avustralya açık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avustralya açık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2011 Perşembe

avustralya açık'ın kiralık harfleri

Arkadaşlar Gael Monfils hayranı diyecek olduk ertesi gün de Andy Murray için tribünlerdeki yerlerini almışlar... İlerleyen günlerin şanslı tenisçileri kim olacak acaba... 

21 Ocak 2010 Perşembe

avustralya açık'ta seyirci rekoru


Avustralya Açık hararetli bir şekilde devam ederken seyircinin ilgisi de her geçen gün artıyor. Turnuvanın üçüncü gününde seyirci rekoru kırıldı. Dün oynanan maçlarda tribünlerdeki seyirci sayısı 66 bin 154'ü buldu. Bununla birlikte tribünden çıkarılan seyirci sayısında da bir rekora imza atıldı. Taşkınlık nedeniyle üçüncü gün tribünden çıkarılan seyirci sayısı 45'i buldu. Üç günün dışarı atılan seyirci sayısı da 70. Sırp, Hırvat tenisçiler, Fernando Gonzale ve Marcos Baghdatis turnuvaya devam ettiği sürece daha çok sayıda atılma hadisesi görürüz Melbourne'de...


15 Ocak 2010 Cuma

avustralya açık'ta ana tablo


Yılın ilk Grand Slam'i - benim de en sevdiğim- pazartesi günü Melbourne'de başlıyor. Havanın bir 42 dereceyi gördüğü ve tenisçilerin güneş kremlerinin yardımınayla antrenma yaptığı; ertesi gün ise rüzgarın şiddeti nden antrenmanda servis atmanın bile zorlaştığı Melbourne'de dün gece kuralar çekildi ve hem erkekler de hem de kadınlar da ana tablo belli oldu.
Kadınlarda Justine Henin ve Kim Clisjters ana tablounun alt kısmında yer alıyor. Henin ikinci turda Elena Dementieva ile eşleşecek. Rus raketi geçerse üçüncü turda olası bir Jelena Dokic maçı bekliyor Belçikalıyı. Çeyrek finale gelirse de iki Belçikalı Henin ve Clijsters oynayacak. Ki ana tablonun alt tarafına baktığımızda bu maçın galibi büyük ihtimalle finalist de olur. Ana tablonun altında Safina, Maria Sharapova, Kuzetsova ve Jankovic bulunuyor.
Ana tablonun üst tarafında iki Williams'ınd abulunması bizi finalde Serena-Venus eşleşmesinden koruyor. Ana tablonun üst tarafı daha zorlu gibi duruyor. Zvonareva, Ivanovic, Vesbina, Azarenka, Wozniacki, Radwanska, Hantuchova, Moulik ve Ouiden de ana tablonun üst tarafinda...
Erkeklerde ana tablonun üst tarafı daha zorlu gibi duruyor. En azından Federer'i zorlaması muhtemel isimlerin hepsi oraya gitmiş. Son iki maçtır İsviçreli'yi yenen Nikolay Davydenko çeyrek finalde kendisini bekleyebilir. Yine Lleyton Hewitt ya da Marcos Baghdatis üçüncü turda, Novak Djokovic de yarı finalde denk gelebilir İsviçreli'ye. Tabi Tsongo, Verdasco, Gulbis ve Soderling'in de ana tablonun üst tarafında olduğunu belirtmekte yarar var.
Ana tablonun alt kısmında rafael Nadal'ın kısmetinde ise Andy'lerden hem Murray hem Roddick olanı bulunuyor. Murray olanı Nadal ile çeyrek finalde eşleşme olasılığına sahip. Tabi son bir haftadır sakatlık sorunlarıyla uğraşan Gael Monfils'i geçmesi halinde İskoç raketin. Roddick ise Del Potro ile çeyrek finalde görüşebilirler.

14 Ocak 2010 Perşembe

avustralya açık'ın son 10 yılı...


