6 Ocak 2009 Salı

çifte vatandaşlık & milli takım

Futboldaki çifte vatandaşlık hususundan en fazla dili yananların başında Amerikalılar geliyor. Daha önce Neven Subotic olayında da yazmıştık bu konuyu. Amerikalıların dili çoğu zaman yansa da bazen de işler beklemedikleri ölçüde olumlu gidebiliyor José Francisco Torres örneğinde olduğu gibi. Torres Meksikalı bir babanın, Amerikalı bir annenin oğlu olarak 1987'de Teksas'da doğuyor. Çocukluk çağında Pachuca'nın altyapısına seçiliyor ve hayatı ister istemez Meksika'da geçiyor. Torres, Meksika takımının ortasahadaki isimlerinden biri oluyor. İş milli takımı seçmeye gelince Amerikalılar, Meksikalılardan önce davranıyor. Bob Bradley geçtiğimiz Ekim ayında Küba ve Trinidad Tobaga Dünya Kupası eleme maçları için onu aday kadroya davet ediyor. O da bu daveti kabul ediyor, Küba maçında sonradan oyuna giriyor ve Amerikan Milli Takımı formasını giyiyor.
José Francisco Torres, Meksika liginde mücadele eden Amerika doğumlu ve asıllı tek futbolcu değil, San Luis'de oynayan Michael Orozco, Club Amerika'da top koşturan Edgar Castillo ve Chivas Guadalajara forması giyem Jesus Padilla da Tores gibi Birleşik Devletler topraklarında doğmuşlar. Bu üçlüden Castillo ve Padilla tercihlerini Meksika Milli Takımı'ndan yana kullanırken, Orozco ise doğduğu ülkenin milli takımını tercih etti. Amerikalılar ile Meksikalılar arasındaki vatandaşlık maçı da şu an için 2-2 sona erdi. Amerikalılar'ın futbolcular için savaşı Meksika asıllılar ile sınırlı kalmayacak gibi görünüyor.

usain bolt #2

"Bolt'un ne kadar hızlı koşabileceğini bilmiyorum, fakat onun daha hızlı koşabileceğini biliyorum çünkü daha yeni başladık." - Glen Mills, Usain Bot'un Antrenörü

wolfsburg'un "kart" yüzü

Wolfsburg Felix Magath ile birlikte iyi sezonlarından birini geçiriyor. İşler iyi gidince pazarlama departmanı da yeni projerle üzerinde çalışıyor. Tabi taraftar alınan sonuçlardan, sahada gösterilen mücadeden memnun olunca ilgi gösteriyor böyle projelere falan. Kulübün sponsorlarından Deutsche Bank taraftarlara özel kredi kartı çıkarmış. Kredi kartının yüzü olarak ise Brezilyalı forvet Grafite seçilmiş. Wolsfburg gibi Grafite de iyi bir sezonu yaşıyor. 17 maç da 17 gol attı bu sezon Brezilyalı. Yani krdi kartı için seçilen kişi olmayı hak ediyor anlayacağınız. Yeri gelmişken Wolfsburg'un Grafiteli kredi kartını görünce bizim "dört" büyüklerin çıkardıkları kredi kartlarında neden futbolcularını kullanmadıkları sorusu aklıma geldi. Bildiğim kadarıyla çıkarılan bütün kredi kartlarında kulüplerin logoları ya da renkleri bulunuyordu, -umarım yanlış haırlamıyorumdur- hani takımın esaslı isimlerinin ön yüzünde bulunan kredi kartları fena durmazdı diye düşünüyordum.

2008'de dünya müzik piyasası

The Big Picture'dan Barry Ritholtz geride kalan yılda dünya müzik piyasasında yaşananları rakamlara dökmüş, çok da iyi etmiş. Biz de onun yazısında verdiği rakamları buraya alalım dedik. * Toplam albüm satışı yüzde 8.5 oranında azalmış ve 428 milyon 400 bine düşmüş. (2007'de bu rakam 500 milyon 500 binmiş), * Fiziksel albüm satışları yüzde 20 düşmüş, 362 milyon 600 milyon adet albüm satılmış. (bir önceki yıl rakamı 450 milyon 500 bin) * Dijital albüm satışları yüzde 32 artmış ve 65 milyon 800 bine yükselmiş. * Dijital şarkı satışı yüzde 27 artmış, 1 milyar 70 bin adet şarkı satılmış. Böylece dijital şarkı satışında da ilk 1 milyar barajı geçilmiş. * Müzik piyasasındaki toplam sirkülasyon yüzde 10.5 artarak 1 milyar 500 milyona ulaşmış. * Klasik müzik albümlerinin satışında yüzde 26, Country müzik albümlerinin satışında yüzde 24, Latin müzik albümlerinin satışında ise yüzde 21'lik bir azalış söz konusu. * Plak satışlarında geçen yıl artış yaşanmış ve 1 milyon 880 bin adet plak satılmış.

