sırbistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sırbistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2010 Perşembe

partizan 1992 & sasha djordjevic

Partizan’ın 1992 yılında İstanbul’daki sürpriz şampiyonluğunda Predrag Daniloviç ile birlikte en büyük pay Sasha Djordjevic’indi. 18 yıl aradan sonra Partizan’ın o günkü gibi genç bir kadro ile sürpriz bir şekilde dörtlü finale kalması o takımdaki isimleri de gündeme getirdi. Sırp Tanjug haber ajansı, bu haftasonu Eurosport için EuroCup dörtlü finalinde yorumculuk yapacak Djordjevic ile keyifli bir röportaj yapmış. Biz de röportajı elimizden geldiğince buraya aktaralım dedik.
İstanbul’daki dörtlü finali, kulüp kariyernin en güzel anı olarak nitelendiriyor Sasha Djordjevic. Çok genç bir takımın hayalinin gerçekleştiğini söyleyen Sasha, o günkü savaş konjonktüründe evlerinde hiçbir maç oynamadıklarını vurguluyor, 2010 model Partizan’ın bu açıdan şanslı olduğunu müthiş seyirci desteğini arkasında bulduğunu belirtiyor. Ayrıca da bu atmosferde oynayan Partizanlıları kıskandığını da söylüyor Sasha Djordjevic. Maccabi maçı sonrası Djordjevic’i en fazla etkileyen şey, takımın bu başarıyı normal karşılaması, deliler gibi kutlamaması olmuş. “Basketbolcuların hepsi mutluydu, gülümsüyordu, sevinçten havaya sıçramıyorlardı ya da şampanya patlatmıyorlardı. Bu onların karakterini ve daha fazla başarı istediklerini gösteriyordu” diyor Sasha Djordjevic.
Dörtlü finalde ezeli rakip Kızıl Yıldız gibi başka bir kırmızı-beyazlı takımlı oynuyor Partizan. Sezon içerisinde oynadıkları iki maçtan birini kazanmıştı Belgrad ekibi. Djordjevic’e göre tecrübe ve büyük maçların baskısı önemli faktörler bu tür maçlarda özellikle de büyük miktarda para yatırıp, çok fazla yatırım yapan takımlar için. Sasha Djordjevic dörtlü finalde rakip olarak Barcelona ya da Olympiakos’u tercih ediyor. CSKA’nın oldukça büyük tecrübeye sahip olduğunu, bu yıl da şampiyonluk için diğer takımlara göre daha az şans tanınmasının onların üzerinde baskı olmamasını sağladığını, bunun da Rusların avantajı olduğunu düşünüyor.
Röportajın sonunda ise “Şampiyonlukları getiren savunmadır. Partizan belki de Avrupa’nın en iyi savunma yapan takımı. Benim onlara vereceğim mesaj oyunlarını oynamaları” diyor Sasha Djordjevic.

23 Mart 2010 Salı

kızılyıldız'da işler kötü...

Kızılyıldız'da saha dışında işler iyi gitmiyor. Mâli sorunlar takımı olumsuz şekilde etkiliyor. Adriyatik liginden ilk 10'un içerisinde değiller. EuroCup'da Türk Telekom'a yenilerek çeyrek finale kalamadılar.
Kulübün 12 milyon avro borcu bulunuyor. Sezon başında bütçe 5 milyon, gelirler de 1 milyon avro olarak planlanmıştı. Fakat bu planlar yapılırken bazı oyunculara iki yıldır maaşları ödenemiyordu. Hâlihazırda kulübün 16 bin avro ödenmemiş telefon faturası borcu duruyor. Kulüp doktoruna 12 aydır maaş verilmiyor. Kulübün güvenlik görevlileri de 15 aydır maaşlarını alamıyor. Bunlara ek olarak kulübün logosu da rehine düşmüş durumda 300 bin avroluk borç nedeniyle. Kulüp yönetimi ödenecek borçlar sıralamasında ilk maddenin bu olduğunu belirtiyor.
Bu kadar zor koşullarda maça çıkan Kızılyıldızlı basketbolcuları ve antrenör Aleksandar Trifunović'i takdir etmek gerekiyor.

31 Aralık 2009 Perşembe

sırbistan'ın "banu güven"i holiganlardan dertli...


