avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2010 Cuma

olympiakos'ta lale devri sona erdi

Son iki sezonun Avrupa'da basketbola en fazla para harcayan kulübüydü Olympiakos. Fakat bu paranın karşılığını bir türlü alamadılar. Son iki sezonda iki defa final-four görseler de ellerinde kalan geçtiğimiz sezonun Yunanistan Kupası oldu sadece. 
Bu sezona ise maliyetleri yüksek oyuncularla yolları ayırmakla başladılar işe. Klezia ve Josh Chidress NBA'e geri döndüler. Buna karşılık Matt Nielsen ve Spanoulis takıma katıldı. 
Olympiakos'taki zorunlu değişim devam ediyor Yunan ekonomisinin içinde bulunduğu zor duruma bağlı olarak. Basketbol şubesinden sorumlu Angelopoulos kardeşler aldıkları yeni bir kararla oyuncuların aldıkları ücretlerde yüzde 20 kesintiye gittiler. Haberin kaynağı "Sportnet" İnternet sitesi.
Siteye göre bu kararın alınmasındaki neden ise vergi zorlukları. Yunanistan'da ekonomik kurtarma paketi çerçevesinde vergi oranlarının arttırılması karşısında Olympiakos böyle bir çözüm buldu.
Fakat alınan kararın yeni transferler, Spanoulis ve Matt Nielsen'e uygulanmayacak olması diğer oyuncuların keyfini kaçıracak gibi görünüyor...

20 Temmuz 2010 Salı

macijauskas yeni işini buldu

Avrupa'nın belki de dünyanın sayılı şutörleri arasındaydı Arvydas Macijauskas. Tau Ceramica ile geçen harika sezonların ardından NBA'in büyüsüne kapılıp New Orleans Hornets'in teklifini kabul ettiğinde kariyerinin en büyük hatalarından birini yapmıştı. Hornets'ta neredeyse hiç forma şansı bulamayınca ertesi sezon Avrupa'ya döndü. Başka bir kötü seçimle Olympiakosla anlaştı. Oldukça yüklü bir sözleşmeye imza atan Macijauskas, sezon boyunca istenilen performansı sergileyemedi. Bunda yaşadığı sakatlıkların da rolü büyüktü. Olympiakosla yaptığı sözleşmedeki ağır maddeler nedeniyle bir türlü Yunan ekibinden ayrılamadı her ne kadar basketbol oynamasa da. Sakatlığın ardından basketbola geri dönmek için çabalasa da henüz 30'unda emekli olmak zorunda kaldı.
Aryvdas Macijauskas emekliliğini açıklamasının üzerinden iki ay geçmişti ki hayatnın geri kalanında ne yapacağı belli oldu. Litvanyalı basketbolcu, Lietuvos Rytas'ın rezerv takımı olarak kabul edilen Perlas Vilnius'tan gelen yardımcı antrenörlük teklifini kabul etti. 
Perlas Vilnius geçtiğimiz sezon Litvanya Birinci Ligi'ne yğkselmişti. İlk sezonunda ligi sekizinci sırada tamamlayıp play-off'a kapağı atan Vilnius ekibi, ilk turda Lietuvos Rytas'a elenmişti. Macijauskas'ın basketbolculuk kariyerinde yaptığı çıkışı Perlas Vilnius'ta da göstermesi durumunda antrenör sirkülasyonu açısından oldukça hareketli olan Litvanya basketbolunda kısa zamanda önemli yerlere geldiğini görmek mümkün olabilir... 

23 Mart 2010 Salı

kızılyıldız'da işler kötü...

Kızılyıldız'da saha dışında işler iyi gitmiyor. Mâli sorunlar takımı olumsuz şekilde etkiliyor. Adriyatik liginden ilk 10'un içerisinde değiller. EuroCup'da Türk Telekom'a yenilerek çeyrek finale kalamadılar.
Kulübün 12 milyon avro borcu bulunuyor. Sezon başında bütçe 5 milyon, gelirler de 1 milyon avro olarak planlanmıştı. Fakat bu planlar yapılırken bazı oyunculara iki yıldır maaşları ödenemiyordu. Hâlihazırda kulübün 16 bin avro ödenmemiş telefon faturası borcu duruyor. Kulüp doktoruna 12 aydır maaş verilmiyor. Kulübün güvenlik görevlileri de 15 aydır maaşlarını alamıyor. Bunlara ek olarak kulübün logosu da rehine düşmüş durumda 300 bin avroluk borç nedeniyle. Kulüp yönetimi ödenecek borçlar sıralamasında ilk maddenin bu olduğunu belirtiyor.
Bu kadar zor koşullarda maça çıkan Kızılyıldızlı basketbolcuları ve antrenör Aleksandar Trifunović'i takdir etmek gerekiyor.

