman basınında yazılanlara göre.
Raikkonen'in Ferrari ile yaptığı anlaşmaya göre ise gelecek sezon yarışmaması halinde 17 milyon €'luk bir kazancı söz konusu. Eğer McLaren ya da bir başka takımla anlaşarak yarışması durumunda ise İtalyanların ödeyeceği para 10 milyon €. Kaba bir hesapla geçtiğimiz sezon sadece Ferrari'den 20 milyon € kazanan Finli pilotun  McLarenle anlaşması halinde önümüzdeki sezon alacağı para bir önceki sezondan 5 milyon € daha düşük.
Kimi Raikkonen'in menajerleri Steve ve David Robertson, İngiliz takımı ile anlaşmanın detayları üzerine çalışa dursun, McLaren'in Finli pilot ile ilgili sorun çıkması halinde "B planı" olarak Nick Heidfeld'i yedekte tutuyor.

sven göran eriksson & kleenex

türkiye'de kaleci mi yetişmiyor golcü mü??


Hep söylenen şudur: Türkiye'de kaleci yetişmiyor.
Süperlig'deki takımlarımızın çoğunun kalesini yabancıların koruması, yerli kalecilerin yıllarca yedek bekliyor olması.

Volkan, Rüştü, Ömer, Hakan, Serdar... Saymaya kalkınca milii takım kalesini emanet edecek 10 tane kaleci sayarsınız, hatta ligin ilk 10 haftasında en az gol yiyen ilk 3 takımın ikisini Türk kalecileri koruyor.

Dolayısyla kaleci yetişmiyor geyiğini bir kernara bırakıyorum asıl sıkıntı forvette olmasın sakın!

Süperlig'deki golcülerimizin durumuna hiç dikkat ettiniz mi?

Asıl sorun gol yollarında "yerli malı" yoksunluğunda olmasın?
Süperlig'in ilk 10 haftasında gol krallığı listesinin aşağıya aktarıyorum; göz atınca ne demek istediğimi daha net anlaşılacaktır:

SÜPERLİG 10.HAFTA GOL KRALLIĞI
1) Makukula - Kayserispor 6
2) Nonda - Galatasaray 6
3) Souza - Gaziantepspor 6
4) Alex - Fenerbahçe 5
5) Baros - Galatasaray 5
6) ColmanTrabzonspor 5
7) Kahe - Gençlerbirliği 5
8) Güiza - Fenerbahçe 4
9) Isaac - Manisaspor 4
10) Kewell - Galatasaray 4

by taytay

seçimler ve muhtemel sorunlar


Dinamo önünde, Keita ve Elano’nun cezaları tamamlanmış olduğu halde, Rijkaard’ın nasıl bir 11 ve sistem tercih edeceği merak konusuydu. Hoca Sivasspor önündeki sistemini de, 11’ini de değiştirmedi. Peki bunun için bir B planı denebilir mi? Kesinlikle hayır, zira göreve başladığında, misal Tobol deplasmanında ve oynanan birçok hazırlık maçında, öncelikle tercih ettiği diziliş tam olarak bu idi.

Akabinde, takımın hücum silahlarının fazlalığı Rijkaard ve ekibini ofansta 4-2-3-1 uyarlaması bir sisteme itmiş, bol gollü galibiyetler ile bu tercih alkış almıştı. Biz de alkışlayanlar arasındaydık. Ancak, ekstra ofansif bu diziliş, zaten yeterlilikleri tartışmalı olan Galatasaray defans hattını, Ankaragücü ve Fenerbahçe maçlarında alınan mağlubiyetlerle eleştirilerin hedefi haline getirince Sivasspor önünde bir değişiklik yaşandı.

