grand slam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
grand slam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Nisan 2012 Çarşamba
Wimbledon'da Bu Yılki Para Ödülleri
Etiketler:
grand slam,
tenis,
wimbledon
6 Temmuz 2009 Pazartesi
en sonunda 15...
Etiketler:
ecnebi,
grand slam,
istatistik,
tenis
1 Haziran 2009 Pazartesi
roland garros'un ünlüleri
Etiketler:
ecnebi,
futbol,
grand slam,
roland garros,
tenis
29 Mayıs 2009 Cuma
roland garros'un fransızları
Roland Garros'un tribündeki ünlü konukları şimdilik spor dünyasından ibaret. NBA'de sezonu erken kapayan Ronny Turiaf ve Tony Parker'ın yanı sıra Fransa Milli Takımı teknik direktörü Raymond Domenech ve uzatmalı sevgilisi Estelle Denis de Roger Federer'in 4 sette kazandığı Jose Acasuso'yla oynadığı 2. tur maçında tribündeki yerlerini almışlardı.
Etiketler:
ecnebi,
grand slam,
roland garros,
tenis
26 Mayıs 2009 Salı
roland garros
1 Şubat 2009 Pazar
avustralya açık'ın yeni kralı

Roger Federer, Pete Sampras'a yetişmek için Mayıs ayını ve Paris'i bekleyecek artık. Rafael Nadal'ı da enerjisi için tebrik etmek gerek. 48 saat içerisinde 9 saat 30 dakika kortta kalıp, 10 setlik iki maçtan da galip ayrılmak kolay iş değildir, yapacak tenisçinin sayısı da 2-3'ü geçmez...
Blogun tenisçi yazarları C.E ile Rehavet'ten de bekliyoruz bir Avustralya Açık ve final değerlendirmesi. Üşenmeyin kardeşler, 2 satır yazın...
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
tenis
31 Ocak 2009 Cumartesi
14
Roger Federer'in yarın kazandığı takdirde Pete Sampras'ın 14 grand slam şampiyonluğu rekorunu egale edecek olması bütün turnuva, özellikle de geride kalan 3-4 gün içerisinde oldukça fazla yazılıp çizildi. Rekorun en azından yarın öğlene kadar tek başına sahibi konumundaki Pete Sampras, Federer'in henüz 27 yaşında olduğunu ve rekoru rahatlıkla 18-19 grand slam'e çıkarabileceğini söylemiş. Yalnız ben Sampras'ın bu rekoru kırarken bu kadar fazla tantana yapıldığını hatırlamıyorum. O zaman önemsizdi şimdi mi bu kadar önemli oldu...
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
istatistik,
tenis
pazar gündemi...
Herhalde çok sık karşılaştığımız birşey değil dünya üzerindeki önemli iki spor etkinliğinin aynı pazar gününe denk gelmesi. Son iki yıldır böyle. Önce sabah 10.30'da bizden 9 saat ileride, 10 bin kilometre ötedeki Güney Okyanusu kenarındaki Melbourne'de oynanacak olan Roger Federer- Rafael Nadal maçını izleyeceğiz kısmetse. Aradan 12 saat geçtikten sonra ise 7 saat geriden bizi takip eden, 10 bin kilometre ötedeki Meksika Körfezi kenarında yer alan Tampa'da oynanacak olan Super Bowl finali izlemeyi umacağız. Avustralya Açık'ın finalini Eurosport'tan seyretmemiz garanti, Super Bowl'un finali için bu kadar kesin konuşamıyoruz. Belki NTVSpor bir son dakika sürprizi yapar ve gece 01.00'de başlayacak maçı yayınlar. Öyle olmazsa geçen yıl ARD'den seyretmiştik, bu yıl da onlar yayınlarsa izleriz. Olmazsa başka kimler yayınlıyor ona bakarız. Geçen yılki kadar sürpriz bir Super Bowl bekliyorum. Steelers çok formda ama Cardinals ilk defa çıktığı Super Bowl'da da bir sürpriz yapar mı diyorum. Larry Fitzgerald son 3 maçtaki gibi oynarsa Cardinals bir ilke imza atabilir. Spors Illustrated her iki takımın da kazanması için sahip oldukları 5 faktörü yazmış, yazmakla da kalmamış yayımlanmış. Biz de Super Bowl sabahı yazarız SI'ın kurgularını. Güzel bir pazar bizi bekliyor sabahıyla, gecesiyle...
