bisiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bisiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Haziran 2011 Çarşamba
yeni başlayanlar için tour de france
26 Temmuz 2010 Pazartesi
contador palácio la moncloa'da...
Tour de France'ı üstüste ikinci kez, toplamda da üçüncü kez kazanan Alberto Contador ülkesine döner dönmez resmi kabullerde boy göstermeye başladı. Başbakan José Luis Rodríguez Zapatero'yu Palácio La Moncloa'da ziyaret eden İspanyol bisikletçi, sarı mayoyu Zapatero'ya hediye etti.
İspanyol Başbakanı için güzel bir ay geride kalmak üzere. Önce Dünya Kupası'nı kazanan İspanyol Milli takımı, ardından bisiklet sporunun en prestijli organizasyonunu kazanan sporcuyu kabul etmek her başbakana kısmet olmaz. Bakarsınız eylül ayında da dünya şampiyonluğu unvanını koruyan İspanya Erkek Basketbol Takımı'nı kabul eder...
Etiketler:
bisiklet,
ecnebi,
tour de france
27 Aralık 2009 Pazar
bisiklet 2009...
Spor tarihi büyük geri dönüş öyküleri ile bezelidir. Lakin sadece bir ligi, organizasyonu değil tüm sporu, küresel spor haritasında ilgi dağının tepelerine çıkarabilen bir büyük yıldız yine vurdu damgasını yıla. 38 yaşındaki Lance Armstrong üç buçuk yıllık aranın ardından bu sefer kanserden değil de emeklilikten kurtulup selesine tekrar otururken yollara koyulacağını açıkladığında yılın renkli geçeceği besbelliydi. Columbia treni yardımlı Mark Cavendish jetinin yetişilemeyen hızı, Andy Schleck’in yükselen yıldızı, Bradley Wiggins’in evrimi, “İsviçre Saati” Cancellara’nın zamana hükmedişi, “Rumble in the Jungle”ı geride bırakan Contador vs. Armstrong düellosu... Satırbaşlarını sayarken bizi yoracak kadar yoğun, uzun süren sezonu, değerlendirirken başlıklara ayırmak sanırım sağlıklı olacak.
Yılın Bisikletçisi
Sezon içerisinde gerçekten çok iyi performanslar vardı. Ancak ödülü paylaştırmak yararlı olacak. Lakin üç bisikletçi de tüm yıla kendi kategorisinde müthiş hükmetti. Birinin BBC yılın sporcusu ödülünde Jenson Button’a geçilmesi dahi tartışma yarattı. İrlanda ve İngiltere arasında yer alan ve işin ilginci motosiklet yarışları ile ünlü Isle of Man’den (Man Adası) çıkan 24 yaşındaki süper yetenek Mark Cavendish’in başardıkları inanılmazdı. Fransa Turu’nda 6 etap zaferi, Giro’da 3 etap, Milan-San Remo klasiği. Diğer tarafta İtalyan ailenin İsviçre saati mükemmelliğinde işleyen evlatları Fabian Cancellara’nın zamana karşı disiplinini hem sezon yarışlarında hem de kendi evindeki Dünya Şampiyonası’nda domine edişi. Ve assolistimiz: Alberto Contador. Takım içi çekişmeler bir yana Tour de France’da tırmanışlara hükmedişi, bazen hatalı demeçler verse de olağanüstü yeteneğiyle bu listede.
Yılın Yarışı
Üç büyük tur da çok keyifli geçmesine rağmen bu yılki birbirinden keyifli yarışlar arasında iki final özellikle dikkat çekiciydi. Bir tanesi Paris-Roubaix’i kazanırken Tom Boonen’in Arnavut kaldırımı taşlı yollarda gösterdiği performans diğeri de Milan-San Remo yarışının son 100 metresinde yaptığı atakla Mark Cavendish’in çizgide Heinrich Haussler’i geçişi.
Yılın Takımı
Kuşkusuz Astana... Sadece UCI sıralamasında Contador ve Armstrong’un 1 ve 3 numarada olmasından dolayı değil; finansal zorluklar yaşanıp buna rağmen tüm yıldızları bir arada tutmasıyla ve başarılar kazanmasıyla da ilk sıraya oturdu. Her ne kadar Contador ve Armstrong liderlik çekişmesi yaşasa da.
