3 Kasım 2009 Salı

bu akşama ikinci bilet...


Beşiktaş futbol takımını 1938-1939 yılındaki kadrosu nedir?

Yukarıdaki soruyu bilen arkadaş Beşiktaş - Wolfsburg maçına Numaralı tribün bileti kazanacaktır. Lütfen cevaplarınızı yorum bölümüne yazanız. Elektronik Posta adreslerinizi ve telefonlarınızı yorum bölümüne YAZMAYINIZ. Elektronik Posta adreslerini ve telefonlarını yazan arkadaşların cevapları kabul edilmeyecektir.


İkinci bileti Muharrem Çoban adlı arkadaş kazanmıştır. kendisi telefon numarasını yorum bölümüne bırakırsa bilet kendisine ulaştırılacaktır.

ilk bileti kazanan...


Avea'nın sponsorluğunda Beşiktaş - Wolfsburg maçına verdiğimiz 2 Numaralı tribün biletinden ilkini kazanan belli oldu.

Google'ın işe yaramayacağı bir soru sormuştuk. Beklediğimiz gibi de oldu Google işe yaramaktan çok kafaları karıştırmış. Cevaplarda o kafa karışıklığının bir yansıması oldu.

Yorum bırakan arkadaşlardan bazıları uyarılarımıza rağmen e-posta ve telefonlarını yazmışlar. Bu seferlik o arkadaşları diskalifiye etmedik. Fakat bundan sonra e-posta ve telefonlarını yazan arkadaşların cevaplarını dikkate almayacağımızı belirtmek isteriz.

Beşiktaş'ın son 30 yıldaki forma reklamlarından 19'unu birden fazla arkadaş yazdı. Bu arkadaşlar içerisinden en hızlı davranan Vermante isimli arkadaşımız ise bileti kazandı. Kendisini tebrik ediyoruz.

Beşiktaş - Wolfsburg maçına ikinci bileti ise yarın sabah saat 10.00'da vereceğiz...

2 Kasım 2009 Pazartesi

ilk bilet için soru....

Son 30 yılda Beşiktaş'ın göğüs reklamlarında hangi markalar bulunmaktadır?

En fazla markayı bilen kişi Beşiktaş - Wolfsburg maçına Numaralı tribün bileti kazanacaktır. Lütfen cevaplarınızı yorum bölümüne yazanız. Elektronik Posta adreslerinizi ve telefonlarınızı yorum bölümüne YAZMAYINIZ....


Yarışmanın sonuçlanma saatini sabah 9.00 olarak açıklamıştık. Fakat şehir dışında yaşayan arkadaşların haklı uyarısı ile saat 24.00'de cevapları almayı durduracağız. Sorunun cevabıyla birlikte en fazla bilen arkadaşı  da gece yarısı itibariyle açıklayacağız....

20:45 beşiktaş - wolfsburg maç bileti...


Avea sponsorluğunda Beşiktaş - Wolfsburg maçına  bu akşam ve yarın  sabah olmak üzere 2 adet "Numaralı" tribün bileti veriyoruz. İlk bilet için 20.45'te soruyu bloga asacağız.
Unutmadan Ekşi Beşiktaş da maç biletleri veriyor. Bu akşam 21.45 ve 23.55'te sorulan soruları cevaplayarak oradan da maç bileti kazanmanız mümkün...

van persie



Lig maçında Adebayor'dan çok çekmişti Van Persie..suratına tekmeyi yediği pozisyon geçen sezon Getafe maçında Pepe'nin yaptığı hareketi gözümde canlandırmıştı...
Şimdi Arsenal Carling Cup çeyrek finalinde Manchester City ile eşleşti. Londra kulübü için güzel bir rövanş fırsatı. Mücadele deplasmanda oynanacak. Arsenal ligdeki karşılaşmayı 4-2 kaybetmişti...
Bu maç sonrasında Adebayor 3 maç ceza almıştı.
Van Persie Carling Cup maçında illa kadroda olmak istediğini belirtmiş. Arsene Wenger kupa maçlarına genellikle yedek bir kadroyla çıkıyor bakalım Hollandalı golcünün isteğini yerine getirecek mi?

