atp tour etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atp tour etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2011 Pazartesi

eğlenmeyi biliyorlar

Londra'nın kararsız daha doğrusu İngiltere'nin kararsız havası tenis turnuvalarını da etkiliyor. WTA Birmingham'da final yağmur nedeniyle oynanamadı ve bugüne kaldı. Bir başka turnuva, Londra'daki ATP Queens'te de aynı süreç yaşandı. Tenisçiler korta geldi fakat yağmur onların maçı oynamasına engel oldu. Dinmeyecek olan yağmurun dinmesini beklerken Andy Murray ile Jo-Wilfried Tsonga masa tenisi oynayarak vakit geçirmeye çalıştı.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

37 yıl sonra ilk kez!

Bu haftabaşı itibariyle ATP Tour tarihinde bir ilk yaşanacak. Eylül 1973'ten beri düzenli olarak açıklanan erkekler dünya sıralamasının ilk 10'unda ilk kez bir Amerikalı tenisçi yer almayacak. Bu yıl, şimdiye kadar üç Grand Slam tenis turnuvası geride kalırken, Amerikalı raketlerden hiçbiri yarı final yüzü göremedi.
Amerikalı raketlerin formsuzluk ve sakatlıklarla geçirdikleri bu dönem tenis tarihine de bir ilk olarak geçti. Dünya sıralamasının açıklandığı eylül 1973'ün ilk haftasında ilk on içerisinde üç Amerikalı sporcu bulunuyordu. Dünya sıralamasının dört numarası Stan Smith'ti. Arther Ashe yedinci, Jimmy Conners ile onuncu sırada yer alıyordu.
Amerikalıların ilk onun içerisine girebilmesi için Andy Roddick'in sakatlıklarla etkilenen formunu yeniden bulması ya da son dönemde iyi bir çıkış yakalayan ve onbir maç üstüste kazanan Sam Querrey'in büyük işler yapması gerekiyor. 

11 Ocak 2010 Pazartesi

tarihe geçen rus


Haftasonunun futboldan kalan gündeminin keyifli spor etkinlikliklerinden biriydi Doha'daki Exxon Mobil Tenis Turnuvası. Rus Nikolay Dayvdenko turnuvanın sürprizi oldu kazandığı şampiyonlukla. Aynı zamanda ATP'da en fazla turnuva kazanan Rus tenisçi olarak da tarihe geçti. Turnuvuyı yerinden izleyen konuk yazarımız MY bir izlenim yazısı yazmış, biz de bloga koymadan geçemezdik doğal olarak...

Finalin adı turnuvadan önce konmuştu. Ancak beklendiği gibi olmadı. Biz final öncesini izlemedik, çok yakın takip ettiğimiz de söylenemez. Zira planımız Doha’daki bu sportif faaliyetin finalini izlemek, tarihe tanıklık etmek ve biraz da farklı bir hava solumaktı.
Nitekim "deli bakışlı" Federer, "buz adam" Nikolay Davydenko’ ya yenilince ki bu ilk olmamış, 28’lik Davydenko ile 23’luk genç yetenek Rafael Nadal olarak yazılmış finalin ismi…
Bu ülkede katılmış olduğumuz ikinci sportif aktivitede artık kesin olarak belirtilmesi gereken nokta şu; organizatörlerin sunuşu ve izleyicilerin algısı bu işin bir oyundan öte bir "entertainment/eğlence" unsuru olması…İnsanlar maçtan önce gidiyor, standları geziyor, hediyelikler alıyor, yemeğini yiyor; bunu bir "biraraya gelme" vesilesi olarak da düşünüyor.

Dolayısıyla hem maç öncesi aktivitesi hem de yarı final günündeki büyük ilgi bizi erken gitmeye sevketse de, evdeki nohut-pilav partisi ve tesisin eve sadece beş dakika mesafede oluşu, oyunun başlamasından sadece bir saat öncesinde tribüne çıkabilmemize neden oldu. (Alışkanlıklar ve ulusal-genetik hareketler kolay kırılmıyor!) Neticede bizimle birlikte tribüne girmekte olan Katar’da yaşayan expatlar ve dünyanın ikinci kalabalık nüfusunun temsilcileriyle birlikte tribünleri 90% seviyesinde doldurmayı başardık.
Ortalama bir tenis maçının üç saate kadar uzaması fikri, havanın 20 derecelerde olmasına rağmen bizi tatlı tatlı gerse de Katar’lı ağabeylerimizin finalde güzel bir show hazırladıklarından emin, sabırla maçın sonunu bekleme noktasında kararlılık gösterdiğimizi itiraf etmeliyim. Buna elbette ki gayet sağlam bir maç olmasını beklememizin etkisini de eklemek gerek.

