23 Aralık 2009 Çarşamba

del potro / messi

Sporseverlere Messi mi yoksa Del Potro mu daha başarılı diye sorsanız cevapların yüzde 90'ı Messi olur herhalde.
Tabi bu soruyu Arjantin'de sormamak gerek. Arjantinli spor yazarları derneği 2009 yılının sporcusunu seçmek için yaptıkları oylamada ilk sırayı Del Potro'ya vermişler. Tamam Amerika Açık'ı kazanmak zor bir şey ancak sezonu 6 kupa ile tamamlayıp Fifa ve Altın Top ödüllerini kazandıktan sonra ülkesinde ikinci sıraya atılmakta ilginç bir şey.
Messi'nin Arjantin Milli takımında ki performanslarının tartışıldığını biliyoruz. Son olarak Barcelona'nın Kulüplerarası Dünya Kupası finalinde Estudiantes'i yenmesi de Messi'nin ülkesindeki imajını zedeleyen unsurlardan birisi oldu.
Arjantinliler de cezayı bu şekilde kestiler.

fildisi tam kadro angola'da


Dünya Kupası'nın yapılacağı yıla Afrika Uluslar Kupası konulunca Dünya Kupası'nda yer alacak Afrika takımlarını en güçlü kadrolarıyla izleme şansına sahip olacağız. Avrupa takımları homurdansa da dünya kupası'nda kesik yemek istemeyen futbolcular Angola'nın yolunu tutacak.
Bu yılki Afrika Uluslar Kupası'nın en büyük favorilerinden biri Fildişi Sahili. Bosnalı teknik adam Vahid Halilhodzic, disiplin sorunları nedeniyle çağırmadığı Sevillalı Romanic dışında tam kadro Cabinda'ya getiriyor takımı. Açıklanan 23 kişilik kadroda ASEC'de oynayan kaleci Vincent De Paul Angban dışındaki bütün futbolcular yurtdışında koşturuyor.
Halilhodzic'i en çok forvet hattındaki tercihler zorlayacak. Drogba'nın yanına kimi koyacağı konusunda ciddi ciddi düşünmesi gerekecek. Galatasaraylı Keita, Salomon Kolou ve Gervinho üçlüsünden Lille futbolcu birz daha ön plana çıkıyor. Gerçi bana kalsa Bakari Kone'yi koyarım Drogba'nın yanına.
Bakalım Halilhodzic ne tür bir formül ile hücum hattındaki madeni doğru kullanacak...

Kaleciler: Boubacar Barry (Lokeren), Aristide Zogbo (Maccabi Netanya), Vincent De Paul Angban (ASEC)

Defans: Kolo Toure (Manchester City), Emmanuel Eboue (Arsenal), Guy Demel (SV Hamburg), Souleman Bamba (Hibernian), Benjamin Angoua Brou (Kispest Honved), Arthur Boka (VfB Stuttgart), Abdoulaye Meite (West Bromwich Albion), Siaka Tiene (Valenciennes)

Orta saha: Yaya Toure (Barcelona), Didier Zokora (Sevilla), Emmanuel Kouamatien Kone (International Curtea of Arges), Cheik Ismael Tiote (FC Twente), Emerse Fae (Nice), Jean-Jacques Gosso Gosso (AS Monaco)

Forvet: Didier Drogba (Chelsea), Salomon Kalou (Chelsea), Bakari Kone (Marseille), Kader Keita (Galatasaray), Aruna Dindane (Portsmouth), Gervais Yao Kouassi "Gervinho" (Lille).

22 Aralık 2009 Salı

lille kimdir? nedir?


