15 Ekim 2009 Perşembe

son 4 bilet...

Beşiktaş - Kasımpaşa maçına numaralı tribün bileti kazanan 4 kişi daha belli oldu. "Tuttukları takımlarla futbolla bir şekilde ilgilenen 5 NBA oyuncusu & aktör" sorusuna doğru cevap veren ilk 4 kişi; Lappapzade,  stiglitz, oneblood, ve Arkhne biletin sahibi oldular. İki alttaki postta dediğimiz gibi biletleri almak için yarın -cuma- günü Türk Telekom'un Büyükdere Caddesi Bülent Tarcan Sokak No:1 Mecidiyeköy İstanbul adresinde ikamet eden Genel Müdürlüğünün danışmasına uğrayarak isimlerini söylemeleri yeterli. Bunun için de arkadaşların gerçek isimlerini e-mail ya da yorum bırakarak bana iletmeleri gerekiyor... 

14 Ekim 2009 Çarşamba

charlie davis'in şansı


Oldukça iyi bir sezon geçiriyordu Charlie Davis. İsveç liginden Sochaux ile imzaladığı sözleşmeyle Ligue 1'e geçmişti. Kötü başlanan Konfederasyon Kupası'nda Birleşik Devletler finale kadar çıkarken Charlie Davis de iyi futboluyla göz doldurmuştu.
Sochaux'yla da sezon iyi geçiyordu. 6 maçta 2 kere fileleri havalandırmıştı. Milli takımdaki yerini de sağlamlaştırmıştı 23 yaşındaki New Hampshire'lı futbolcu.
Herşey iyi giderken bu gecen yaşanan bir olay Davies'in kaderini tersine döndürdü. Virginia'da gece arabasıyla gezmeye çıkan Charlie Davis, arabasının hakimiyeti kaybedince yoldan çıkıyor. Davies ile birlikte yanında bulunan kadın ölürken, kendisi yaralı olarak kurtuluyor. Saatler süren ameliyatın ardından Charlie Davies'in hayati tehlikesinin bulunmadığı söylense de sağ ayağındaki sorunların halledilmesi için bir kaç defa daha ameliyat masasına yatması gerekecek.
Birleşik Devletler Futbol Federasyonu yetkililerinin yaptığı açıklamalar Charlie Davis'in 2010 Dünya Kupası'nı kaçıracağı yönünde. Herşeyin yolunda gitmesi halinde 6 ile 12 aylık bir rehabilitasyon süresi sonunda sağlığına kavuşucak Davies.
Yaşadığı bu kazanın futbol kariyerini bitirip bitirmediğini anlamak için de beklemek gerekecek. Harika başlayan bir sezonun belki de futbol kariyerinin bu şekilde sona ermesi gerçekten üzücü...

bilet beşiktaş numaralı kasımpaşa soru...

Dün Beşiktaş - Kasımpaşa maçına numaralı tribün için ilk bileti vermiştik. Sorduğumuz sorunun cevabı 1959-1960 sezonunda oynanan ve 0-0 berabere biten ile 1-0 Beşiktaş'ın üstünlüğüyle sonuçlanan maçlardı. Doğru cevabın sahibi Twilo'yu tebrik edip keyifli bir maç diliyoruz.
Her ne kadar futbolun endüstriyel tarafına bir şekilde destek olmakla suçlansak da futbol bloglarına verilen emeği bir şekilde desteklemeye çalışan Avea'yı teşekkür etmek gerektiğine inanıyorum. Bugünün futbolunda endüstriyel aktörlerin vazgeçilmez olduğu öğeler olduğunu zor da olsa kabul etmek gerekiyor.
Bugünki bilet için tuhaf sorumuz ise; "Tuttukları takımlarla futbolla bir şekilde ilgilenen 5 NBA oyuncusu & aktör" soruyoruz. 5 isimden kaçının aktör ya da basketbol oyuncusu olacağı önemli değil. 4 aktör & 1 basketbol oyuncusu olabileceği gibi, 3 basketbol -nba- oyuncusu & 2 aktör de söz konusu olabilir.
Yanıtları mail olarak değil de yorum olarak alırsak seviniriz. Soruyu bilen arkadaş biletini Türk Telekom'un Büyükdere Caddesi Bülent Tarcan Sokak No:1 Mecidiyeköy İstanbul adresinde ikamet eden Genel Müdürlüğünün danışmasından alabilir...

13 Ekim 2009 Salı

rugby de olimpiyatlarda...