Yılın Gelişim Gösteren Bisikletçisi
Alman kökenli Avustralyalı Haussler çok az bilinen bir bisikletçiyken Tur’da 13. Etap zaferi ve istikrarlı performanslarıyla bu ödülü fazlasıyla hak etti. Philippe Gilbert’in sonbahar klasikleri şovu ve Tyler Farrar’ın çıkışı da listeye alınabilir. Andy Schleck de Liege-Bastogne -Liege yarışını kazanıp üstüne Tour’da ikinci olunca rüştünü ispat konusunda sağlam adımlar attı. Özel ödülümüz ise pist bisikleti kökenli İngiliz Bradley Wiggins’in 7 kilo verip muazzam bir tırmanışçıya dönüşmesine gidiyor. Darwin bile şaşırırdı.
Yılın Dakikası
Bir tanesi Alberto Contador’un Pireneler’de son kilometrelerde yaptığı inanılmaz atak, diğeri de Dünya Şampiyonası yarışında kazanırken Cadel Evans’ın bitime 5 kilometre kala yaptığı fevkalade atak anı. Özel ödülümüz ise Fransa’da takım zamana karşı etabından sonra Cancellara’nın eliyle saatini ve “0” rakamını gösterdiği ana gidiyor.
Hatırlanacaklar
Türkiye Bisiklet Turu’nun başarısı, Chris Horner’ın neredeyse ayda bir kemiğini kırması. Levi Leipheimer’ın da onu yalnız bırakmaması. Rus Denis Menchov’un Giro zaferi, Alejandro Valverde’nin La Vuelta başarısı... Belçikalı Frank Vandenbroucke’nin 34 yaşında zamansız ölümü...
Unutulacaklar
Türkiye Bisiklet Turu’nda Daryl Impey’in (solda) düşüşü, Danilo di Luca’nın dopingi...
by Caner Eler
23 Temmuz 2009 Perşembe
team radioshack
Bisikletin bu ülkedeki en yetkin kişilerinden biri Caner olduğundan onun bu konudan bahsetmesi daha uygun olurdu. Lâkin biz de konuyu kendi çapımızda da olsa takip etmeye çalıştığımızdan yazmadan duramadık.
Tour de France'ın son haftasında en çok konuşulan konulardan biri Lance Amstrong'un gelecek sezon kendi takımıyla yarışlara katılacağı. Dedikodular Amstrong tarafından yalanlanmadığından dolayı gerçeklik payının olduğu düşünülüyor. Konuyla ilgili olarak ESPN'e en son düşen haberlerden biri Lance Amstrong'un Astana'nın Sportif Direktörü Johan Bruyneel ile birlikte kurması beklenen takımın sponsorunun RadioShack olacağı.
Amerikalı perakende elektronik malzemeleri satıcısı ilk kez bloga konu olmuyor. Hatırlayanlar olacaktır yılın başında Birleşik Devletler ile Meksika'nın oynayacağı dünya kupası eleme maçı öncesi Meksika'da dağıtılacak vodoo bebeklerinin sponsorluğu üstlenen RadioShack, daha sonra gelebilecek tepkiler üzerinden bu kararından vazgeçmişti.
O RadioShack, şimdi ise postun başında da dediğimiz gibi bisiklet dünyasına iddialı bir giriş yapmayı planlayan Amstrong & Bruyneel'e sponsor olmaya karar vermiş. "Team RadioShack" olması planlanan takımın teamradioshack.com İnternet adresi bu ayın 20'sinde Lance Amstrong'un şirketi tarafından alınmış bile. Bu adım işlerin lafta kalmadığını, ciddi ciddi takımın kurulma aşamasına geldiğini gösteriyor.
Haberi sızdıran kaynaklara göre bugün ya da yarın konu ile ilgili olarak bir açıklama yapılması da bekleniyor. Yeni bir takım, üstelik Amstrong & Bruyneel'in işin içinde olduğu bir takım bisiklet dünyasında başa oynamak isteyecektir. Team RadioShack hadisesiyle ilgili olarak hareketli günler bizi bekliyor galiba... 13 Temmuz 2009 Pazartesi
tour'un hollandalı meraklıları...
Ayın iki büyük etkinliğinden biri olan Tour de France'ta ilk hafta geride kaldı. İlk hafta boyunca takımları ziyaret edenlerin sayısı oldukça fazlaydı. Ziyaretçiler arasında Johan Cruijff ile Guus Hiddink de bulunuyordu. Cruijff, Girona ile Barcelona arasındaki 6. etapta Astana ve Rabobank takımlarını ziyaret etti. Hatta Astana'nın Direktörü Johan Bruyneel'le sohbet etmeyi ihmal etmedi. Sarı Fare'nin konuştukları arasında Matthew Lloyd da bulunuyordu.