bridgestone formula'dan çekiliyor


Formula 1'in tek yetkili lastik tedarikçisi Bridgestone 2010 sezonundan sonra formula 1'den çekileceğini duyurdu...
2006 yılında Fransız Michelin firmasının formula 1'den çekilmesinden sonra tek tedarikçi olarak kalan japon firması yaşanan ekonomik kriz nedeniyle 2010 sezonundan sonra formula 1'den çekilme kararı aldığını açıkladı.
1997 yılında Formula 1 macerasına 5 takıma lastik tedarik ederek başlayan Bridgestone markası Michelin ve Goodyear firmalarının Formula 1'den çekilmesiyle sahnede tek kalmıştı...
Lassa için iyi bir fırsat ne dersiniz ?

tatsız ve tuzsuz


Bir anda soğuyan hava, durmak bilmeyen yağmur, gündüz maçlarının netice anlamındaki uğursuzluğu, kaybedilen Fener maçı, tatsız Buca maçı, özetle keyifli olması ihtimali çok düşük bir maçtı. Keyifsiz de oldu. Maç sonu Rijkaard’ın basın toplantısına, futbolcu görüşlerine bakınca, bir toparlanma arzusu olduğunu, bunun için çaba sarfedildiğini görüyorum; aşırı iyimserlik bunun sonucu ancak esasen ortada iyimser fikir beyan edecek bir futbol yoktu.

Galatasaray’ın 11.hafta maçında en büyük artısı, rakibinin konumuydu. Sivasspor’un, tek kelime ile “bitmiş” olduğunu söylersek, kesinlikle abartmış olmayız. Allah Muhsin Ertuğral’a sabır versin. Söze Sivasspor ile başlayalım. Bülent Uygun’un oyuncularını etkisi altına aldığı, teknik ve taktik beceriden öte inanç ve itaate dayalı futbol anlayışı, malumunuz bu sezon başında çöktü. Bülent Uygun ile yollar ayrıldı ancak onun öne çıkardığı futbolcular, Bülent Uygun’a olan hayranlıkları ve bağlılıkları ile hala takımın parçası konumunda. Uygun’un gidişini içlerine sindirmiş değiller, çok bariz. Musa Aydın’ın gol atıp asker selamı vermesi, buna en güzel örnek.

Oyundan alındığı dakikaya kadar sahada en küçük bir varlık göstermeyen Sezer Badur’un oyundan çıkış anında sergilemiş olduğu münasebetsiz tavır, Muhsin Ertuğral’ın daha sağlam ruh sağlığına sahip yeni bir oyuncu grubu ile zaman içinde mevcut kadroyu değiştirmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Mevcut kadro, mental olarak bitik vaziyette. Oyuncuların bir günahı yok, geride kalan iki senenin stratejisidir onları bu hale getiren. Sportif çöküş, ruhsal çöküşün neticesiydi zaten. Bu adamları yeniden hayata, futbola, Sivasspor’a ve başarıya alıştırmak, mevcudu yıkıp yenisini yapmaktan zor.

Bu sebeplerle Muhsin Ertuğral’ı çok zor günler beklemekte. Alternatiflerden biri de “canınız cehenneme” deyip bırakıp gitmektir. Sivasspor kadrosunun hadiselere yaklaşımları, beden dilleri, boşvermişlikleri tahammül edilebilir sınırları zorluyor. “Safi gaz” tipi kısa vadeli hocalık modelinden Türk antrenörlerinin kendilerini kurtarmaları gerektiğini de hatırlatalım, yeri gelmişken. Orta vadede sonuçlarını görmek isteyen, Sivasspor’u alıcı gözle seyretsin.

