Dünya Kupasına 43 gün kala turnuvaya katılacak ülkelerde Güney Afrika’ya yönelik reklamlar başladı. New York’ta 34. Cadde ile Yedinci Cadde’nin kesiştiği köşede Clint Dempsey’in billboardları şehir sakinlerini selamlamaya başladı. “Play to be Remembered” sloganıyla Amerikalılara da yavaş yavaş kupa hatırlatılmaya çalışılıyor. Ne kadar başarılı olunduğunu anlamak için kupanın televizyondaki izlenme oranına bakmak gerekecek...
30 Nisan 2010 Cuma
dünya kupası yaklaşırken 34. cadde'nin köşesi...
Etiketler:
abd,
dünya kupası,
ecnebi,
futbol,
güney afrika
dunya kupasi 2010 resmi marşı: shakira - waka waka
Etiketler:
dünya kupası,
müzik,
video
29 Nisan 2010 Perşembe
bordeaux'nun düşüşü
Avrupa liglerinde bu sezonki en ilginç hikayelerden biri olsa gerek Bordeaux’nun fikstürün ikinci yarısındaki düşüşü. Şampiyonlar Ligi’nde elde edilen sürpriz sayılabilecek grup birinciliği ve ardından gelen çeyrek final Fransız ekibine yaramadı.
Şubat ayı başında Ligue 1’de en yakın rakibi Montpellier’in altı puan önünde, 48 puanla lider olan Bordeaux, şu andaki lider Marsilya’ya da dokuz puan fark atmıştı.
Fakat şubat ayı ile birlikte Bordeaux’nun da ligdeki düşüşü başladı. 30 Ocak’tan bu yana oynadığı 12 maçta iki galibiyet alabilen Laurant Blanc’ın takımı, 3 beraberlik ve 7 mağlubiyet gördü. Sadece 15 gol atabilen, buna karşın 26 gol yiyen Bordeaux sadece dokuz puan toplayabildi.
Aynı dönemde Marsilya ise 10 galibiyet aldı ve hiç mağlup olmadı. Üstelik bu dönemde Bordeaux gibi Didier Deschamps’ın takımının da ertelenen ve araya eklenen maçları oldu. Marsilya mağlup olmadığı bu 12 maçta, 26 gol atıp, kalesinde de 6 gol gördü. Topladığı 32 puan ise neredeyse ilk 22 haftada topladığına denk geliyor.
Bordeaux’nun “Uğursuz şubat-mart-nisan” döneminde Marsilya’dan yediği puan farkı da 23’ü bulmuş. Tabii bu dönemde oynadıkları ve Marsilya’ya kaybettikleri Lig Kupası finalini, kendi evinde Monaco’ya elendiği Fransa Kupası son 16 turu maçını da eklemek gerekiyor kara tabloya.
Şubat başında Ligue 1’in lideri olarak şampiyonluğun en önemli adayıydı Bordeaux. Dün akşam Valenciennes deplasmanında oynadığı erteleme maçında sahadan 2-0 mağlup ayrılınca Bordeaux, hem yedinci sıraya kadar geriledi hem de çift hatta üç kupa hedefiyle başlanan sezonda Avrupa kupalarında mücadele edip edemeyeceği belirsiz bir hale geldi…
24 Nisan 2010 Cumartesi
carsamba da bekliyoruz...
Bir gündüz maçını yerinde izlemek de televizyondan izlemek de zevkli oluyor. Barcelona, çarşamba 1-3'ün rövanşı öncesinde Xerez'i 3-1 ile geçti. Maçın sonunda tribünleri selamlayan Barcelonalı futbolcuların üzerinde Katalanca "Çarşamba herkes Camp Nou'da" t-shirtler bulunuyordu.
Görünen o ki Barcelona kanadında çarşamba akşamından kimse emin değil. En azından bir endişe söz konusu...
16 Nisan 2010 Cuma
isinbayeva'nin ara verdi mi?
Geçen hafta içerisinde Yelena Isinbayeva spora bir süre ara vereceğini açıkladı. En azından ajanslara düşen haberler bu yöndeydi. Rus atletin bu yaz Barcelona’da yapılacak olan Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda da yer almayacağı da yazıldı. Isinbayeva’nın antrenörü Vitaly Petrov geçen gün Rus gazetesi Sovetskiy Sport’a verdiği röportaj da çoğu konuya açıklık getirdi. Biz de Petrov’un bu röportajından ilginç bulduğumuz bölümleri bloga taşıyalım dedik.
