13 Nisan 2010 Salı

yunan devşirme hareketi

Kadınlar basketbolunda erkeklerde olduğu kadar başarılı değil Yunanlılar. Düzenli olarak Avrupa şampiyonalarına katılsalar da pek iç açıcı dereceler elde edemiyor Yunan kadın basketbolcular. Tabi geçtiğimiz yıl düzenlenen turnuvada aldıkları beşinciliği saymazsak.
Bu durumdan sıkılmış olmalılar ki erkek basketbolunda 1990’larda yaptıklarına benzer bir devşirme planını devreye sokmuşlar mı bilemem ama bu sezon Galatasaray formasıyla izlediğimiz Katie Douglas bu yaza Yunanistan Milli Takımı’nın formasını giyecek. Douglas’ın Yunan vatandaşlığına geçme hikayesi eşinden geliyor. Beş yıl önce Yunanistan’da basketbol oynarken tanıştığı basketbol menajeri Vasilis Giapalakis ile evlenen Douglas, beş yılın da geçmesinin ardından Yunan Milli Takımı’nda oynamaya hak kazandı.
Yunanistan Milli Takımı antrenörü Kostas Misas, Douglas’ın Evanthia Maltsi ile birlikte iyi işlere imza atabileceğini düşünüyor. Maltsi, Bourges, Zaragoza gibi takımlarından ardından WNBA yolunu tutan Yunanlıların en ünlü kadın basketbolcusu. Connecticut Sun ile WNBA’de oynayan Evanthia Maltsi, Anastasia Kostakis’in ardından WNBA’de forma giyen ikinci Yunan basketbolcu. Connecticut’ta bir yıl forma giyen Maltsi, bu tecrübenin ardından tekrar Avrupa’ya geri döndü. 29 yaşındaki basketbolcu, erkeklerin aksine, Yunanistan’ın kadın basketbolunda güçlü bir lige sahip olmadığından dolayı yurtdışında spor hayatını sürdürüyor. Evanthia Maltsi, 2009 Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda hem sayı kralı olmuş hem de turnuvanın “En değerli oyuncusu” seçilmişti.
Douglas ve Maltsi’nin yanı sıra Yunan Milli Takımı’nda WNBA tecrübesine sahip bir başka oyuncu da bulunuyor. Amerika asıllı Yunanlı Olga Chatzinikolaou da Yunan Milli Takımı’nın önemli isimlerinden biri.
Katie Douglas’ın Yunan Milli Takımı’nda neler yapacağını görmek için Eylül ayında Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenecek olan Dünya Şampiyonasını beklememiz gerekecek. Her ne kadar aynı grupta yer almasalar da grup maçlardan öteye geçilmesi halinde Rusyalı Becky Hammon ile Katie Douglaslı Yunanistan’ın eşleşmesini izlemek zevkli olacak gibi.

pit girişini es geçmeyelim...

Sözde Sinan (Kolat) ile birlikte keyifli yazılar yazacaktık Pit Girişi'nde. Fakat benim tembelliğimden dolayı Sinan tek başına çok iyi bir iş çıkararak motor sporları konusunda okunası bir bloga imza attı. Dünya Ralli Şampiyonası'nın İstanbul'u ziyaret edeceği haftasonu da pilotlara soru sorma fırsatını yakaladı. Eğer sizin de pilotlara soracağınız sorular varsa kaçırmayın Sinan'a iletin. Ben kendi adıma öyle yapacağım...

pistonların fiyatı düşmüş

NBA ve diğer Kuzey Amerika liglerinde en sevdiğim unsur denge. Bugün ligin en iyisi olmanız her daim en iyi olmanızı gerektirmiyor. Hatta iki yıl öncesinin en iyisi iki yıl sonra ligin en kötü takımlarından biri olabiliyor. Detroit Pistons da bu inişi yaşan takımlardan. Michiganlılar 2001’den bu yana ilk kez play-off bileti alamadılar.
Bununla da kalmadı Pistons’ın kötü geçen sezonu, 1980-81 sezonundan bu yana ilk defa 30 galibiyetin altında tamamladı normal sezonu Detroit.
Pistons yönetimi kötü geçen sezonun ardından gelecek yıl bilet fiyatlarının yüzde 10 ile yüzde 50 arasında indirileceğini açıkladı. Bu indirimin en önemli nedeni olarak ise Birleşik Devletler’in otomotiv merkezi olarak bilinen Michigan’ın ekonomik açıdan içerisinde bulunduğu zor koşullar. Sadece Michigan’ın ekonomik koşullarının değil Pistons’ın da bu sezonki performansının bu indirimde payı olduğu yadsınamaz bir gerçek.

