11 Ocak 2010 Pazartesi

tarihe geçen rus


Haftasonunun futboldan kalan gündeminin keyifli spor etkinlikliklerinden biriydi Doha'daki Exxon Mobil Tenis Turnuvası. Rus Nikolay Dayvdenko turnuvanın sürprizi oldu kazandığı şampiyonlukla. Aynı zamanda ATP'da en fazla turnuva kazanan Rus tenisçi olarak da tarihe geçti. Turnuvuyı yerinden izleyen konuk yazarımız MY bir izlenim yazısı yazmış, biz de bloga koymadan geçemezdik doğal olarak...

Finalin adı turnuvadan önce konmuştu. Ancak beklendiği gibi olmadı. Biz final öncesini izlemedik, çok yakın takip ettiğimiz de söylenemez. Zira planımız Doha’daki bu sportif faaliyetin finalini izlemek, tarihe tanıklık etmek ve biraz da farklı bir hava solumaktı.
Nitekim "deli bakışlı" Federer, "buz adam" Nikolay Davydenko’ ya yenilince ki bu ilk olmamış, 28’lik Davydenko ile 23’luk genç yetenek Rafael Nadal olarak yazılmış finalin ismi…
Bu ülkede katılmış olduğumuz ikinci sportif aktivitede artık kesin olarak belirtilmesi gereken nokta şu; organizatörlerin sunuşu ve izleyicilerin algısı bu işin bir oyundan öte bir "entertainment/eğlence" unsuru olması…İnsanlar maçtan önce gidiyor, standları geziyor, hediyelikler alıyor, yemeğini yiyor; bunu bir "biraraya gelme" vesilesi olarak da düşünüyor.

Dolayısıyla hem maç öncesi aktivitesi hem de yarı final günündeki büyük ilgi bizi erken gitmeye sevketse de, evdeki nohut-pilav partisi ve tesisin eve sadece beş dakika mesafede oluşu, oyunun başlamasından sadece bir saat öncesinde tribüne çıkabilmemize neden oldu. (Alışkanlıklar ve ulusal-genetik hareketler kolay kırılmıyor!) Neticede bizimle birlikte tribüne girmekte olan Katar’da yaşayan expatlar ve dünyanın ikinci kalabalık nüfusunun temsilcileriyle birlikte tribünleri 90% seviyesinde doldurmayı başardık.
Ortalama bir tenis maçının üç saate kadar uzaması fikri, havanın 20 derecelerde olmasına rağmen bizi tatlı tatlı gerse de Katar’lı ağabeylerimizin finalde güzel bir show hazırladıklarından emin, sabırla maçın sonunu bekleme noktasında kararlılık gösterdiğimizi itiraf etmeliyim. Buna elbette ki gayet sağlam bir maç olmasını beklememizin etkisini de eklemek gerek.

Maça Nadal hızlı başladı. (Çok klasik ama öyle oldu!) Gerçekten de gençliğin enerjisi ve Davydenko’ nun yarı finalde Federer karşısında zorlanmış olması Nadal’ı hücuma, Davydenko’ yu ise savunmaya itti…O da ne!..İlk set oyun vermeden 6-0 Nadal’a kaldı…İkinci set de benzer başladı. Ancak biraz dikkatli bakanlar, önündeki su şişesine bile dokunmayan, terlemeyen Davydenko’nun maça siniri ve direnciyle ortak olacağını görebilirdi. Aynen de öyle oldu, servis kırarak başladı, son oyun uzadı da uzadı, nihayetinde Davydenko seti aldı.
Bu arada tenis izleyicisi profili hakkında bir detay bildirmemizin şart olduğunu düşünmüyorum, böyle küçük, sadece çalışmak için gelinen bir ülkede bu aktivitenin yaşayanlar için ne kadar değerli olduğu hatırlatmak yeterli olacaktır. Ancak yanımızda oturan 7-8 yaşlarındaki iki Fransız erkek çocuğunun, üç saat boyunca, tek başlarına, yerlerinden kıpırdamadan, zaman zaman aralarında sessizce oyunu yorumlayan konuşmaları ve pür dikkat maça konsantre olmaları, Batı’ da çocuğun nasıl birey olarak disiplinli aynı zamanda "kendisi" olarak yetiştiğine bir örnek olarak gösterilmelidir.
Oyuna dönersek; üçüncü sette mücadelenin tam anlamıyla dünya tenis top 10’u kalitesinde üst seviyeye çıkacağı artık belli olmuştu. Zira Nadal asıldıkca asılacak ancak Davydenko tecrübesini konuşturacaktı. Beklendiği gibi oldu, adam tam bir Rus disipliniyle tıkır tıkır oyunu çevirdi ve son seti hiç uzatmadan hanesine bir şampiyonluk daha yazdırdı.

Final maçı buydu ama devamı daha bir finaldi...Sahadaki sunucunun uyarısı, bize kortların yan kısmında asılı bulunan dev vincin ucundaki cibinlik benzeri şeyle birleşince nefesimizi tutmaya karar verdik....Birden ışıklar söndü, Gulyabani tadındaki cibinlik uçuşarak süzüldü ve korta indi...Tam bu sırada memleketin simgesi (!) üç deve de salınarak kortta yerlerini aldı...Derken cibinlik üzerinde Katar’ın kumdan fışkıran binalarıyla başlayıp, katılan sporcuların dijital tanıtımlarına kadar süren bir multivizyon showu basladı. Buna elinde lazerli oyuncağıyla dans eden 2020 yılının dansçısı da eklenince...Sunucunun başta söylediği "beklediğinize pişman olmayacaksınız" sözünün hakkının verildiğini hissettik.
Klasik bir "Qatari event" bu şekilde tamamlandı ve kupalar dağıtıldı. Ödül bu tarz turnuvalara göre göreceli olarak düşük, 180.000 dolar mertebesinde olsa da kazananın hiçbir gocunma belirtisi yoktu. Ama elbette ki çiviyi yine bizim develer çaktı, huysuzlanan, tepişen, hacetini kortta gideren develerin yanı sıra skor söylerken hıçkıran sonrada üşüyüp montunu giymek için zıplayan orta hakem, hafızalarımızda küçük bir tebessüm olarak yerlerini aldılar.

by MY

2 yorum:

fırat dedi ki...

by MY nerde yazıyor link verebilir misin. Tenise meraklı biri olarak tenis ile alakalı yazarlar ve bloglara ihtiyacım var o yüzden sordum.

BLK dedi ki...

MY'nin yorumunu buyuk bir keyifle okudum, devamini bekliyorum. TB