Isinbayeva’nın son durumu ve ne olduğu konusu sorulduğunda Vitaly Petrov, her şeyin normal olduğunu söylüyor. Rus antrenör, Isinbayeva’nın antrenmanlarına devam ettiğini, zaten antrenmanları da bırakması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, aksi takdirde Yelena Isinbayeva’nın formunu kaybedeceğini belirtiyor ve ekliyor Barcelona’daki Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda Rus atlet yer alacak. Hatta sadece Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda değil, Ağustos sonunda yapılacak –ki muhtemel Zürih’e denk gelecek- IAAF Diamond League’in son ayağında da mücadele edecek Isinbayeva.
Yelena Isinbayeva’nın doğal olarak çeşitli sponsorları bulunuyor. Rus atletin bu sponsorlara karşı herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olup olmadığını sorusuna Vitaly Petrov, Isinbayeva’nın Diamond League ve Çinli spor malzemeleri üreticisi Li Ning anlaşması olduğunu fakat Rus atletin sağlığının her şeyden önemli olduğunu vurguluyor. Yelena Isinbayeva’nın dinlenmeye ihtiyacı olduğu söylüyor ve ekliyor Petrov, “Bazen uzun bir tatil, bütün başarılar ve rekorlardan daha değerlidir”.
Yelena Isinbayeva’nın bu arayı daha önce vermesi gerekmiyor muydu sorusuna “Evet” diyor Vitaly Petrov, “2008 Yaz Olimpiyatları’nın ardından böyle ara vermemiz gerekirdi. 2009’da yarışmayıp, 2010’a dinlenmiş bir şekilde başlayabilirdik. Fakat 2008’e baktığımızda böyle bir kararı almak çok zordu ve biz bunu yapmadık. Bu nedenle de sezonun ikinci yarısı ve kışın Yelena çok yorgundu”. Petrov, Rus atletin Berlin ve Doha’da aldığı kötü sonuçların birbirleriyle karşılaştırılmaması gerektiğini söylüyor.
Berlin’de fiziksel olarak herhangi bir sorunun olmadığını, psikolojik açıdan Isinbayeva’nin sorunları olduğunu belirten Petrov, birkaç gün aradan sonra Zürih’te kırılan dünya rekorunu hatırlatıyor. “Bu sezon Doha’daki Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda ise Yelena Isinbayeva, fiziksel olarak hazır değildi” diyen Vitaly Petrov’a neden dünya şampiyonasına katıldıkları sorulduğunda ise, kış sezonuna başladıklarında her şeyin planladıkları gibi gittiğini; Moskova’da 4.85 metrelik atlayışı yaptıklarını hatırlatıyor. “Onun yavaş yavaş formunu yakaladığını gördüm. Fakat sponsor için fotoğraf çekimine Hong Kong’a gitti ve orada bir hafta kaldı. Bu durum Yelena’yı olumsuz etkiledi. Çünkü Moskova’da -20 dereceden Hong Kong’da 33 derecelik bir havayla karşılaştı. Bu durum onun bünyesini olumsuz etkilemekle kalmadı, üç kilo verdi ve tendonundan sorunlar yaşamaya başladı. Donetsk’te 6 Mart’taki yarışlarda 4.85’i rahat geçti fakat onun normal tekniğiyle sıçrayamadığını gördüm. Dürüst olmam gerekirse de Doha’da derecesini geliştirmesini beklemiyordum. Yelena’nın yeni bir dünya rekoru kırmaya hazır olmadığını biliyordum. 4.85-4.90’ı atlayabileceğini düşündüm. Bu da kazanmak için yeterliydi. Fakat o, psikolojik açıdan çok yorgundu” diye açıklıyor Vitaly Petrov Yelena Isinbayeva’nın son dönemdeki düşüşünü.