Geçtiğimiz hafta Kopenhag'da yapılan IOC toplantısından sadece Rio'nun 2016 Yaz Olimpiyatlarına ev sahipliği yapacağı kararı çıkmadı. Bu kararla birlikte yine 2016 Yaz Olimpiyatlarında boy gösterecek iki spor dalı da açıklandı. Beyzbol ve softbol yerine rugby ve golf yaz olimpiyatlarının resmi programına dahil oldu.
Golften pek hoşlanmayan biri için konu hakkında yorum yapmamayı tercih edeceğim. Rugby için ise çok isabetli bir karar olmuş olimpiyat programına alınması. Dünya Kupası ve turnuvalarda yaşanılan heyecan ve ilgiyi düşünürsek olimpiyatların en fazla seyirci toplayacak spor dallarından biri olacaktır. En azından bizim umudumuz o yönde. IOC'nin aldığı bu karar çok isabetli olmuş gibi duruyor...

tercihler


İngiliz basınına düşen haberlerden biri Andriy Shevchenko'nun Focus'a verdiği demeçti. Ukraynalı futbolcu Dynamo Kiev'de oynarken Milan'ın yanı sıra Barcelona ve Manchester United'dan da teklif aldığını tercihini Milano kulübünden yana kullandığını söylemiş. 22 yaşında tek başına bu karraı alırken tercihini yapan Shevchenko keşke Chelsea'nin teklifinde de karısı Kristen Pazik'in baskısı altında kalmasaydı. Belki böylece tavandan taban yapan bir kariyer düşüşüne de imza atmazdı...

12 Ekim 2009 Pazartesi

soru-cevap...


Bloga uzun süre ara vermiştik. Biraz hızlı bir geri dönüş yapalım istedik. Sağolsun Avea blogların ve aklı selim futbolseverin yanında. Kendilerinin sponsorluğunda hafta boyunca Beşiktaş - Kasımpaşa maçına biletler vereceğiz. Günün abuk subuk sorusunu bilen emailini bırakan arkadaş biletin sahibi olacak.
İlk bilet için sorumuz;
"Kasımpaşa ile Beşiktaş'ın profesyonel ligde ilk karşılaştıkları sezon birbirleri ile oynadıkları maçların skoru nedir?"

almanlar'ın mekanı

Güney Afrika vizesi alan ülkeler içerisinde en hızlısı Almanya çıktı. Alman Futbol Federasyonu, milli takımın 10 Haziran ile 11 Temmuz tarihleri arasında gelecek ay hizmete girecek olan Velmore Hotel'de kalacağını açıkladı.
Ülkenin yönetim başkenti Pretoria ile Johannesburg arasında bulunan otel, kupanın oynanacağı 10 stadyumdan 5'ine ulaşım anlamında yakın. Muhtemelen bu özelliği Almanların oteli seçmesindeki en büyük etken.
Velmore Hotel'i Joachim Löw ve Oliver Bierhoff'un Konfederasyon Kupası sırasında gezip- beğendikleri söyleniyor.

11 Ekim 2009 Pazar

belgrad 2010






Sırbistan 2006'da Almanya'da düzenlenen dünya kupasının ardından 47 yıl sonra ilk kez üstüste ikince kez bir dünya kupasına katılmaya hak kazandı. En son 1958'de İsveç'te düzenlenen kupanın ardından 1962'deki turnuvada da yer almıştı Yugoslavya olarak. Hatta Şili'de düzenlenen o dünya kupasında tarihlerinin en iyi derecesini almıştı Sırplar dördüncülükle.
Sırbistan, 2006'da 32 takım içerisinde en kötü performansı göstermiş ve 3 mağlubiyet, yenilen 10 golle turnuvaya erken veda etmişti. Güney Afrika'da mücadele edecek Radomir Antiç'in Sırbistan'ı ise hem kadrosu hem de oynadığı futbolla sürpriz yapabilecek ekiplerden kontejanında kendine yer bulabilir; Almanya'daki felaket performansın izlerini silebilir. Dün akşam Romanya'yı 5 golle geçerken hücum yollarında geçtiğimiz maçlarda olduğu gibi fazla sıkıntı çekmedi Sırplar. Güney Afrika'da da bu potansiyellerini göstermeye devam ederlerse Belgrad'da dün akşam izlediğimize benzer sevinçleri gelecek haziran ayında ekranlarda bol bol seyrederiz...

7 Ekim 2009 Çarşamba

capello, ada'nın en zengini...


FourFourTwo'nun İnternet sitesi sağlam bir çalışma yapmış ve İngiltere'nin en zengin futbol adamları, futbolcuları ve teknik adamları listelerini yayınlamış bugün.
İşin kolayına kaçarak en zengin teknik adamların listesini bloga asalım dedik. Kimilerine göre Alf Ramsey ile birlikte tarihin en iyi İngiltere Milli Takımı teknik direktörü olarak kabul edilen Fabio Capello 30 milyon sterlinlik servetiyle Ada'nın en zengin teknik adamı. İtalyan'ı teknik direktörlük kariyer pek başarılı olmasa da cebi dolu Roy Keane izliyor. İrlandalı'nın sahip olduğu meblağnın miktarı 27 milyon sterlin. Ada tarihinin en başarılı teknik adamı Alex Ferguson ise 22 milyon sterlin ile üçüncü sırada. Geçtiğimiz yıl listede olmayan iki yeni isimden biri tahmin edebileceğiniz gibi Carlo Ancelotti. İtalyan teknik adamın hemen arkasından gelen Sven-Göran Eriksson ise geçtiğimiz yıl bu zamanlarda Cancun'da tatil yapıyordu. Listenin tamamı postun sonunda yer alıyor...