Guus Hiddink de tur için yol katedip gelenlerde. Andorra ile Saint-Girons arasındaki 8. etap sırasında Hiddink'in Tour'un konuğu oldu. Bir Hollandalı'nın Hollandalı bir takımı gezmeden Tour'dan ayrılması olmazdı. Hiddink de Rabobank'ın otobüsünü gezdi. O gezerken Hollanda telezviyonu NOS'un da o da eşlik etmesiyle Rabobank'ın otobüsünün içini görme şansını yakaladık. Yakalamakla da kalmadık videoyu da postun sonuna ekledik...
1 Temmuz 2009 Çarşamba
tour de france 2009'da etaplar
Etiketler:
bisiklet,
ecnebi,
tour de france
bisiklet de spor mu?
Mustafa pası atmış, "Caner Tour de France preview yazar" diyerekten, ne zamandır klavyenin tuşlarını aşındırmaya çalışıyorum lakin son bir iki haftadır bünyede yaşanan "Fringevari" boyut değiştirmeler nedeniyle hayatın kulbunu tutmakta sıkıntılar yaşandı ve mecal kalmama deneyimini yaşadım. Neyse artık ufak ufak plase yapmakta yarar var. Tour öncesi çok fazla konu, haber, ilginçlik mevcut ve hepsine tek postta değinirsem sanırım o artık postluktan çıkacak. Ben de her postta başka bir konuyla Tour öncesi bazı şeylere değinmeye çalışacağım.
Öncelikle kaç aydır yazmamak için kendimi zor tuttuğum ancak yeter diyerek bulaşacağım bir konu var. O da bisiklet ya da Tour de France dendiğinde burun kıvıran, aşağılayan ve "niye bu kadar önemseniyor, ", bunların hepsi dopingli, dopingsiz bisikletçi yok diyen zihniyet. Anlıyorum her fikre saygım var. Kimse bisiklet sporunu, Tour'u, Giro'yu ya da diğerlerini sevmek zorunda değil. Evet doping yapılıyor, ancak doping yapılan tek spor bisikletmiş gibi ya da futbol sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi yorumlaradır birazcık serzenişim. Yererken, kötülerken argümanlarımızı mantık çerçevesine oturtursak, ya da arkasına hafiften yastık koyarsak daha nezih olacak ortam. Zaten benim de sevdiğim, üstüne karaladığım futbolun zalim pençelerine fazlasıyla teslim olmuş bir millet olarak, birazcık başka sporlardan da demlensek fena olmaz di mi? Ne biliyim, zaten yeterince kucak açtığımız güreş, boks ve halterden bahsetmiyorum. Ki onlarda bile kurduğumuz güzelim sistemi bozmaktan geri kalmadık. Hani Olimpiyatta zaten umursanmayan, kale alınmayan, spordan kabul edilmeyen futbolun (ki zaten biz oraya hiç gidemiyoruz futbolda) yanında diğer sporlarda neden başarısız olduğumuzu biraz daha net algılayabiliriz belki.