Fotoğraf: Michael Heiman/Getty Images
Etiketler:
amerikan futbolu,
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
super bowl,
tenis
nadal & federer
Etiketler:
avustralya açık,
grand slam,
istatistik,
tenis
30 Ocak 2009 Cuma
allah gözünü doyursun!
Avustralya Açık'ın bayanlardaki finalistleri belli oldu. Benim açımdan sevmediğim iki ismin bu finali oynayacak olması maçı anlamsız kılıyor. Dünkü çocuk Safina'nın finale çıkmasıyla bayan tenisinin ne kadar hızlı bir değişim geçirdiğini de bir kere daha anladım. Bizim çocukluğumuzda Gabriela Sabatini, Monica Seles, Conchita Martinez ve Arantxa Sánchez Vicario ve Steffi Graf ablaların isimlerini sayardık. 90'ların ikinci yarısında İspanyolların yerini alan Martina Hingis kardeşimiz ve parlayan ama sonra da batan Jennifer Capriati'yi izler olduk. Lindsay Davenport ise bir tenisçiden daha çok mürebbiyeyi andırıyordu. Zamanında uyuz olurduk ama şimdi "harbi tenisçiymişsin" derim kendisi için. 2000'lı yıllarda ise kim kimdir, ne nedir demek için 10 dakika harcamam gerekiyor. Belçikalılar, Ruslar havada uçuşan isimler benim için.
Bu kargaşa ortamında takdir edilesi isimlerdir Williams kardeşler. Her ne kadar Rehavet kardeşimizin tabiriyle manda kasa Mercedesleri andırsalar da 10 yıldır WTA turun içinde kendilerinden söz ettiriyorlar.
Venus de biraz düşüş olsa da Serena çoğu zaman Ruslar'ı alt etmeyi başarıyor. Yarın sabah kariyerinin 10. Grand Slam zaferini kazanmak için Rod Laver Arena'ya çıkacak olan Serana, bir rekora da imza attı. Avustralya'da kazanacağı minimum ödül de hesaba katıldığı zaman Serena Williams tüm zamanların en fazla para ödülü kazanan bayan sporcusu oldu. 1995'te başladığı profesyonel kariyeri boyunca 22 milyon 700 bin dolar para ödülü kazanan Serena, bu kategoride ilk sıraya yerleşti. Williamsların küçük olanı böylece Lindsay Davenport'u 500 bin dolar, golfçü Annika Sorenstam'ı da 150 bin dolar geride bırakmayı başardı.
Kariyerinin ilk para ödülünü 1995'te Kanada'da katıldığı bir turnuva da 240 dolarla kazanan Serena'ya; "Allah gözünü doyursun kızım!" diyoruz.
Etiketler:
avustralya açık,
grand slam,
istatistik,
tenis
29 Ocak 2009 Perşembe
rod laver arena'nın çatısı #2
"Oyun benim istediğim gibi gidiyordu. Kortun üstü açıkken çok iyi oynuyordum. Kortun üstünü niye kapattılar bir türlü anlamadım" Svetlana Kuznetsova'nın Serena Williams ile oynadığı, setlerde de 1-0 önde olduğu anda kortun kapatılması ile ara verilen ve daha sonra tekrar başlayan çeyrek final maçı sonrasındaki görüşü. (Kuznetsova maçı 2-1 kaybetti.)
