29 Aralık 2009 Salı

dağdan bir kız gelir döne döne


Henüz doyasıya kar yağışı izleyip çocuksu sevinçlerimize bürünmesek de, artık dışarı kısa kolluyla çıkamamamızdan ve memleketimin her dükkanını süsleyen yılbaşı dekorlarından anlaşılacağı üzere kış geldi ve dünyanın muhtelif yerlerinde adı bu mevsimle özdeşleşen sporlar icra ediliyor. Malum, Vancouver’da yapılacak olan Kış Olimpiyatları da yaklaşmakta. Durum böyleyken coğrafi özellik olarak yüksek dağ zirveleri ve karlarla örtülü eğimli tepelerde gerçekleşen bu soğuk sporlardan bahsetmek icap etti. Ama okurken üşüten bir yazı olmasın diye gülüşüyle karları eriten, hızıyla çığ düşüren, altın gibi saçlarıyla “Sarı saçlarını deli gönlüme \ Bağlamışım çözülmüyor” türküsü söyleten, güzelliğiyle dağlar kızı Reyhan’ı hasedinden çatlatan, sempatisiyle Heidi’yi bile gölgede bırakan, Lindsey Vonn’dan bahsedelim dedik.

ABD’nin en başarılı kadın kayakçısı
Hani şahs-ı muhteremi bu kadar övünce Vonn’u dağların Anna Kournikovası zannetmeyin. Kendisi güzelliği kadar, başarılarıyla da buzlar âleminin kraliçeliğine layıktır. Başarıları da öyle birkaç Dünya Kupası ayağı kazanmanın ötesindedir. Son iki yılın Alp Disiplini Dünya Kupası şampiyonu olan 25 yaşındaki Vonn, son şampiyonluğunda dört farklı dalda yapılan şampiyonada, geçilmez olduğu inişin yanı sıra Super G’de de altın madalyayı boynuna geçirerek ABD tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. İniş ve Super G’nin yanı sıra Süper Kombine ve pek de iddialı olmadığı slalomda da birincilikler kazanan Vonn, dört dalda da kupa kaldıran ender isimler arasına ismini yazdırmayı başardı. 2007’de İsveç’teki Dünya Şampiyonası’nda iniş ve Süper G’de birer tane gümüş madalya kazanan ABD’li sporcu, 2009’da Val d’Isere’de her iki dalda da rakiplerine geçit vermedi.

Sıra olimpiyat altınında
Vonn’un sportif başarı olarak tek eksiği ise olimpiyat altını. 2006 Torino’da iniş antrenmanlarında düşerek herkesi korkutan Vonn, buna rağmen ertesi günkü yarışa çıksa da sekizincilikle yetinerek madalyadan uzak kalmıştı. Yine de bu çabası ona ABD Olimpiyat Ruhu Madalyası ödülünü kazandırmıştı. Vonn, yarım kalan bir işi tamamlamak üzere şubattaki Vancouver Kış Olimpiyatları’nı bekliyor.

Birincilikleriyle çiftlik kuracak
Daima gülen yüzüyle soğuk sporun, sıcak siması olmayı başaran Vonn, özel hayatında 2007’den beri – burayı yazmak canımı acıtıyor – kendisi gibi kayakçı olan Thomas Vonn’la evli. Daha önceleri Lindsey Kildow olarak tanınan usta kayakçı, 11 yaşından beri katıldığı her kategoride madalya kazanmasıyla da tanınıyor. Bir de Avrupa’daki yarışlarda sembolik olarak kazandığı çiftlik hayvanlarıyla. Mesela 2005’te Val d’Isere’deki birinciliği sonrası kendisine Oylmpe isimli bir Tarine ineği hediye edildi. Ertesi yıl Olympe’nin Sunny isimli bir yavrusu oldu. 2006’da bu kez Kirchberg’deki altın madalyanın bonusu olarak bir de keçisi olan Vonn, arada bir bu hayvanları ziyaret etmek için yarış takvimi dışında Avrupa’ya uğruyor. Tabii kendisinin Avrupa’ya ziyaretlerinin tek sebebi, çiftliğini görmek değil.