"Bisiklet diyince bu kadar önemli mi yahu, işte bir kaç adam saatlerce pedal çeviriyor, bunun nesi ilginç" der geçen bir düşünce alevleniyor Tour zamanı. Bak orada benim canım topumun peşinden 22 adam koşuyor, ben de bütün devlet ve sponsor parasının oraya akmasına bayılıyorum, Mehmet Topuz iki topa vuracak diye verilen milyon avroların ne önemi var, 30 küsür yıl sonra olimpiyata giden ilk Türk bisikletçi olan Bilal Akgül'e 10'da 1'ini versek ne olacak ki, kimin umrunda. Ya da Blatter, Platini gibi futbol kodamanları WADA'ya peşkeş çeke dursun, doping yapan, ilaç kullanan, uyuşturucu kullanan futbolcuların hiç biri yakalanmasın, senede bir kez doping testi yapılmasın umrumuzda değil. Rüşvet verecek, lobi yapacak gücü olmayan gariban bisikletçiler yarışma sırasında her gün, senede ise 100-110 kez doping testinden geçsin, yakalanınca 5-6 kişi de, manşet yapalım bisiklet tamamen mama sporu olsun. Hele ki o doping olaylarının iç yüzüne hiç bakmadan bok atalım bisiklete. Ne önemi var bu sporun tarihinin, geçmişinde yaşananların, futbolistlerin anlayamayacağı sahip olduğu kültürün, yaşamın her kesitinden içerdiklerinin. Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya, Lüksemburg, Almanya, ABD, Rusya, İsviçre, Britanya, Avusturya, Polonya vb. daki sporseverler, spor yetkilileri salak zaten. Onlar ne anlar spor kültüründen, bisikletin anlamsızlığını nasıl kavrasınlar ki? Gereksiz gereksiz turlar düzenliyorlar, kendi ülkelerinin tüm ayrıntılarını dünyaya izlettiriyorlar, anlattırıyorlar. Ne önemi var Bordeaux kentini tüm güzelliğiyle, çıplaklığıyla bisikletçilerin resitalinde gezmenin. Galatasaray Avrupa Kupası maçına gittiğinde Chaban Delmas'ı görsem, onu anlatsam yeter.
Ne desem boş biliyorum. Ters yazsam , düz yazsam, makas atsam hepsi boş yere. Kökten öyle bir anlayış, ya da öyle bir anlayışsızlık yerleşmiş ki toplumun algı damarlarına, ben buradan ne kadar yakarışta bulunsam bir şey olmayacak. Sadece şunu rica ediyorum, nolur "Tour de France da ne ki, bisiklet de spor mu" tarzı ortaya taş attım kaçıyorum tarzı şeyler yazmasınlar. Tek anladıkları ya da anladıklarını zannettikleri spor olan futbol hakkında karalasınlar, o kendilerine büyük gelecek dünyalardan uzak durmaları yeterli. Normalde bu kadar uğraşmam, bunları karalayacağıma bir iki birşey okurum daha iyi; fakat her Tour zamanı geldiğinde bu hayaletler yeniden hortluyor ve bende de çok zor atan o şalter sonunda dayanmıyor. Yani önlem yazısıdır bir nevi bu. 28 Haziran 2009 Pazar
tour de france 2009
Etiketler:
bisiklet,
ecnebi,
tour de france
16 Haziran 2009 Salı
iskoçlar
İskoçya'ya gidip gezebildiğim için kendimi hep çok şanslı hissetmişimdir...Sadece ülkenin muhteşem nutuk tutucu güzelliğinin, özgünlüğünün ve tarihinin verdiği bir his değildir bu. Hatta daha çok insanları ile alakalıdır. Londra'dan Glasgow'a doğru çıkarken hava soğur ancak insanların sıcaklığı fazlasıyla artar. Neyse İskoçya anılarına başka bir zaman daha geniş değiniriz. Konuya İskoçya'dan dalmamın sebebi L'Equipe gazetesinin yaptığı İskoç sporcular sıralaması oldu. Bunu yapmalarının sebebi de İskoç tenisçi Andy Murray'in son dönemdeki başarıları. "Murray spordaki tek İskoç kahraman değil" diyerek yapmışlar listeyi. İşte fantastik beşli:
"Tartan Army" oldu bir nevi ama ne ordu:
1) Jim Clark: FORMULA 1 Efsanesi (1960-1968)
Lakabı «GENTLEMAN JIM»
Juan Manuel Fangio ve Ayrton Senna ile birlikte F1'in en önemli mitlerindendir. İki kez şampiyon oldu, 1963 ve 1965'de...Aynı yıl meşhur 500 mil Indianapolis yarışını kazandı. 25 grand prix zaferi kazandı hem de sadece 72 kez yarıştığı halde. Üstad henüz 32 yaşındayken 1968 yılında Hockenheim'daki F2 yarışındaki kazada hayatını kaybetti ne yazık ki. Yarışırken hep bir dahi olarak değerlendirilmiştir.
2)Andy Irvine: RUGBY (1972-1982)
Lakabı « IVANHOÉ»
Günümüzde İskoçya Rugby Federasyonu'nun başkanlığını yürüten Irvine, gelmiş geçmiş en iyi oyunculardan biri olarak bilinir. 51 kez milli oldu. Aynı zamanda British Lions'ın da bir çok turunda yer aldı. Fullback pozisyonunda kendi özel tarzıyla devrim yarattı diyebiliriz.
