Corinthians'ın İnternet sitesine abone olmanın nimetlerinden biri de bu videodan haberdar olmak. Resimleri düşmüştü Coldplay'in Corinthians antrenmanını basmasının. Bu da 4 dakikalık videosu...
3 Mart 2010 Çarşamba
27 Şubat 2010 Cumartesi
25 Şubat 2010 Perşembe
türk futbolunda tutarsızlık (istikrarsızlığın önüne geçmek üzere)
Birkaç gün önce Fenerbahçe –Bursaspor maçını izlerken Guiza’nın kaçırdığı goller sonrasında ıslıklanmasına ve ardından tribünlerin büyük bir çoğunluğunun “Se-mih...Se-mih...” diye tempo tutmasına şahit olduk. Bunlar futbolda hep var. Golcü art arda beceriksizilik yaparak gol kaçırırısa, kaleci üst üste hatalı goller yerse ıslıklanır. Özellikle bizim seyircimiz bu konuda acımasızdır. Aynı maçın ertesinde Ercan Saatçi bu protestonun önemi olmadığını vurgulamak için “bu seyirci Aykut’u da Rıdvan’ı da ıslıkladı” diye yazdı. Kaldı ki, bu vefasızlık sadece Fenerbahçe’ye has da değil, Türk seyircisine has... Sarı-kırmızı tribünler de geçen sezon, yıllarca takımı uğruna tekmeye kafa koyan Hasan Şaş’ını son 10 dakikalık performansına bakarak yuhlamamış mıydı?
Bunlara maalesef alıştık da, asıl garibime giden, Cristoph Daum’un bu ıslıklı protestoya göğüs gerer gibi tribüne dönüp abartılı el kol hareketleri ve mimiklerle “hayır-hayır” yaptıktan en fazla 5 dakika sonra seyirciye aynen uyarak Guiza’yı oyundan alması ve Semih’i sokması oldu. Hani, tam “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!” durumu... Seyirciye o kadar tepki gösterdikten sonra Guiza’nın formsuzluğunu kabul ediyorsan, bari onun yerine Semih’i değil, Gökhan’ı oyuna alırsın ki “dahi”liğine yakışsın.
Sonra sakin kafayla düşününce, Türk futboluna yön veren isimlerin hangisinde tutarlılık söz konusu ki? Üç sezon önce kovulup tekrar getirilen Daum tutarlı olmak zorunda olsun dedim kendi kendime... Türk Futbolunun lokomotifi konumundaki kulüplerin yönetimlerinin son yıllardaki icraatlerine bir göz atınca tutarsızlığın her şeylerine, demeçlerine bile yansıdığını görüyorsunuz.
Şenol Güneş’i (sayısını şaşırıp bir eksik ya da bir fazla söylüyor olabilirim) 3 kere kovup 4. kez göreve getiren Trabzon camiasından “Şenol Güneş, Trabzonspor’un Alex Fergusson’u olacak” açıklaması gelmedi mi? “Pess yani!” dedirtmediler mi?
Aziz Yıldırım 2 kere istifa ve yemin billah edip 3 kere geri dönmedi mi kulübün başına, en son Kulüpler Birliği Başkanlığı’ndan da istifa ediyorum deyip bir hafta geçmeden geri dönmedi mi? Çocuk oyuncağına çevirmedi mi görev ve sorumluluklarına ve de sözlerine sahip çıkma konusunu.
Galatasaray "para yok" denile denile en pahalı transferleri yapmadı mı? Son yıllarda takıma en etkili ve güzel futbolu oynatan Gerets’i gönderip Kalli’yi onu gönderip Skibbe’yi getirtmedi mi? Gerets’in takımına Inamoto’lar Cihan’lar yerine bugünkü Baros’u, Kewel’i, Neil’i, Keita’yı koysaydınız Rijkard’dan daha güzel futbol oynatamaz mıydı sanki? Ya da Beşiktaş’ın yönetimine bir bakın: Yıllardır “Beşiktaşlı duruşu, Beşiktaşlı duruşu” deyip duruyorlar, bu tabiri bir kere bile kullanmayan Süleyman Seba’nın duruşunun 10’da birini sergileyebildiler mi?
Tutarlı olmadan istikrarlı olunabilir mi?
by Plaza Gurusu
21 Şubat 2010 Pazar
mourinho farkı...
Jose Mourinho çok farklı bir teknik direktör. Onun farkı sadece maç öncesi, maç esnasında ve maç sonrasında "trash talk" dediğimiz provokatif çıkışları iyi yapması değil. Mourinho ayrıca taktik anlamda çok ilginç kararlara da imza atıyor.
Jose Mourinho forvet oyuncularını sahada bırakarak Sampdoria'nın orta sahada baskı kurmasını ve İnter kalesine yığılmasını böylece engelliyor. Maçı izleyenler fark etmiştir, bu hamleden sonra Sampdoria 9 kişilik İnter karşısında doğru dürüst 1 gol pozisyonu bile bulamadı. 72. dakikada Mourinho Milito'yu oyundan aldı ancak yerine yine bir forvet olan Pandev'i sahaya sürdü.