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
tenis
rod laver arena'nın çatısı #1
"Kimse burada nasıl çalışacağını bilmiyor gibi. Hava sıcaklığı 40 dereceye ulaştığında çatıyı kapatmanız gerekir. Benim için gerçekten sürprizdi çünkü tahminler hava sıcaklığının bugün 41, yarın da 43 derece olacağını gösteriyordu. Ayın en sıcak haftasını yaşarken neden Rod Laver Arena'nın üstü kapatılmıyor." Elena Dementieva'nın Carla Suaraz Navarro'yu 2-0 yendiği çeyrek final maçının ardından Rod Laver Arena'nın üstünün kapatılmaması ile ilgili olarak organizasyopn komitesine yönelik yaptığı eleştiri.
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
tenis
28 Ocak 2009 Çarşamba
melbourne'un sıcakları



Bu kadar çok sporcunun sıcaktan rahatsızlandığını düşünürsek geride kalan 10 gün içerisinde seyircilerden zahiyat olmamasına sevinmek gerek Avustralta Açık'ta. Melbourne'de hava dayanılamayacak derecede sıcaklığa ulaştı. Öğlen 2'de termometre 41 dereceye gösterince şu sıralar hâlihazırda 3. seti oynanan Serena Williams ile Svetlana Kuznetsova arasındaki çeyrek final maçının yarısında Rod Laver Arena'nın üstü kapatıldı. Zaten kapatılmasa ya seyircilerden ya da Williams-Kuznetsova ikilisinden biri fenalık geçirecekti muhtemelen. Serena'nın kıyafeti sıcaklığın tenisçileri ne kadar etkilediğini göstermeye yetiyor. Bu maçı Djokovic başta olmak üzere sıcaktan fenalaşan tenisçiler izliyorsa organizasyon komitesine iyi küfür ediyordur kesin...
Etiketler:
avustralya açık,
grand slam,
tenis
27 Ocak 2009 Salı
ayılanlar, bayılanlar & sakatlananlar
Tuhaf bir Avustralya Açık geçiyor. Maçlarda mücadeleden çok hava sıcaklığının tenisçileri nasıl etkilediğini görüyoruz. Buna bir de sakatlıklar eklenince sürprizler beklediğimiz bir turnuva oldukça sıradanlaştı. Gael Monfils'in elinden sakatlanması, Novak Djokovic'in sıcaktan etkilenmesi -ki organizasyon komitesinin maç takvimini belirlerken yaptıkları yanlışların da bu durumun oluşmasında etkili olduğunu düşünüyorum (gece 3'te biten Baghdatis maçının ardından öğlen 3'e konulan Djokovic maçı gibi)- Erkeklerde iki Fransız Simon ve Tsongo'nun ekstra performansı ile Nadal'ı devre dışı bırakmaları tekdüze bir finalden kurtarır bizi. Andy Roddick'in Roger Federer karşısında çok da fazla şansı olduğunu düşünmüyorum. Hele ki bugünkü del Potro maçını seyrettikten sonra. İsviçreli turnuvanın başındaki durgunluğunu 2 vites arttırarak geride bırakmış görünüyor.Bayanlarda kimin finalist olacağını söylemek pek de mümkün değil. Safina'nın finale çıkmaması en büyük dileğim. Önüne düşen, içeride olan bir topun çizgi hakemi tarafından yanlış karar verirerek dışarıda ilan edilmesine kayıtsız kalarak "spor etiği" açısından sınıfta kalmıştır bu Tatar kızı. Jelena Dokic biraz daha dikkatli olabilse ve ilk servislerini daha etkili atsa kendisini son dörttr görmemiz mümkün olacaktı. Avustralya Açık'ın çekirgesi Safina'nın da yarı finalde Vera Zvonareva'ya karşı hüsrana uğraması sevindirecektir bizi. Gerçi Zvonareva da Marion Bartoli'nin sıcaktan etkilenmesiyle oldukça kolay bir maç kazandı. Ana tablonun diğer tarafında Elena Dementieva herkesi ezip geçecek gibi. Oradan Serena ile Dementieva yarı finali oynar gibi geliyor ama Dokic'ten sonra turnuvanın iki numaralı sürprizi Carla Suarez Navarro'nun geçen yılki Roland Garros çeyrek finalinden daha büyük bir başarıya ulaşması pekala mümkündür.