ncaa'lerde son durum

5 Ocak 2009 Pazartesi

yorumsuz

yeni durak stoke city

Ertuğrul Sağlam için ilk soru işaretlerinin nedeniydi Lamine Diatta. Legrottaglie yerine Diatta'nın tercihi Senegalli'nin gösterdiği performansla hayal kırıklığı yaratmıştı Ertuğrul Sağlam benim için. Belki de sadece Sağlam'ın inadından dolayı bu ülkeye gelebilecek en iyi savunma oyuncularından birinden mahrum kalmıştık. İtalya'nın yerine tercih edilen Diatta'nın Beşiktaş'taki ömrü 6 ay ve 6 maçla sınırlı kalmıştı. O performansını gördükten sonra biraz zor iş bulur diyorduk ama Newcastle United çaresizliğinden olsa gerek onu kadroya ekledi. Gerçi forma giymek için yaklaşık 3 ay bekledi ve sadece 2 maçta forma giydikten sonra serbest bırakıldı. Geçtiğimiz mayıs ayından beri işsiz olan Diatta'nın bahtı 2009'da açılmış olsa gerek ki Stoke City kadrosunu takviye etmek amaçlı olarak Senegalli'yi denemeye karar vermiş. Eğer beğenirlerse Diatta'nın kariyeri Premier League'de devam edecek...

4 Ocak 2009 Pazar

çalışmaya devam

Ronaldo, "acelem yok, kendimi hazır hissedince oynayacağım" dese de son sürat çalışmalara devam ediyor. Önce fazlası olan 5-6 kiloyu verip ardından da güçlenme çalışmalarını sürdürecek Brezilyalı. Yazın İbiza'daki halini görünce insan takdir ediyor şu anki durumunu. En azından göbeğini eritmeyi başarmış, topçuya benzemiş kendisi...

atina derbisinin kazananı yok

İspanya, İskoçya ve Yunanistan dışındaki liglerin tatilde olduğu hafta sonunun maçı Atina'ydı. Panathinaikos ile AEK'nın maçı keyifsizdi. Zaten bu keyifsizlik maçın skoruna da yansıdı, her iki taraf da gol atamadan 90 dakika sona erdi. AEK sezona felaket bir başlangıç yapmıştı önce Şampiyonlar Ligi sonra da UEFA Kupası ön eleme turlarında elenince Avrupa defterini erken kapadılar. Ligde de işler istenildiği gibi gitmeyince önce başkan Demis Nikolaidis istifa etti arkasından da teknik direktör Giorgios Dinos. Yeni başkan Giorgios Kintis, kaos durumunda yapılacak en akıllı işi yaptı ve takımın eski teknik direktörü Dušan Bajević'i göreve getirdi. Sırp teknik adam göreve geleli 1,5 ay oldu fakat hâlâ takımı oturtmaya çalışıyor. Galip gelmekte zorlanmaya devam ediyor AEK. Sezonun ilk yarısı geri kalırken tek mağlubiyetleri olmaalrına karşın Olympiakos'un 14 puan gerisinde yer alıyorlar. Bu durumun en önemli nedeni beraberlik hanesinde yazan 10 sayısı. AEK, galibiyetlerde oluşan bir seri yakalarsa en azından şampiyonlar ligini kovalama şansına sahip olurlar. PAO için ligde sezon iyi geçmese de Şampiyonlar Ligi'nde grup lideri olmak Hen ten Cate'yi bir süre için daha kurtardı. İlk yarıyı Olympiakos'un 9 puan gerisinde kapamak demek, Pire ekibinin güle oynaya son 14. sezonundaki 13. şampiyonluğunu kazanacağı anlamına geliyor. Bu da PAO taraftarları için çekilmez bir durum halini alıyor.

avustralya açık arifesinde

Sezonun ilk Grand Slam'i Avustralya Açık'a 2 hafta kaldı. Tenisçiler Melbourne'un havasına yakın mekanlarda peşisıra turnuvalara katılıyorlar. Geçtiğimiz haftayı Abu Dabi'de geçiren Rafael Nadal ve Roger Federer sezonun ilk ATP Tour turnuvası için Doha'ya geçtiler. Katarlılar "dünya sıralamasının ilk iki sırasını bulmuşken atraksiyon yapalım demiş" olmalılar ki Basra Körfezi'ndeki bir gezi teknesinin üzerinde gösteri maçı yaptırmışlar İspanyol ve İsviçreli'ye. Gerçi şaşırmamak lazım biz de Venus Williams'a Boğaziçi Köprüsü'nde, Anastasia Myskina'ya da Kız Kulesi'nde tenis oynatmıştık...