Hayali dizide oynamak
Geçen mayısta Fransa’ya giderek hem Roland Garros’u izleyen Vonn, en büyük hayranı olduğu sporcu Roger Federer’le de tanışma fırsatı buldu. Vonn’un hayran olduğu tek sporcu Federer değil elbet. Çocukluk idolü ABD’li kayakçı Picabo Street’in (Evet komik bir ismi var) rekorlarını alt üst ederken, Federer’e karşı olduğu kadar nazik davranmadı belli ki. Vonn mütevaziliği elden bırakmasa da, artık kendisi hayran olunan bir sporcu klasmanında. Ama o hala çok da zormuş gibi en sevdiği dizi olan Law and Order’ın bir bölümünde misafir sanatçı olarak görünmek istiyor. Buradan Law and Order yapımcılarına sesleniyoruz, bizi duymazlarsa Vonn’u Ezel’e transfer edeceğiz, haberiniz olsun.

Son olarak geçmiş olsun
Son olarak bu yazının yazıldığı gün olan 28 aralığın öğlen vakitlerinde Vonn’un Linz’deki Dünya Kupası ayağında düşerek sakatlık geçirdiğini üzülerek belirtmek isterim. Neyse ki kendisinin önemli bir durumu yok ve onu Vancouver’da zevkle izleyebileceğiz.

by Tarık Dağlı

yeni yazar

Benim gibi abuk subuk spor konularına meraklı bir arkadaşı transfer ettik bloga. Tarık Dağlı da çoğu zaman antin kuntin spor dallarında fikir beyan edecek. Kendisine hoşgeldin deyip, ilk yazısını az sonra fırına veriyoruz....

kokainci jobson


Botafogo'nun Campeonato Brasileiro Série A'da kalmasında payı olanlardan biriydi Jóbson. 21 yaşındaki forvet, Brasiliense tarafından önce K-League takımlarından Juju United'a kiralanmıştı. Eylül ayında da Botafogo 3 aylığına kadrosuna kattı Jóbson'u. Attığı 4 golle 6 puan getirdi Botafogo'ya.
İki hafta önce de Cruzerio 5 yıllık sözleşme imzalamıştı Jóbsonla. Fakat bu sözleşme hayata geçmeden sona erecek gibi.
Futbolcunun 8 Kasım'daki Coritiba ve 6 Aralık'taki Palmeiras maçlarının ardındna alınan idrar örneklerinde kokain kullandığı saptandı.
Jóbson, kırmızı kart gördüğü Sao Paolo maçının ardından cezalı olduğu ve bir sonraki hafta oynanacak Atletico Paranaense maçında yer alamayacağı için o gece kokain kullandığını kabul ediyor. Fakat bunu sadece bir defa yaptığını söylüyor.
Kurallar futbolcunun ömür boyu men edilmesini gerektiriyor. Jóbson ise ceza alması gerektiğini kabul ediyor fakat herkesin beklediği gibi ömür boyu futboldan men edilmemesi gerektiğine inanıyor. Hayatta futbol oynamaktan başka birşey bilmediğini söyleyen 21 yaşındaki futbolcu için verilecek ceza ocak ayında belli olacak.
"Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş" Jóbson için söylenmiş olsa gerek...

angola'da bilet kaosu

Afrika Uluslar Kupası'nın başlamasına 10 gün var lakin 22 Aralık'ta satışa çıkması gereken biletlerde sorunlar yaşanıyor.
Ülkede bulunan bankalardan BAI ve BPC'nin turnuvanın yapılacağı dört şehirdeki -Luanda, Cabinda, Benguela ve Lubango- şubelerinde kurulacak standlarda maç biletleri satışa sunulacaktı. Fakat BPC'nin yetkileri bilet satışı ile ilgili bilgileri olmadığını söylemiş konuyu sunan AFP muhabirine. Ki çok sayıda insan bilet almak için bankaya geliyormuş.
Bilet satışından haberi olan BAI'in Luanda'daki şubelerinde ise kurulan standlarda bilet yok. Angola ile Mali arasında oynanacak açılış maçına bilet bulmak isteyenler bankadan eli boş ayrılıyor.
Yaşanan bu bilet kaosu organizasyon komitesinin başını ağrıtacak gibi...