Bu, kritik bir karar, önce onu söyleyelim. Rijkaard’ın Galatasaray’da en fazla zorlandığı konular arasında bence en üst sırada, ofans hattındaki yıldızların 11 çıktıkları ve çıkmadıkları maçlar, aldıkları dakikalar, memnuniyet ve memnuniyetsizlikleri geliyor. Şöyle ki, hangi teknik adama verseniz Elano, Keita, Kewell, Arda, Baros, Nonda’dan müteşekkil bir hücum hattını, istisnasız hepsi farklı bir kombinasyon tercih ettiğini söyleyecektir. Hadi Nonda ve Baros birbirlerinin alternatifi ve Baros’un sakatlığı buradaki konuyu rafa kaldırdı diyelim; santraforun arkasında oynayacak 2 kişi için 4 eşdeğer ve yıldız alternatifiniz var ise, bu formayı dağıtma konusunda sıkıntı yaşarsınız. 4-2-3-1 oynarken tek kişinin yedeklik ya da rotasyon nazını çekerken, şimdi bu iki kişiye çıkıyor. Ve bu adamların hepsi maliyetli, yıldız, ülkelerinin milli takımlarında direk oyuncu pozisyonunda. Sivas ve Dinamo maçlarındaki, defansif güvenliği biraz daha sigortalı 4-3-3’ün devamı, yıldızların memnuniyetsizliği sonucu doğruacaktır, bizden söylemesi.

Ancak aslolan takımın kazanması ve daha sağlıklı bir futbol ortaya konması ise, teknik adamın da adı Frank Rijkaard ise, kadro kimyasındaki dengeyi korumak da onun görevi ise; 4-3-3 bugünün şartlarında Galatasaray için daha doğru bir seçimdir.

Buradaki sıkıntıyı aşma yolunda dün bir tercih daha yaptı Rijkaard ve Mustafa Sarp’ı Elano ile değiştirdi. Doğrudur, Elano ülkesinin milli takımında buna yakın bir pozisyonda tercih ediliyor ancak Galatasaray’da o pozisyondan beklenen asgari mücadele gücünü gösterecek midir, kısa vadede; emin değilim.

Elano özelinden devam edelim, Deivid de Souza’nın ilk sezonunu andıran bir dönem yaşıyoruz. Genel olarak Elano konusunda memnuniyetsizlik olduğu bir gerçek. Ancak bazı oyuncuların uyum sürecini diğerlerine göre daha uzun sürede atlattıkları da bir diğer gerçek. Kaldı ki Elano ummadığı ölçüde ciddi bir forma rekabeti buldu karşısında, gelir gelmez. Havaalanındaki karşılamada muhtemeldir ki elini kolunu sallaya sallaya oynayacağı bir takıma geldiğini düşünmüştü ama işin aslı o değil.

Galatasaray’ı uçuracak olan da, hatta uçuran da, düşürecek olan ve zaman zaman düşüren de, esasen bu hücum hattındaki rotasyon, doğru ve adaletli forma dağıtımı, bu adaleti futbolcuların da bünyelerinde kabul etmeleridir. Rijkaard masaya yumruk vuran tarzda bir teknik adam değil, tüm bu çalışmasını ikna yolu ile yapmaya çalışıyor. İyi niyetli çabasının karşılığında aynı paralelde cevap bulması dileğimizdir.

Maç hakkında çok fazla birşey söylemeye gerek yok. Barış-Topal-Sarp üçlüsü, buraya katılacak Linderoth ve Ayhan takviyesi ile, Galatasaray stoperlerini defansif anlamda, beklerini ise ofansa çıkış anlamında rahatlatırlar. Son iki maç da bunu birazcık işaret etti. Kewell fark yaratıyor ve rotasyonda kesinlikle en öne çıkmış durumda, ki sezon öncesi herkes onun en sonra kalacağını düşünüyordu. Mehmet Topal’ın golü ise tek kelime ile muhteşemdi...

by Nurullah Bakır

4 Kasım 2009 Çarşamba

şampiyonlar....