3)Denis Law: Futbolcu (1955-1976)
Lakabı «THE KING»
Sir Matt Busby'nin yarattığı ikinci Manchester United'ın en önemli yapıtaşlarından biriydi. Bobby Charlton ve George Best ile birlikte oluşturdukları efsane üçlü başarıdan başarıya koşmuştu. 11 yıl formasını giydiği Manu'de 1964'de Ballon d'Or yani Avrupa'nın en iyi oyuncusu ödülünü de kazanmıştı. Gelmiş geçmiş en yetenekli isimlerden biri olarak bilinir hatta Denis Bergkamp'ın isminin de kaynaklandığı şahıstır kendisi.
4)Eric Liddell: Atlet ve Rugby oyuncusu (1920-1925)
Lakabı «Chariot of Fire»
Hayat hikayesi muhteşem " Chariots of Fire" (Ateş Arabaları) filminde de yansıtılan çok özel bir sporcuydu. 1924 Paris Olimpiyat Oyunları'nda 400 metrede dünya rekoru kırmasının yanı sıra aynı Olimpiyatta yarış Pazar günü olduğu için dindarlığından dolayı 100 metre finaline katılmaması (filmde konu edilen diğer efsane Jim Abrahams ile olan rekabeti) da akıllara kazındı. Zaten 23 yaşında bıraktığı sporun ardından Çin'de misyoner olarak görev yapmaya başladı.
5) Graeme Obree: Bisikletçi
Lakabı «Uçan İskoçyalı»
1993'de Pist bisikletinde dünya şampiyonu olmuştu ama onu asıl efsane ve kahraman yapan çamaşır makinesi parçalarından kendi elleriyle inşa ettiği bisikletiyle dünya 1 saat hız rekorunu kırmasıydı. Aynı zamanda gidonun üstüne eğilerek oluşturduğu yepyeni aerodinamik pozisyon ile (adını "yumurta" olarak koymuştu) çığır açmış ancak uluslararası federasyon sonrasında bunu yasaklamıştı. İngiliz bisikletçi Chris Boardman ile olan rekabeti de bir İskoç olmasından dolayı dillere destandı. Onun hikayesini anlatan "Flying Scotsman" adlı filmi izlemenizi öneriyorum. Muhteşem bir adamın enteresan hikayesine tanık olacaksınız.
4 Haziran 2009 Perşembe
astana

Kazakistan'ın son zamanlarda spora yaptığı yatırımların neticesinde Dünya'nın en önemli profesyonel bisiklet takımlarından birisi haline gelen Astana (bu isim aynı zamanda Kazakistan'ın başkenti olma özelliğini de taşıyor) yaşadığı finansal sorunları aştı.
Uluslararası bisiklet federasyonu UCI, Lance Armstrong, Alberto Contador gibi ünlü isimlerinde bulunduğu sporcuların maaşlarını ödemekte zorluk çeken Astana'nın yarışlara katılmasını yasaklamış ve kazak ekibine 31 Mayıs'a kadar mühlet vermişti. Yapılan inceleme sonucunda Astana'nın finansal kriterleri doldurduğu ve yeniden yarışlarda yer alabileceği açıklandı. Bu sayede Fransa Bisiklet Turu'nu 8. kez kazanmayı hedefleyen Lance Armstrong'u Pyrenees ve Alp dağlarında görebileceğiz... 1 Haziran 2009 Pazartesi
menchov giro'da zafere ulaştı...
İtalya Bisiklet Turu'nda en büyük favori olarak gösterilen Rus bisikletçi Denis Menchov, Roma'da şampiyon olarak yarışı tamamladı.
Yarışın son kilometresinde kazanmasına kesin olarak bakılan Denis Menchov talihsiz bir düşüş yaşamasına rağmen takipçisi Danilo Di Luca'nın aradaki farkı kapatmasına izin vermedi ve dünya'nın en büyük ikinci bisiklet turu olarak bilinen Giro'da 41 saniye farkla mutlu sona ulaştı.
2005 ve 2007 yıllarında ispanya bisiklet turunu kazanan Menchov İtalya turundan sonra gözünü Temmuz'da düzenlenecek Tour de France'a dikti.