Maça Nadal hızlı başladı. (Çok klasik ama öyle oldu!) Gerçekten de gençliğin enerjisi ve Davydenko’ nun yarı finalde Federer karşısında zorlanmış olması Nadal’ı hücuma, Davydenko’ yu ise savunmaya itti…O da ne!..İlk set oyun vermeden 6-0 Nadal’a kaldı…İkinci set de benzer başladı. Ancak biraz dikkatli bakanlar, önündeki su şişesine bile dokunmayan, terlemeyen Davydenko’nun maça siniri ve direnciyle ortak olacağını görebilirdi. Aynen de öyle oldu, servis kırarak başladı, son oyun uzadı da uzadı, nihayetinde Davydenko seti aldı.
Bu arada tenis izleyicisi profili hakkında bir detay bildirmemizin şart olduğunu düşünmüyorum, böyle küçük, sadece çalışmak için gelinen bir ülkede bu aktivitenin yaşayanlar için ne kadar değerli olduğu hatırlatmak yeterli olacaktır. Ancak yanımızda oturan 7-8 yaşlarındaki iki Fransız erkek çocuğunun, üç saat boyunca, tek başlarına, yerlerinden kıpırdamadan, zaman zaman aralarında sessizce oyunu yorumlayan konuşmaları ve pür dikkat maça konsantre olmaları, Batı’ da çocuğun nasıl birey olarak disiplinli aynı zamanda "kendisi" olarak yetiştiğine bir örnek olarak gösterilmelidir.
Oyuna dönersek; üçüncü sette mücadelenin tam anlamıyla dünya tenis top 10’u kalitesinde üst seviyeye çıkacağı artık belli olmuştu. Zira Nadal asıldıkca asılacak ancak Davydenko tecrübesini konuşturacaktı. Beklendiği gibi oldu, adam tam bir Rus disipliniyle tıkır tıkır oyunu çevirdi ve son seti hiç uzatmadan hanesine bir şampiyonluk daha yazdırdı.

Final maçı buydu ama devamı daha bir finaldi...Sahadaki sunucunun uyarısı, bize kortların yan kısmında asılı bulunan dev vincin ucundaki cibinlik benzeri şeyle birleşince nefesimizi tutmaya karar verdik....Birden ışıklar söndü, Gulyabani tadındaki cibinlik uçuşarak süzüldü ve korta indi...Tam bu sırada memleketin simgesi (!) üç deve de salınarak kortta yerlerini aldı...Derken cibinlik üzerinde Katar’ın kumdan fışkıran binalarıyla başlayıp, katılan sporcuların dijital tanıtımlarına kadar süren bir multivizyon showu basladı. Buna elinde lazerli oyuncağıyla dans eden 2020 yılının dansçısı da eklenince...Sunucunun başta söylediği "beklediğinize pişman olmayacaksınız" sözünün hakkının verildiğini hissettik.
Klasik bir "Qatari event" bu şekilde tamamlandı ve kupalar dağıtıldı. Ödül bu tarz turnuvalara göre göreceli olarak düşük, 180.000 dolar mertebesinde olsa da kazananın hiçbir gocunma belirtisi yoktu. Ama elbette ki çiviyi yine bizim develer çaktı, huysuzlanan, tepişen, hacetini kortta gideren develerin yanı sıra skor söylerken hıçkıran sonrada üşüyüp montunu giymek için zıplayan orta hakem, hafızalarımızda küçük bir tebessüm olarak yerlerini aldılar.

by MY

9 Nisan 2009 Perşembe

kız sen 1 numara mı oldun!

Biri deseydi "Safina kız dünya sıralamasında 1 numara olmuş" diye "Ya hadi git dalga geçme derdim" ama ne yazık ki diyorum çünkü hakkaten de Dinara Safina dünya sıralamasında 1 numaraya yükselmiş. Böylece Safin ailesi olarak da tarihe geçmeyi başardılar. Abi-kardeş dünya sıralamasında 1 numara olan ilk ve tek kardeş Marat Safin - Dinara Safina ikilisi. Hatırlamayanlar için söyleyelim Marat, bundan 9 yıl önce Kasım 2000'de Amerika Açık'ı kazandıktan sonra dünya sıralamasında 1 numaraya yükselmişti. Küçük Safina da abisinin izinden gidip 9 yıl sonra 1 numara oldu.
Gerçi bu tip sıralamaları anlamış değilim. Daha doğrusu son 4 yıldır kullanılan yeni sıralamayı. Hiç Grand Slam kazanmadan dünyanın en iyisi olmak benim garibime gidiyor doğrusu. Neyse konuyu dağıtmaya lüzum yok biz Safina hadisesi üzerine notlarımızı aktarmaya devam edelim.
Dinara Safina'nın 1 numaraya yükselmesiyle 11 haftadır zirvede oturan (toplamda 72 hafta olmuş) Serena'da ikinciliğe indi. Maria Sharapova'nın 1 numaradan inmesinden üzerinden 17 hafta geçmesinin ardından bir başka Rus zirveye çıktı. Safina dünya sıralamasında 1 numaraya ulaşan 19. isim oldu. Aynı zamanda aynı sezon içerisinde dünya sıralamasında 1. sırada bulunan 3 ismi (Justin Henin, Maria Sharapova ve Jelena Jankovic) yenen ilk tenisçi.
Postun başında demiştik bu kız 1 numara nasıl oldu anlamadık diye. Benim gibi insanların da olacağını düşünülmüş olmalı ki ATP'nin sitesiden Safina'nın son bir yılda kortta başardığı işlerin dökümü yapılmış. Berlin, Los Angeles, Montreal ve Tokyo olmak üzere 4 turnuva kazanmış Rus kız. Roland Garros ve Avustralya Açık'ta final oynamış. Bu 2 Grand Slam'in yanı sıra 3 tane de ATP Tour turnuvasında finale yükselmeyi başarmış. 17. sırada başladığı 2008'i 2. sırada tamamlamış. Bu aynı zamanda ona "Yılın En Fazla Gelişme Gösteren Tenisçisi" ödülünü de kazandırdı. Bütün buları üstüste koyunca Dinara Safina dünya sıralamasının yeni 1 numarası oluyor.
Serena'nın da Avustralya Açık sonrası yaşadığı form düşüklüğünün de payını unutmamak gerekiyor Rus kızın 1 numaraya yükselmesinde...

