22 Mart 2009 Pazar

1

Burada birşeyker karalamaya başlayalı tam 1 yıl olmuş. Bu 365 gün süresince aklımızın erdiği konularada cümleler yazdık, düşüncelerimizi beyan ettik. Bilmediğimiz, anlamadığımız konularda topa girmedik, girmek istemedik. Herkesin yazdığı konularda aynı şeyleri yazmayı istemedik. O nedenle çoğu zaman "farklı" bazen de anlamsız konularda postlar yazdık. Yazarken elbette bizde bir yerlerden okuyarak öğrendiklerimizle bu blogu dolduruyoruz. Elimizden geldiğince okuduğumuz yerleri belirtmeyi, kaynak göstermenin zorunluluğuna inandığımızdan yazdık, yazmaya da devam edeceğiz.
Klavye başında buraya yazma heyecanımız devam ettiği sürece buranın kepenkleri açık kalacak. Gün gelir biz yazmaktan siz de okumaktan sıkılırsanız o zaman buranın vakti dolmuştur demek. Ama o güne daha çookkk var...

sezonun ilk kupası benfica'nın

İngiltere'den çıkan Lig Kupası ve Federasyon Kupası ayrımı gitgide yaygınlık kazanmaya başladı. Önce Fransızlar bu ayrıma uyguladı şimdi de Portekizliler. Sezonun ilk kupası iki Lizbonlu'nun arasındaki final maçıyla sahibini buldu. Alverca'da oynanan ve normal süresi 1-1 biten maçta Benfica penaltılarla Sporting'i geçti. Kazananı son 5 vuruş belirleyince kupanın kahramanı da Benfica kalecisi Quim oldu. Bu aynı zamanda 3 sezon önce Trapattoni ile kazanılan lig şampiyonluğunun ardından Benfica'nın kaldırdığı ilk kupa.

fb'de soruna çözüm arayanlara

10 yıl sonra...

Geçtiğimiz hafta Paris Saint Germain'i deplasmanda yenen Marsilya, bu hafta da Nantes'ı Civello ve Brandao'nun golleriyle 2-0 yendi, maç fazlasıyla da olsa liderliğe yükseldi. Bu liderliğin Marsilya için bir önemi var. En son lider olduklarının üzerinden 10 yıl geçmiş. Bordeaux'nun 1 puan farkla şampiyon olduğu 1998-1999 sezonundan bu yana Marsilya hiçbir haftayı lider olarak kapatamadı. O sezon en son 31. haftayı Bordeaux'nun 2 puan önünde 65 puanla lider kapayan Marsilya, ligin bitimine 2 hafta kala Parc des Princess'de Paris Saint Germain'e Simone ve Rodriguez'in golleriyle 2-1 yenilerek hem liderliği hem de şampiyonluğu Bordeaux'ya kaptırıyordu. Aradan geçen 10 sezonda hiçbir zaman ilk sıraya yükselemeyen Marsilya'ya liderlik tam 361 hafta sonra kısmet oldu.
10 yıl önce lider olan Marsilya'nın kadrosunda kimlerin olduğunu da bir hatırlayalım. Ravanelli, Maurice, Blanc, Pires, Dugarry, Luccin, Gallas, Domoraud ligin en en güçlü kadrosunda yer alan isimlerdi. Buna karşın 1992'den bu yana beklenilen şampiyonluk yine de kaçmıştı. Eric Gerets'in 2009 model Marsilya'sı 99 kadrosunun son anda kaybettiği şampiyonluğa ulaşabilecek mi sorusunun cevabı için 9 hafta daha beklememiz gerekiyor..

shooting football masterclass


cpn, Canon'un profesyonel fotoğrağçılara yönelik olarak hazırladığı bir site. İşin ustalarının fikirlerini, tecrübelerini paylaştıkları bir network demek de mümkün Canon Professional Network için. Sitenin geçtiğimiz ay içerisindeki konuklarından biri Amerikalı fotoğrafçı John McDermott olmuş. McDermott, 1970'ten beri futbolla ilgili fotoğraflar çekiyor. En son Euro 2008'de yer almış. Bu kadar yıllık tecrübelerini cpn'in Masterclass bölümünde 16 dakikalık bir slayt-video ile paylaşmış. Bazı bölümleri oldukça teknik olsa da "spor" özelinde de "futbol fotoğraçılığının" ne kadar zor bir iş olduğunu kıyısından köşesinden de olsa anlamayı sağlayan bir çalışma. İzlemek isteyenler için şuraya tıklamak yeterli...