hırvat futbolu sıkıntılı

Hırvat futbolu yetiştirdiği ve yurtdışına pazarladığı futbolcular açısından sıkıntı çekmese de Hırvatistan futbol ligi, Prva HNL zor günler geçiriyor. Şampiyonlukların Dinamo Zagreb ve Hajduk Split arasında paylaşıldığı Prva HNL’de seyircilerin maçlara olan ilgisi dikkat çeker oranda azalmış durumda. Son 10 yıldır 3 bin seyirci ortalaması ile oynanan lig maçlarına bu sezon ilgi gösterilmiyor. Ligin 24. haftasında oynanan sekiz maçın toplamında stadyumlara gelen seyirci sayısı 12 bin 150 oldu. Bu, maç başına 1517 taraftar anlamına geliyor. İki hafta önce oynanan lig maçlarında da tribünlere gelen toplam seyirci sayısı 12 bin 650’yi ancak bulabilmişti.
Haftanın en fazla ilgi çeken maçında Hajduk Split 4 bin kişiyi tribünlere çekmeyi başardı. Croatia Sesvete ile Inter Zaprešić arasında oynanan maçı ise sadece 150 kişi izledi.
Tribündeki sayılar açısından Hırvatistan komşuları Sırbistan ile karşılaştırıldığında daha fazla taraftar tribünlerde yer alıyor. Fakat Sırp futbolseverlerin, polisin maçlar sırasındaki tutumu nedeniyle bu sezon lig karşılaşmalarını boykot ettiği de bilinen bir gerçek. –Sırbistan’da lig maçlarının seyirci ortalaması 1370 –
Hırvatistan liginde takımlar arasında rekabetin olmadığı, Dinamo Zagreb ya da Hajduk Split’in hegemonyası devam ettiği sürece tribünlerin dolması da zor görünüyor.

12 Nisan 2010 Pazartesi

woods etkisi!

Tiger Woods’un Amerikan medyasının neden bir numaralı gündem maddesi olduğunu US Masters Turnuvası vesilesiyle bir kere daha anladık. Geçtiğimiz haftaki US Masters, Amerikan kablolu televizyon yayını tarihinde en fazla reyting alan golf etkinliği olmuş. Bloomberg’in –HT olmayanı -:)- verilerine göre turnuvayı yayımlayan ESPN, televizyon başına 4 milyon 940 bin kişiyi çekmiş. Bir önceki en fazla seyredilen golf etkinliği, 2008’deki US Open’mış. Tiger Woods ile Rocco Mediate arasındaki play off 4 milyon 760 bin kişiyi ekran başına toplamış.
US Masters’a ilişkin televizyon verileri bunlarla da sınırlı değil. Tiger Woods’un beş aylık aradan sonra oynadığı ilk turnuva, US Masters’ın ilk gününü Amerikan kablolu tv halkının yüzde dördü izlemiş. Bu rakam geçen yıla göre de yüzde 47’lik bir artışı ifade ediyor.
US Masters’ı Phil Mickerson kazansa da, Tiger Woods -dördüncü olsa da- sahip olduğu bu popülerliği ve skandallarıyla en azından reytinglerde golfü üst sıralarda tutmayı başaracak gibi.

