Çarşamba akşamı Kanada Şampiyonası'nda Toronto FC ile Vancouver Whitecaps'ın maçı vardı. Gün boyunca süren yağmur, maç sırasında da etkinliğini sürdürünce ikinci yarının henüz üçüncü dakikasında karşılaşmanın hakemi tatil kararını verdi. Zaten o kararı vermese bir süre sonra futbolcular BMO Field'de yüzmeye başlayacaktı. Olayın videosunu postun başına ekledik...
27 Mayıs 2011 Cuma
25 Mayıs 2011 Çarşamba
iskandinav holiganizmi
Hafta sonu Viyana derbisinde yaşanan olayların bir benzeri dün akşam Malmö - Helsingborg karşılaşmasında da yaşandı en azından taraftarın sahaya girmesi açısından. Deplasman ekibi karşılaşmanın 30. dakikasında Hollandalı futbolcu Rachid Bouaouzon'in ayağından golü bulunca olanlar oldu. Bir Malmölü taraftar sahayaa indi ve Helsingborg kalecisi Par Hansson'a vurdu. Maçın hakemi Stefan Johannesson futbolcularla birlikte soyunma odasına gittikten 20 dakika sonra karşılaşmanın güvenli koşullarda oynanmadığı kararına varıp karşılaşmayı tatil etti.
Olayların videosunu postun tepesine astik....
Olayların videosunu postun tepesine astik....
çok çok farklı bir rekor!
Geçen hafta sonu Kopenhag'da farklı bir rekor kırıldı. Bizim ülkemizde kırk yıl düşünsek aklımıza gelmeyecek ve kırılmayacak bir rekor. İskandinavların hepsinde olduğu gibi Danimarka'da da hentbol en fazla ilgi gören sporların başında yer alıyor. Hem kadın hem de erkek hentbolunda tribünler doluyor her maçta.
Hafta sonu oynanan erkekler Danimarka Ligi finalinde farklı bir rekor denendi bunda da başarılı olundu. AG Kopenhag ile BSV Bjeringro Silkeborg arasındaki final maçı Parken Stadyumu'nda oynandı. Yapılan düzenlemeyle, stadyumdaki çimler kaldırıldı ve bir hentbol sahası kuruldu. Bunun sonucunda da tribünlerde 36 bin 651 yerini aldı. Bu, bir hentbol maçını seyreden en büyük kalabalık olarak rekor anlamına geliyordu. Böylece hentbolseverler Kopenhag'da yeni bir rekora hafta sonu tanıklık etti. Ki bir önceki rekor 2004 yılında Kiel ile Lembo arasında oynanan maça aitti. İki Alman takımının Arena AufSchalke'de oynadığı maçı 30 bin 925 kişi izlemişti.
Postun açılışına maçın fotoğraflarını koymuştuk sonuna ise videosunu ekleyelim dedik. Unutmadan maçın galibi 30-21 ile AG Kopenhag oldu.
24 Mayıs 2011 Salı
genoalıların intikamı!
Cenova şehrinin iki takımından Genoa, yıllarca alt liglerde yer aldığından Sampdoria'nın gölgesinde kaldı. Son üç sezondur her iki takım da Serie A'da mücadele ediyordu. Fakat bu sezon, Genoa ligi 10. sırada tamamlarken, Sampdoria küme düştü.
Bu durumu Genoa taraftarları intikam almak için fırsat bildi ve şehir sokaklarında 30 bin Genoalı, Sampdoria için cenaze töreni düzenlendi...
22 Mayıs 2011 Pazar
rapid wienli taraftarlar sahaya girerse...
Yukarıdaki video bugün oynanan, daha doğrusu yarıda kalan Viyana derbisine ait. Rapid kendi sahasında Avusturya karşısında 2-0 yenik duruma düşünce yüzlerce Rapid taraftarı sahaya giriyor. Olayların gerisini izlemenizi öneririm...
20 Mayıs 2011 Cuma
florya’ya tv kameraları yerleştirilirse, belki...
Ne tesadüf (mü) ki, tam da o muhteşem zaferin 11. yıl dönümüne denk gelen günlerde duyulmaya başlandı Ünal Aysal’ın Terim’le anlaşmak üzere olduğu.
Doğrusu eskiden olsa bir antrenör, hele çok iyi bildiğimiz bir antrenör göreve geldiğinde hemen fikir beyan edebilir, yorum yapabilirdik. Şimdi buna pek cesaret edemiyor insan.
Rijkaard geldiğinde sevinmiştik de ne oldu? Ya da Schuster geldiğinde Beşiktaşlılar az mı sevinmişti? Tersi de söz konusu; Aykut Kocaman’ı ilk devre sonunda gerisin geri Anadolu kulüplerine göndermeye çalışanlar şimdi sağda solda çıkan “Fener yönetimi Aykut’la sözleşme uzatmayacakmış, Lucescu’yu getireceklermiş” haberlerine anlam veremeyip bozuluyorlar. Hadi bizde antrenör kovmak, yenisini getirmek ‘çocuk oyuncağı’ haline geldi diyelim; yurt dışında da tanıdık isimlerle ilgili benzer sürpriz gelişmeler olmuyor mu?