fernando torres & 103

Fernando Torres için bugünkü Aston Villa maçının ayrı bir önemi var. Liverpool forması ile şu anda kadar 49 lig maçına çıktı İspanyol. Bu 49 maçta attığı gol sayısı 33. Villa karşısında atacağı 2 gol onun 103 yıllık bir rekora ortak olmasını sağlayacak. Liverpool tarihininde 50 lig maçında 35 gol atan tek futbolcu Jack Parkinson. O da bu rekoru tam 103 yıl önce 1906'da kırmış. O günden bu yana Liverpool'un forvet hattında Roger Hunt, John Toschak, Kevin Keegan, Kenny Dalglish, Ian Rush, John Aldridge, Robbie Fowler, Michael Owen gibi çok sayıda üst düzey isim oynadı. Fakat hiçbiri Parkinson'ın 50 lig maçında 35 gol rekorunu egale edemedi, kıramadı. Fernando Torres için Liverpool tarihine Anfiel Road'daki 2. sezonunda adını yazdırmak için bulunmaz bir fırsat.
Tabi fırsatları gerçeği yansıtmadıktan sonra konuşmanın bir anlamı da yok. Her ne kadar düşüşte olsalar da Brad Friedel'ın önündeki savunma hattı ligin en sağlam defanslarından. 1 değil 2 kere o savunma hattını ardından da Friedel'i mağlup etmek zor iş. Bakalım İspanyol bu zor işin de üstesinden gelecek mi...

21 Mart 2009 Cumartesi

flashback

Fotoğraf 25 Nisan 2006'dan. Arsenal ile Villarreal Şampiyonlar Ligi yarı finalinde 1-0'ın rövanşında El Madrigal'de karşılaşıyor. Maç 0-0 devam ederken dakikalar 90'ı gösteriyor. Gaël Clichy, José Mari'yi cezasahası içerisinde düşürür. Topun başına Riqulme geçer. Sağ köşeyi hedefler ama vuruşu Jens Lehmann kurtarır. Böylece maç 0-0 sona erer. Villarreal Şampiyonar Ligi'ne katıldığı ilk sezonunda final oynayan ilk takım olma unvanının eşiğinden döner. 3 yıl sonra İspanyollar için rövanş zamanı. O zamanda tur için favori olarak gösteriliyordu. Bugün de değişen birşey yok. Arsenal tur için daha şanslı olarak zikrediliyor. O gün Arsenal forması ile mücadele edip tur sevincini yaşayan Robert Pires bugün Villarreal forması ile eski takımının karşısına çıkacak. Onun için zor bir çeyrek final eşleşmesi olsa gerek...

şampiyonlar ligi & uefa'da çeyrek & yarı final...



20 Mart 2009 Cuma

mls'de yeni sezon...

MLS'de yeni sezon Seattle'da başladı. MLS yönetimi akıllı olduğundan ve işi bildiğinden Qwest Field'de Seattle Sounders - NY Red Bulls maçıyla yeni sezonu açtı. Evlerinde oynadıkları ilk maç sonunda Toronto taraftarıyla birlikte ligin en iyi taraftarı olacaklarını gösterdi Sounderslılar. Tabi bunda şehrin sahip olduğu futbol kültürü ve resimlerde de görüldüğü üzere SuperSonics'in boşluğunu Sounders ile doldurmanın da rolü bulunuyor. Seattle Sounders, NY Red Bulls'u 3-0 yenerek lig tarihinde ilk maçında galibiyetle ayrılan ilk "expansion" takım oldu aynı zamanda. Frederik Ljungberg sakatlığı nedeniyle takım elbisesiyle tibünde yerini aldı. Ay sonuna kadar sakatlığını atlatması bekleniyor ama göreceğiz. Alınan bu galibiyetlerin gerisi gelir mi bilinmez ama MLS yönetiminin Seattle tercihinden çok memnun kalacağı ilk maçtan belli oldu. 32 bin seyircinin her maç dolduracağı bir stadyumda maç oynamak hem Sounderslı hem de rakip futbolcular için oldukça keyifli olacak. Sezon sonunda Seattle Sounders'ı ilk yılında playoff yapan ilk "expansion" takım olarak telaffuz ederse kimse şaşırmasın. Ligin belki de en potansiyelli organizasyonuyla karşı karşıyayız.

kadıköy'ün son 8 yolcusu

UEFA Kupası son kez düzenlediğinden mi bilmiyorum ama bu kadar tuhaf bir son 8 kimse tahmin etmemiştir herhalde. 2 Ukraynalı, 2 Alman ve 2 Fransız, İtalyanların Avrupa kupalarındaki onuru kurtaran Udinese ve Manchester City'den oluşan bir 8 arzu etmiyordum doğrusu. Hani Sevilla, Milan gibileri varken Dinamo Kiev ile Shaktar finali izleyerek sezonu tamamlamarak fazla absürd geliyor.
Son 8'e bakınca gönlümden geçen PSG - Marsilya finalidir. Tamam kabul biraz fazla riskli bir final ama bu 8'den çıkabilecek en ateşli finalde iki Fransız'ın oynacağı değil midir?
Paris demişken Paul Le Guen, Makalele ve Guily'i neredeyse bütün UEFA maçlarında kenarda oturtmasına ve ideal 11'in yarısını sahaya sürmesine karşın son 8'e kadar geldi. Muhtemelen finale 4 maç kala işi daha ciddiye alıp ideal 11'le oynar diyorum.