Şimdi merak ediyorum Turkcell Süper Lig'de hangi teknik direktör bu kadar cesur (veya deli) bir hamle yapabilirdi? Yapsa ve kaybetse maçın ertesindeki manşetler ne olurdu?
Tahmin etmek zor değil. İşte Mourinho farkı bu olsa gerek.
13 Şubat 2010 Cumartesi
vancouver 2010 - II. gün eurosport yayın akışı
04:00 Sürat Pateni Kısa Kulvar (Erkekler 1500 Metre)
05:30 Serbest Stil Kayak (Moguls – Sıralama Turları)
06:30 Luge (Erkekler Sıralama Turları)
07:30 Olympic Breakfast
07:40 Alp Disiplini (Erkekler İniş) / Tekrar
08:15 Olympic Breakfast
08:25 Biatlon (Kadınlar 7,5 km Sprint) / Tekrar
09:15 Olympic Breakfast
09:25 Kayakla Atlama / Tekrar
11:00 Alp Disiplini (Erkekler İniş) / Tekrar
12:00 Biatlon (Kadınlar 7,5 km Sprinti) / Tekrar
13:00 Olympic Finish Line
13:30 Kayakla Atlama / Tekrar
15:00 Biatlon (Kadınlar 7,5 km Sprint) / Tekrar
16:00 Olympic Finish Line / Tekrar
16:30 Alp Disiplini (Erkekler İniş) / Tekrar
17:30 Kayakla Atlama / Tekrar
18:00 Biatlon (Kadınlar 7,5 km Sprint) / Tekrar
18:55 Sports By Victoria
19:00 Kuzey Kombine (Antrenman Turları)
19:30 Olympic Countdown
20:00 Alp Disiplini (Kadınlar Kombine İniş)
21:15 Biatlon (Erkekler 10 Km)
22:25 Madalya Dağılımı
22:30 Kuzey Kombine (Kayakla Atlama)
23:00 Alp Disiplini (Kadınlar Kombine Slalom)
12 Şubat 2010 Cuma
montpellier hérault s.c
Ağustos ayında Fransa'da futbol sezonu start alırken birisi, Montpellier'nin Şubat ayında ilk 2'de yer alacağını iddia herhalde kimse inanmazdı.
1919 yılında kurulan ve şu anda ki haline 5 Kasım 1974'te Louis Nicollin'in (alttaki resimde bulunan hafif kilolu beyefendi) kulübü satın almasıyla bürünen Montpellier geçen sezonu Fransa 2. liginde geçirdi. Fransa 1. liginde 27 sezon geçiren ve hiç şampiyonluk yüzü görmeyen güney ekibi bu sezon beklentileri fazlasıyla karşılıyor.
Sezona sahasında 10 kişi bitirdiği PSG beraberliğiyle başlayan Montpellier 3. haftadan itibaren büyük bir çıkış yakaladı ve Ligue 1'de 23. haftada geçen sezonun şampiyonu Bordeaux'nun 3 puan gerisinde 2. sıraya yerleşti.
Peki Montpellier'nin bu sürpriz başarısında ki en büyük etken nedir?
1 - Takım genç (ve aç) ve yaşlı kurt (ve intikam peşinde) oyunculardan kurulu
2 - Montpellier genç takımı 2009 yılında gençlerde Gambardella kupasını kazandı ve bu kadrodan birkaç isim A takıma monte edildi (Ait Fana, Belhandatout gibi)
3 - Sağlam bir defans (Spahic, Dzodic, Jeunechamp ve Pitau)
4 - Lyon, Marsilya, Toulouse, Rennes ve PSG gibi takımların bu sene beklenen performanstan uzak olmaları
Kadrosunda sadece 7 yabancı futbolcu bulunduran Montpellier sezon sonunu aynı şekilde getirebilir mi bilemeyiz ancak ben başkan Nicollin'i Şampiyonlar Ligi'ni izlerken görmek isterim...
Şunu da hatırlatalım, Montpellier kulübü Eric Cantona, Laurent Blanc, Roger Milla, Valderama, Asanovic ve Kosecki gibi isimlere de zamanında kucak açmış bir takımdır
tenis sporu bayanlarda neden bu kadar sıkıcı oldu ?
Son sezonlarda tenis sporu bayanlarda garip bir hal aldı. Geçen sezon Rolland Garros'u kimin kazandığını hatırlayanınız var mı? (Uzmanlar hariç tabi ki). Açıkçası hayatının büyük bir bölümünü Fransa'da geçirmiş ve Rolland Garros'u ne olursa olsun kaçırmayan bir sporsever olarak az önce hatırlamaya çalıştım ancak nafile. Gidip internetten bakmak zorunda kaldım.
Bayan tenisindeki önemli isimlere göz attığımızda Serena Williams, Venüs Williams, Ana İvanovic, Dinara Safina, Jelena Jankovic, Kim Clijsters, Justine Henin, Elena Dementieva, Maria Sharapova vs... (şimdi hepsini saymayalım) bu isimleri birbirinde ayıran çok önemli özellikleri var mı?