22 Mart 2010 Pazartesi

seri roma'da son buldu...

Siena son iki sezondur olduğu gibi bu sezonun da İtalya'daki en büyük favorisi. Normal sezonun 2/3'ü geride kalırken Montepaschi hem sezonun ilk yenilgisiyle tanıştı hem de  bir yılı aşkın bir rekor da sona erdi.
Ligin 23. haftasında Roma deplasmanında Lottomatica'ya konuk olan Siena, ilk çeyrekte yediği 14 sayılık farkı maç sonuna kadar eritemeyince, Toscanalılar'ın Mart 2009'dan bu yana süren yenilmezlik serisi son buldu. Ligde en son, şu sıralar ikinci ligde mücadele eden Fortitudo Bologna'ya yenilen Siena, 41 maçtır sahadan mağlup ayrılmıyordu. İtalya Kupası'nda oynadığı ve kazandığı üç maç da dikkate alınırsa Siena, yenilmezlik serisini 44 maça çıkarmıştı.
Roma, Siena'yı yenerek hem yenilmezlik serisine son verdi hem de play-off yolunda önemli bir adım atmış oldu...

20 Aralık 2009 Pazar

her yerde kar var...


Stockport'tan Floransa'ya, San Sebastian'dan Liege'e Avrupa futbolu kar yağışının muhalefetine takılmış durumda...

27 Kasım 2009 Cuma

derbiler haftasonu


Her ne kadar haftasonunun en önemli hadisesi Nou Camp'daki El Clasico olsa da futbol adına sağlam derbiler dolu bir haftasonu bizi bekliyor.
Everton - Liverpool , Arsenal - Chelsea bu haftasonunun bilinen derbileri. Lâkin bu maçlar kadar heyecanlı başka derbiler de söz konusu haftasonu boyunca. Yunanistan'da yılın maçı pazar akşamı 7'de Karaiskakis'de oynanacak. Panathinaikos, Olympiakos'a konuk olurken Pire ekibinin 2 puan önünde lider. Henk ten Cate'nin takımı için beraberlik iyi sonuç. Zico da Olympiakos'un başında ilk PAO maçına çıkacak. Fenerbahçe - Galatasaray maçlarından tecrübelidir bu kadar gerilime. Maçtan sonra bir gazeteci çıkıp da sorsa keşke İstanbul derbisi ile Atina derbisi karşılaştırmasını.
Haftanın bir başka şehir derbisi de İber Yarımadası'nda. José Alvalade'de Sporting, Benfica'yı ağırlayacak. Benfica ve Braga'nın 11 puan ardında olan Sporting için bu maçın kaybedilmesi ligde sezona havlu atılması anlamına geliyor. Benfica için ise son yıllarda Sporting deplasmanında çıkacağı en rahat maç yarın akşam 23.15'teki karşılaşma.
Haftasonunun Balkanlar'daki bir başka derbisi Belgrad'da oynanacak. Cumartesi 17.15'te Kızılyıldız Stadyumu'nda Kızılyıldız ile Partizan karşılaşacak. Uzun bir aradan sonra Kızılyıldız bir Belgrad derbisine lider - hem de 4 puan farkla- çıkacak. Maçın adamı geçtiğimiz sezon Kızılyıldız'da forma giyen, sezon başında ise Partizan'a transfer olan Cleo. Brezilyalı futbolcunun 90 dakika boyunca işi zor olacak. Transfer döneminde Partizan'a imza atınca Kızılyıldız taraftarlarlarından tehdit mesajları almıştı Brezilya futbolcu. Kızılyıldızlı taraftarların Cleo'ya özel çalışmaları olacaktır tribünde elbet.
Dolu dolu bir bayram haftasonunda futbolun bayramı bizi bekliyor...