25 Mart 2009 Çarşamba
bu kadar olmaz, lance
Sene başından beri bu yıl Lance var, Contador var, herkes döndü, bisiklet sezonu inanılmaz olacak dersen, bahsedersen olacağı budur Caner!! Nazar değdirdim...İşte Lance Armstrong'un hali, kesin nazar değdi, ne yazık ki Kuzey İspanya'da Castille Y Leon turunda ilk defa Contador'la beraber yarışırken kaza yapıp köprücüğü dağıttı. Çok ağrı veren bir sakatlık ve bunun ameliyatı sonrası bugün Armstrong'un açıklaması ise biraz olsun rahatlattı beni, lakin aynı zamanda pes bu ne azim dedirtti: "Giro'da yarışabilirim". Giro Mayıs ayı başında start alıyor. Umarım yetişir, ilk defa yarışacak İtalya yollarında hem de 100. yılında Giro'nun. Ama asıl beklediğimiz tabii ki Tour de France'a kadar tam formunu bulması... Aslında bisiklette en sık rastlanan sakatlık, düşerken ilk omzu temas ediyor sporcunun. İyileşmesi de 6 hafta sürüyor normalde. Üstelik ilk yapılan testlerin tersine Austin, Texas'da yapılan ameliyat öncesi tetkiklerde parçalı kırık olduğu belirlendi. Ama Armstrong ben daha hızlı iyileşirim diyor. Bu arada hatırlatalım Armstrong hastalığı dışında kariyeri boyunca hiç bir böyle sakatlık yaşamamıştı. Bu onun ilk uzun süreli sakatlığı... 7 Şubat 2009 Cumartesi
frederiek nolf r.i.p.
Resimde görülen bu genç sporcu yol bisikletinde gelecek vaadeden Belçikalı Frederiek Nolf. Ne yazık ki, kendisi önceki gün kaldığı Katar'ın başkenti Doha'daki Ritz Carlton otelinde uykusunda hayatını kaybetti. Katar Bisiklet Turu'nda Topsport Vlaanderen takımında yarışan Nolf, altı etap süren turun, dördüncü etabı sonrasında (ki ben yarışı anlatırken çok sağlıklı gözüküyordu) akşam saatlerinde odasına çekildikten sonra uykuya dalıyor. Takım ve oda arkadaşı Kristof Goddaert tarafından uyandırılmaya çalışılan ancak hiç tepki vermeyen genç bisikletçinin uykusunda öldüğü anlaşılıyor. Henüz resmi rapor açıklanmadı fakat kalp krizi en makul sebep olarak gözüküyor.
Yaşasaydı 10 Şubat'ta 22 yaşında girecek olan Nolf için hem turun direktörü efsane Belçikalı Eddy Merckx hem de bir diğer Belçikalı, Katar Turu'nun galibi ünlü sprinter Tom Boonen çok üzüldüklerini, yıkıldıklarını anlatıp durdular. Nolf'a saygı olarak beşinci etap onun anısına sadece 20km koşularak bir kortej şeklinde geçildi. Gelecek için büyük başarılar beklenen bir yeteneğin, daha önünde upuzun bir hayat varolan gencecik neşeli devamlı gülümseyen bir insanın böylesine terk eylemesi, biz sporseverlerin yüreğinde acı bir tat bıraktı belki ama Belçika'dan acı haberi alan ailesinin ve yazın evleneceği nişanlısının yaşadıklarını tasavvur dahi etmek istemiyorum.
Bisiklet sporunda geçmişten acı kayıplar...