1- Fabio Capello - 30 milyon £
2- Roy Keane - 27 milyon £
3- Alex Ferguson - 22 milyon £
4- Carlo Ancoletti - 17 milyon £
5- Sven-Göran Eriksson - 15 milyon £
6- Arsene Wenger - 15 milyon £
7- Harry Redknapp - 10 milyon £
8- Rafael Benitez - 9 milyon £
9- Martin O'Neill - 9 milyon £
10- Mark Hughes - 8 milyon £

rüştü reçber ve ilker yasin

Geçen Çarşamba akşamı CSK Moskova - BJK maçı oynanıyor, Rüştü futbol adına çok şık kendi adına çok talihsiz bir gol yemiş ve maç 1-0 Moskova'nın lehine devam etmekte. Beşiktaş direnmeye ve gol bulmaya çalışıyor ancak rakip kaleye doğru dürüst yaklaşamıyor dahi... Bir tek Nihat'ın ıskaladığı top var ikinci yarının başında. O sırada CSKA'lı orta saha oyuncusu Krasiç adeta Maradona'nın yıllar önce Dünya Kupası'nda İngiltere'ye attığı golü hatırlatacak kadar uzun bir mesafeyi driplingle katedip Beşiktaş defansını ipe dizerek ceza sahasına girer girmez vuruyor ve skor 2-0 oluyor. Top, ağlarla buluşmadan önce Rüştü'nün yattığı köşeden ve kollarının altından geçiyor.

Maçı TV'de anlatan İlker Yasin Beyefendi aynen şöyle yumurtluyor: "Rüştü Reçber Türk futboluna uzun yıllar hizmet etti ama artık bir alternatifinin olması lazım !" Vay vay vay!! Bu zeka fışkıran yorumu Yasin Bey yapıyor ama ne hikmetse yılların kurdu Mustafa Denizli de, Fatih Terim de bir türlü göremiyor bu gerçeği. Oysa o top Rüştü'ye gelip gol olana kadar orta saha bloğu ve defanstakiler ne yapıyordu diye soran yok.

O akşam, CSKA - BJK maçını izlerken yukarıda anlattıklarımı kafama çok fazla takmamıştım. İlker Yasin'in yine kendine has bilgece yorumlarından biri deyip geçmiştim. Beşiktaş'ın yenilgisine ve kısırlıktan kurtulamayan oyununa dair üzüntüm kafamı meşgul etmeye fazlasıyla yetiyordu.

Ancak o maçtan birkaç gün sonra İnönü'de oynanan ve futbol adına utanç gecesi sayabileceğim Beşiktaş-Denizli maçında top her Rüştü'ye geldiğinde bütün tribünün "yuh" çektiğini duydukça ben de ilker Yasin'i anmadan edemedim. Bu tecrübeli spiker dört gün önce düpedüz hedef göstermişti zaten kızmaya ve kurban aramaya dünden meyilli gençlere.

Acaba kendisi o maçta Rüştü'ye çekilen her "yuh"ta ne düşündü? "Artık Beşiktaş tribünleri de benimle aynı fikirde" diyerek böbürlendi mi? Merak ettim doğrusu.

Futbolun nankör olduğu zaten bilinmekte; bazen unuttuğum şey, bizim ülkemizde bu nankörlüğün ne kadar da hazin bir boyutta olduğu. Çünkü sadece futbol değil futbolsever de, medya da, hatta taraftar da nankör bizde. Demek ki spikerler de...

Acaba İlker Yasin Türk futbolu için Rüştü'nün bindebiri kadar emek harcamış, yüreğini onun onda biri kadar ortaya koymuş mudur? Ne bileyim, mesela İlker Yasin hizmet ettiği bir şirket veya kuruluşun diğer mensupları tarafından tam da kritik bir görevin başındayken yuhlanmış mıdır hiç? Sanmam. Hatta "burası benim yuvam" diyebileceği bir tesiste yine aynı camianın sevenleri(!) tarafindan arabadan tekme tokat indirilerek dövülmeye çalışılmış mıdır acaba? Pek sanmam.

Peki, şunu hiç düşünmüş müdür?

"İlker Yasin olarak Türk futbol spikerliğine yıllarca hizmet ettim ama artık benim de bir alternatifimin olması lazım, ben de mikrofonu onlara bırakmalıyım !"

Hele bunu düşündüğünü hiç sanmam !

by taytay