15 Şubat 2009 Pazar

sana vize yok!

Bayanlar tenisi açısından şubat takvimindeki en önemli etkinlik Barclays'ın sponsorluğunda gerçekleşen Dubai Tenis Şampiyonası. Dünya sıralamasındaki ilk 10 raketin tamamının, ilk 20'deki isimlerden ise 15'inin katılacağı turnuvanın para ödülü 2 milyon dolar. Turnuva bugün başlamasına karşın çok farklı bir olay ile gündeme geldi. Turnuvaya katılmaya hak kazanan İsrailli tenisçi Shahar Peer'e Birleik Arap Emirlikleri tarafından vize verilmedi. Bu nedenle de Peer turnuvaya katılamıyor.
İsrail'in Gazze saldıları sırasında fazla sesi çıkmayan Arap ülkelerinden olan BAE'nin sportif alanda bir yaptırım uygulaması tepki çekmiş. WTA Başkanı ve CEO'su Larry Scott, turnuvaya katılmaya hak kazanmış bir tenisçinin bu hakkının elinden alınamayacağını belirtmiş. Sonra üstü kapalı bir şekilde uyarıda bulunmuş WTA yönetiminin bu tavrı dikkate alacağı ve turnuvanın takvimdeki yerini tekrardan gözden geçireceği şeklinde. Scott konulmuş da turnuvanın Grand Slamlerden sonra takvimdeki en özel turnuvaların başında geldiğini görmeyi unutmul. İşin içine maddi menfaatler girince herşey birden değişebiliyor. Bu olayda da herkese uyan bir çözüm bulurlar elbet...

la bombonera'da atp tour

ATP World Tour 250 series içerisinde yer alan Copa Telmex olarak da bilinen ATP Tour Buenos Aires turnuvası önümüzdeki hafta başlayacak. 600 bin dolar toplam para ödüllü turnuvaya 16-22 Şubat tarihleri arasında Buenos Aires Lawn Tennis Club ev sahipliği yapacak. Turnuvanın tanıtımı amaçlı olarak La Bombonera'da oynanan Boca Juniors - Newell's Old Boys maçı öncesinde Carlos Moya ve Gaston Gaudio bir gösteri maçı yaptı. Her iki tenisçi de ATP Buenos Aires'te seri başı olarak mücadele edecekler. Yalnız bu gösteri maçı Boca'ya uğurlu gelmedi. Roberto Sensini'nin takımı Schiavi ve Bernardello'nun golleriyle sahadan 2-0 galip ayrıldı.

4 Ocak 2009 Pazar

avustralya açık arifesinde

Sezonun ilk Grand Slam'i Avustralya Açık'a 2 hafta kaldı. Tenisçiler Melbourne'un havasına yakın mekanlarda peşisıra turnuvalara katılıyorlar. Geçtiğimiz haftayı Abu Dabi'de geçiren Rafael Nadal ve Roger Federer sezonun ilk ATP Tour turnuvası için Doha'ya geçtiler. Katarlılar "dünya sıralamasının ilk iki sırasını bulmuşken atraksiyon yapalım demiş" olmalılar ki Basra Körfezi'ndeki bir gezi teknesinin üzerinde gösteri maçı yaptırmışlar İspanyol ve İsviçreli'ye. Gerçi şaşırmamak lazım biz de Venus Williams'a Boğaziçi Köprüsü'nde, Anastasia Myskina'ya da Kız Kulesi'nde tenis oynatmıştık...