Galatasaray, Rijkaard’ın biraz da mecburiyet neticesinde yaptığı sistem revizyonu ile sahadaydı. Dörtlü savunmanın önünde Mehmet Topal biraz daha gömülü önlibero pozisyonunda, Mustafa Sarp ile Barış ise orta alan organizasyonundalardı. Önceki haftalara göre orta alan göbeğinde mücadele eden popülasyon bir kişi artmıştı.

Buna karşılık Arda ve Elano’nun tercih edildiği forvet arkası pozisyonundan vazgeçilmiş, tek santraforun sağ ve sol arkasında, Arda ve Kewell ile 3’lü bir hücum hatta oluşturulmuştu. Bu yeni diziliş, Rijkaard’ın Barca’daki anlayışına çok benzeyen, sezon öncesinde de denenen ancak kadro kimyası mecbur ettiği için vazgeçilip revize edilen diziliştir. Ve olumsuzluğu, yeteri kadar dinamizm olmadığı zaman, hücum bölgesinde etkin şekilde çoğalamamaktır. Sİvasspor maçı ölçü olmamakla beraber Galatasaray bu sistemde çoğalma sorunu yaşamadı. Ama açık konuşalım, Elano ve Keita geldiklerinde takıma, bildiğimiz 2-3-1 orta alan dizilişine geçeriz yeniden.

Taktik, teknik bir yana; Galatasaray hala tatsız. Ritmini yakalamış değil. Şevki kırılan oyuncular var, Arda başta olmak üzere, onlar hala keyifle oynamıyorlar. Bu da takımın performansına etki ediyor. Olumsuz yorum ve değerlendirme okumaktan bıktığınızın farkındayım, tekrarlamayacağım. Olumlu bulduklarımı yazacağım müsaadenizle:

Sabri Sarıoğlu; temposu, arzusu, mücadelesiyle gayet formda bir dönemini yaşıyor. Ofansif katkısı üst düzeyde. Nefesi de inanılmaz kuvvetli. Mücadelesinin hakkını tribünden de fazlası ile alıyor.

Mustafa Sarp; yılın sürprizi istikrarla vazifesini yapmaya devam ediyor. Bu kez Mehmet Topal tek önlibero oynarken, Mustafa orta alanda görev aldı ve top dağıttı. Pasörlük ve hücuma katkı konusunda Galatasaray’daki en iyi maçlarından birini oynadığını ekleyelim.

Harry Kewell; en vasat maçlarından biri olmasına karşın, bambaşka bir adam Kewell. Önümüzdeki sezon Galatasaray’da olması çok önemli. Kim ikna edilecekse, eşi mi, kendi mi; zaman kaybetmeden bu yapılmalı ve asgari 1 sezon daha Kewell Galatasaray forması giymeli.

by Nurullah Bakır

1 Kasım 2009 Pazar

fernando caceres'e kurşun...


Arjantin'de günün olayı Real Zaragoza ve Celta Vigo'nun eski oyuncularından Fernando Caceres'in vurulması. Pazar sabahı arabasıyla Buenos Aires'in banliyölerinden Ciutadella'da dolaşan Caceres'in arabasını çalmak isteyen soyguncular, Caceres'in direnişiyle karşılaşınca eski River Plateli'ye ateş açıyorlar. Kurşunlardan biri Caceres'in sağ gözüne isabet ediyor. Ajanslardan gelen ilk bilgilere ve Ole'de yazılanlara göre hastanede ameliyata alınan Caceres'in gözündeki kurşun çok riskli olduğu için çıkarılamıyor. Ek olarak da Caceres'in durumunun ciddi, hatta kendisinin komada olduğu ifade ediliyor. Ve 48 saatlik bir bekleme süresi söz konusu.
Caceres'in durumunun kesinlik kazanması için biraz daha zaman geçmesi gerekiyor anlaşılan...