- 04/02/2009 Christophe Dupouey (40 - FRA) Evinde intihar etti (eski dünya dağ bisikleti şampiyonu, 3 gün önce gerçekleşen bir diğer sarsıcı olay)
- 04/01/2009 Luca Gelfi (42 - ITA) atölyesinde intihar
- 10/05/2008 Bruno Neves (26 - POR) yarışta düşerek
- 28/03/2008 Valentino Fois (34 - ITA) Evinde kalp krizi
- 25/01/2008 Gary Wiggins (55 - AUS)sokakta araba çarparak
- 16/01/2008 Jason MacIntyre (34 - GBR) otomobil ile kaza
- 29/12/2007 Peter Bissel (21 - GBR) evinde kalp krizi
- 26/12/2007 Andreas Matzbacher (26 - AUT) otomobil kaza
- 01/08/2007 Ryan Cox (28 - AFS)Hastanede kalp ameliyatı
- 26/11/2006 Isaac Galvez (31) Yarışta düşerek
- 01/03/2006 Arno Wallaard (26) arabasında kalp krizi
- 15/06/2005 Alessio Galletti (37) yarış sırasında kalp krizi
- 15/02/2004 Johan Sermon (21) Uykusunda kalp krizi
- 14/02/2004 Marco Pantani (34) otel odasında aşırı dozdan (en büyük bisikletçilerden biriydi)
- 07/12/2003 J-Maria Jimenez (32) kalp krizi
- 03/06/2003 Fabrice Salanson (23) uykusunda kalp krizi
- 12/03/2003 Andrei Kivilev (29) yarışta düştü, (ölümü sonrasında tırmanışlarda da kask takılması zorunlu oldu)
- 11/01/2003 Denis Zanette (32) dişçisinde iken kalp krizi
- 19/06/1999 Manuel Sanroma (22) yarışta düşerek
- 23/06/1996 Mariano Rojas (23) arabası ile kaza
- 18/07/1995 Fabio Casartelli (24)yarışta düşerek (ölümü büyük yankı yarattı, ölümü sonrasında inişlerde kask zorunlu hale getirildi, en acı ölümlerden biriydi, Fransa Bisiklet Turu sırasındaydı)
- 13/07/1967 Tom Simpson (29) yarış sırasında kalp krizi, (kanında amfetamine rastlanmıştı, Fransa bisiklet Turu sırasındaydı)
20 Kasım 2008 Perşembe
tour de france & rotterdam
Etiketler:
bisiklet,
ecnebi,
tour de france
10 Eylül 2008 Çarşamba
tour'a geri mi dönüyor?
Tour de France tarihinin en başarılı isimlerinden Lance Armstrong'un gelecek yıl Tour'da yer alacağı konuşuluyor. Armstorng'un aralarında Tour de France'ın da bulunduğu 5 yarışta mücadele edeceği haberi ne Armstorng ne de menajeri tarafından yalanlanmadı. Amerikalı bisikletçinin Astana takımı ile geri dönüş yapacağı haberi ise Lüksemburglu takımın direktörü Johan Bruyneel tarafından kesin dille reddedildi. Bruyneel onunla işimiz olmaz misali "planlarımızda yer almıyor" dedi Armstrong için. Gerçi söz konusu Lance Armstrong olunca takım bulmakta zorlanacağına inanmıyorum. En azından geçtiğimiz hafta bisiklet dünyasının efsane isimlerinden Carlos Sastre'yi kadrosuna katarak ilk icraatını gerçekleştiren yeni kurulan Kanadalı merkezli Cervélo TestTeam'in Armstrong ya da önemli sprintçileri kadrosuna katmak için uğraşacağını düşünüyorum. 17 Ağustos 2008 Pazar
ilk ingiliz
Rebecca Romero bugün bisiklette kazandığı altın madalya ile İngiltere olimpiyat tarihine geçti. 2004 Atina'da kürekte Britanya adına yarışan Romero, altın madalyanın sahibi olmuştu. Olimpiyatlardan sonra geçrdiği sakatlık nedeniyle küreği bırakan Rebecca Romero, sporculuk hayatını bisiklette sürdürmeye karar verdi. Geçtiğimiz yıl dünya şampiyonu olmuştu, Pekin'de de altını aldı. Böylece olimpiyatlarda iki farklı spor dalında altın madalya kazanan ilk İngiliz oldu... 21 Temmuz 2008 Pazartesi
tour kazası

Tour'un en şanssız ismidir dün itibariyle Óscar Pereiro. 2006'nın Tour bittikten sonra şampiyonluğu kazanan ismi olan Pereiro, Embrun ile Prato Nevoso arasındaki 15. etabın yokuş aşağı olan bölümünde öndeki bisikletçiye çarparak havaya fırladı ve 4-5 metre uçtu. Bunun sonucunda da omzu çıktı. Óscar Pereiro, Tour'un kazalar konusundaki şanssız isimlerinden. 2 yıl önce de bu sefer bariyerlere çarparak ciddi bir kaza geçirmişti İspanyol.
17 Temmuz 2008 Perşembe
tour'un gündemi doping...