2000: Andre Agassi
2001: Andre Agassi
2002: Thomas Johannson
2003: Andre Agassi
2004: Roger Federer
2005: Marat Safin
2006: Roger Federer
2007: Roger Federer
2008: Novak Djokovic
2009: Rafael Nadal

19 Mart 2009 Perşembe

skoko'nun profesyonelliği

Gençlerbirliği'nde bir sürü Avustralyalı top koşturunca bu durum Avustralya Devlet Televizyonu SBS'in ilgisini çekmiş olmalı ki Matthew Hall isimli muhabir gelip olayı yerinde izlemiş, Cem Onuk'la konuşmuş.
Gençlerbirliğini'nin Avustralyalılara yönelmesinin nedeninin Josip Skoko olduğunu söylemiş Onuk. Skoko'daki profesyonellik oldukça etkilemiş Gençlerli yöneticileri.
Haberin bir yerinde Cem Onuk Skoko ile ilgili ilginç bir de anısını anlatıyor. Kulüp her futbolcuya ev ve araba veriyor. Skoko villada oturmak istediğini aradaki farkı kendisinin ödeyeceğini söylemiş. Bununla da kalmamış "evin mobilyalarını ve diğer eşyalarını kendim alacağım" demiş. Cem Onuk merak etme "senin için gerekli eşyaları temin ederiz" deyince de kendisinin profesyonel bir sporcu olduğunu belirtip "arabam var onu Ankara'ya getirteceğim"demiş ve Porsche jeepini getirtmiş.
Cem Onuk 24 yıllık yöneticilik hayatında ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını, bir futbolcunun kendi cebinden parasını ödeyerek mobilyalarını ve eşyalarını aldığını gördüğünü söylemiş.
Gerçi Gençlerbirliği Skoko'nun oturduğu villanın aradaki farkını ödemiş, Avustralyalı'nın ödemesine izin vermemiş.

1 Şubat 2009 Pazar

avustralya açık'ın yeni kralı

Roger Federer, Pete Sampras'a yetişmek için Mayıs ayını ve Paris'i bekleyecek artık. Rafael Nadal'ı da enerjisi için tebrik etmek gerek. 48 saat içerisinde 9 saat 30 dakika kortta kalıp, 10 setlik iki maçtan da galip ayrılmak kolay iş değildir, yapacak tenisçinin sayısı da 2-3'ü geçmez... Blogun tenisçi yazarları C.E ile Rehavet'ten de bekliyoruz bir Avustralya Açık ve final değerlendirmesi. Üşenmeyin kardeşler, 2 satır yazın...

31 Ocak 2009 Cumartesi

14

Roger Federer'in yarın kazandığı takdirde Pete Sampras'ın 14 grand slam şampiyonluğu rekorunu egale edecek olması bütün turnuva, özellikle de geride kalan 3-4 gün içerisinde oldukça fazla yazılıp çizildi. Rekorun en azından yarın öğlene kadar tek başına sahibi konumundaki Pete Sampras, Federer'in henüz 27 yaşında olduğunu ve rekoru rahatlıkla 18-19 grand slam'e çıkarabileceğini söylemiş. Yalnız ben Sampras'ın bu rekoru kırarken bu kadar fazla tantana yapıldığını hatırlamıyorum. O zaman önemsizdi şimdi mi bu kadar önemli oldu...

pazar gündemi...

Herhalde çok sık karşılaştığımız birşey değil dünya üzerindeki önemli iki spor etkinliğinin aynı pazar gününe denk gelmesi. Son iki yıldır böyle. Önce sabah 10.30'da bizden 9 saat ileride, 10 bin kilometre ötedeki Güney Okyanusu kenarındaki Melbourne'de oynanacak olan Roger Federer- Rafael Nadal maçını izleyeceğiz kısmetse. Aradan 12 saat geçtikten sonra ise 7 saat geriden bizi takip eden, 10 bin kilometre ötedeki Meksika Körfezi kenarında yer alan Tampa'da oynanacak olan Super Bowl finali izlemeyi umacağız. Avustralya Açık'ın finalini Eurosport'tan seyretmemiz garanti, Super Bowl'un finali için bu kadar kesin konuşamıyoruz. Belki NTVSpor bir son dakika sürprizi yapar ve gece 01.00'de başlayacak maçı yayınlar. Öyle olmazsa geçen yıl ARD'den seyretmiştik, bu yıl da onlar yayınlarsa izleriz. Olmazsa başka kimler yayınlıyor ona bakarız. Geçen yılki kadar sürpriz bir Super Bowl bekliyorum. Steelers çok formda ama Cardinals ilk defa çıktığı Super Bowl'da da bir sürpriz yapar mı diyorum. Larry Fitzgerald son 3 maçtaki gibi oynarsa Cardinals bir ilke imza atabilir. Spors Illustrated her iki takımın da kazanması için sahip oldukları 5 faktörü yazmış, yazmakla da kalmamış yayımlanmış. Biz de Super Bowl sabahı yazarız SI'ın kurgularını.
Güzel bir pazar bizi bekliyor sabahıyla, gecesiyle... Fotoğraf: Michael Heiman/Getty Images

nadal & federer

Roger Federer yarın ki final maçına 2 gün 21 saat dinlenmiş olarak çıkacak. Buna karşın cuma günü 5 saat 14 dakika kortta kalan Rafael Nadal ise 1 gün 18 saat boyunca dinlenebilmiş olacak final maçı öncesi.