Bakınız Cristoph Daum, bakınız: Eintracht Frankfurt. Daum’un antrenörlük konusunda başarısı sadece Türkiye’de değil Almanya’da da inkar edilemez bir gerçek(ti). Ama olmadı işte, Frankfurt’un küme düşmesine engel olamadı. Diyeceksiniz, “sezon başından beri görevde değildi ki, sadece son 8 hafta takımın başındaydı” İyi de, 8 haftada bir tek galibiyet bile aldıramadı takıma; hani dâhiydi? Aynı takımın Daum’dan bir önceki hocası da bir zamanlar Bundesliga’nın en genç hocası olma unvanına sahip (sanırım hâlâ da kendisinde bu unvan) Skibbe’ydi. Yani bu sezon başında birileri size "yılların E. Frankfurt’unu Skibbe + Daum el birliğiyle küme düşürecekler" deseydi, inanır mıydınız?
Demek ki, olmayınca olmuyor. Sadece hocanın bilgi ve tecrübesi değil, onun takımla ve kulübün yönetimiyle uyumu da önemli; hatta kendi ekibiyle ve tribünle uyumu da önem kazanıyor.
Dönelim Terim’e...
“Taç giyen baş eğilir” sözünün tersine, taçlandıkça havaya giren bir hoca var karşımızda. İlk görev süresinde Galatasaray’a yaşattıkları hâlâ GS’lilerin rüyalarını süslüyor (rakiplerin de kâbuslarını) ama ikinci gelişinde yaptıkları da akıllarda. Hatta ilk döneminde Florya’daki her şeye, çiçek böcek konularına bile müdahale eden İmparator'un ikinci gelişinde futbolculara değil, yardımcısı Müfit’e direktifler vererek takımı yönetmeye çalıştığı da kulağımıza gelenler arasında.
- Müfit, söyle şunlara 5 tur daha koşsunlar...
Uzaktan kumandayla yani...
Günahı boynuna ya da bu tür “havaya girmiş, kendi antrenörlük yapmıyor” söylentilerini çıkartanların boynuna.
Belki artık Müfit Erkasap’ın da bu tarz antrenörlüğe karnı tok olduğu için daha aç ve genç bir ekip seçmiştir bu sefer hoca. Hasan, Vedat ve Ümit (kulağa çok hoş ve bir o kadar da boş geliyor doğrusu) belki o yüzden devrededirler bu sefer.
Yazımın başlığında ne demek istediğimi anladınız; ama biraz daha açarak yineleyeyim ve noktalayayım yazıyı.
İmparator'umuz artık hem başarıya aç değil hem de cüzdanı dolu... Son Hagi vakası onun ilk dönemindeki başarısına gölge düşürmek isteyenleri de susturur cinsten oldu. Hatırlarsanız, bazıları ikinci Terim dönemindeki başarısızlığı “zaten UEFA Şampiyonu olurken de onun yaptığı bir şey yoktu, asıl zafer Hagi’nindi” diyenler bu sezon gördü(k) ki, o kadar da basit değilmiş bu işler...
Terim’in gelişi belki 2-3 sezondur uçup giden disiplini geri getirir Florya’ya ama başarıyı da getirir mi işte onu kimse bilemiyor.
Bekleyip göreceğiz.
Benim bildiğim bir şey var: Kaç kere, gerek GS’nin başındayken gerekse milli takımın başında hocayı kameraların kendisini çektiğini görür görmez ayağa kalkıp eliyle, koluyla, mimikleriyle bir şeyler yapmaya çalışırken yakaladım. Birden bire bir şeyler yapmaya başlıyor, en azından çalışır gibi yapıyor, kameraların kendisine doğrultulduğunu görünce.
O zaman Ünal Aysal ve ekibinin ilk işi Florya’da antrenman sahasına ve soyunma odalarına TV kameraları yerleştirtmek olmalı...
Yalnız şunu da ekleyelim: Bu saatten sonra sadece GS TV’nin kameraları yetmez İmparator’a!
15 Mayıs 2011 Pazar
kevin prince boateng sözünü tuttu...
Kevin Prince Boateng, Milan'ın şampiyon olması halinde Michael Jackson kıyafeti ile moonwalk yapacağının sözünü vermişti. Ganalı futbolcu şampiyonluk kupasının kaldırıldığı dün akşam sözünü tuttu ve San Siro'da şampiyonluk kupasının önünde moonwalk yaptı...
28 Nisan 2011 Perşembe
20 yaş altı dünya kupası'nda gruplar...
2013'te Türkiye'nin ev sahipliğini yapacağı FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası, bu yıl, 29 Temmuz - 20 Ağustos tarihleri arasında Kolombiya'da düzenlenecek. 24 takımın katılacağı turnuvanın grup kuraları bu sabaha karşı ülkenin en güzel şehirlerinden Cartagena'da çekildi. Arjantin, Meksika, İngiltere ve Kuzey Kore'den oluşan F Grubu turnuvanın en zorlu kurasını çekmiş oldu...
nfl'deki lokavtın ekonomik etkisi...
Etiketler:
ecnebi,
infografik,
nfl
27 Nisan 2011 Çarşamba
bir el clasico animasyonu...
Richard Swarbrick'in Sky Sports için yaptığı El Clasico animasyonu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