ispanyollar para basıyor

İspanya Milli Takımı’nın saha içerisindeki başarıları İspanya Futbol Federasyonu’na nakit akışı olarak geri dönüyor. Dünya Kupası arifesinde federasyonunun imzaladığı sponsorluk anlaşması sayısı 17’i bulmuş durumda. Bu anlaşmalarla birlikte elde edilecek gelirin 27 milyon avroyu bulması bekleniyor.
İspanyol Milli Takımı’nın üç resmi sponsoru; Expert, Banesto ve Cespa, federasyonla 1 milyon 500 bin avro değerinde anlaşmalara imza attı. Bu üç resmi sponsordan gelecek toplam para da 4 milyon 500 bin avro. Bu sponsorluk anlaşmaları şirketler, sonucunda bizdekine benzer avantajlara – maç biletleri, reklam filmlerinde milli takım oyuncuların rol olması ve özel davetler- sahip oluyor. İspanyol Futbol Federasyonu üç resmi sponsorun yanı sıra dokuz adet de co-sponsora sahip. Bu sponsorlardan elde edilen gelir de 4 milyon 500 bin avro. Her co-sponsor 500 bin dolarlık bir ödeme de bulunuyor İspanyol Futbol Federasyonuna.
İspanyol Futbol Federasyonu yalnız sponsorlardan gelir elde etmiyor, yaptığı özel karşılaşmalarda da ceplerini dolduruyor. Her hazırlık maçı için İspanyol Futbol Federasyonu’nun kasasına 2 milyon avroya yakın meblağda bir para akıyor.
Bu gelirlerin karşılığında da İspanyol Futbol Federasyonu, Güney Afrika’daki Dünya Kupası’nın kazanılması halinde 23 kişilik kadroda yer alan futbolcuların ve teknik ekibin her birine 550 bin avroluk prim vaadinde bulunabiliyor. Bu da minimum 12 milyon avronun prim olarak dağıtılması anlamına geliyor.
İspanyol Futbol Federasyonu sponsorlardan ve yaptığı reklam anlaşmalarından bu parayı kazandığı için kimse “Nereden geliyor bu primin suyu ya da Vicente Del Bosque ne kadar para aliyor?” sorularıyla taciz etmiyor.

6 Nisan 2010 Salı

la liga'da grev kokusu

La Liga'da önümüzdeki hafta futbolcuların grev yaptığına şahit olursak şaşırmamak lazım. İspanyol Futbolcular Birliği, ilk dört ligdeki futbolcuların 16-19 Nisan tarihleri arasında greve gidebileceğini açıklamış. Grevin nedeni ise Hükümet Spor Konseyi, Futbol Federasyonu ve La Liga yönetimi arasında alt liglerde top koşturan futbolcuların ödenmeyen ücretleri konusunda anlaşmaya varamaması. Önümüzdeki haftaya kadar üç kurum arasındaki anlaşmazlık devam ederse Espanyol-Barcelona, Real Madrid-Valencia maçlarının olduğu haftasonu sahalar boş kalacak.
Söz konusu durumun son 20 yıl içerisindeki en kötü vaziyet olduğu ifade ediliyor. Yüzlerce futbolcunun bir yıldır maaşlarını alamadığı İspanya'da herşey güllük gülistanlık değilmiş...

internetten ne satın alınır?

1 Nisan 2010 Perşembe

fenerbahçe - kayserispor maç bileti -1

Bilet hadisesine tekrar başlıyoruz. Bu akşam ve yarın boyunca üç adet Fenerbahçe - Kayserispor maçı   Türk Telekom Tribünü bileti de veriyoruz.

Cevaplarınızı yorum kısmına bırakabilirsiniz. Elektronik posta ya da alternatif platformlardan vereceğiniz cevaplar geçersiz sayılacaktır. Yorum kısmına doğru cevabı bıraksanız dahi eğer telefon ya da elektronik posta bilginizi de cevapla birlikte yazmışsanız, verdiğiniz cevap geçersiz sayılacaktır. Daha önce bilet kazanan arkadaşlar soruyu doğru olarak bilseler dahi bilet kazanamayacaktır...

Fenerbahçe Acıbadem Kadın Voleybol Takımı Indesit Şampiyonlar Ligi Final-Four ilk maçında hangi takımla karşılaşacaktır? 


Sorunun cevabı Cannes. Soruyu doğru olarak cevaplayan daha önce bilet kazanmayan ilk kişi Lunatic oldu. kendisi telefonunu ve ismini bırakırsa bileti tarafına ulaştıracağız.

29 Mart 2010 Pazartesi

İkinci şans mı demiştik?