30 Ocak 2009 Cuma

allah gözünü doyursun!

Avustralya Açık'ın bayanlardaki finalistleri belli oldu. Benim açımdan sevmediğim iki ismin bu finali oynayacak olması maçı anlamsız kılıyor.
Dünkü çocuk Safina'nın finale çıkmasıyla bayan tenisinin ne kadar hızlı bir değişim geçirdiğini de bir kere daha anladım. Bizim çocukluğumuzda Gabriela Sabatini, Monica Seles, Conchita Martinez ve Arantxa Sánchez Vicario ve Steffi Graf ablaların isimlerini sayardık. 90'ların ikinci yarısında İspanyolların yerini alan Martina Hingis kardeşimiz ve parlayan ama sonra da batan Jennifer Capriati'yi izler olduk. Lindsay Davenport ise bir tenisçiden daha çok mürebbiyeyi andırıyordu. Zamanında uyuz olurduk ama şimdi "harbi tenisçiymişsin" derim kendisi için. 2000'lı yıllarda ise kim kimdir, ne nedir demek için 10 dakika harcamam gerekiyor. Belçikalılar, Ruslar havada uçuşan isimler benim için. Bu kargaşa ortamında takdir edilesi isimlerdir Williams kardeşler. Her ne kadar Rehavet kardeşimizin tabiriyle manda kasa Mercedesleri andırsalar da 10 yıldır WTA turun içinde kendilerinden söz ettiriyorlar. Venus de biraz düşüş olsa da Serena çoğu zaman Ruslar'ı alt etmeyi başarıyor. Yarın sabah kariyerinin 10. Grand Slam zaferini kazanmak için Rod Laver Arena'ya çıkacak olan Serana, bir rekora da imza attı. Avustralya'da kazanacağı minimum ödül de hesaba katıldığı zaman Serena Williams tüm zamanların en fazla para ödülü kazanan bayan sporcusu oldu. 1995'te başladığı profesyonel kariyeri boyunca 22 milyon 700 bin dolar para ödülü kazanan Serena, bu kategoride ilk sıraya yerleşti. Williamsların küçük olanı böylece Lindsay Davenport'u 500 bin dolar, golfçü Annika Sorenstam'ı da 150 bin dolar geride bırakmayı başardı. Kariyerinin ilk para ödülünü 1995'te Kanada'da katıldığı bir turnuva da 240 dolarla kazanan Serena'ya; "Allah gözünü doyursun kızım!" diyoruz.

29 Ocak 2009 Perşembe

rod laver arena'nın çatısı #2

"Oyun benim istediğim gibi gidiyordu. Kortun üstü açıkken çok iyi oynuyordum. Kortun üstünü niye kapattılar bir türlü anlamadım"
Svetlana Kuznetsova'nın Serena Williams ile oynadığı, setlerde de 1-0 önde olduğu anda kortun kapatılması ile ara verilen ve daha sonra tekrar başlayan çeyrek final maçı sonrasındaki görüşü. (Kuznetsova maçı 2-1 kaybetti.)

rod laver arena'nın çatısı #1

"Kimse burada nasıl çalışacağını bilmiyor gibi. Hava sıcaklığı 40 dereceye ulaştığında çatıyı kapatmanız gerekir. Benim için gerçekten sürprizdi çünkü tahminler hava sıcaklığının bugün 41, yarın da 43 derece olacağını gösteriyordu. Ayın en sıcak haftasını yaşarken neden Rod Laver Arena'nın üstü kapatılmıyor."
Elena Dementieva'nın Carla Suaraz Navarro'yu 2-0 yendiği çeyrek final maçının ardından Rod Laver Arena'nın üstünün kapatılmaması ile ilgili olarak organizasyopn komitesine yönelik yaptığı eleştiri.

28 Ocak 2009 Çarşamba

melbourne'un sıcakları

Bu kadar çok sporcunun sıcaktan rahatsızlandığını düşünürsek geride kalan 10 gün içerisinde seyircilerden zahiyat olmamasına sevinmek gerek Avustralta Açık'ta. Melbourne'de hava dayanılamayacak derecede sıcaklığa ulaştı. Öğlen 2'de termometre 41 dereceye gösterince şu sıralar hâlihazırda 3. seti oynanan Serena Williams ile Svetlana Kuznetsova arasındaki çeyrek final maçının yarısında Rod Laver Arena'nın üstü kapatıldı. Zaten kapatılmasa ya seyircilerden ya da Williams-Kuznetsova ikilisinden biri fenalık geçirecekti muhtemelen. Serena'nın kıyafeti sıcaklığın tenisçileri ne kadar etkilediğini göstermeye yetiyor. Bu maçı Djokovic başta olmak üzere sıcaktan fenalaşan tenisçiler izliyorsa organizasyon komitesine iyi küfür ediyordur kesin...