Brankica Stanković, Sırbistan'ın en ünlü televizyon yüzlerinden. Ülkedeki en büyük özel televizyon B92'de "Insajder"-insider adlı programın yapımcısı ve sunucusu. Brankica için bir ay öncesine kadar herşey yolundaydı.
Fakat Avrupa Ligi maçı öncesinde Partizanlı taraftarlar ile Toulouselu taraftar arasında çıkan kavgada bir Fransız taraftarın hayatını kaybetmesinin ardından Stanković için de kabus dolu günler başladı.
Televizyon programında Partizanlı taraftarların karıştığı fakat cezalandırılmadıkları holiganizm, cinayet, uyuşturucu ve saldırı bağlantılı olayların listesini yayınladı Brankica Stanković. Programın ardından ölüm tehditleri almaya başladı Sırp televizyoncu. Hatta Partizan'ın Belgrad'da Efes Pilsenle oynadığı maçın ardından tribünlerde Brankica Stankovic'e tahmin edebileceğiniz gibi küfürler ve tehditler dolu tezahüratlar yapılmaya başlandı.

Olay çığrından çıkmaya doğru gelişince B92 çalışanları da tepkilerini göstermeye başladılar. Televizyon çalışanları B92 binasının önünde pankart açarak Brankica Stankovic'e destek verdi.
B92'nin CEO'su Veran Matić radikal bir çağrıda bulundu. Partizan'ın holiganları temizleyen kadar sponsorların kulübe verdikleri desteğin çekilmesini, Partizan'ın maçlarının da seyircisiz oynanmasını istedi. Yaşanılan olayların ancak bu şekilde duracağına ve sorunlu taraftarın bu şekilde temizleneceğine inanıyor Veran Matić.
Partizan tarafında ise Matić'in bu sözlerine cevap Duško Vujošević'ten geldi. Partizan'ın antrenörü bütün taraftarların holigan ve suçlu ilan edilemeyeceğini, sadece küçük bir kesimin bu olaylardan sorumlu olduğunu ve bu nedenle de kulübün ve bütün taraftarların cezalandırılmasının anlamsız olacağını söyledi.
Partizan'ın basketbol takımının  başkanı Predrag Danilovic de durumdan kişisel olarak üzüntü duyduğunu fakat kulüp adına resmi bir girişimin söz konusu olmayacağını belirtti.

Konunun kahramanı Staknkovic ise Yunan gazetesi Kathimerini'ye konuşmuş. Sırp Televizyoncu, “Beni bu kadar çok endişelendiren şey tehditler değil, bu grupların hâlâ bu denli güçlü olması. Sırbistan’da gazetecilerin polis koruması altında çalışmak zorunda kalması tam bir skandal. Üstelik tüm bunlar, devlet olaya el koyduğunu söyledikten sonra oluyor” demiş.
Olayla ilgili gelişmeler olursa elbetteki bloga yazacağız. Ki herkesin fikir belirttiği bu konuda medyanın -en azından- Sıbistan'da ne kadar güçlü olduğunu göstermesi açısından da izlemek gerekiyor...

19 Aralık 2009 Cumartesi

partizan'ın yeni yıldızı aleks maric

Partizan'ın her sezon Avrupa basketboluna bir uzun armağanı bu yıl da devam ediyor. İki sezon önce Pekovic, geçtiğimiz sezon da Veličković parlamıştı Euroleague performansları ile. Her ikisi de harika geçen sezonların ardından Avrupa'nın büyük kulüplerinin yolunu tuttu.
Partizan'ın bu sezon parlattığı isim ise Aleks Maric. Avustralyalı\Sırp pivot, Pekovic ve Veličković kadar genç değil, 25'inde. Fakat Avrupa basketbolunun ilgisini Euroleague'de oynamaya başlayınca çekti. Bu sezon iki defa haftanın oyuncusu seçildi Euroleague'de. Ki bunlardan birinde Efes Pilsen'e karşı sergilemiş olduğu 34 sayı ve 16 ribaundluk performansla haftanın oyuncusu seçilmesini sağladı.
Alesk Maric'in ilginc bir hikayesi var. Ailesi 1970'lerde Avustralya'ya yerleştiği için o da Sydney'de doğmuş. Neredeyse her Avustralyalı sporcu gibi spora spor enstitüsünde başlamış. Australian Institute of Sport'un ardından lise öğrenimi için Birleşik Devletler'e gitmiş. Daha sonra Nebraska Üniversite'sinde 4 yıl oynadıktan sonra İspanya'ya gelmeye karar vermiş. Üniversite performansı hiç de fena değildi. hem 2007'de hem de 2008'de Big 12'in en iyi ikinci beşine seçildi. Kansas State'e 41 sayı, Missouri'e karşı 31 sayı-19 ribaund, Iowa State'e 36 sayı-12 ribaundluk performanslar gösterdi. Fakat atletik özelliklerinin çok çok sınırlı olması nedeniyle NBA şansı söz konusu olamadı Maric'in.