Berlin’de fiziksel olarak herhangi bir sorunun olmadığını, psikolojik açıdan Isinbayeva’nin sorunları olduğunu belirten Petrov, birkaç gün aradan sonra Zürih’te kırılan dünya rekorunu hatırlatıyor. “Bu sezon Doha’daki Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nda ise Yelena Isinbayeva, fiziksel olarak hazır değildi” diyen Vitaly Petrov’a neden dünya şampiyonasına katıldıkları sorulduğunda ise, kış sezonuna başladıklarında her şeyin planladıkları gibi gittiğini; Moskova’da 4.85 metrelik atlayışı yaptıklarını hatırlatıyor. “Onun yavaş yavaş formunu yakaladığını gördüm. Fakat sponsor için fotoğraf çekimine Hong Kong’a gitti ve orada bir hafta kaldı. Bu durum Yelena’yı olumsuz etkiledi. Çünkü Moskova’da -20 dereceden Hong Kong’da 33 derecelik bir havayla karşılaştı. Bu durum onun bünyesini olumsuz etkilemekle kalmadı, üç kilo verdi ve tendonundan sorunlar yaşamaya başladı. Donetsk’te 6 Mart’taki yarışlarda 4.85’i rahat geçti fakat onun normal tekniğiyle sıçrayamadığını gördüm. Dürüst olmam gerekirse de Doha’da derecesini geliştirmesini beklemiyordum. Yelena’nın yeni bir dünya rekoru kırmaya hazır olmadığını biliyordum. 4.85-4.90’ı atlayabileceğini düşündüm. Bu da kazanmak için yeterliydi. Fakat o, psikolojik açıdan çok yorgundu” diye açıklıyor Vitaly Petrov Yelena Isinbayeva’nın son dönemdeki düşüşünü.
Vitaly Petrov’un bu açıklamaları Yelena Isinbayeva hakkında çıkan çoğu söylentiyi de kesecek gibi görünüyor…
3d farkıyla fransa açık keyfi
Fransızlar oldukça şanslı. Panasonic, Oranje ve Eurosport arasında yapılan anlaşmayla bu yılki Fransa Açık Tenis Turnuvası, Orange’ın IPTV yayını alan 28 bölgedeki 3 binin üzerindeki mekanda 3D olarak seyredilebilecek. 23 Mayıs – 6 Haziran arasında yapılacak olan ve Eurosport’un yayınlayacağı turnuvanın ayrıca 3D belgeselinin de yapılması imzalanan anlaşmanın kapsamı içerisinde yer alıyor.
Eurosport’un Fransa Açık’ı, ESPN İngiltere’nin de Dünya Kupası’ndaki 25 maçı 3D olarak yayınlaması önümüzdeki dönemde spor yayıncılığının şekillenmesinde 3D’nin önemli bir unsur olacağını gösteriyor…
tnt'nin yüzü güldü
NBA’de normal sezonun sonu soluk soluğa olunca bu işten kârlı çıkan ligin resmi yayıncıları oldu. TNT’nin dün yaptığı açıklamaya göre, normal sezonda kanalın kablolu yayındaki toplam izleyici sayısı maç başına 1 milyon 700 bin kişiye ulaşmış. Bu, Michael Jordan’ın emekliliğinden sonra profesyonel basketbola döndüğü ilk sezondan -1995-1996- beri ulaşılmış en yüksek ortalama izleyici sayısı. NBA’in dijital platformunu yöneten Turner Sports da NBA.com’daki videoların izlenme oranının bu sezon yüzde 65 arttığını açıkladı. Geçtiğimiz sezonun sonundan bu yana sitedeki videoların izlenme sayısı 1 milyarı geçmiş durumda.
David Stren açıklanan bu verilerin ardından hem saha içerisindeki rekabet hem de bu rekabetin televizyon izlenme oranlarına yansımasından dolayı oldukça mutlu olsa gerek.
15 Nisan 2010 Perşembe
kahire derbisine taraftar protestosu
Dünya üzerinde bu hafta oynanacak önemli derbilerden bir tanesi Kahire’de. Al Ahli ile Zamalek arasında yarın akşam oynanacak maç öncesi her iki takımın taraftar grupları da keyifsiz. Al Ahli ve Zamalek’in “Ultras”ların keyifsiz olmasının nedeni hükümet tarafından alınan aşırı güvenlik önlemleri.
Al Ahli’nin taraftar grubu “Ultras Ahlawy”den yapılan açıklama da hükümetin stadyuma sokulacak pankartlara kadar her türlü şey için bilgilendirmek istendiğin, bunun da doğru olmadığını söyledi.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından hem Al Ahli hem de Zamalek taraftarları özel hazırlık yapmayacaklarını açıkladılar Kahire derbisi için. Bu, önceki derbilere göre tribünler açısından zevksiz bir maç bizi bekliyor demek. Tabi bir son dakika sürprizi olmazsa.
partizan 1992 & sasha djordjevic
Partizan’ın 1992 yılında İstanbul’daki sürpriz şampiyonluğunda Predrag Daniloviç ile birlikte en büyük pay Sasha Djordjevic’indi. 18 yıl aradan sonra Partizan’ın o günkü gibi genç bir kadro ile sürpriz bir şekilde dörtlü finale kalması o takımdaki isimleri de gündeme getirdi. Sırp Tanjug haber ajansı, bu haftasonu Eurosport için EuroCup dörtlü finalinde yorumculuk yapacak Djordjevic ile keyifli bir röportaj yapmış. Biz de röportajı elimizden geldiğince buraya aktaralım dedik.