Biraz geç oldu ama yinede yararlı olacağını düşünüyorum. UEFA Avrupa Ligi kura çekimi sonrasında herkes Liverpool'dan bahseder oldu ancak ilk olarak Lille engelini aşmak gerekir.
Türk basınında ortak kanı Lille takımının Fenerbahçe seviyesinde olmadığı ancak uyarmak gerekir beklenmedik taş baş yarar.
Lille neyin nesidir biz Fransa'da sadece Lyon, Marsilya, PSG ve Bordeaux tanırım diyenler için mütevazı bir analiz:
Lille Fransa Ligi'nin en formda takımı (Fransa ile Türkiye ligleri arasında ne fark var diyenler için Lyon ile Bordeaux'nun bizim hiçbir takımımızın bulunmadığı Şampiyonlar liginde yollarına devam ettiklerini hatırlatırım).
Lille 33 golle Fransa Ligi'nin en çok gol atan takımı (Fransa Liginde gol mü atılıyor ki diyenler için Fransa Liginde maç başına gol ortalamasının 2,45 olduğunu hatırlatırım)
En tehlikeli oyuncuları Gervinho (o kimdir yaw diyenler için Fildişi Sahili futbolcunun Belçika'dan geldiğini henüz 22 yaşında olduğunu ve sezon başında isminin Arsenal ile anıldığını hatırlatalım)
Gervinho'nun yanısıra Frau, Landreau, Mavuba, Hazard, Rami gibi milli takım seviyelerinde oyuncuları bulunduğunu hatırlatıyorum...
Son olarak Lille takımının fizik gücü yüksek ve iyi pas yapan bir takım olduğunu da ekleyelim...
ve hayırlı olsun diyelim :)

Mancini... Man. City


Manchester City Mancini ile anlaştı... Bunu herkes biliyor, ama işin ilginç tarafı sportif başarısızlık nedeniyle teknik direktörüyle yollarını ayıran Manchester City yönetiminin transfere doymamış olması.
Bugün Daily Telegraph gazetesinde çıkan haberde Manchester ekibinin Ocak ayındaki transfer dönemi için 112 milyon euro ayırdığı iddia edildi. Bu sezon Premier League'de transfer için en çok para harcayan City'nin demek ki tek sorunu Mark Hughes değildi.
Suleyman Al Fahim ve arkadaşları takımdan da memnun değiller ki ufak çaplı bir takım kuracak kadar para ayırmışlar ara transfere.
Bakalım Ocak ayı ne tür sürprizler bizleri bekliyor.

20 Aralık 2009 Pazar

her yerde kar var...


Stockport'tan Floransa'ya, San Sebastian'dan Liege'e Avrupa futbolu kar yağışının muhalefetine takılmış durumda...

19 Aralık 2009 Cumartesi

rekor kutlaması


César Cielo Filho belki de Brezilya'nın yüzme tarihindeki en başarılı ismi. Sadece yüzme tarihindeki değil, bireysel sporlar içerisinde de Brezilya spor tarihinde yer alacak. En son dün São Paulo'da, 50 metre serbestte Frederick Bousquet'nin Nisan ayında Montpellier'de 20.94'lük rekorunu 20.91'e çekmeyi başardı.
Cielo için rüya gibi iki yıl geride kalmak üzere. Pekin'de olimpiyat rekoru kırarak 50 metre'de altını kazanmış, 100 metre'de ise bronzla yetinmişti.
Bu yıl Roma'da hem 50 hem de 100 metrede dünya şampiyonu oldu Brezilyalı. Üstelik 100 metre'de dünya rekorunu, 50 metre'de de şampiyona rekorunu eline geçirmişti.
César Cielo Filho'nun dört yıl boyunca Auburn tedrisatından geçtiğini de unutmamak lazım.
Brezilyalı yılı hem 50 hem de 100 metrede dünya şampiyonu olmasının yanı sıra dünya rekorlarının sahibi olarak da kapatıyor. Kulübü Pinheiros César Cielo Filho'nun bu başarısını kulübün duvarına bir plaket asarak kutladı. Zaten kendisi de bu yılın hayatında unutamayacağı sene olduğunu söyledi 50 metrede dünya rekorunu kırmasının ardından...
Ocak ayından itibaren teknolojik mayoların yarışlarda kullanılmayacak olması Brezilyalı yüzücünün rekorlarının uzun bir süre kırılamayacağı anlamına gelebilir....

güney afrika yolları tuzlu!