20 Kasım 2009 Cuma

euro 2012 torbaları


Pot 1: Spain (holders), Germany, Netherlands, Italy, England, Croatia, Portugal, France, Russia

Pot 2: Greece, Czech Republic, Sweden, Switzerland, Serbia, Turkey, Denmark, Slovakia, Romania

Pot 3: Israel, Bulgaria, Finland, Norway, Republic of Ireland, Scotland, Northern Ireland, Austria, Bosnia-Herzegovina

Pot 4: Slovenia, Latvia, Hungary, Lithuania, Belarus, Belgium, Wales, FYR Macedonia, Cyprus

Pot 5: Montenegro, Albania, Estonia, Georgia, Moldova, Iceland, Armenia, Kazakhstan, Liechtenstein

Pot 6: Azerbaijan, Luxembourg, Malta, Faroe Islands, Andorra, San Marino

25 Ağustos 2009 Salı

2 madrid'e 1 baskonia'ya

Ettore Messina işi sıkı tutuyor. Sezonun 6. ve 7. transferleri Sergio Vidal ve Pablo Prigioni oldu. Bu iki tecrübeli isim karşılığında geçtiğimiz sezon Fuenlabrada'da çok iyi bir sezon geçiren ve Ettore Messina öncesinde 5 yıllık sözleşme imzalanan Brad Oleson Bask ekibine yollandı. Prigioni - Oleson takası Temmuz ayı başından beri konuşuluyordu ve beklenen bir gelişmeydi. Sürpriz olan ise takasa Vidal'ın eklenmesi.
Böylece Ettore Messina 3 numarada Trevor Hansen'i Vidal gibi bir isimle yedeklerken, oyun kuruculuk pozisyonunda da Prigioni & Lull'dan oluşan, atmaktan ziyade takımı oynatan ve asist yapmaya meraklı bir guard ikilisine sahip oldu. Ayrıca Brad Oleson gibi kadrosunda düşünmediği bir isimden de kârlı bir alışverişle kurtuldu İtalyan antrenör. Messina'nın bir sonraki hareketi de Marko Tomas, Jeremiah Massey ve Lazaros Papadopoulos üçlüsünü satmak olacaktır. Üçüyle de işi yok İtalyan'ın. Gelen dedikodular Marko Tomas'ın Cibona ile anlaştığı ve Zagreb'e döneceği. Massey ile Papadopoulos da Avrupa basketbolunda her zaman iş yapacak adamlar olduklarından takım bulmak da zorlanmayacaklardır.
Basklılarda da değişim dolu bir yaz yaşanıyor. 20 yıldır -ta Kenny Green zamanlarından- Taugres-TAU Ceramica adıyla bildiğimiz kulüp, İspanyol bankası Caja Laboral'ın sponsor olmasıyla adını Saski Baskonia Caja Laboral olarak değiştirdi. Değişiklikler isimle de sınırlı kalmadı. Takım oldukça gençleşti. Kadrodaki en yaşlı isim 79'luk Walter Hermann. Zaten NBA'den dönen Arjantanli dışındaki herkes 1981 ve sonrası doğumlu. -Pek çoğu da 85 sonrası- Basklılar, Arjantinli oyun kurucuyu Madrid'e yollarken onun yerini bir başka Güney Amerikalı ile dolduracaklar. Brezilyalı Marcelinho Huertas da Prigioni gibi oynatmayı seven bir guard. Oyunun iki yönünde de fena değil. Huertas dışındaki 5'te zaten oldukça atletik. Hele Lior Eliyahu ve Tiago Splitter'dan oluşan potaltı Avrupa'nın en atletik ikilisi olabilir. Üstelik İsrailli forvetin de bir uzuna göre asist ortalaması da fena değil. Tabi takıma ve İspanya'ya uyum sağlamakta zorlanmazsa.
Ettore Messina'nın tecrübeli Real Madrid'i ile Duško Ivanović'in genç ve atletik Saski Baskonia Caja Laboral'ı yeni sezonun en dikkat çekecek iki takımı gibi görünüyor.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

colorado'nun tepelerinden atina'nın sahiline...