Sporda efsane isimler vardır. Mesela futbol denince Pele, Maradona, Di Stefano gibileri gelir ilk insanın aklına, teniste McEnroe, Borg, Formula 1'de Senna, Prost, Bisiklette Eddy Merckx gibi örnekleri çoğaltabiliriz...
Bu isimlerin hiçbirisini canlı bir şekilde izleme imkanım olmadı, ben 1982 doğumluyum, spor için aklımın erdiği dönemlerden hatırladığım ilk organizasyon 1988 Avrupa futbol şampiyonası o da hayal meyal...
Ama bugüne kadar izlediğim şampiyonların listesini yaparsam kendimi oldukça şanslı hissediyorum...Mesela futbolda Ronaldo, Zidane, Baggio, Van Basten, Lineker, Romario, Stoichkov gibi efsaneleri görme şansım oldu...
Basketbolda akla ilk gelen isim tabi ki Michael Jordan olur. Benim neslimdeki tüm insanların ilk tuttuğu veya duyduğu basketbol takımı herhalde Chicago Bulls'dur..LeBron James ve Kobe Bryant'ta izlemekten keyif aldığım oyuncular...
Formula 1'de bakacak olursak tartışmasız Michael Schumacher demek gerekir...bu sporun gelmiş geçmiş en büyük ismi...Akranlarım sokakta oynarken ben Pazar günleri televizyon başında onun yarışlarını izlerdim...
Bisiklet konusunda beni en çok etkileyen isim ise İspanyol Miguel İndurain olmuştur...Fransa Bisiklet turunda tartışmasız hakimeyeti çok etkileyiciydi. Tour'daki son patron benim için İndurain'dir...Armstrong falan hikaye....
Golf eşittir Tiger Woods...Bir spor bu kadar da domine edilmezki...Bir zencinin basketbol, futbol veya atletizm dışında başarılı olduğunu ispatlayan isimdir...
Atletizm deyince akıllara son dönemlerin fenomeni Usain Bolt geliyor, ancak kariyerinin sonlarına doğru olsa da Carl Lewis'i izleyebilmiş olmak büyük bir şanstı...
Yüzme de tabi ki Phelps krallık tahtına oturur ancak Van den Hoogenband, Ian Thorpe çekişmesini de büyük heyecanla takip ettim...
Amerikan futbolunda aklıma gelen ilk isim Brett Favre...dünyanın en ünlü 4 numarası sihirli pasları ile uykusuz gecelerde büyüledi beni...
Boks'ta Mike Tyson ne olursa olsun her zaman boks kelimesinin anlamıdır benim için....Onun tahtından indirebilecek birisi yok...
Tenis'te Roger Federer gibi bir efsaneyi izlemek büyük bir şans olsa da Agassi - Sampras çekişmesinin tadı artık hiçbir maçta yok...
Daha birçok sporda birçok ismi unutmuşumdur...onları da sizin yorumlarınız da bekliyorum...
Bütün bu şampiyonları izleme imkanına sahip olduğumuz için şanslı değil miyiz?

3 Kasım 2009 Salı

bronx'ta taraftar kavgası


MLB'de şampiyonun belli olacağı Dünya Serisi'nde   New York Yankees ile Philadelphia Phillies karşılaşıyor. Seride Yankees'in 3-2 üstünlüğü var. New Yorklular bu gece oynayacakları maçı kazanmaları halinde tarihlerinde 27. kez Dünya Serisi'nde şampiyonluğa ulaşacaklar.
Phillies'in maçı alması halinde ise serinin galibini Yankee Stadyumu'nda oynanacak son maç belirleyecek.
Yukarıdaki görüntüler geçtiğimi perşembe oynanan serinin ilk maçından bir kaç saat önce çekilmiş. Bronx'ta Yankees taraftarları ile Philliesliler birbirlerine girmiş. Kavga serinin ilk maçıyla sınırlı kalmış, gerisi gelmemiş...

kaka san siro'da...


kraliçe teftişte


Londra 2012 için geri sayım başladı. En azından geçtiğimiz hafta 1000 gün kalması kutlandı. Artık 1000 günden daha az kaldı organizasyonun başlamasına.
Çalışmalarda  2012'nin başına yetişecek şekilde devam ediyor. 1000 günden az kalması şerefine Kraliçe II. Elizabeth de Olimpiyat Stadyumu'nun son durumunu görmek istemiş, 83 yaşında olmasına bakmaksızın çalışmaları yerinde izlemiş...

tataristan'da soğunda antrenman

Barcelona yarın akşam Kazan deplasmanında Rubin ile karşılaşacak. Tataristan'ın başkentinde hava koşulları Katalanları özellikle de Guardiola'yı zorluyor gibi. barcelona teknik direktörü zorlanmakta da haksız sayılmaz. gece -13'e kadar düşen sıcaklık gündüz saatlerinde -2'ye kadar yükseliyor.
Yarın akşam maç saatinde -8 olması bekleniyor. Guardiola'nın kendisi bir yana sahadaki futbolcularının işi pek kolay olmayacak Rubin Kazan karşısında.