Güney Afrika yolculuk için hem ters hem de masraflı bir yer. Futbolseverin dünya kupasını izlewyebilmesi için cebinde sağlam miktarda parayı çıkarması gerekecek maç biletleri dışında.
Arjantin'de Güney Afrika yolcuğu için bir sivil toplum örgütü kuruluyor. Fikrin babası resimdeki işadamı Marcelo Malla adındaki iş adamı. Kurulacak sivil toplum örgütü aracılığıyla yardım toplanacak. Ve böylece Arjantinli taraftarların Güney Afrika'ya takımlarını desteklemek için gerekli para tedarik edilmniş olacak. Planın ne kadar işeleyeceğini görebilmek için Haziran ayını beklemek gerekecek.

yeni zelandalıların güney afrika keyfi

Kendileri de bekleniyordu dünya kupasına katılmayı Yeni Zelandalıların. Bahreyn'i elemeleri yılın en önemli spor olayı olarak kabul ediliyor ülkede. Adamlar gerçekçiler, dünya kupasında üç grup maçı sonunda veda edecekleri biliyorlar. O nedenle Güney Afrika gezilerinin eğlenceli geçmesi istiyorlar olsa gerek. Ne de olsa bir daha dünya kupasına ne zaman katılacakları belli değil.

Slovakya, Paraguay ve İtalya ile grup maçlarında karşılaşacak olan Okyanusya temsilcisi Güney Afrika'da kalacakları yer olarak Johannesburg Havaalanına 10 dakika uzaklıkta altı yıldızlı bir butik oteli seçmiş.
9 ayrı evden oluşan butikte her evin kendi yüzme havuzu bulunuyor. Ayrıca tesis içerisinde de bir golf sahası ile oyun parkı da var. Yeni Zelandalılar için altı yıldızlı butik otelin tek eksikliği antrenman sahasının bulunmaması.
Fakat bu durum Yeni Zelandalıları rahatsız etmemiş. Yeni Zelanda Futbol Federasyonu Başkanı Frank van Hattum, yardımcı antrenör Brian Turner ve menajer Alex Chiet tesis hakkında olumlu izlenim edinmişler.
Okyanusyalı futbolcuların saha içerisinden mutlu ayrılmayacakları kesin gibi fakat saha dışında oldukça keyifli anlar geçirecekler Güney Afrika'daki dünya kupası boyunca.


partizan'ın yeni yıldızı aleks maric

Partizan'ın her sezon Avrupa basketboluna bir uzun armağanı bu yıl da devam ediyor. İki sezon önce Pekovic, geçtiğimiz sezon da Veličković parlamıştı Euroleague performansları ile. Her ikisi de harika geçen sezonların ardından Avrupa'nın büyük kulüplerinin yolunu tuttu.
Partizan'ın bu sezon parlattığı isim ise Aleks Maric. Avustralyalı\Sırp pivot, Pekovic ve Veličković kadar genç değil, 25'inde. Fakat Avrupa basketbolunun ilgisini Euroleague'de oynamaya başlayınca çekti. Bu sezon iki defa haftanın oyuncusu seçildi Euroleague'de. Ki bunlardan birinde Efes Pilsen'e karşı sergilemiş olduğu 34 sayı ve 16 ribaundluk performansla haftanın oyuncusu seçilmesini sağladı.
Alesk Maric'in ilginc bir hikayesi var. Ailesi 1970'lerde Avustralya'ya yerleştiği için o da Sydney'de doğmuş. Neredeyse her Avustralyalı sporcu gibi spora spor enstitüsünde başlamış. Australian Institute of Sport'un ardından lise öğrenimi için Birleşik Devletler'e gitmiş. Daha sonra Nebraska Üniversite'sinde 4 yıl oynadıktan sonra İspanya'ya gelmeye karar vermiş. Üniversite performansı hiç de fena değildi. hem 2007'de hem de 2008'de Big 12'in en iyi ikinci beşine seçildi. Kansas State'e 41 sayı, Missouri'e karşı 31 sayı-19 ribaund, Iowa State'e 36 sayı-12 ribaundluk performanslar gösterdi. Fakat atletik özelliklerinin çok çok sınırlı olması nedeniyle NBA şansı söz konusu olamadı Maric'in.