Olympiakos'u kriz filan etkilemiyor. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da NBA'in vasat üstü oyuncularından birini Pire'ye getirmeyi başardı Aggelopoulos kardeşler. Bu yazın Josh Childress'ı olarak Nate Robinson'a göz dikseler de smaç şampiyonunun Knicks'de kalmasıyla Linas Kleiza ile yetinmek durumunda kaldılar.
Her ne kadar Litvanyalı olsa da Kleiza'yı Avrupa basketbolunda sadece Litvanya Milli Takım fotrması ile izleyebildik. Kendisi NBA'in aldığı süre ile ters orantılı olarak çok iş yapan oyuncularından. Bir maç sonu istatistiklerine baktığınızda sahada sadece 15 dakika kalmasına rağmen 24 sayı attığını görebileceğiniz bir oyuncu Litvanyalı. Olympiakos onu Atina'ya getirmek için iki yıllığına 12 milyon 200 bin $ dolar ödeyecek. Takım arkadaşı Childress gibi onun da kontratında NBA'e gitme opsiyonu bulunuyor. Denver Nuggets onu sözleşmesini yenilemek için işi ağırdan alınca o da Avrupa basketbolunu tercih etti. Oyun tarzı ve şut isabeti Euroleague'in sayı kralı olması ihtimali güçlendiriyor Linas Kleiza'nın.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

deng ve gordon yok

İngiltere tarihinde ilk kez Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda yer alacak. Kadro olarak da sürpriz yapabilecek bir potansiyele sahipti. Luol Deng ve Ben Gordon gibi adamlarla iyi iş çıkartabilecek güçteydiler. Dili geçmiş zaman kullanıyoruz çünkü hem Deng hem de Gordon Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda yer almayacaklarını açıklamışlar.
Malum Luol Deng uzun süredir sakatlıkla uğraşıyordu. 2 hafta önce şut atmaya başlamış. Gelecek haftadan itibaren ise hafif koşuluyla devam edecekmiş antrenmalarına. EuroBasket 2009'a yetişmek için kendini riske etmek istemiyor haklı olarak. Adamın geçtiğimiz yaz İngiltere'nin bütün maçlarında çıkardığı işi düşününce bu yaz oynamamaya kararına hak veriyor insan.
Ben Gordon da Detroit ile iyi bir sezon geçirmek istediği için İngiltere Milli Takımına katılmamayı seçmiş. Bu durumda takımın en önemli isimleri de Pops Mensah-Bonsu ile Robert Archibald olacak. Onları desteği de emekliliği bir hayli yaklaşan Andy Betts sağlayacak gibi görünüyor.
Gordon ve Deng ile izlemesi zevkli bir takım olacaktı İngiltere. Bu haliyle sıradan bir turnuva takımı olarak gruptan çıkmaları oldukça zor gibi...

13 Temmuz 2009 Pazartesi

barcelona elini çabuk tuttu

Piyasada boşta olan en önemli uzundu Terrence Morris. Efes Pilsen ile adı fazlaca yoğunlaşmaya başlamıştı. Yolu İstanbul'a düşecek mi derken Barcelona elini çabuk tuttu ve 2 yıllığına bağladı Amerikalı'yı. Resmi sitede duyurmuşlar Morris'in transferini.
İki sezondur CSKA Moskova'nın gözden çıkardığı uzunları kadrosuna katıyor Katalanlar. Geçtiğimiz yaz David Andersen, Bu yıl ise Terrence Morris. Maccabi'deki olağanüstü sezonun ardından O CSKA'da, CSKA'dan ondan istediği verimi alamadı. Sezon ssonuna doğru Moskova'dan ayrılacağı belli olmuştu. Geride kalan sezon Barcelona'nın oynadığı basketbolu düşünürsek çok iş yapacaktır Terrence Morris.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