Son dönemde ikinci şans konusu sık sık gündeme gelmeye başladı. Haftasonu karşıma çıkan, bana göre ilginç hikayeyi, her nedense-sanki bir sürü insan bilmek istermiş gibi- paylaşmak istedim.
Kanada'nın üniversiteler arasındaki buz hokeyi finali, yani University Cup, bu sene de Thunder Bay'deki maçlarla tamamlandı. Ontario Eyaleti'nde, hacmi itibariyle dünyanın üçüncü büyük tatlısu gölü Lake Superior-ismi boşuna değil yani-yakınlarındaki bu şehirde, St. Mary’s Üniversitesi, Kanada’nın NCAA’i, yani CIS’ teki ilk buz hokeyi şampiyonluğunu kazandı.

Atlantik kıyısında, Nova Scotia eyaletindeki Halifax şehrinde kurulan bu köklü üniversite, daha önce sık sık futbol(Amerikan) takımıyla gündeme gelirdi.
70'le 73 arasında hokey finali oynayan ama hepsinde de Toronto'ya yenilmekten kurtulamayan Huskies, bu sefer Batı Konferansı şampiyonu Alberta Golden Bears'ı uzatmalarda gelen altın golle yendi.

Peki bunun ikinci şansla ne alakası var?

İkinci değil ki bir sürü şans geçmiş ellerine şampiyon olmak için ama ancak ulaşabilmişler?
Dikkati çeken hikâyenin başında Mike Danton duruyor. Ya da eski soyadıyla Mike Jefferson. Brompton doğumlu bu genç adam, Ontario Hokey Ligi’ ndeki başarılı performansından sonra 2000 NHL draftında New Jersey Devils tarafından seçilmiş, ancak takımın genel menajeri Lou Lamoriello’yla kavga edince St. Louis Blues'a yollanmıştı.

Stanley Kupası playoffunda mücadele veren Blues‘la ilk turda elenmenin üzüntüsünü yaşayan Danton, acaba hayatının kötü dönemlerinden birine başlayacağının farkında mıydı?
Danton, bu mağlubiyetten iki gün sonra, Nisan 2004’te tutuklandı. Mahkemeye göre suçu, cinayete azmettirmek’ti. Fakat söz konusu cinayet, Danton’ın bulduğu kiralık katil tarafından hiçbir zaman işlenmedi. Peki Danton’ın derdi neydi, bunu belki de sadece kendisin biliyor. Yıllarca genç adamın, kendisini bulup bir hokey oyuncusu olarak yetiştiren eski hocası ve menajeri Dave Frost’u öldürtmek istediğine inanıldı. Görünüşe göre Frost, Danton’ı tam anlamıyla ‘Danton’ yapan adamın ,yani onu ailesinden, ‘Jefferson’ olan soyadını değiştirtecek kadar uzaklaştıran kişinin ta kendisiydi. Kahramanımız yıllar sonra , Kanada merkezli bir medya kuruluşuna verdiği özel röportajda hedefin ‘biyolojik babası’ olduğunu söyleyecekti. “O günlerde kendimi kaybetmiştim, birine zarar vermek benim tarzım değil” diyecekti. Birleşik Devletlerdeki dava sonunda Danton, 7,5 yıl hapse mahkum edildi. Bu süre içerisinde Queen’s Üniversitesi’nden dersler alacak ve hiç de fena olmayan notlar getirecekti.

5 yılın sonunda Danton’ın istediği nakil işlemi gerçekleşti. Artık yurduna, Kanada’ya dönmüştü. Bu rica boşa değildi elbet. Danton kısa bir süre sonra, Kanada kanunlarından faydalanarak şartlı salıverildi. Yeniden hokey oynamak istediğini duyurdu, eski üniversite notlarının da tatmin edici olmasıyla onayı aldı. Artık o, bir Saint Mary’s üniversitesi öğrencisi ve takım arkadaşlarının da büyük desteğiyle, The Huskies’in hokey oyuncusuydu.
Ocak ayı sonunda ilk maçına çıkan Danton, final mücadelesinde gol kaydedemedi. Fakat yarı final niteliğindeki Manitoba maçında kaydettiği asisti, 36 seneden sonraki finalin kapılarını açtı Halifax’lılara.

Peki ya Alberta? Atlantik şampiyonlarına altın golle yenilen “U of A”, üniversite tarihinin en başarılı buz hokeyi programı olmakla kaldı. Normal sezonda Kanada’nın en iyisi olan bu okul için 2008’den sonraki ilk, toplamdaysa 14. Şampiyonluk hayalleriyse başka bahara.

by Uygar Karaca