ACB'de de kötü bir sezon geçirdi. Granada'da çok fazla süre bulamadı. Coach Trifón Poch onu 12 dakika ortalama ile oynatınca istatistikleri de göz doldurmadı doğal olarak.
Sezon başında Partizan'dan gelen teklifi değerlendirdi ve doğru bir iş yaptı. İspanya'da aldığının neredeyse 2.5 katı kadar bir süre alıyor Maric. Bunun sonucunda da Euroleague'de yüzde 72 2'lik yüzdesiyle 18 sayı 10 ribaund ortalamaları ile oynuyor. Maric'in bu performansına şaşırmamak lazım. Basketbolun daha teknik oynandığı Avrupa basketbolunda yüzü dönük şutu olan, her iki elini de kullanabilen bir pivotun iş yapmaması çok zor kendisi istemediği sürece.
Aleks Maric Europleague'de normal sezonun 8 haftası geride kalırken en değerli oyuncu sıralamasında birinci, sayı ve ribaund kategorilerinde de ikinci sırada. Avustralyalı/Sırp oyuncunun bu performansında Duško Vujošević'in de hakkını yememek lazım.

Maric'in bu olağanüstü performansı farklı bir konuyu da gündeme getiriyor. Partizanlı basketbolcu hem Avustralya hem de Sırbistan vatandaşı. Hatta Avustralya'nın şampiyon olduğu 2003 yılındaki FIBA 19 Yaşaltı Dünya Şampiyonası'ndaki kadroda yer alan isimlerden biriydi. 2005'teki 21 Yaşaltı Dünya Şampiyonası'nda da Avustralya Milli Takımı'nda yer alıyordu.
Normal koşullarda Avustralya Milli Takımı'nda oynaması bekleniyor Maric'in. Fakat bu haftaiçi Sırbıstan antrenörü Dusan İvkovic, Maric gibi kaliteli bir oyuncunun Sırbistan Milli takımı'nda yer almasını her antrenörün isteyeceğini belirtti. Ardından Sırbistan Basketbol Federasyonu Başkanı Dragan Kapicic de bu konuyla ilgili olarak Avustralyalılar ile görüşeceklerini söyledi.
Avustralya cephesinde ise Maric'in İstanbul'da milli takım forması giyeceğinden emin olduğu açıklaması yapıldı. Partizanlı basketbolcunun tercihinin ne olacağı şimdilik belli değil. Avustralyalıların, Maric'in kendilerine milli takımda yer alacağını söylediğine dair açıklamaları olsa da.
Son 6 aydır Belgrad'da yaşayan ve Vlade Divac'a olan hayranlığı nedeniyle 21 numaralı formayı giyen bir basketbolcuya Sırbistan Mill Takımı'nda oynaması için teklif yapıldığında bu teklifi reddetmesi oldukça zor görünüyor.
Ki Neven Subotić ve Milorad Čavić gibi örnekleri de unutmamak gerekiyor. Aleks Maric'in Sırbistan adına oynamak istediğini belirtmesi halinde bile Avustralya'nın bunun için izin vermesi gerekiyor. Aksi takdirde Maric'in Sırbistan forması giymesi mümkün değil. Postu sonlandırırken hatırlatmakta fayda var Türkiye'deki Dünya Şampiyonası'nda Sırbistan ile Avustralya aynı grupta mücadele edecek.