sepet topu'nun avrupa'daki günlüğü

* 2-3 haftadır konuşuluyordu Nikos Zisis'in Olympiakos'a gideceği. Lâkin Yunan basketbolcu Benetton'un ardından ikinci İtalya seferini yapmak üzere Siena ile anlaştı. Son şampiyon Yunanlı oyun kurucuyu kadroya katadursun, Kaukenas'ın yolu Toscana'da ayrılacak gibi görünüyor. Real Madrid ve Panathinaikos Litvanyalı'yı istiyor. Ben olsam tercihimi Ettore Messina'dan yana kullanırdım. Terrell McIntyre'a da her yaz döneminde olduğu gibi sulanan takımların sayısı bir hayli fazla. PAO, Kaukenas'ı alamazsa Amerikalı'yı almadan bırakmaz Siena'nın peşini. İyi hoş da o kadar oyun kurucu ile ne yapacak Obradovic anlamadım gitti...
* Rus takımları bütçeleri revize ediyor. CSKA Zisis'in gitmesine izin verdi, Terrence Morris'i de yolladı. Buna karşın ilk kez Euroleague heyecanı yaşayacak olan Khimki ise gereksiz yere para verdiği Carlos Delfino gibi adamları yollayarak akılcı transferler yapmaya başladı. Oyun kurucu olarak Raul Lopez ile Carlos Cabezas alındı. Ki Cabezas'ın Malaga dışındaki ilk tecrübesi olacak Rusya yolculuğu. Kariyerine Malaga'da başladığını hatırlatmakta fayda var İspanyol oyun kurucunun. Sergio Scariolo akıllı iş yaptı ve daha önce birlikte çalıştığı iki oyuncuyu kadrosuna dahil etti. Zaten iki İspanyol'un da Khimki'yi tercih etme nedeni İtalyan coach.
* Lottomatica'da kötü geçen sezonun ardından bütçe küçülürken kadroda da ister istemez ayrılıklar olacak gibi duruyor. Sani Becirovic bütçe kısıntısı nedeniyle ücretinde indirim istendiğini bunun da kendisi için zor olduğunu söylemiş. Ayrıca Jasmin Repesa ve Bodiroga olduğu için Roma'ya geldiğini onların ayrılmasıdan rahatsız olduğunu da eklemiş.
* Olimpia Milano takım iskeletini bozmadan akıllı işler yapmaya devam ediyor. Bekleneni vermeyen Michael Hawkins Siena'ya postalanmış. Onun yerine ise kadroya dahil edilen isim Jonas Mačiulis. Litvanyalı üstelik 2 yıl için 1 milyon 200 bin € gibi makul bir rakama oynayacak.
* Maccabi Tel-Aviv her sezon olduğu gibi bu sezonda kadrosuna uzun takviyesi yaptı. David Bluthenthal, Avrupa kıtasına Maccabi ile ayak basmıştı. 5 yıl sonra yeniden Tel-Aviv'de. Partizan'ın iyi bir sezon geçirmesinde önemli rolü vardı Stephane Lasme'nin. O da İsrail takımına gelenlerden biri. NBA'de patlayan sonra da Avrupa'ya geri dönen ve 4 sezondur Rusya'da takılan Maciej Lampe de bir diğer yeni uzun. Son 2 sezondur Rytas'ta muazzam işler yapan Chuck Eidson da Litvanya'dan İsrail'e geçiş yaptı. Geçen sezon ki kadrodan ve 5'ten memnun olmayan Pini Gershon, Alan Anderson ve Andrew Wisniewski transferleriyle de 2009 model Maccabi ile İsrailliler'in karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Hani ptlarsa fena patlayacak türden bir kadro bu. Demedi demeyin...

7 Haziran 2009 Pazar

miss world 2010

Arnavut taraftarlar yılın en iyi afiş çalışmalarından birine imza atmışlar...

Fotoğraf: GENT SHKULLAKU/AFP/Getty Images

vizeyi alanlar

Bizim takım haziran ayında eleme maçları oynamasa da oynayanlar ve Güney Afrika vizesini kapanlar var. Özbekistan'ı Taşkent'te 1-0 ile geçen Japonlar grup elemelerinden Güney Afrika 2010 vizesini alan ilk ülke oldu. İlk olmasına karşın tek ülke olmadı Japonya. BAE'ni 2-0'la geçen Güney Kore ve Katar deplasmanından beraberlikle dönen Avustralyalılar da Afrika yolcusu oldular.
Avrupa kıtasından 2010'a gidecek ilk ülke ise Hollanda. İzlanda deplasmanından 2 golle alınan 3 puan ve toplamda gelinen 18 puan Portakallara Güney Afrika'yı müjdeledi.
Resmi olarak söylenemese de İngiltere de 6'da 6 yaparak Afrika'ya göz kırptı. İsveç'i Rasunda'da 1-0 yenen Danimarka da katılamadığı son iki büyük organizasyonun ardından 2010'da yer alacağına dair güçlü sinyaller verdi. Güney Amerika serisinde ise Brezilya, Şili, Paraguay ve Arjantin küçük çapta bir mucize olmazsa kupaya katılmak için verilen 4 bileti ceplerine koymuş gibi duruyorlar.