Şahsi fikrim (benim yapmış olduğum bir tespit), bayan tenisçiler arasında çok büyük bir fark yok. Kim Clijsters verdiği ara sonrasında geri dönüp Amerika Açık'ta şampiyonluğa ulaşırken, vatandaşı Justine Henin Avustralya Açık'ta final oynadı. Bu iki sporcu da bir yıldan fazla bir süre kortlardan uzak kaldılar. Bir sporcu bu kadar önemli bir ara verip ardından hemen bir Grand Slam turnuvasında başarılı oluyorsa o sporun hiçbir gelişme göstermediğini rahatlıkça söyleyebiliriz herhalde.
Son olarak hangi bayan tenis müsabakasında heyecanlı bir mücadele izlediniz ? Hangi raket sizi etkiledi (fiziğiyle değil) ? Hangi maç sonrasında televizyonu keyifli bir şekilde kapattınız ?
Açıkçası ben geçen sezon bayan maçlarına bir setten fazla dayanamadım.
Son olarak Avustralya Açık'ta sergilenen tenis kıyafetleri bu sporun bayanlarda sadece sex appeal ve gösteriş anlamına geldiğini, bu nedenle de yatırım yapan sponsorların sportif başarıdan ziyade güzel bir fizik peşinden koştuklarını ortaya koydu. Bayan raketler modellikten vazgeçip tenis oynasalar daha iyi olur...!
Not: Bu arada Rolland Garros 2009'u Svetlana Kuznetsova kazanmış ;)
vancouver 2010 - I. gün eurosport yayın akışı
04:00 Kış Olimpiyatları Açılış Töreni
07:00 Kayakla Atlama (Sıralama Turu) / Tekrar
07:30 Olympic Breakfast
07:40 Alp Disiplini (Erkekler İniş - Antrenman Turları) / Tekrar
08:10 Olympic Breakfast
08:20 Kayakla Atlama (Sıralama Turu) / Tekrar
09:20 Olympic Breakfast
09:25 Kış Olimpiyatları Açılış Töreni / Tekrar
12:00 Kayakla Atlama (Sıralama Turu) / Tekrar
13:00 Olympic Finish Line
13:30 Kış Olimpiyatları Açılış Töreni / Tekrar
16:00 Olympic Finish Line / Tekrar
16:30 Alp Disiplini (Erkekler İniş - Antrenman Turları) / Tekrar
17.30 Kayakla Atlama (Sıralama Turu) / Tekrar
18:25 Sports By Victoria
18:30 Kayakla Atlama – Antrenman Turları
19:00 Olympic Countdown
19:30 Kayakla Atlama
21:25 Madalya Dağılımı
21:30 Alp Disiplini (Erkekler İniş)
23:00 Biatlon (Kadınlar 7,5km Sprint)
00:15 Sürat Pateni (Erkekler 5000 Metre)
00:25 Madalya Dağılımı
00:30 Kayakla Atlama / Tekrar
02:00 Biatlon (Kadınlar 7,5 km Sprint) / Tekrar
03:00 Sürat Pateni Kısa Kulvar (Erkekler 1500 Metre)
Etiketler:
ecnebi,
televizyon,
yerel
vancouver 2010'un takvimi...
Etiketler:
ecnebi,
kış sporları,
olimpiyat
10 Şubat 2010 Çarşamba
bir kez de buzda yenelim
İki gösteri takımı buz üstünde basketbol oynarsa ne olur? Takımlar Harlem Globetrotters ve Washington Generals ise gelenek bozulmaz ve Harlem galip gelir.
Tüm dünyayı olduğu gibi ABD’yi de etkisi altına alan kar ve soğuk hava, belli ki çılgın basketbolcuları spordan hiç soğutmamış. Hızlarıyla baş döndüren Harlem ve şutlarıyla çember söken Generals oyuncuları kapmışlar antrenman eşofmanlarını, kafalarına da koruyucu kasklarını geçirmişler, soluğu New York’un ünlü Central Parkı’nda almışlar. Ne buz, ne soğuk ne de Generals durduramamış Harlem’i.
Daha önce bir spor salonunu çatısı, uçak gemisi, Vatikan’ın meydanı, boğa güreşi arenası gibi mekanlarda maç yapan iki takımdan galip çıkan 32-15’lik skorla yine Harlem oldu. Bu arada hatırlatmak lazım Harlem’in 2499 maçlık galibiyet serisini 1971’de sonlandıran Generals’ın, Globetrotters karşısında 13 binden fazla mağlubiyeti var.
Maç içinde iki kez eline bir hokey sopası alarak ve 13. Cuma filminden fırlamışçasına bir maske takarak pota altını savunmaya çalışan Kris ‘Hi-Lite’ Bruton’un bu performansı bile hakemlerin oyunu durdurmasına yetmezken, Hi-Lite maç sonu açıklamasında “Başka türlü nasıl savunma yapabilirdim ki” diyerek buzda galibiyetin sırrını açıkladı.
By Tarık Dağlı
By Tarık Dağlı
Etiketler:
ecnebi,
kış sporları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