28 Aralık 2009 Pazartesi

kefiyeli beckham


Yeni yıla 2 kala David Beckham, Milanlılara ilk yeni yıl armağanını Malpensa Havaalanından Milano topraklarına ayak basarak vermiş. Boynunda kefiye ile dikkat de çekmiş İngiliz topçu...

nereden nereye...


Matti Nykanen kış sporlarının en büyük efsanelerinden biridir. Fin kayakla atlayıcı 1984'de Saraybosna'da düzenlenen Kış Olimpiyatları'nda olimpiyat şampiyonluğu ile tanıştı. Dört yıl sonra Calgary'de, kayakla atlamada üç altın madalya kazanarak, bunu başaran ilk sporcu olarak tarihe geçiyordu Matti Nykanen. Kariyerindeki dört olimpiyat şampiyonluğunun yanı sıra altı da dünya şampiyonluğu bulunuyor 1963 doğumlu Nykanen'in. Finlilerin efsane sporcuları arasında yer alan Matti Nykanen bugünlerde Finlandiya'nın en önemli gündem maddelerinden biri. Noel günü karısını öldürmeye teşebbüsten dolayı tutuklandı Nykanen.
Karısına önce bıçakla saldıran ardından da bormozun kemeriyle boğmaya çalışmış eski şampiyon. Karısının kedi gibi dokuz canı olsa gerek ki bu iki teşebbüsten de öbür tarafı boylamadan yaralı olarak kurtulmuş.
Matti Nykanen'in işi zor, 2005'te de birine bıçakla saldırı suçundan 26 ay hapis cezası yemiş. Dört ay hapiste yatarak kurtarmış. Fakat bu sefer dört ay falan olmaz, oldukça uzun bir süre parmaklıkların arkasında durur gibi gözüküyor.
Matti Nykanen'in hikayesi de nereden nereye dedirtenlerden tıpkı O.J Simpson ve Mike Tyson da olduğu gibi...

miami’de super bowl, san siro’dan rugby geçti…



Yılın ilk keyifli spor olayıydı Miami’deki Super Bowl. En son 1947’da Amerikan Futbol Ligi (NFL) şampiyonluğunu tadan, sezonun sürprizi Arizona Cardinals ile Pittsburg Steelers’ın Miami’deki mücadelesi oldukça heyecanlı geçti. Maçın son 35 saniyesine kadar Cardinals’ın 23-20’lik üstünlüğü bulunuyordu. Bu, 52 yıl sonra kazanılacak şampiyonluk anlamına geliyordu. Ne var ki Steelers’ın quarterback’i Ben Roethlisberger’in oynattığı harika oyunlar ve Santonio Holmes’un touchdown’ı skoru 27-23 yaparken, Pittsburg’a da altıncı şampiyonluğunu kazandırıyordu.