9. etapta yaptığı o mükemmel atağı izlerken çok heyecanlamış, kendi kendime "vay be, helal olsun adama" demiştim. Arkadaşın o tırmanma da yaptığı atağın hüneri kendisinden değil, dopingten kaynaklanıyormuş. Hayal kırıklığına uğradım. Özellikle geçtiğimiz yıl yaşanılan doping skandallarından sonta bu yıl ki Tour'un daha sakin geçmesi bekliyordum. Fakat bombalar peşisıra patladı. Önce iki İspanyol, bu sabah da Ricardo Ricco. Bisiklet dünyasının en yetenekli genç isimlerinden biriydi Ricco. Üstelik sarı mayo içinde iddialı konumdaydı. Bu hareketinin bedelini uzun süre ödemek zorunda kalacak. Ricco'yu geçtim Saunier-Duval'a üzüldüm. İspanyol takım Tour öncesinde yapılan anlaşmaya karşın -doping skandallarına karışan bisikletçilerin takımları ihraç edilmeyecekti- Tour'dan çekilme kararı aldı. Gerçi Ricco'nun dereceleri ve sonuçları iptal edileceğinden İspanyol takımın şansı da kalmayacaktı. Tour'un ortasına geldik, bundan sonra her sürprize açık olmak gerekiyor. Haftabaşında dopingin d'sinden bahsedilmezken, haftanın sonunda Tour'un gündem maddesi doping oldu. Yeri gelmişken Fransa Anti-Doping Ajansı'nı da kutlamak gerek, Tour'a gerçekten iyi hazırlanmışlar. Yakalanması zor olan epo maddedisini bile tespit ettiler. Artık doping için farklı yollar denemek isteyenler çıkacağını zannetmiyorum.
Fotoğraf: Bas Czerwinski-AP
15 Temmuz 2008 Salı
lider değişti

Dün söylemiştik tırmanma etapları herşeyi belli eder diye. Öyle de oldu. Son 4 etabın 1.si Kim Kirchen, ilk 15'te yer aldı fakat elde ettiği derece ile bir anda 7. sıraya düştü. Neyse olayı toparlayarak gidelim. Etap, Pau ile Hautacom arasında 156 km uzunluğundaydı. Rakiplerine göre daha tempolu olan İtalyan Leonordo Piepoli 4 saat 19' 27" ile etabı ilk sırada bitirdi. Onu, İspanyol Juan Jose Cabo 4' 40" geriden izledi. Her ikisi de İspanyol Saunier Duval-Scott için yarışıyor. Tıpkı Riccardo Ricco gibi. Tabi ilk iki sırada yer alınca Saunier Duval-Scott, takımlar sıralamasında da Team CSC Saxo Bank'ın önüne geçti.
Cadel Evans, etabı liderin 2' 17" geride tamamlayarak sarı mayoyu giymeye hak kazandı. Onu 1 saniye geriden Frank Schleck takip ediyor. 1., 2. sıradakiler değişse de Christian Vandevelde'nin 3.'lükteki yeri değişmedi. Onun, sarı mayodan uzaklığı 38 saniye ile sınırlı. Peki Kim Kirchen nerelerde diye soracak olursak; O da tam 1' 56" geriye düşmüş durumda. Bundan sonra toparlayabilir mi? Açıkçası zor. Kirchen'in tırmanma etaplarında gösterdiği performans, onun için işlerin yolunda gitmeyeceğinin habercisi gibi. Bu arada şu ana kadar tırmanma etaplarının mutlak galibi Saunier Duval-Scott.
Bisikletçiler bugünü dinlenerek geçiriyor. yarın ise Lannemezan ile Foix arasındaki 11. etap koşulacak. Unutmadan buradaki uzunluk 167.5 km.
Cadel Evans, etabı liderin 2' 17" geride tamamlayarak sarı mayoyu giymeye hak kazandı. Onu 1 saniye geriden Frank Schleck takip ediyor. 1., 2. sıradakiler değişse de Christian Vandevelde'nin 3.'lükteki yeri değişmedi. Onun, sarı mayodan uzaklığı 38 saniye ile sınırlı. Peki Kim Kirchen nerelerde diye soracak olursak; O da tam 1' 56" geriye düşmüş durumda. Bundan sonra toparlayabilir mi? Açıkçası zor. Kirchen'in tırmanma etaplarında gösterdiği performans, onun için işlerin yolunda gitmeyeceğinin habercisi gibi. Bu arada şu ana kadar tırmanma etaplarının mutlak galibi Saunier Duval-Scott.
Bisikletçiler bugünü dinlenerek geçiriyor. yarın ise Lannemezan ile Foix arasındaki 11. etap koşulacak. Unutmadan buradaki uzunluk 167.5 km.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