2 Haziran 2009 Salı

three-peat

OAKA’da kazanmak zordur hele rakip bir de Olympiakos olursa zor koşullar daha da zorlaşır. Olympiakos dün akşam bir mucize için gitmişti OAKA’ya. Fakat PAO ilk üç çeyreğinde zorlandığı maçın son çeyreğindeki oyunu ile seriyi 3-1’e getirdi ve şampiyonluğunu ilan etti. Böylece Barcelona’nın ardından sezonu üçleme ile tamamlayan Avrupa’daki ikinci takım oldular.
Serinin ilk maçı belki de hakem hatasıyla yenik tamamlayan Olympiakos için Papaloukas’ın sakatlığı da belirleyici faktörlerden bir diğeriydi. Yunanlı oyun kurucunun etkisizliği dün akşam oynanan maçta fazlasıyla hissedildi. Sezon başında peşisıra yaptığı transferlere karşın kupasız kapanan bir yılın ardından Olympiakos’un şapkasını önüne alıp düşüneceği kesin. Hadi Childress’a 20 milyon dolar verdiniz de ne oldu, var mı bir kupa diye soracaklardır adama. Hani “Bu yıl kadro yeniydi gelecek sezon esas hedeflerimiz” tümcesi gelecek sezon için çıkış olabilir. Öyle de olmak zorunda… Zeljko Obradovic’i sevmem fakat hakkını teslim etmek gerek. Yeterince zengin olan portföyüne 3 kupa daha ekledi. Sezon başında yaptığı Pekovic, Fotsis transferleriyle eksik yerlere gerekli monteleri yaptıktan sonra bir üçleme ile sezonu kapamak onu Ettore Messina ile birlikte Avrupa’nın en iyisi yapıyor.
Spanoulis, Diamanditis, Drew Nicholas ve Sarunas Jasikevicius’tan oluşan guard rotasyonuna NCAA’lerin vasat üstü guardlarından Nick Calathes’in de katılması PAO’nun bu gücünü daha da arttıracaktır. Gelecek sezon da yeşil yoncaların bu tür bir performansa şahit olursak şaşırmamak gerek.

1 Haziran 2009 Pazartesi

devam ya da tamam

Panathinaikos 2 - Olympiakos 1
AOKA, 21.30
Antenna 1

28 Mayıs 2009 Perşembe

süpürülmek

Gazeteler durumu gayet net şekilde açıklıyor 27 sayı farkla biten maçtan sonra. Olympiakos yanlısı gazeteler genelde Ketsbaia ile olayı geçiştirmeye çalışmış haklı olarak. 27 sayı farkla biten bir maçın ardından konuşulabilecek ne olabilir ki. Olympiakos için işin kötüsü birbirinden çok farklı 2 maç oynadılar bu seride. Önce bir hakem hatası ile uzatmaya gidebilecek bir maçın kaybedilmesi. Bu moral bozucu maçın etkilerinden kurtulmaya çalışılırken 27 sayı farkla biten bir ikinci maç. Üstelik 6-10 önde başladığınız bir maçta 7 dakika boyunca bir basket bulamayıp 17-1'lik bir seri yiyorsunuz. Buna karşın 10 sayı geride kapadığımız bir ilk yarının ardından daha kötüsü de olabilir mi diye kendi kendinize sorarken her istatistik kategorisinde döküldüğünüz bir ikinci yarı; hezimet. Serinin üçüncü maçı bu akşam yine Olympiakos'un ev sahipliğinde oynanıyor. İster istemez çok gergin bir maç olacak. Süpürülme tehlikesiyle karşı karşıyasınız üstelik de ev sahibi olduğunuz maçta. Sürüpülmek bir yana ezeli rakibinize evinizde 2 maç üstüste kaybederek şampiyonluğu da teslim etmek de cabası. Hele ki şampiyonluk kupasını 18 bin Olympiakoslu'nun önünde kaldırtırlar mı adama bilemiyorum. Tabi bunları ilk maçta olanları gördükten sonra söylüyorum. Olympiakos'un belki de tek avantajı PAO'nun şampiyonluk kutlamasını AOKA'da yapmak istemesi olabilir. Gerçi bahsettiğiniz takımın başında Obradovic gibi psikopat bir antrenör varsa bu dediğimiz biraz düşük bir ihtimal.
Olympiakos'un ikinci maçın başlangıcına benzeyen bir girii yapıp farkı açması maçı kazanmak için kilit nokta olabilir. Bourisis'in pota altı etkinliği kullanılabilirse ve Josh Childress da 2. maçtaki felaket oyunundan uzak durabilirse işin 4. maça gitme şansı var. Yalnız PAO'nun içeri drivelarını durdurmadıkları sürece atarak kazanmak dışında şansları yok. Bu seride de atarak kazanılmıyor, tutarak kazanılıyor.
Bu arada serinin her maçında karşılaşmanın saati daha da geçe alınıyor. Salı akşamı 9.30'da başlamıştı maç bugün ise 10.30'da. Herhalde maçın bitiminde Pire ve Atina sokaklarının boş olması isteniyor olsa gerek...