Çeyrek final neticelerini yarın ayrı bir postla değerlendirir, ne kadar yanıldık ne kadar doğru yazdık görürüz.
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
tenis
25 Ocak 2009 Pazar
melbourne'ün fransızları
Avustralya Açık Fransız raketler, daha doğrusu erkek raketler için fena geçmiyor. Son 16'ya üç tane Fransız kaldı. Gerçi bahtsızlık mı demek gerek bilemiyorum ama hepsinin de ana tablonun üst tarafında olması finalde kadar birbirleriyle eşleşmeleri anlamına geliyor en iyi ihtimalle. Ki çeyrek finale kalmak için Gael Monfils ile Gilles Simon birbirleriyle oynayacaklar. Bu ikiliden kazananı, çeyrek finalde bir sürpriz olmazsa Rafael Nadal bekleyecek. Geçen yılın finalisti Jo-Wilffried Tsongo ise James Blake'i eleyerek sezonun en formda ise Andy Murray'e -tabi bir sürprize kurban gitmezse İskoç- rakip olacak. Grand Slamlar tarihine bakıldığında Fransız raketler kupa kaldırmaya yıllardır hasret olduğu orata çıkıyor. Melbourne'de en son kazanan Fransız Jean Borotra bu başarıyı elde ettiğinde takvim yaprağı 1928 yılını gösteriyormuş. O yıl bir başka Fransız Henri Cochet'e de Amerika Açık'a kazanmış. Ki o tarihten bu yana Amerika Açık'ı kazanan bir Fransız yok. Wimbledon'da ise şampiyon olan son Fransız Yvan Petro. 1946'da Avustralyalı Geoff Brown'u yenen Petro'nun ardından final gören Fransız da olmamış. Bir Fransız raketin kazandığı en son Grand Slam Roland Garros. Yannick Noah 1983'te evindeki turnuvayı kazanarak tarihe geçmeyi de başarmış 37 yıl sonra Grand Slam kazanan ilk Fransız olarak.
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
tenis
tenis seyircisi!
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
tenis
pazar günü & avustralya açık mesaisi
Kendi kendime "yılda 1 kere seyretme şansımız var geride kalan 50 haftadaki pazar günlerinde acısını çıkartırsın" diyerek hava ağırmadan kalktık ve Eurosport'un başına kurulduk ki iyiki de kurulmuşuz. Avustralya Açık grand slamler içerisinde Roland Garros ile birlikte tuttuğum iki turnuvadan biridir. Her daim sürprize açıktır, favorilere güle güle diyebilecek isimler çıkartır bu turnuva. Bu yıl da değişen birşey yok. Gerçi biz Andy Murray'in 70 yıllık bahtsızlığı kırması bekliyoruz lâkin bir sürpriz şampiyona da itirazımız olmaz. Bu yıl da bizi sürprizlerin beklediğine inanıyorum en azından bugün oynanan maçlar sürprizler olur dedirtti. Günün en sevindirici gelişmesi küllerinden doğmaya çalışan Jelena Dokic'in çeyrek finale yükselmesiydi. Merak edenler için Flying Dutchman'in geçen haftaki postunu öneririz Dokic hakkındaki. 2003'te dünyanın en iyi 4 bayan tenisçisinden biri olan Avustralyalı/Sırp raketin 3 yılda yaşadığı çöküşle dünya sıralamasında 600'lü sıraladığını hatırlatmak gerek bu turnuvada elde ettiği başarının önemi için.
Evet Jelena, Alisa Kleybanova'yı geçti ve 5 yıl sonra ilk kez bir grand slam'de son 8 kalmayı başardı. Bu, aynı zamanda onu sıralamada ilk 100'e de taşıdı. Sezon sonuna kadar ilk 15'e girmeyi hedeflediğini söyledi kendisi maç sonunda. Bu performansını sürdürebilirse beklediğine daha çabuk ulaşabilir. Kleybanova için çok da üzülmedim, henüz 19 yaşında ve muhtemelen onun adını daha sık telaffuz edeceğiz ilerleyen yıllarda.