ACB'de de kötü bir sezon geçirdi. Granada'da çok fazla süre bulamadı. Coach Trifón Poch onu 12 dakika ortalama ile oynatınca istatistikleri de göz doldurmadı doğal olarak.
Sezon başında Partizan'dan gelen teklifi değerlendirdi ve doğru bir iş yaptı. İspanya'da aldığının neredeyse 2.5 katı kadar bir süre alıyor Maric. Bunun sonucunda da Euroleague'de yüzde 72 2'lik yüzdesiyle 18 sayı 10 ribaund ortalamaları ile oynuyor. Maric'in bu performansına şaşırmamak lazım. Basketbolun daha teknik oynandığı Avrupa basketbolunda yüzü dönük şutu olan, her iki elini de kullanabilen bir pivotun iş yapmaması çok zor kendisi istemediği sürece.
Aleks Maric Europleague'de normal sezonun 8 haftası geride kalırken en değerli oyuncu sıralamasında birinci, sayı ve ribaund kategorilerinde de ikinci sırada. Avustralyalı/Sırp oyuncunun bu performansında Duško Vujošević'in de hakkını yememek lazım.

Maric'in bu olağanüstü performansı farklı bir konuyu da gündeme getiriyor. Partizanlı basketbolcu hem Avustralya hem de Sırbistan vatandaşı. Hatta Avustralya'nın şampiyon olduğu 2003 yılındaki FIBA 19 Yaşaltı Dünya Şampiyonası'ndaki kadroda yer alan isimlerden biriydi. 2005'teki 21 Yaşaltı Dünya Şampiyonası'nda da Avustralya Milli Takımı'nda yer alıyordu.
Normal koşullarda Avustralya Milli Takımı'nda oynaması bekleniyor Maric'in. Fakat bu haftaiçi Sırbıstan antrenörü Dusan İvkovic, Maric gibi kaliteli bir oyuncunun Sırbistan Milli takımı'nda yer almasını her antrenörün isteyeceğini belirtti. Ardından Sırbistan Basketbol Federasyonu Başkanı Dragan Kapicic de bu konuyla ilgili olarak Avustralyalılar ile görüşeceklerini söyledi.
Avustralya cephesinde ise Maric'in İstanbul'da milli takım forması giyeceğinden emin olduğu açıklaması yapıldı. Partizanlı basketbolcunun tercihinin ne olacağı şimdilik belli değil. Avustralyalıların, Maric'in kendilerine milli takımda yer alacağını söylediğine dair açıklamaları olsa da.
Son 6 aydır Belgrad'da yaşayan ve Vlade Divac'a olan hayranlığı nedeniyle 21 numaralı formayı giyen bir basketbolcuya Sırbistan Mill Takımı'nda oynaması için teklif yapıldığında bu teklifi reddetmesi oldukça zor görünüyor.
Ki Neven Subotić ve Milorad Čavić gibi örnekleri de unutmamak gerekiyor. Aleks Maric'in Sırbistan adına oynamak istediğini belirtmesi halinde bile Avustralya'nın bunun için izin vermesi gerekiyor. Aksi takdirde Maric'in Sırbistan forması giymesi mümkün değil. Postu sonlandırırken hatırlatmakta fayda var Türkiye'deki Dünya Şampiyonası'nda Sırbistan ile Avustralya aynı grupta mücadele edecek.

28 Kasım 2009 Cumartesi

belgrad derbisinin ardından...