25 Mayıs 2009 Pazartesi

turlayanlar...

Haftasonunun şampiyonluk sevinci yaşayanlar listesi oldukça kabarık. Asya'dan Avrupa'ya çok sayıda ligde son hafta heyecanları ve şampiyonluk kutlamaları yaşandı. Kutlamaların en keyifli olanından başlamakta fayda var. Belçika'da Standart Liege, 1-1'in rövanşında Anderlecht'i Axel Witsel'in 40'ta attığı penaltı golüule yenerek tarihindeki 10 şampiyonluğa ulaştı. Standart Liege aynı zamanda 1981-82 ve 82-83 sezonundan bu yana da ilk kez üstüste ikinci kez şampiyonluk sevincini yaşadı. İşin ilginci o sezonlarda da şampiyonluk yarışı Anderlecht ile geçmiş, Brüksel ekibi tıpkı bu sezon olduğu gibi ikinci sırada yer almıştı. Liege'in bu şampiyonluğunda en büyük pay tabii ki Sinan Bolat'ın. Genç kaleci geçen haftaki Gent maçında son dakika penaltısını kurtarmasa şampiyonluk kupasının sahibi Anderlecht olacaktı. Belçika ile birlikte İsviçre ve Danimarka'da da şampiyonlar belli oldu. İsviçre'de Zürih, Basel'in 4 puan önünde tarihindeki 13. şampiyonluk sevincini yaşadı. Son 4 sezonda ise 3. kez şampiyonluk kupasını kaldırdı. Bu aynı zamanda Bernard Challandes'in takımın başında kazandığı ilk şampiyonluk. daha önceki iki şampiyonlukta şu sıralar Hertha Berlin'i çalıştıran Lucien Favre'ın imzası vardı. İsviçre'ye ilişkin ilginç bir ayrıntı da son 6 sezonda şampiyonlukların eşit sayıda Basel ile Zürih arasında paylaşılmış olması.
Danimarka'da ise FC Kobenhavn'ın tekeli bu sezon da devam etti. Başkent ekibi 2000-2001 sezonundan bu yana 6. şampiyonluğunu kazandı. Ki bahsettiğimiz kulübün tarihi 1992'ye dayanıyor. Son iki sezondur sallantıda olan Brondy ise Aarhus deplasmanından 1-0'lık mağlubiyetle dönünce Fc Kobenhavn'ın 5 puan gerisinde ligi 2. sırada tamamladı. Kobenhavn'ın bu şampiyonlukla Brondy'nin en fazla şampiyon olan takım unvanına ortak olduğunu da belirtelim.
Sadece Avrupa kıtasında belli olmadı şampiyon takımlar bu haftasonu. Birleşik Arap Emirlikleri'nde de lig sona erdi. 22 haftalık mücadelenin sonunda Dubai temsilcisi Al Ahli, Shabab deplasmanında aldığı 3-1'lik galibiyetle tarihindeki 5. şampiyonluğuna ulaştı. En son 2006'da şampiyonluk kupasını havaya kaldıran Lamine Diatta'nın takımı bu şampiyonlukla bu yıl Abu Dabi'de düzenlenecek olan FIFA Kulüpler Dünya Kupası'nda ev sahibi kontejanından mücadele etme hakkını kazandı. Ligin favorilerinden Abel Braga'nın Al Jazira'sı ise Ajman'ı 1-0 ile geçmesine karşın Ah Ahli'nin 1 puan gerisinde ligi 2. sırada tamamladı. Braga, takımını şampiyonluğa ulaştıramasa da sözleşmesi 2 yıl daha uzatıldı...