27 Ocak 2009 Salı

ayılanlar, bayılanlar & sakatlananlar

Tuhaf bir Avustralya Açık geçiyor. Maçlarda mücadeleden çok hava sıcaklığının tenisçileri nasıl etkilediğini görüyoruz. Buna bir de sakatlıklar eklenince sürprizler beklediğimiz bir turnuva oldukça sıradanlaştı. Gael Monfils'in elinden sakatlanması, Novak Djokovic'in sıcaktan etkilenmesi -ki organizasyon komitesinin maç takvimini belirlerken yaptıkları yanlışların da bu durumun oluşmasında etkili olduğunu düşünüyorum (gece 3'te biten Baghdatis maçının ardından öğlen 3'e konulan Djokovic maçı gibi)- Erkeklerde iki Fransız Simon ve Tsongo'nun ekstra performansı ile Nadal'ı devre dışı bırakmaları tekdüze bir finalden kurtarır bizi. Andy Roddick'in Roger Federer karşısında çok da fazla şansı olduğunu düşünmüyorum. Hele ki bugünkü del Potro maçını seyrettikten sonra. İsviçreli turnuvanın başındaki durgunluğunu 2 vites arttırarak geride bırakmış görünüyor.
Bayanlarda kimin finalist olacağını söylemek pek de mümkün değil. Safina'nın finale çıkmaması en büyük dileğim. Önüne düşen, içeride olan bir topun çizgi hakemi tarafından yanlış karar verirerek dışarıda ilan edilmesine kayıtsız kalarak "spor etiği" açısından sınıfta kalmıştır bu Tatar kızı. Jelena Dokic biraz daha dikkatli olabilse ve ilk servislerini daha etkili atsa kendisini son dörttr görmemiz mümkün olacaktı. Avustralya Açık'ın çekirgesi Safina'nın da yarı finalde Vera Zvonareva'ya karşı hüsrana uğraması sevindirecektir bizi. Gerçi Zvonareva da Marion Bartoli'nin sıcaktan etkilenmesiyle oldukça kolay bir maç kazandı. Ana tablonun diğer tarafında Elena Dementieva herkesi ezip geçecek gibi. Oradan Serena ile Dementieva yarı finali oynar gibi geliyor ama Dokic'ten sonra turnuvanın iki numaralı sürprizi Carla Suarez Navarro'nun geçen yılki Roland Garros çeyrek finalinden daha büyük bir başarıya ulaşması pekala mümkündür.
Çeyrek final neticelerini yarın ayrı bir postla değerlendirir, ne kadar yanıldık ne kadar doğru yazdık görürüz.

25 Ocak 2009 Pazar

melbourne'ün fransızları

Avustralya Açık Fransız raketler, daha doğrusu erkek raketler için fena geçmiyor. Son 16'ya üç tane Fransız kaldı. Gerçi bahtsızlık mı demek gerek bilemiyorum ama hepsinin de ana tablonun üst tarafında olması finalde kadar birbirleriyle eşleşmeleri anlamına geliyor en iyi ihtimalle. Ki çeyrek finale kalmak için Gael Monfils ile Gilles Simon birbirleriyle oynayacaklar. Bu ikiliden kazananı, çeyrek finalde bir sürpriz olmazsa Rafael Nadal bekleyecek. Geçen yılın finalisti Jo-Wilffried Tsongo ise James Blake'i eleyerek sezonun en formda ise Andy Murray'e -tabi bir sürprize kurban gitmezse İskoç- rakip olacak. Grand Slamlar tarihine bakıldığında Fransız raketler kupa kaldırmaya yıllardır hasret olduğu orata çıkıyor. Melbourne'de en son kazanan Fransız Jean Borotra bu başarıyı elde ettiğinde takvim yaprağı 1928 yılını gösteriyormuş. O yıl bir başka Fransız Henri Cochet'e de Amerika Açık'a kazanmış. Ki o tarihten bu yana Amerika Açık'ı kazanan bir Fransız yok. Wimbledon'da ise şampiyon olan son Fransız Yvan Petro. 1946'da Avustralyalı Geoff Brown'u yenen Petro'nun ardından final gören Fransız da olmamış. Bir Fransız raketin kazandığı en son Grand Slam Roland Garros. Yannick Noah 1983'te evindeki turnuvayı kazanarak tarihe geçmeyi de başarmış 37 yıl sonra Grand Slam kazanan ilk Fransız olarak.

tenis seyircisi!