Amerikan futbolundan bahsetmişken ragbinin de hakkını yemek olmaz. Transfer döneminin renkli kulüpleri Fransa’dan çıktı. Futboldaki Fransa’dan İngiltere’ye doğru çizilen yol haritasının tersi ragbide görülüyordu. Sezonun en sansasyonel transferi 2003 yılında İngiltere’yi dünya şampiyonu yapan Jonny Wilkinson’ın Toulon ile anlaşması Fransız ligini takip etmemiz için iyi bir nedendi. 2009’un ragbi adına atraksiyonları bununla da sınırlı kalmadı. Takvim yaprakları Kasım 15’i gösterirken üzerinde futbol topuyla 22 kişinin dolaşmasına alıştığımız San Siro Stadyumu, İtalya ile Yeni Zelanda arasındaki ragbi maçına ev sahipliği yaptı. 80 bin kişinin izlediği ve iğne atsanız yere düşmeyecek durumda olan tribünleri görünce insan, Milanolular’ın ragbi sevgisine şapka çıkartıyordu.

Mart ayında Los Angeles, Dünya Artistik Buz Pateni Şampiyonası ev sahipliği yaptı. Rusların ve Amerikalıların hakimiyetinde geçen bir spor dalı olarak hatırlıyorduk buz patenini. Ama Los Angeles’ta işin şeklinin değiştiğini ve Evgeni Pluşenko’nun Vancouver’da neden yarışmak istediğini bir kere daha anladık. Erkeklerde Amerikalı Evan Lysacek şampiyon olurken, komşusu Kanada’dan gelen saf yetenek 19’luk Patrick Chan dünya ikinciliği ile yetiniyordu. Eski dünya şampiyonlarından Brian Joubert bronz madalya için kürsüye çıkıyordu. Final yarışmalarının ardından ilk 10’da sadece bir Rus sporcunun olması, Ruslar için şapkayı bir kere daha öne koyup düşünmek anlamına geliyordu. Kadınlarda da 2006’nın dünya gençler şampiyonu Kim Yu-Na büyüdüğünün ispatı olarak Los Angeles’taki şampiyonayı seçmişti. 19’unda dünya şampiyonu olan Güney Koreli’nin yanı sıra ilk 10’da üç Japon patencinin olması da dikkat çekiyordu.

Voleybolda İtalyanların yılıydı. Indesit Şampiyonlar Ligi’nde hem erkekler hem de kadınlarda İtalyan takımları şampiyon oldu. Trentino Volley ve Volley Bergamo Avrupa şampiyonluğu sevincini yaşarken, Prag’daki erkekler finalindeki keyifli atmosfer için İraklis seyircisine teşekkür etmemiz gerekiyordu.Voleybolda ayrıca Avrupa Şampiyonalarının da yılıydı 2009. Erkeklerde Türkiye evsahibiydi kazanan ise Polonya. Kadınlarda Polonya’da düzenlenen turnuvanın şampiyonu İtalya oldu.

2009’da dünya şampiyonalarının düzenlendiği spor dallarından biri de hentboldu. Çin’de düzenlenen kadınlar dünya şampiyonasının finalinde Fransa’yı yenen Rusya üstüste üçüncü kez dünya şampiyonu olurken rakipsizliğini de gösteriyordu.

27 Aralık 2009 Pazar

zemin muhalefetinin tekerrürü


Günün ilginç haberlerinden biri Hindistan ile Sri Lanka arasında oynanan beşinci ve son günündeki kriket maçından geldi. 3-1 Hindistan'ın üstünlüğü ile devam eden ve Yeni Delhi'de oynanan serinin son maçı, Sri Lankalı kriketçilerin sakatlanmasıyla ertelendi. Daha doğrusu maçın Avustralyalı hakemi Alan Hurst, karşılaşmanın oynandığı Feroz Shah Kotla Ground'un zemini nedeniyle maça devam edilemeyeceğini karar verdi.

Farkındayım biraz karışık oldu bu giriş. Daha az kafa karıştırıcı bir şekilde anlatmak gerekirse; Hintli oyuncu Sudeep Tyagi'nin attigi top yerde sekiyor -zeminin azizliği demek gerekiyor galiba-  ve Sri Lankalı Mahendra Dhoni'ye çarpıyor. Sri Lankalı kriketçi de yere yığılıyor. Her iki takımın kaptanı da Avustralyalı hakemden maçın ertelenmesini istiyor zeminin bozukluğu nedeniyle.