İstanbul’daki dörtlü finali, kulüp kariyernin en güzel anı olarak nitelendiriyor Sasha Djordjevic. Çok genç bir takımın hayalinin gerçekleştiğini söyleyen Sasha, o günkü savaş konjonktüründe evlerinde hiçbir maç oynamadıklarını vurguluyor, 2010 model Partizan’ın bu açıdan şanslı olduğunu müthiş seyirci desteğini arkasında bulduğunu belirtiyor. Ayrıca da bu atmosferde oynayan Partizanlıları kıskandığını da söylüyor Sasha Djordjevic. Maccabi maçı sonrası Djordjevic’i en fazla etkileyen şey, takımın bu başarıyı normal karşılaması, deliler gibi kutlamaması olmuş. “Basketbolcuların hepsi mutluydu, gülümsüyordu, sevinçten havaya sıçramıyorlardı ya da şampanya patlatmıyorlardı. Bu onların karakterini ve daha fazla başarı istediklerini gösteriyordu” diyor Sasha Djordjevic.
Dörtlü finalde ezeli rakip Kızıl Yıldız gibi başka bir kırmızı-beyazlı takımlı oynuyor Partizan. Sezon içerisinde oynadıkları iki maçtan birini kazanmıştı Belgrad ekibi. Djordjevic’e göre tecrübe ve büyük maçların baskısı önemli faktörler bu tür maçlarda özellikle de büyük miktarda para yatırıp, çok fazla yatırım yapan takımlar için. Sasha Djordjevic dörtlü finalde rakip olarak Barcelona ya da Olympiakos’u tercih ediyor. CSKA’nın oldukça büyük tecrübeye sahip olduğunu, bu yıl da şampiyonluk için diğer takımlara göre daha az şans tanınmasının onların üzerinde baskı olmamasını sağladığını, bunun da Rusların avantajı olduğunu düşünüyor.
Röportajın sonunda ise “Şampiyonlukları getiren savunmadır. Partizan belki de Avrupa’nın en iyi savunma yapan takımı. Benim onlara vereceğim mesaj oyunlarını oynamaları” diyor Sasha Djordjevic.
güney afrikalıların fendi fifa'nın kurallarını yendi...
FIFA’nın Dünya Kupası bilet satışları ev sahibi ülkeye ayırdığı kontenjanlar için istediği rakamı yakalayamadı. Bu durumun kaynağının yerel halkın online ya da belirtilen banka şubelerindeki satış merkezlerinden bilet almaya ilgi göstermemesi olarak ifade ediliyordu. Ki online satış da işlemlerin çok karmaşık olması bilet almak isteyen ve azimli olan insanları bile vazgeçirmişti. Turnuvanın başlamasına 60 günden az bir süre kala FIFA satılamayan 500 bin bileti de göz önüne alınarak kendi kurallarını çiğnedi ve süpermarket ile alışveriş merkezlerinde FIFA’nın bilet satış noktalarının kurulmasına izin verdi. Güney Afrikalılar, Dünya Kupası biletlerini kurulan bu satış noktalarında satılmaya başlandı.
Güney Afrikalılar da bu kararı bekliyor olsalar gerek ki sadece Cape Town’da binlerce kişilik kuyruklar oluştu. Bir Güney Afrikalı, en son bu tür bir kuyruğu Nelson Mandela’nın hapisten çıktıktan sonra katıldığı ilk seçim olan 1994’te gördüğünü söylemiş BBC muhabirine.
Biletlerin süpermarket ve alışveriş merkezlerinde satışa çıkmasına karşın sorunlar yaşanmaya devam ediyor. 64 yaşındaki bir futbolsever bilet satış kuyruğunda beklerken geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Yine satış sırasında çıkan teknik aksaklıklar nedeniyle ilk gün 3.5 saat boyunca sadece 32 kişi bilet satın alma şansına erişebildi. Bu da zaman zaman gerginliklerin çıkmasına neden oldu. Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen gösterilen ilgi, biletlerin turnuva başlayana kadar satılacağına işaret ediyor.
Etiketler:
dünya kupası,
ecnebi,
ekonomi,
futbol,
güney afrika
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