Pazar gününün mucizelerinden biri Jelena Dokic ise bir diğeri de Dinara Safina'ydı. Alize Cornet karşısından 3. sette 5-3 yenik durumdayken 40-15 geriye düşmesine karşın iki kere maç puanını çevirmeyi başardı genç Tatar. Ardından da arka arkaya 4 set birden kazanmayı bildi. Cornet maç sonunda büyük bir şok yaşıyordu ki haklıydı yaşadığı şokta. Eline gelen maçı nasıl olduğunu anlamadan kaybetmişti.
Erkeklerde, bayanlardaki kadar olmasa da bir sağlam geri dönüşü de Roger Federer yaptı. Çek Tomas Berdych karşısında 2-0 geri düştü, üstelik oyundan da kopmak üzereydi ama boşu boşuna 13 Grand Slam kazanmamış bu adam dedirtti İsviçreli ve çeyrek finale çıktı zorda olsa.
Melbournelüler için keyifli bir pazar günü geride kaldı hatta pazartesi gününü yaşamaktalar. Şu sıralar Melbourne'de saatler gece 1'i gösteriyor. Lâkin Rod Laver Arena'da Djokovic ile Baghdatis arasındaki maç devam ediyor. Bu maçı izleyip de sabah işe gidecek Melbournelüler'i de takdir etmek gerek. Gerçi böyle eğlenceli bir gecenin ardından da yeni haftaya başlamak ayrı bir keyif olsa gerek.
Fotoğraf: Lucas Dawson/Getty Images
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
tenis
23 Ocak 2009 Cuma
bir gece vakti melbourne
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
tenis
22 Ocak 2009 Perşembe
obama melbourne'de!
Barack Obama'nın rüzgarı Melbourne'e kadar ulaşmış. Flavia Pennetta ile Jessica Moore arasında Margaret Court Arena'da oynanan 2. tur maçında seyircilerden bir bölümü ABD'nin yeni Başkanına göndermede bulunmayı ihmal etmemiş.
Fotoğraf: TORSTEN BLACKWOOD/AFP/Getty Images
Etiketler:
avustralya açık,
ecnebi,
grand slam,
politika,
tenis
19 Ocak 2009 Pazartesi
avst. açık: kızlar kızlar gelem mi?
Turnuvanın açılış maçına dakikalar kala, Avustralya Açık tahminlerime kızlarla başlamak isterim. Girişi şurada yapmış, blogumuzun kurucusu ulu sporsever Taha ise konuya şuracıkta dahil olmuştu.
Öncelikle, bahisçilerin şampiyonluğuna 1'e 20 civarında para verdiği sürpriz şampiyonluk adayımı söyleyeyim. Danimarka Krallığı'ndaki çürümeyen az sayıda şeyden biri olan, genç kardeşimiz Carolina Wozniacki'den (resimdeki kızımız) söz ediyorum. Ben bu Carolina'nın yalnızca birkaç maçını seyrettim ayıptır söylemesi, gelin görün ki istikrarlı performansını ve Tarık Daşgün'ünkini andırmayan yükselişini uzun zamandır takip ediyorum. Şansı yaver giderse, Yunanistan'ın Avrupa şampiyonu, Güney Kore'nin dünya dördüncüsü olabildiği şu ölümlü dünyada bizim Carolina'nın şampiyon olması da kimseyi şaşırtmaz. Pek acar bir backhandi var ve maşallah tavşan gibi sekiyor kortun dört bir yanında, ihtiyar ablalarını fena yoracak. İddaa yorumcusu jargonuyla söyleyeyim: Geniş kuponlar için düşünülebilir.