22 Mayıs 2009 Cuma

hareketli ve olaylı seri

Serinin her zamanki gibi hareketli geçeceği belliydi lâkin daha ilk maçtan bu kadar gerilen bir serinin sonu kolay kolay gelmez. En azından ilk maçtan akıllarda kalanlar bunlardır maçı seyreden çoğu insanda. Normal sezonu ilk sırada bitiren ve final serisi boyunca ev sahibi avantajına sahip olan Olympiakos maça da iyi başladı. Berabere biten ilk periyodun ardından ikinci periyotta üstünlük nispeten Olympiakos'a geçti ve devre de 4 sayı ile ev sahibinin lehine sonuçlandı. Soyunma odasında Obradovic oyuncuları nasıl haşlamışsa üçüncü periyot ile birlikte Panathinakos çok sağlamk bir savunma ile başladı ve bunun sonucunda da yakaladıkları 19-7'lik seriyle 45-53 öne çıktılar. Hani maçın ritmi tamamen PAO'ya geçmiş artık işi götürürler derken Olympiakos'un gösterdiği duruş, çeyrek sonunda sadece 4'le sınırlı kalmasını sağladı. Dördüncü çeyreğe salonun desteğini alarak! başlayan Olympiakos'un çeyreğin ortalarına doğru 58-56 öne geçmesine şahit olduk. Bourosis'in aynı hücumda aldığı iki faul ki -ikinci faulde önce kendisine faul yapıldı o faul verilmedi - Derken Pekovic basketiyle 58-60 öne geçen PAO hücumunun ardından Josh Childress'a baseline'dan potaaltına girerken yapılan fakat hakemlerin çalmadıkları faul işlerin karışmasına neden oldu. Olympiakos taraftarları buldukları herşeyi PAO benchine fırlatmaya başladılar. Sahanın ortasına ise bir meşaler atıldı. Hakemler ve PAO'lular soyunma odasına kaçmak durumunda kaldılar. Haklı olarak maça da ara verildi. Olympiakoslular sahada beklerken ikna çalışmaları sonucunda -en azından izlerken öyle anlaşıldı- 10 dakika sonra önce hakem Nikos Zavlanos ve PAO'lu oyuncular tekrar sahaya çıktılar. Maç da yeniden başladı. Tabi verilen bu ara Olympiakos'a hiç de yaramadı. Maçın momentumunu eline geçirmişken yaşananlar bütün oyuncuları özellikle de Amerikalıları olumsuz etkiledi. PAO devamlı olarak skoru önde götürdü. Mike Batiste'in 1/2 kullandığı faul atışlarının ardından fark 2'ydi. Son hücumda Papaloukas bütü sahayı driplingle geçtikten sonra turnikeyi Jasikevicius'un koluan müdahalesiyle kaçırdı. Fakat hakemler oralı olmadı ve maçı da 67-69 PAO kazandı. Saha avantajının PAO'ya geçtiği seride ikinci maç cumartesi günü oynanacak. Olympiakos'un işi hiç de kolay değil. Zoru başarıp saha avantajını alırlarsa bir daha bırakmazlar gibi görünüyor. Son bir not bu yaşanılanların ardından Josh Childress gelecek sezon NBA'e geri dönme opsiyonunu göz önünde bulunduracağını belirtmiş. dam haklı tabi hangi NBA maçında böyle ateşli bir taraftar kitlesi ile karşılaşabilir. Bırakın NBA'i basketbol denilince dünya üzerindeki en önemli rekabettir Olympiakos-PAO.

12 Mayıs 2009 Salı

nba'ciler kadroda

Fransızları uzun bir yaz mesaisi bekliyor. EuroBasket 2009'a son bilet için İtalyanlar ve Finliler ile kapışacaklar Ağustos ayında. Ondan da önce Temmuz ayının başında kampa giercek Fransa. Michel Gomez'in ardındna takımın başına geçen Vincent Collet 29 kişilk aday kadroyu açıklamış. Collet bütün NBA oyuncularını eklemiş bu 29 isim arasında. Takıma Parker ile birlikte abilik yapsın diye de Laurent Foirest'de seçilmiş. Gerçi bu NBA'cilerden hangileri kampa katılacak hangileri sakatlık v.b bahane edip ayrılacak soru işareti. Postu Vincent Collet'nin seçtiği 29 isimle bitirelim...

Alexis Ajinca, Nicolas Batum, Rodrigue Beaubois, Yannick Bokolo, Nando De Colo, Aldo Curti, Mamoutou Diarra, Yakhouba Diawara, Boris Diaw, Antoine Diot, Laurent Foirest, Mickaël Gelabale, Joseph Gomis, Dounia Issa, Alain Koffi, Thomas Larrouquis, Abdoulaye M’Baye, Ian Mahinmi, Claude Marquis, Adrien Moerman, Joakim Noah, Tony Parker, Marc-Antoine Pellin, Johan Petro, Florent Pietrus, Mickaël Pietrus, Ali Traore, Ronny Turiaf, Ludovic Vaty