orlando stadyumu


Bir önceki postta bahsettik Orlando Stadyumu'ndan. Ayrıntılarını bu postta verelim dedik. 1959 yılında yapılan bir stadyum Orlando. 24 bin kişilik kapasiteli olarak inşa ediliyor ve 1990 yılına kadar da "Soweto Derbilerine" evsahipliği gibi önemli bir misyona sahip.
2010 Dünya Kupası planı çerçevesinde 2006'da bakıma alınıyor.28 milyon $ harcanarak yapılan yenilme çalışmaları sonucunda Kapasitesi 40 bine çıkarıldıktan sonra geçtiğimiz yılın Kasım ayınca açıldı. Konfederasyon Kupası'nda takımların antrenman yaptığı sahalardan biri olarak kullanıldı. Gelecek yılki dünya kupasında da aynı işlevi görecek. Tabii sahip olduğu sorunlar giderilebilinirse.
İki hafta önce oynanan Güney Afrika Kupası finalinde stadyumun ışıkları söndü. Yaklaşık 1 saatlik beklemenin ardından ışıklardaki sorun giderildi. Dün oynanan Soweto Derbisi'nde saha zeminin çok kötü olması nedeniyle 14 Kasım'da Japonya ile oynanacak hazırlık maçı da Johannesburg'daki Rand Stadyumuna alındı.
Kupaya yaklaşık 200 gün kala Dünya Kupası Organizasyon Komitesi'nin bu tür sorunları halletmesi için hızlı hareket etmesi gerekiyor. Kupaya az bir süre kala bu tür sorunların yoğunlaşması Danny Jordan ve ekibinin işlerini zorlaştıracaktır.

sıkıcı ve golsüz bir soweto derbisinin ardından...


Afrika kıtasının önemli futbol etkinliklerinden biri diyorlar "Soweto Derbisi" için. Maçın adı derbi olunca insanın da ilgisini çekiyor doğal olarak.
Fakat Kaizer Chiefs ile Orlando Pirates arasında oynanan "Soweto Derbisi" sezonun en kötü maçlarından biriydi. Karşılaşmanın kötü olmasının sebeplerinden biri maça evsahipliği eden Orlando Stadyumu'nun zemini. Konuyla ilgili ayrı bir post yazacağız lakin belirtelim ki insan önce bir sahayı inceler de ondan sonra maç yapalım der. Zemin kötü, Orlando Pirates da ölümüne savunma yapayım deyince 90 dakikalık bir eziyet seyredildi. Tribüne gelen çoğunluğu Cheifsli 31 bin kişinin günlerce önceden aldığı biletlere verdikleri paraya pişman olduklarını düşünüyorum. Ki bir de para verip de sahte bilet alıp maça giremeyenler var. Onlar da maçı televizyondan izlediklerinde sadece paralarının gittiğine yanacaklardır.
Yazıya karışık girdik azcık toparlamakta fayda var. Dün oynanan "Soweto Derbisi"nin ayrı bir önemi vardı. Tam 20 yıl sonra ilk kez Orlando Stadyumu'nda karşı karşıya geldi Chiefs ile Pirates. Maçın en eğlenceli anektodu Kaizer Chiefs kalecisi Arthur Bartman'ın olması gereğinden farklı bir kaleci kazağı giyerek çıkmasıydı. Bartman'ın bu vurdum duymazlığı derbinin 15 dakika geç başlamasına neden olurken Kaizer Chiefs'i de disiplin komitesine sevk edildi. 
13 lig maçında 10 gol atan Orlando Pirates'ın seyirci üstünlüğünün Kaizer Cheifs de olduğu bir maçta hücum etmesi sürpriz olurdu ki Pirates da beklentileri karşılıksız bırakmadı. Maç boyunca ettikleri hücumun sayısı bir elin parmağını geçmedi. Ki puan durumunda da göreceli olarak Chiefs'ten daha rahat bir konumdaydı.
Ortada oynanan bir oyun olmayınca maça dair yazacaklar sınırlı. Seyirci stadyumda bulunmaktan keyif aldı. Orlando Stadyumu'nun bizdeki Kadir Has Stadyumu'nun açılışına benzer bir saha sorunu var. Bu sorunu halledene kadar başka maç oynanmayacaktır muhtemelen. Oynanırsa da sahaya çıkan takımlara yazık olacaktır.