Şimdi WTA dünya sıralamasında listenin tepesini parselleyen kızlarımıza tek tek bakalım, ileri geri konuşalım haklarında:
1. Yelena Yankoviç:
Kendi uydurduğu atasözleriyle tarihe geçmeyi uman bir büyüğümüzün deyişiyle, sonu 'oviç' olduktan sonra hepsi Yugoslavdır bize. İşte bu Yugoslav kızımız zerre Grand Slam kazanmadan listenin tepesine çıkarak önemli bir işi başardı zaten. Ayrıca güzel de kura çekti haspa, finale kadar belalısı olan Williams kardeşlerden biriyle karşılaşmayacak. Gel gör ki, geri çizginin iki metre gerisinden sağa solla salladığı toplarla maç kazanıp şampiyon olacaksa, file kavramıyla yegane rabıtası mini eteğinin altına giydiği çorap vasıtasıyla olacaksa Yankoviç başarısız olmaya devam etsin derim ben.
Netice: En fazla yarı final görür.
2. Serena Wilyıms:
Serena işin sırrını çözdü. Yıl boyunca Afgan tazısı gibi turnuvadan turnuvaya koşturmaktansa, birkaç sene önce bir ara verip, zevksizlik konusunda Uygur Kardeşler'i bile kıskandıracak dizaynlarıyla moda işine falan girip kafayı dağıttı ve yenilenerek geri döndü. Görünüş itibarıyla manda kasa Mersedesleri andıran bu bayan, kortta nasıl öyle oynaklaşıyor, sağdan sola nasıl seyirtiyor şaşıyorum. Gücü kuvveti de yerinde maşallah, tek sorunu istikrar. Canı isterse dağıtır.
Netice: Son Grand Slam turnuvasının galibinden söz ediyoruz arkadaş, az biraz ilerleyeceği muhakkak. Yarı finalde ablasına takılır. (Eminim Venüs evde bulaşıkları yıkıyordur, bu da sağda solda sürtüyordur aşağıdaki fotoğrafın çekildiği yıllarda.)
3. Dinara Safina:Ağabeyi gibi sağı solu hiç belli olmayan Tatar kızının ilk WTA zaferini kendi gözlerimle gördüm, kendi ellerimle alkışladım. Ama hiçbir zaman güvenemem kendisine. âlemde kaç tenisçi var ki ilk setini 6-0 verdiği maçın kalan setlerini 6-1 ve 6-0 alarak maç kazansın. Rus tenisinin Hasan Şaş'a cevabı.
Netice: Öyle bir tenisçi ki bu canı isterse şampiyon bile olabilir. Türk milli takımı gibi.
4. Elena Dementiyeva:
Sevgili Elena,
Yıllar yılı senin için, 'yok servisi çok kötü, yok istikrarsız, yok efendim saçları röfleliymiş, yok şöyle, yok böyle' dediler. Ama sen yılmadın, bunlara kulak asmadın, tıpkı Genç Semih gibi kendini küllerinden yarattın. Sıkıcı ve savunmacı oyun stiline rağmen, sen Olimpiyat şampiyonu olunca evimizde bir bayram havası oluştu, annem ve ağabeyimle birlikte evin salonunda delicesine halay çektik. Yaklaşan Avustralya Açık'ta da aynı sıkıcı ve bıktırıcı çapraz kort forehandlerinle çeyrek finale kadar çıkacağını ve sonra Venüs'e kaybedeceğini biliyor, tenis hayatında sana başarılar diliyoruz.
Öptüm.
Netice: Yukarıda var.
5. Ana İvanoviç: Erkek dergilerinin kapağında görünmeye başlamışsa bir kadın sporcu, ondan umudu keseceksin. Ana'nın bundan sonra varıp varabileceği yer, bundan bir beş sene sonra Sırp devlet televizyonunda pilates programı yapıp, ara sıra da birinci turunda, dünya sıralamasında 376. sırada yer alan Özbekistanlı bir tenisçiye kaybedeceği dandik turnuvalarda boy göstermektir. (Bir zamanlar Anastasia Myskina vardı kortlarda fırtına gibi esen, çıplak pozlarından sonra ne oldu bu ablamıza sorarım size İvanoviç hayranları.)
Netice: Çeyrek finali görürse öpsün başına koysun. Biz de koyarız. Başımıza...