Rod Laver Arena'da Baghdatis ile Djokovic arasında oynanan 4. tur maçından... Fotoğraflar: GREG WOOD/AFP/Getty Images

pazar günü & avustralya açık mesaisi

Kendi kendime "yılda 1 kere seyretme şansımız var geride kalan 50 haftadaki pazar günlerinde acısını çıkartırsın" diyerek hava ağırmadan kalktık ve Eurosport'un başına kurulduk ki iyiki de kurulmuşuz. Avustralya Açık grand slamler içerisinde Roland Garros ile birlikte tuttuğum iki turnuvadan biridir. Her daim sürprize açıktır, favorilere güle güle diyebilecek isimler çıkartır bu turnuva. Bu yıl da değişen birşey yok. Gerçi biz Andy Murray'in 70 yıllık bahtsızlığı kırması bekliyoruz lâkin bir sürpriz şampiyona da itirazımız olmaz. Bu yıl da bizi sürprizlerin beklediğine inanıyorum en azından bugün oynanan maçlar sürprizler olur dedirtti.
Günün en sevindirici gelişmesi küllerinden doğmaya çalışan Jelena Dokic'in çeyrek finale yükselmesiydi. Merak edenler için Flying Dutchman'in geçen haftaki postunu öneririz Dokic hakkındaki. 2003'te dünyanın en iyi 4 bayan tenisçisinden biri olan Avustralyalı/Sırp raketin 3 yılda yaşadığı çöküşle dünya sıralamasında 600'lü sıraladığını hatırlatmak gerek bu turnuvada elde ettiği başarının önemi için.
Evet Jelena, Alisa Kleybanova'yı geçti ve 5 yıl sonra ilk kez bir grand slam'de son 8 kalmayı başardı. Bu, aynı zamanda onu sıralamada ilk 100'e de taşıdı. Sezon sonuna kadar ilk 15'e girmeyi hedeflediğini söyledi kendisi maç sonunda. Bu performansını sürdürebilirse beklediğine daha çabuk ulaşabilir. Kleybanova için çok da üzülmedim, henüz 19 yaşında ve muhtemelen onun adını daha sık telaffuz edeceğiz ilerleyen yıllarda.
Pazar gününün mucizelerinden biri Jelena Dokic ise bir diğeri de Dinara Safina'ydı. Alize Cornet karşısından 3. sette 5-3 yenik durumdayken 40-15 geriye düşmesine karşın iki kere maç puanını çevirmeyi başardı genç Tatar. Ardından da arka arkaya 4 set birden kazanmayı bildi. Cornet maç sonunda büyük bir şok yaşıyordu ki haklıydı yaşadığı şokta. Eline gelen maçı nasıl olduğunu anlamadan kaybetmişti.
Erkeklerde, bayanlardaki kadar olmasa da bir sağlam geri dönüşü de Roger Federer yaptı. Çek Tomas Berdych karşısında 2-0 geri düştü, üstelik oyundan da kopmak üzereydi ama boşu boşuna 13 Grand Slam kazanmamış bu adam dedirtti İsviçreli ve çeyrek finale çıktı zorda olsa.
Melbournelüler için keyifli bir pazar günü geride kaldı hatta pazartesi gününü yaşamaktalar. Şu sıralar Melbourne'de saatler gece 1'i gösteriyor. Lâkin Rod Laver Arena'da Djokovic ile Baghdatis arasındaki maç devam ediyor. Bu maçı izleyip de sabah işe gidecek Melbournelüler'i de takdir etmek gerek. Gerçi böyle eğlenceli bir gecenin ardından da yeni haftaya başlamak ayrı bir keyif olsa gerek.
Fotoğraf: Lucas Dawson/Getty Images

22 Ocak 2009 Perşembe

obama melbourne'de!

Barack Obama'nın rüzgarı Melbourne'e kadar ulaşmış. Flavia Pennetta ile Jessica Moore arasında Margaret Court Arena'da oynanan 2. tur maçında seyircilerden bir bölümü ABD'nin yeni Başkanına göndermede bulunmayı ihmal etmemiş.
Fotoğraf: TORSTEN BLACKWOOD/AFP/Getty Images