Kızılyıldız eline kadar fırsatı tepti. Yaklaşık 40 dakika 10 kişi oynayan Partizan'a kendi sahasında 2-1 yenildi. Böylece puan farkı da 7'ye çıkacakken 1'e düştü.
Partizan'ın 10 kişi kaldıktan sonra eski Kızılyıldızlı Cleo'nun harika golüyle öne geçmesi evsahibinin maça ne kadar konsantre olamadığının bir göstergesiydi. Maçtan önce Kızılyıldız'a gol atacağını söyleyen Brezilyalı ftubolcu da boş konuşmadığını gösterdi.
Partizan'ın golünün ardından ve maç sonunda tribünler karıştı. Hem Partizanlılar hem de Kızılyıldızlılar itfaiyenin müdahelesiyle karşılaşmak için elinden geleni yaptılar ve başarılı da oldular. Benim dikkatimi çeken koltukları sökecek ve  polise atacak kadar güçlü kadın taraftarın olmasıydı tribünlerde...

22 Ekim 2009 Perşembe

başkanlığa aday

Geçtiğimiz sezon Rubin Kazan'da lig şampiyonluğunu kazanmasının ardından profesyonel futbol kariyerine son vermişti Savo Milošević.
Futbolu bıraktıktan sonra 13 yıllık yurtdışı macerasının ülkesine dönen Sırp futbolcu hayatını futbolun yörüngesinde devam ettirecek. Milošević, Aralık ayı içerisinde yapılacak olan seçimlerde Partizan'ana başkan adayı olduğunu açıkladı.
Seçilmesi halinde de Predrag Mijatovic'in Milosevic'in danışmanı olacağı konuşuluyor.  Ki Mijatovic de Blic'e verdiği röportajda bu teklife olumlu baktığını yalanlamıyor.
Savo Milošević - Predrag Mijatovic ikilisinin seçilmesi halinde Sırbistan futbolunun hareketli günler geçirmesi muhtemeldir.

11 Ekim 2009 Pazar

belgrad 2010






Sırbistan 2006'da Almanya'da düzenlenen dünya kupasının ardından 47 yıl sonra ilk kez üstüste ikince kez bir dünya kupasına katılmaya hak kazandı. En son 1958'de İsveç'te düzenlenen kupanın ardından 1962'deki turnuvada da yer almıştı Yugoslavya olarak. Hatta Şili'de düzenlenen o dünya kupasında tarihlerinin en iyi derecesini almıştı Sırplar dördüncülükle.
Sırbistan, 2006'da 32 takım içerisinde en kötü performansı göstermiş ve 3 mağlubiyet, yenilen 10 golle turnuvaya erken veda etmişti. Güney Afrika'da mücadele edecek Radomir Antiç'in Sırbistan'ı ise hem kadrosu hem de oynadığı futbolla sürpriz yapabilecek ekiplerden kontejanında kendine yer bulabilir; Almanya'daki felaket performansın izlerini silebilir. Dün akşam Romanya'yı 5 golle geçerken hücum yollarında geçtiğimiz maçlarda olduğu gibi fazla sıkıntı çekmedi Sırplar. Güney Afrika'da da bu potansiyellerini göstermeye devam ederlerse Belgrad'da dün akşam izlediğimize benzer sevinçleri gelecek haziran ayında ekranlarda bol bol seyrederiz...

20 Haziran 2009 Cumartesi

21 yıl sonra ilk transfer

Sırbistan'daki ilginç transfer haberlerinden bir tanesi de geçtiğimiz sezon Kızılyıldız formasıyla 24 maçta 12 gol atan Brezilyalı Cleo'nun Partizan'a transferi.
Bu transferin önemi 21 yıl sonra Partizan ile Kızılyıldız arasında bir futbolcu transferi gerçekleşmesine dayanıyor. En son 1988'de Goran Milojevic, Kızılyıldız'dan ayrılıp Partizan'a transfer olmuştu. O günden bugüne de iki kulüp arasında oyuncu transferi yaşanmadı.
Cleo'nun transferi Kızılyıldız taraftarlarını kızdıracak gibi. Brezilyalı futbolcu "Kulübün maddi durumu belli. Koşullarda anlaşamadığımız için ayrıldım. Kızılyıldız taraftarı bu durumu anlayışla karşılayacaktır" dese de spor basını Cleo'nun kendisi ve ailesi için koruma tutması gerektiğini düşünüyor. Bu ayın başında eski Galatasaraylı Sasa İlic ve hamile eşi Tijana'ya Belgrad'da 3 Kızılyıldız taraftarının saldırdığını düşünürsek Cleo'nun bu transfer hadisesinden zeytinyağı gibi sıyrılması pek olası görünmüyor.