6. Venüs Wilyıms
Venüs'ü severim arkadaş. Nasıl ki zamanında Dunga'yı, şimdilerde Xavi'yi ya da Larry Richard'ı ya da ne bileyim Justine Henin'i çok sevmişsem. Efendi gibi sporunu yapar. Kort dışında fazla görünmez, maymunluk yapmaz. Mücadelenin, hırsın, asla pes etmemenin sembolüdür. Ayrıca oynadığı tenis de gayet varyetelidir, öyle çizgi gerisinden orta yere top sallayıp rakibinin hata yapmasını bekleyen mıymıntılara benzemez. Yakın zamanda bir turnuvada Yankoviç'i hacamat edişini izledim ve kararımı verdim.
Netice: Wozniacki sürprizi gerçekleşmeze, Venüs şampiyon olur.
7. Vera Zuvonareva
Hem Nazım Hikmet'in şiirinden, hem Pink Floyd'un şarkısından, hem de okuduğum Rus romanlarından Vera ismine karşı bir sempatim vardır. Bu ablaya yönelik başka söyleyecek bir şeyim de yoktur. Hep ilk 10'da olacak ama hiçbir zaman Grand Slam kazanamayacak bir isimmiş gibi gelir bana. Tenis kortlarının AZ Alkmaar'ı.
Netice: Çeyrek final diyelim.
8. Svetlana Kuznetsova
Adı güzel Svetlana hâlâ 2004'te kazandığı Amerika Açık'ın kaymağını yiyor, Afyon kaymağıymış mübarek yala yala bitmedi dolaptaki pekmez misali. Daha ne kadar gider bilemem ama o cüssesiyle korta çıktığında bütün Melbourne zangırdayacakmış gibi gelir bana. Serena'yla ikisi karşılaşırsa, çevredeki apartmanlar boşaltılacakmış diyorlar.
Netice: Çeyrek göremeden Radwanska'ya elenecek.
9. Mariya Şarapova
Şarapçıoğulları'ndan Mariya da, Ana'yla aynı yolun yolcusu. Hatta daha ziyade vatandaşı Anna Kurnikova'yı hatırlatıyor. Teniste onun kadar başarısız değil ama bu sakatlık hikâyeleri böyle giderse; Mariya ileride tenisi bırakır ve onunla tek bağlantımız, Milliyet'in web sitesinde göreceğimiz "Ünlü tenisçi fena yakalandı" ya da "Eski sporcu AGD oldu" gibi başlıklardan ibaret olur gibime geliyor. O zaman da şimdi yaptığımız gibi seksi fotoğraflarına tıklar, torunlarımıza da, "Bir zamanlar tenis kortlarını orgazm çığlıklarıyla inleten Rus bir sporcu vardı, sonradan AGD olup Çin 2. ligine kadar düştü evladım," diye anlatırız. (Aşağıya koydum bi tane seksi fotoğraf, geleneği bozmayalım.)
Netice: Sakat, katılmıyor.
10. Agniyezka Radvanska
Ben olsam bu isimle diplomat falan olur, Polonya'yı Birleşmiş Milletler'de ya da Danone Kupası'nda falan temsil ederdim. Radvanska iyi tenisçidir. Suratı asıktır, işini iyi yapar, yenince kemik bulmuş köpek gibi sağa sola saldırmaz, yenilince efendi gibi 'kaderimiz buymuş' deyip kenara çekilir. Şimdilik umut vaat eden bir arkadaş konumunda. Ama sabık Real Madrid başkanı Calderon'un Guti için, "Adam 30 yaşına bastı, hâlâ umut vaat eden topçu diye geçiniyor," dediğini de hatırlatayım.
Netice: Çeyrek final iyidir.
NETİCE:
Şu halde kıymetli tenisseverler, tahminlerimiz şu şekildir:
Yarı Final:
Jankovic - Wozniacki
V.Williams - S.Williams
Final:
V.Williams - Wozniacki
Şampiyonu da söylemeyeyim artık, bana kalsın. Geniş kuponlarda bulundurur, gerektiğinde bozdurup harcarsınız.
Etiketler:
avustralya açık,
grand slam,
tenis,
wta
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