Maçın hakemi de kriketçilerin talebini uygun görerek maçı tatil ediyor. Stadyumda maçın tatil edildiği kararının açıklanmasıyla birlikte Hintli seyirciler sinirleniyor ve koltukları parçalayarak sahaya atıyorlar. Yapilan açıklamalarda bilet paralarının seyiriclere geri ödeneceği söyleniyor. Bütün bu olayların sorumlusu olarak ise Hindistan kriket Yönetimi tutuluyor. Nisan ayında yenilenmiş haliyle hizmete giren Feroz Shah Kotla Groun'un zemin sorunu bilinmesine karşın maçın oynatılması da zorlama bir karar olarak nitelendiriliyor.

Feroz Shah Kotla Ground, 1883 yılında hizmete açılan kriket maçlarının oynandığı bir stadyum.  Çeşitli yıllarda yenileme çalışmalarının yapıldığı Feroz Shah Kotla Ground 48 bin kişilik kapasiteye sahip. En son yenileme çalışmalarının ardından zeminin sertliğinin giderilmesi için kış çimleri döşenmesine karşın sertlik sorunu bir türlü giderilemedi.
Bütün bu yaşanılanların ilginç bir noktası bundan 12 yıl önce de 25 Aralık 1997 tarihinde yine Hindistan ile Sri Lanka arasında oynanan kriket maçı sahanın karşılaşmanın oynanmasına elverişli olmaması nedeniyle iptal edilmişti.

buonanotte...




Son dönemlerde trafik kazası geçiren futbolcular çoğaldı. Fenerbahçe'li Kazım'dan sonra Karim Benzema'da İspanya'da kendisine yeni verilen aracını darmadağın etmişti.
Bu iki oyuncu neyse ki bu kazalardan hafif bir şekilde kurtulmuşlardı ancak Arjantinli Buonanotte o kadar da şanslı olamadı.
Arjantin'in başkenti Buenos Aires'in Santa Fe bölgesinde arkadaşlarıyla gece kulübünden dönen genç oyuncu aracının hakimiyetini kaybetti ve savrulan otomobil yol kenarında bulunan bir ağaca çarparak durabildi.
3 kişinin kaza yerinde hayatını kaybettiği olayda 21 yaşındaki futbolcunun vücudunda çeşitli kırıklar oluştu. Anında Sanatorio Los Arcos hastanesine kaldırılan River Plate'li oyuncunun hayati tehlikesi bulunmadığı ifade ediliyor.
2009'da hatırlanması gereken kazalar arasında Usain Bolt, Michael Schumacher, Kazım Kazım, Karim Benzema (2), Cudicini, Charlie Davies olaylarını sayabiliriz.

bisiklet 2009...


Spor tarihi büyük geri dönüş öyküleri ile bezelidir. Lakin sadece bir ligi, organizasyonu değil tüm sporu, küresel spor haritasında ilgi dağının tepelerine çıkarabilen bir büyük yıldız yine vurdu damgasını yıla. 38 yaşındaki Lance Armstrong üç buçuk yıllık aranın ardından bu sefer kanserden değil de emeklilikten kurtulup selesine tekrar otururken yollara koyulacağını açıkladığında yılın renkli geçeceği besbelliydi. Columbia treni yardımlı Mark Cavendish jetinin yetişilemeyen hızı, Andy Schleck’in yükselen yıldızı, Bradley Wiggins’in evrimi, “İsviçre Saati” Cancellara’nın zamana hükmedişi, “Rumble in the Jungle”ı geride bırakan Contador vs. Armstrong düellosu... Satırbaşlarını sayarken bizi yoracak kadar yoğun, uzun süren sezonu, değerlendirirken başlıklara ayırmak sanırım sağlıklı olacak.
Yılın Bisikletçisi
Sezon içerisinde gerçekten çok iyi performanslar vardı. Ancak ödülü paylaştırmak yararlı olacak. Lakin üç bisikletçi de tüm yıla kendi kategorisinde müthiş hükmetti. Birinin BBC yılın sporcusu ödülünde Jenson Button’a geçilmesi dahi tartışma yarattı. İrlanda ve İngiltere arasında yer alan ve işin ilginci motosiklet yarışları ile ünlü Isle of Man’den (Man Adası) çıkan 24 yaşındaki süper yetenek Mark Cavendish’in başardıkları inanılmazdı. Fransa Turu’nda 6 etap zaferi, Giro’da 3 etap, Milan-San Remo klasiği. Diğer tarafta İtalyan ailenin İsviçre saati mükemmelliğinde işleyen evlatları Fabian Cancellara’nın zamana karşı disiplinini hem sezon yarışlarında hem de kendi evindeki Dünya Şampiyonası’nda domine edişi. Ve assolistimiz: Alberto Contador. Takım içi çekişmeler bir yana Tour de France’da tırmanışlara hükmedişi, bazen hatalı demeçler verse de olağanüstü yeteneğiyle bu listede.

Yılın Yarışı
Üç büyük tur da çok keyifli geçmesine rağmen bu yılki birbirinden keyifli yarışlar arasında iki final özellikle dikkat çekiciydi. Bir tanesi Paris-Roubaix’i kazanırken Tom Boonen’in Arnavut kaldırımı taşlı yollarda gösterdiği performans diğeri de Milan-San Remo yarışının son 100 metresinde yaptığı atakla Mark Cavendish’in çizgide Heinrich Haussler’i geçişi.
Yılın Takımı
Kuşkusuz Astana... Sadece UCI sıralamasında Contador ve Armstrong’un 1 ve 3 numarada olmasından dolayı değil; finansal zorluklar yaşanıp buna rağmen tüm yıldızları bir arada tutmasıyla ve başarılar kazanmasıyla da ilk sıraya oturdu. Her ne kadar Contador ve Armstrong liderlik çekişmesi yaşasa da.

Yılın Gelişim Gösteren Bisikletçisi
Alman kökenli Avustralyalı Haussler çok az bilinen bir bisikletçiyken Tur’da 13. Etap zaferi ve istikrarlı performanslarıyla bu ödülü fazlasıyla hak etti. Philippe Gilbert’in sonbahar klasikleri şovu ve Tyler Farrar’ın çıkışı da listeye alınabilir. Andy Schleck de Liege-Bastogne -Liege yarışını kazanıp üstüne Tour’da ikinci olunca rüştünü ispat konusunda sağlam adımlar attı. Özel ödülümüz ise pist bisikleti kökenli İngiliz Bradley Wiggins’in 7 kilo verip muazzam bir tırmanışçıya dönüşmesine gidiyor. Darwin bile şaşırırdı.
Yılın Dakikası
Bir tanesi Alberto Contador’un Pireneler’de son kilometrelerde yaptığı inanılmaz atak, diğeri de Dünya Şampiyonası yarışında kazanırken Cadel Evans’ın bitime 5 kilometre kala yaptığı fevkalade atak anı. Özel ödülümüz ise Fransa’da takım zamana karşı etabından sonra Cancellara’nın eliyle saatini ve “0” rakamını gösterdiği ana gidiyor.

Hatırlanacaklar
Türkiye Bisiklet Turu’nun başarısı, Chris Horner’ın neredeyse ayda bir kemiğini kırması. Levi Leipheimer’ın da onu yalnız bırakmaması. Rus Denis Menchov’un Giro zaferi, Alejandro Valverde’nin La Vuelta başarısı... Belçikalı Frank Vandenbroucke’nin 34 yaşında zamansız ölümü...
Unutulacaklar
Türkiye Bisiklet Turu’nda Daryl Impey’in (solda) düşüşü, Danilo di Luca’nın dopingi...

by Caner Eler